
06-11-2012, 00:25
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
İshak ve Yakup “İlk Oğulluk Hakkı”nı bozarken, İsa bu hakkı hatırlatıyor!
Kutsal Baba diyor ki; “(İlk) Oğul meleklerden üstündür” Çünkü Tanrı (Kutsal Baba) meleklerin herhangi birine,
Aya Sofya'daki Jesus Christ (İsa) freski.
«Sen benim Oğlumsun,
bugün ben sana Baba oldum,»
ya da
«Ben O’na Baba olacağım,
O da bana Oğul olacak»
demiş midir? 6. Ve yine, Tanrı ilk doğanı (oğlunu) dünyaya gönderirken diyor ki, «Tanrı’nın bütün melekleri O’na tapınsınlar.» (İbraniler 1:5-6)
İlk Oğul ise “İlk Oğulluk Hakkı”nda şöyle diyor (Parantez içindeki sözler bana ait değil, Eski Ahit’teki “YASA’nın Tekrarı 21:15-17’den monte edilmiştir):
Tanrı’yı (YASA’yı) Reddetmeyin!
16. Kimse cinsel ahlaksızlıkta bulunmasın, ya da ilk doğmuş olmanın (İlk Oğulluk) hakkını bir yemeğe karşılık satan Esav gibi (ya da ilk oğulluk hakkını bir yemek karşılığı satın alan Yakup gibi veyahut da ilk oğulluk hakkında sevdiği oğlunu kayıran İshak gibi) Tanrı'ya saygısızlık etmesin. 17. Biliyorsunuz, Esav daha sonra kutsanma hakkını miras almak (ilk oğulluk hakkını geri almak) istediyse de geri çevrildi. Kutsanmak (İlk oğulluk hakkını geri alabilmek) için gözyaşlarıyla yalvardığı halde, vermiş olduğu kararın sonucunu değiştiremedi, İbraniler 12:16-17.
İsa aslında bu sözleri söylemekle Eski YASA’daki “İlk Oğulluk” kavramını hatırlatıyor. Çünkü ilk oğulluğun kaybolduğu Adem’den İbrahim’e kadar geçen nesillerden sonra İbrahim’de
1. İsmail (Hacer’den olma. Sami ırkının Arap kolu bunun soyundan gelir),
2. İshak (Sara’dan olma. Sami ırkının Yahudi kolu bunun soyundan gelir),
3. Yafes (Kentura’dan olma. Türk ırkı bunun soyundan gelir)
oğullarında da bu özellik görünmez. Kuran’da bunlardan İsmail ve İshak peygamber olarak anılırken, Yafes anılmaz (ki Muhammed İsmail’in soyundan (Adaniler kavmi’nden Kureyş kabilesinin Haşimoğulları soyu) gelen son peygamberdir).
İshak ise,
1. Esav,
2. Yakup (İsrael)
oğullarından ilk oğlu Esav olmasına rağmen mirasını ve peygamberliği kutsayarak Yakup’a verir. İshak daha sonra, İsa’nın söylediği gibi, Esav’ı kutsadıysa da vermiş olduğu kararını değiştirmedi.
Yakup'un da 12 oğlu olmasına rağmen peygamberlik en küçüğüne, Yusuf’a geçti.
Özetle, Sümer-Babil’deki ilk oğulluk hakkındaki düzensizlik peygamberlerde silsile yoluyla İsa’ya kadar gelir. İsa ise kimsenin oğlu değildir; O Tanrı’nın ilk (ve son) oğludur ve Tanrı bunu ESKİ YASA’yı hatırlatmak için yapar.
Tanrı bunu yaparken şöyle der:
«Sen benim Oğlumsun,
bugün ben sana Baba oldum,»
ya da
«Ben O’na Baba olacağım,
O da bana Oğul olacak»
Şu halde İsa “İlk Oğulluk Hakkı”nı hatırlattığına ve bunu kendi üzerinde gösterdiğine göre, özellikle İshak ve Yakup’un bu hakkı çiğnemesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda gerek http://upuaut.x10.mx adlı sitemdeki makalelerde, gerekse aynı adla açtığım “The Origin of The Inheritance Culture in Mesopotamia: From Babylonia to Arabia” tartışmada bu hakkın Sümer ve Babil dönemlerini kapsayan 1000’lerce yıllık bir gelenek olduğunu ve bu geleneğin tabletlerde (UR ve LARSA) hiç bozulmadığını gördüğümüze göre, İshak ve Yakup’un bu geleneği bozmasını peygamberlikleriyle nasıl bağdaştırısınız? Eğer İsa 1000'lerce yıllık bu geleneği bize hatırlatmamış olsaydı, siz bu durumu nasıl anlardınız?
