23) Atların Evrimindeki Ara Geçiş Türleri
Hyracotherium: Günümüzden 60 milyon yıl kadar önce evrimleşmiş bu cinsin, 45 milyon yıl öncesine kadar hayatta kaldığı bilinmektedir. Günümüzdeki köpeklerin boyutunda olan bu türün en ilkin at türü olduğu bilinmektedir. Genellikle 60 santimetre uzunluğuna sahip bu ufak türün ön tarafta dört toynaklı ayakları, arka tarafta ise 3 toynaklı ayakları olduğu bilinmektedir. Tıpkı köpeklerdeki gibi bir ayak altı patisi bulunmaktadır. Oldukça küçük ve kısa bir yüze sahiptir. Kafatası uzun ve 44 dişe ev sahipliği yapmaktadır. Bu türün sadece atlara giden evrimde değil, gergedanlar ve tapirlere giden süreçte de önemli bir ata tür olduğu düşünülmektedir.
Mesohippus: Günümüzden 40-30 milyon yıl önce yaşamış bu cinsin ilkin at türlerinden bazılarını kapsadığı bilinmektedir. Birçok at atası gibi bu cins de Kuzey Amerika'da yaşamıştır. Yerden yüksekliği 60 santimetre kadar olan bu türün temel olarak orta parmakları üzerinde durduğu bilinmektedir. Diğer iki toynak da gerektiği zaman kullanılmaktadır. Atalarından daha uzun ve daha geniş olan bu cinsin daha yuvarlar gözleri bulunmaktadır ve atası Hyracotherium'a göre gözler daha ayrık ve kafanın gerisindedir. Ayrıca beyin boyutları da atasındakinden büyüktür. Bu cinse ait atların atalarını temsil eden tam 13 tür bilinmektedir.
Parahippus: Günümüzden 20 milyon yıl önce atası Mesohippus'un nesillerinden evrimleşmiş olan bu cinsin günümüz atlarına daha da fazla benzediği görülmektedir. Ancak halen atlar kadar büyük değildirler ve beyin, kas, iskelet yapıları günümüzdeki atlara göre daha zayıftır. Atalarına göre daha hızlı ve başarılı bir koşucu olan bu cinsin atalarından daha fazla orta toynaklar üzerinde durduğu bilinmektedir. Artık diğer toynaklar körelmeye başlamıştır ve neredeyse hiç yer ile temas etmez.
Merychippus: Atlar ailesinin en ilkin bireylerinden olan bu türün ilk atları temsil ettiği düşünülmektedir. Günümüzden 20 milyon yıl kadar önce atası Parahippus ile birlikte evrimleşen bu tür, günümüzden 10 milyon yıl öncesine kadar başarıyla hayatta kalabilmiştir. Bu türün ilk geviş getiren at türü olduğu düşünülmektedir; ancak bu konu halen tartışmalıdır. Bahsi geçen zamana kadar yaşamış olan en büyük at atası olan cinstir. Kafatası daha uzun, çeneleri daha derin, gözleri daha ayrık ve yüksektedir. Atalarından çok daha zeki ve çok daha atiktir. Bu türün günümüz atlarının ayırt edici kafa yapısına sahip ilk tür olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bu cinsin en büyük özelliklerinden biri, kendisinden sonra çok önemli üç kolun evrimine yol açmasıdır.
Pliohippus: Günümüzden 12 milyon yıl kadar önce atası Merychippus'tan evrimleşen bu cins, günümüz atlarına oldukça benzemektedir; ancak hala ayaklarında fazladan toynaklar bulunmaktadır ve körelme tamamlanmamıştır. Morfolojisi, steplerde yaşamaya uygundur. Bu cinsin günümüz atlarının en yakın atası olduğu düşünülse de, günümüzde hiçbir atta bulunmayan derin yüz boşluğu arada birkaç tür daha bulunabileceğini düşündürmektedir.
Equus: Günümüzde "at ailesi" olarak bilinen bu cins, yüzlerce türe ve alt türe ev sahipliği yapmaktadır. Sadece günümüzde yaşayan birçok türü değil, son 1.8 milyon yıl içerisinde evrimleşip soyu tükenen onlarca türü de barındırmaktadır.
