Bu başlık seçimi bana ait olup Christian Hİstory kitabından bir cümle değildir. Eğer yapabilirsek Jan hus'u anlatmak istiyoruz size. İyi bir hristiyan olan Hus'un hristiyan olduğunu iddia eden katolik Kilisesi'ye mücadelesi ve sonunda Papalığı yüceltmediği için diri diri yakılacağını anlatıcaz.
Aşağıda yer alan yazının orijinali İngilizce olarak şu adreste yer almaktadır:
http://www.chinstitute.org/index.php...h-century/hus/
Burada bir Papa, Orada bir Papa
Wyclif hakkındaki tartışmalar daha büyük bir kilise mücadelesi, Papalık kurumundaki ayrılıktan dolayı gölgeledi. Hus bu tartışmada hiç bir şekilde doğrudan rol almadı yada katılmadı ancak onun kaderi üzerinde iki güç sahibi duruyordu: bohemya Kralı IV Vaclav ve PRag episkoposu Zbinek.
Kral IV Vaclav ( bazen wenceslaus ismiyle de anılırdı) davranışlarında tereddüt eder, ne yapacağını öngöremez ve muhtemelen de kaçık biriydi. Çok fazla içki içen biriydi, çok sık öfke krizleri geçirirdi ve donanımsız danışmanlar atamasınlar da kötü bir ün yapmıştı.
Vaclav'ın 41 yıl süren yönetimi (1378-1419) sürekli olarak bir düşüş içindeydi. Kilise işlerine müdahale eder, olur olmaz gaflar yapar ve ailesini ötekileştirirdi. Ayrıca işkence ve cinayet teorileri üretirdi. Eşlerinden ilki, Vaclav'ın yatak odasında bulundurmakta ısrar ettiği köpekleri tarafından parçalanacak öldürüldü.
Vaclav'ın iyi bir danışmanı, ikinci eşi ve kendisini anlayan Zofie idi. Düğünlerinde Zofie Vaclav'a bir araba dolusu sihirbaz ve hokkabaz hediye etmiş ve bu hediye Vaclavı çok sevindirmişti. Kraliçe Zofie, Hus'un Beytlehem Şapelindeki vaazlarını dinlerdi ve Roformun hızlandırılmadı için Bohemyadaki güçlerini kullanırdı.
Krallıktaki önde gelenlerden bir diğeri Hus'un ruhsal gözetmeni Başpiskopos Zbinekti. Aslında ruhsal önderliğinden çok askeri yönü daha ön plandaydı ve ruhsal önderliğe çok da uygun biri değildi. Zbinek, 1402 yılında diğer rakiplerinden daha fazla para vererek Prag başpiskoposluğunu 1800 Guldene satın almıştı. İyi niyetli bir dindar olsa da ilk başlarda neredeyse ilahiyat eğitimi yoktu ve kilise önderliğinden pek anlamıyordu.
Zbinek, üniversitede hakim olan tartışmaları anlamıyordu. Sanki dışarıdan, bu tartışmaları hiç önemsemediği de algılanabilirdi. Diğer taraftan Zbinek, göreve gelmeden önce wyclifizm sapkınlık olarak ilan edilmiş ve papalıktaki ayrımla birlikte Bohemyadaki sapkınlık da ciddi bir mesele halini almıştı.
Vaclav, doğru Papa'nın yanında yer alır ve papalıktaki ayrılığı sonlandırabilirse yada öncü rol oynarsa 1400'de kaybettiği Kutsal ROma İMparatoru ünvanını tekrar elde edebileceğini düşündü. Bu şekilde, Roma PApası XII Gregoriden desteğini 1049'da çekip yeni papa seçilen Pisa Papası V. Aleksandera destek verdi.
Zbinekin görevi, bulunduğu yerdeki sapkınlıkları ortadan kaldırmayı. Daha doğrusu Vaclav'ın imparator seçilmesi önündeki oluşabilecek engelleri ortadan kaldırmak. Ancak Zbinek, Kralın değişen bağlılıklarından ötürü güçlenmiş ve önceleri Aleksanderi tanımayı kabul etmemişti. Ayrıca Wyclif sapkınlığı Bohemyanın her yerine yayılmıştı. Jan Hus müjdeyi herkese açıklamıştı.
Şişman Domuza Sert Sözler
Kilise ve devlet arasında hangi Papa'nın destekleneceği tartışması sürerken, HUS tehlikeli bir alanda ilerliyordu. Mesih'in bedeninin komüyor ekmeklerindeki sözde görünümünü akıl almaz bir hile olarak nitelendirip reddetti. Vaazlarında din adamlarını işledikleri günahlardan ötürü suçluyordu. Bazı rahipler kendilerinin özel güçlere sahip olduğunu iddia ederken Jan Hus bu sözde güçlere dalga geçerdi. Bazıları topluluklarına hileler yakıştırması yapar ve onlara şöyle derlerdi:
Biz size Kutsal Ruhu verebiliriz yada sizi Cehenneme gönderebiliriz"
Hus, inançları istismar edenleri gördükçe kükrerdi. Asıl bu Rahipler cehennem cezasını hak ediyorlar çünkü onlar ( din adamları/ çev.lehi) "zina eder", "parazitler", "paragözler", "şişko domuzlar"dırlar
"Bu rahipler, aşırı içki içmekten karnı guruldayan ayyaşlar ve çeneleri sarkmana kadar yiyecekler dolduran aç gözlülerdir." Bu sözleri duyan din adamları, dehşete düşmüş ve Jan Hus'a karşı tavır almışlardır.
Hus, zamanında yaygın olan din görevlerinin satılmasını kınamıştır. Prag'ın en zengin din adamlarına " Tanrı'nın Şişkoları"demiştir. üstelik bu kişiler hem sakramentleri yapmak için insanlardan fazla para alıyorlar hem de yerine getireceğini söyledikleri işleri de yapmıyorlardı. Yine de birden fazla pozisyon satın aldıkları için Hus tarafından bu insanlar suçlanıyordu. Elçisel geleneğe sahip olduğunu iddia eden bu kişiler aslında Elçilere de benzemiyorlardı.
Hus, sanki Mesih söylemiş gibi şöyle derdi:
"Buradan geçen herkes, durun ve bakın. Benim gibi acı çeken biri var mıdır? Ben eski püskü güysiler içindeyken, din adamları kadife elbiseler içinde. Ben kan ter içinde can çekişirken, onlar lüks banyolardan zevk alıyorlar. Benimle alay edip suratıma tükürürlerken onlar eğlencelerde sarhoşluğun sefasını sürüyorlar. Ben acıdan izlerken onlar zina ve benzeri suçlar işleyerek etrafta dolaşıyorlar. Diğer taraftan sapkın ilan edilmiş Sadık ve mütevazi rahipler zindanlara atılıyor ve müjdeyi paylaştıkları için acı çekmeye mahkum ediliyorlar."
Bu sözler kilise görevlilerine fazla geldi. Onun vaazlarını kaydetmek için Jan Hus'un şapeldeki vaazlarını rapor etmesi için bazı casuslar gönderildi. Bir keresinde Hus bu casusu fark etmiş ve şöyle demiştir: "hey kapşonlu, sen, bunu da yaz da git Episkoposuna söyle" bu şekilde Papalığı göstermiştir. Sonrasında soruşturma için Hus çağrıldı. Mahkemede Hus, kendisini çok iyi savundu ve halkın desteğini de kazandı.
Ancak Papalık artık ona Can düşmanı olmuştu.
________________
Devam edecek..
Not: 2. Sayfada "Catching a Goose" başlığına kadar çevrilmiştir