Not: Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarih tezini savunurken şunları söyler: “Efendiler bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında da bir derinliği vardır. Efendiler bu derinliği isterseniz ölçelim: Birinci ölçek tarih öncesi devirlere ilişkin ölçektir. Bu ölçeğe göre Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselamın oğlu Yafes’in oğlu olan kişidir. Tarih döneminin belge tedarikinde pek hoşgörülü olan ilk evrelerine biz de hoşgörü gösterelim, fakat en açık ve kesin ve en maddi tarih kalıntılarına dayanarak söyleyebiliriz ki Türkler, on beş yüzyıl önce Asya’nın göbeğinde muazzam devletler kurmuştur ve insanlığın her türlü yeteneği onda ortaya çıkmıştır.”
|

06-11-2012, 01:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Sayin Upuaut;
Isa onu hatirlatmiyor ne yazik ki.. Veya okudugumuz Incil'ler farkli.
Hani nerede bozmuslar Ishak ve Yakup tanri yasasini?
KJ
Yasanin Tekrari/21/ 15---
If a man have two wives, one beloved, and another hated, and they have born him children, both the beloved and the hated; and if the firstborn son be hers that was hated:
But he shall acknowledge the son of the hated for the firstborn, by giving him a double portion of all that he hath: for he is the beginning of his strength; the right of the firstborn is his.
“ Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa; adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez.
Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak.”
Yaratilis 25/27/28
Çocuklar büyüdü. Esav kırları seven usta bir avcı oldu. Yakup’sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı. (YC2009)
İshak Esav’ı daha çok severdi, çünkü onun getirdiği av etlerini yerdi. Rebeka ise Yakup’u severdi.
And the boys grew: and Esau was a cunning hunter, a man of the field; and Jacob was a plain man, dwelling in tents.
28 And Isaac loved Esau, because he did eat of his venison: but Rebekah loved Jacob.
Yukardaki pasajlar sizin elinizdeki Incil'de yazmiyor mu?
Siz yasaya iliskin, maddi miras paylasimi ile baska seyleri karistiriyorsunuz maalesef.
Esav zaten ant icerek hakkini devretmistir.
Bu durumda sizin Ibraniler kismina dair koydugunuz ayetlerin, miras paylasimina iliskin yasanin tekrari ile hicbir alakasi yoktur.
|

06-11-2012, 01:39
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
"Seçilmişlik Öğretisi" yok; "İlk Oğulluk Hakkı" vardır!
Neva´isimli üyeden Alıntı
Sayin Upuaut; siz yasaya iliskin, maddi miras paylasimi ile baska seyleri karistiriyorsunuz maalesef.
Esav zaten ant icerek hakkini devretmistir.
Bu durumda sizin Ibraniler kismina dair koydugunuz ayetlerin, miras paylasimina iliskin yasanin tekrari ile hicbir alakasi yoktur.
|
Hayır Neva, yanlış biliyorsun.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, açılış mesajımı kendimi çok zorlayarak çok kısa yazdım ve tartışmayı sonraya bıraktım. Çünkü konu hakkında ileri sürülen deliller o kadar çok ki Yakup'un adı "Hırsız, Hileci"ye çıkmış.
Örneğin " Mormon Yalanları" sayfasında "Seçilmişlik Öğretisi"nden bahsedilir. Buna göre seçilmişlik öğretisi dünyadaki her türlü kötülüğün ana kaynağıdır. Seçilmişlik öğretisi kadar tehlikeli, zalim, ahlaksız ve ikiyüzlü başka bir öğreti yoktur. Peki nerden gelir bu öğreti, neye dayanır: Kaynak, Tevrat’tır.
Oysa bu arkadaş yanılıyor. Çünkü ortada Yakup'un peygamber olmasıyla ilgili bir "Seçilmişlik Öğretisi" yoktur (ki bu öğreti "Matrix" fimlerinde çok işlendi. Hatta Matrix üçlemesi boyunca Neo'nun hep seçilmiş kişi olduğu söylendi); "İlk Oğulluk" kavramıyla ilgilidir. Eğer Tevrat, İncil ve Kuran'da Yakup ve ağbisi Esav ile ilgili yazılmış ayetleri bu yönde değerlendirirsen her şey netleşir. Aksi takdirde, seni "Seçilmişlik Öğretisi" gibi bir sonsuz bunalım bekler ve bunun içinden çıkamazsın. Tıpkı Neo'nun Matrix'ten çıkamaması gibi.
Şimdi, YASA'nın Tekrarı'nda ne deniyordu:
İlk Oğulluk Hakkı
15. "Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa;
16. adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez.
17. Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak."
Ama İshak "Yaratılış" bölümünde ne yaptı?
