TEBAHHUR SURESİ
Pehlivanlar cümle libastan soyunmuş, üryan
idiler,
herbiri aşikâr etmişti zamirin.
Gök kubbe sıcaktı ve kan kokuyordu,
encam
tavı gelmiş demirin.
Vadenin irişip çattığını bildiler,
kavaklar titreşip yere eğildiler,
ve çınar ağaçları
gördüler haykıraraktan,
köklerinin yılan ölüleri gibi
koptuğunu topraktan.
Pehlivanlar cümle libastan soyunmuş, üryan
idiler.
Kızıl kanatlı kuşlar kayalarda
hazırdı atlamaya.
Vadenin irişip çattığını bildiler,
kabardı, köpüklendi dalgalar,
başladılar çatlamaya.
Gök kubbe sıcaktı ve kan kokuyordu,
ve rûzigâr
yükseldi ağır ağır, çoğaldı git gide
birikti, birikti ve ânı-vahitte
"Ah edildi derinden
yer oynadı yerinden,"
yıkıldı köprüler kemerlerinden,
yazılı taşlar kapandı yüzükoyun.
Bu dem kıyamet demidir,
bu, buhara inkılâbıdır kaynayan suyun
ve Nedim Gürsel'in yazısı:
http://www.birikimdergisi.com/biriki...=265&dyid=4111
Kısacası, Nazım Hikmet "kıyamet" kavramını Kuran yada İncil'deki gibi kozmik altüst oluş yada dünyanın sonu gibi değil, dünyevi bir altüst oluş yani devrim olarak görür. Ancak Kuran'ın anlatım tarzını ve eski Türk destanlarının havasını da şiire yedirerek lirik bir coşku yakalamıştır.