23) İnsanların Evriminde Ara Geçiş Türleri:
Konuyla ilgili detaylı bilgiyi şuradan görebilirsiniz:
https://www.facebook.com/note.php?no...68454029879347
Bu üç atlas bölümümüzden görebileceğiniz üzere, Prof. Dr. Celal Şengör'ün deyimiyle "ibadullah" ara geçiş türü ve cinsi ve hatta ailesi bulunmaktadır. Bu cinsler ve aileler, yüz binlerce diğer türe ve alt türe ev sahipliği yapmakta, dolayısıyla bahsedilen "ara geçiş" türlerinin sayısı milyonları bulmaktadır.
Bilim düşmanları, bu fosillerin olmadığını iddia ederek, açıkça aptallık yapmaktadırlar. Zira bu fosilleri kendi gözlerinizle herhangi bir büyük doğa tarihi müzesinde görebileceğiniz gibi, burnumuzun dibinde, Ankara'da bulunan MTA Tabiat Tarihi Müzesi'nde de görmeniz mümkündür.
Bilim insanlarının, diğer insanlara yalan söylemekten bir çıkarı bulunmamaktadır. Bu kişiler kimsenin inançları ya da düşünceleriyle ilgilenmezler. Doğayı inceler, gerçekleri ortaya koyarlar. Sonrasında kendi inançlarını bu gerçeklere adapte ederler ya da etmezler, bu onların tercihidir. Benzer şekilde, kendi inançlarımızı bilime adapte etmek bize kalmış bir durumduur. Ancak bilmemiz gereken bir diğer gerçek, bilimin hiçbir zaman ve hiçbir şekilde şahsi inançlara adapte olmayacağıdır! Bilim, hiçbir diğer bilgi türü altında ezilemez, sınırlandırılamaz, manipüle edilemez. Toplumda sıkça karşılaştığımız bazı cahil kitleler, bu hataya düşerek bilimi de kendi cehaletlerine alet etmektedirler.
Arayan bir birey, sorularının cevaplarını mutlaka bilim kaynaklarında bulacaktır. Ancak bazı kitleler, araştırmak ve sorgulamak yerine kabullenmeyi ve itaat etmeyi tercih ederler.Bilimin buna göz yumması beklenemez.
Gerçekler, gün ışığı kadar açık ve ortadadır. Ve bir takım zavallının acınası çabaları, bu gerçekleri örtbas etmeye yetmeyecektir. Dünya'nın dört bir yanında, 150'den fazla ülkede, on binlerce üniversite, akademi ve bilim kurumunda, yüz binlerce ve hatta sayıları milyonları bulan miktarda bilim insanı Evrim Kuramı'nı ve doğadaki Evrim yasalarının etkilerini araştırmakta, her yıl binlerce makale yazılmakta ve bu makaleler diğer yüz binlerce bilim insanı tarafından test edilmekte, denetlenmekte, desteklenmekte ya da çürütülmektedir. Bilim, başlı başına güvenilebilirliğini sağlamış bir kurumdur ve bu alanda hiçbir eğitimi, hiçbir söz hakkı, hiçbir tecrübesi olmayan ama dış mihraçlarca desteklenerek toplumların köleleştirilmesine hizmet eden kişilerin acınası hareket, çaba ve ürünleri, ne acayiptir ki bilimde sadece alayla karşılanmaktadır. Bu insanların yaptıkları, tıpkı tüm ömrünü araba tamirine vermiş birine, zengin bir mahalle çocuğunun aldığı on binlerce dolar maliyetindeki arabasındaki hasardan, bu konuda ustaymışçasına bahsetmesine benzer. Para ve vaat edilmiş güç, kişilerin başını döndürebilmekte ve işin uzmanlarına bile kafa tutabilmelerine sebep olmaktadır. İşte bu zavallı kişi ve kitlelerin yaptığı, gülünüp geçilmeyi hak eden bu hareketlerdir.
Umarız açıklayıcı ve net olmuştur. Yeri geldiğince bu atlaslarımızı güncelleyeceğiz.
Sevgilerimizle.
ÇMB (Evrim ağacı)