İshak Yakup'u Kutsuyor
27. İshak yaşlanmış, gözleri görmez olmuştu. Büyük oğlu Esav'ı çağırıp, "Oğlum!" dedi. Esav, "Efendim!" diye yanıt verdi.
2. İshak, "Artık yaşlandım" dedi, "Ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
3. Silahlarını - ok kılıfını, yayını - al, kırlara çıkıp benim için bir hayvan avla.
4. Sevdiğim lezzetli bir yemek yap, bana getir yiyeyim. Ölmeden önce seni kutsayayım"...
Sonra Yakup ne yaptı? Tabii ki linki tıklar sonraki gelişmelere bakarsan, Yakup'un ağbisi Esav'ı kandırdığını açık bir şekilde görebilirsin. Çünkü "Kutsanma Hakkı" geleneğe yani "İlk Oğulluk Hakkı"na göre Esav'a ait idi. Onun için İshak önce Esav'ı kutsamak ve böylece ilk oğulluk hakkını vermek istedi.
Ayrıca " Yakup'la Esav" pasajında Yakup'un ağbisini bir yemek karşılığında nasıl kandırıp yani hileyle "İlk Oğulluk Hakkı"nı aldığını öğrenebilirsin.
İşte İsa onun için,
Tanrı’yı (YASA’yı) Reddetmeyin!
16. Kimse cinsel ahlaksızlıkta bulunmasın, ya da ilk doğmuş olmanın (İlk Oğulluk) hakkını bir yemeğe karşılık satan Esav gibi (ya da ilk oğulluk hakkını bir yemek karşılığı satın alan Yakup gibi veyahut da ilk oğulluk hakkında sevdiği oğlunu kayıran İshak gibi) Tanrı'ya saygısızlık etmesin. 17. Biliyorsunuz, Esav daha sonra kutsanma hakkını miras almak (ilk oğulluk hakkını geri almak) istediyse de geri çevrildi. Kutsanmak (İlk oğulluk hakkını geri alabilmek) için gözyaşlarıyla yalvardığı halde, vermiş olduğu kararın sonucunu değiştiremedi, İbraniler 12:16-17.
diyor. Diğer bir deyişle, hakikaten de Tanrı'nın İlk Oğlu olan İsa, Sümer-Babil'deki "İlk Oğulluk Hakkı"nı hatırlatıyor. Ama bunu yaparken parantez içindekileri söylemiyor ama "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" diyerek İshak ve Yakup'a temas ediyor.
|

06-11-2012, 02:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Sayin Upuaut;
Oncelikle hangi dini, hangi duzlemde tartistigimiza dikkat cekmek gerekiyor. Yani Mormonlar soyle demis, filanca sunu demis vs. ile olmaz dogru bir din elestirisi.
Bakin hala karistirmaktasiniz. Onlari okumadigi mi zannediyorsunuz?
Kutsamak bir miras degildir, miras paylasimi da degildir.
Ayni Yasa'yi okuyun bakalim ailesine itaat etmeyen ogul icin ne diyor?
If a man have a stubborn and rebellious son, which will not obey the voice of his father, or the voice of his mother, and that, when they have chastened him, will not hearken unto them:19 Then shall his father and his mother lay hold on him, and bring him out unto the elders of his city, and unto the gate of his place;
20 And they shall say unto the elders of his city, This our son is stubborn and rebellious, he will not obey our voice; he is a glutton, and a drunkard.
21 And all the men of his city shall stone him with stones, that he die: so shalt thou put evil away from among you; and all Israel shall hear, and fear.
22 And if a man have committed a sin worthy of death, and he be to be put to death, and thou hang him on a tree:
23 His body shall not remain all night upon the tree, but thou shalt in any wise bury him that day; (for he that is hanged is accursed of God that thy land be not defiled, which the LORD thy God giveth thee for an inheritance.
Eğer bir adamın dikbaşlı, başkaldıran, annesinin ve babasının sözünü dinlemeyen, onların tedibine aldırmayan bir oğlu varsa, annesiyle babası onu tutup kent kapısında görev yapan kent ileri gelenlerine götürecekler.
Onlara şöyle diyecekler: ‘Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir.’
Bunun üzerine kentin bütün erkekleri onu taşlayarak öldürecekler. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. Bütün İsrailliler bunu duyup korkacaklar.”
Siz kutsama olayiyla, maddi mirasin bolusulmesini birbirine karistirmaktasiniz halen.
Esav kendi istegiyle ant icmistir. Once irdelediginiz kitabi iyi bilmeniz gerekiyor.
Incil'de, Isa "ant icmeyin" dedi diye sizden onceki dinin doneminin gerekleri bozulacak degildir yani.
Once bunu bir ayirin sonra tartisalim.
Secilmislik vs.vs.
Yani Sumer'e, Isa'yi baglayacaksiniz diye, takla atmamiza veya doktrinleri yok saymamiza gerek yok. Musevi aleminin de, doneme iliskin Isa'ya biat etmesi gibi bir zorunluluk yok.
|

06-11-2012, 04:07
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
İlk oğulu kovmak o kadar kolay değil (Bkz. Hammurabi Kanunları)
Neva´isimli üyeden Alıntı
Sayin Upuaut;
Oncelikle hangi dini, hangi duzlemde tartistigimiza dikkat cekmek gerekiyor. Yani Mormonlar soyle demis, filanca sunu demis vs. ile olmaz dogru bir din elestirisi.
Bakin hala karistirmaktasiniz. Onlari okumadigi mi zannediyorsunuz?
Kutsamak bir miras degildir, miras paylasimi da degildir.
Ayni Yasa'yi okuyun bakalim ailesine itaat etmeyen ogul icin ne diyor?
If a man have a stubborn and rebellious son, which will not obey the voice of his father, or the voice of his mother, and that, when they have chastened him, will not hearken unto them:19 Then shall his father and his mother lay hold on him, and bring him out unto the elders of his city, and unto the gate of his place;
20 And they shall say unto the elders of his city, This our son is stubborn and rebellious, he will not obey our voice; he is a glutton, and a drunkard.
21 And all the men of his city shall stone him with stones, that he die: so shalt thou put evil away from among you; and all Israel shall hear, and fear.
22 And if a man have committed a sin worthy of death, and he be to be put to death, and thou hang him on a tree:
23 His body shall not remain all night upon the tree, but thou shalt in any wise bury him that day; (for he that is hanged is accursed of God that thy land be not defiled, which the LORD thy God giveth thee for an inheritance.
Eğer bir adamın dikbaşlı, başkaldıran, annesinin ve babasının sözünü dinlemeyen, onların tedibine aldırmayan bir oğlu varsa, annesiyle babası onu tutup kent kapısında görev yapan kent ileri gelenlerine götürecekler.
Onlara şöyle diyecekler: ‘Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir.’
Bunun üzerine kentin bütün erkekleri onu taşlayarak öldürecekler. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. Bütün İsrailliler bunu duyup korkacaklar.”
Siz kutsama olayiyla, maddi mirasin bolusulmesini birbirine karistirmaktasiniz halen.
Esav kendi istegiyle ant icmistir. Once irdelediginiz kitabi iyi bilmeniz gerekiyor.
Incil'de, Isa "ant icmeyin" dedi diye sizden onceki dinin doneminin gerekleri bozulacak degildir yani.
Once bunu bir ayirin sonra tartisalim.
Secilmislik vs.vs.
Yani Sumer'e, Isa'yi baglayacaksiniz diye, takla atmamiza veya doktrinleri yok saymamiza gerek yok. Musevi aleminin de, doneme iliskin Isa'ya biat etmesi gibi bir zorunluluk yok.
|
Neva, aslında burada olan olay "Hukuk" ile ilgilidir. Buradaki bütün olay "Hammurabi Kanunları"nda "İlk Oğulluk Hakkı" ilgili metinleri aradığımızda, şundan ibaret olduğunu görürüz:
167. Bir adam bir kadınla evlenir de kadın adama çocuklar verirse ve bu kadın öldükten sonra adam bir kadın daha alır ve o da adama çocuklar verirse ve bundan sonra baba ölürse oğlanlar malları annelerinin durumuna göre pay edemezler, sadece çeyizleri bu şekilde pay edebilirler; babadan kalan mallar herkese eşit bir şekilde pay edilmelidir.
168. Bir kişi oğlunu evden kovmak ister ve bunu hakimin önünde “Ben oğlumu kovmak istiyorum” diye ilan ederse hakim onun gerekçelerine bakar. Oğlanın babanın onu haklı bir şekilde evden uzaklaştıracağı kadar büyük bir suçu yoksa babası onu evden uzaklaştıramaz.
169. Babanın oğlunu baba-oğul ilişkisinden mahrum edeceği kadar büyük bir suçu varsa baba onu bir kerelik affeder; ancak, oğlan ikinci defa aynı suçu işlerse baba onu bütün baba-oğul ilişkisinden mahrum edebilir.
Görüldüğü gibi, M.Ö. 1760 civarında çeşitli Yasa koleksiyonlarından derlenerek ve 6. Babil Kralı Hammurabi (M.Ö. 1792-150)’nin çeşitli meselelerde verdiği kararlardan yazılarak oluşan bu kanunların bu maddeleri ile Tesniye Kitabı’nın 21. Bölümü’ndeki 15-17. maddeleri arasında mükemmel bir benzerlik vardır. Fakat her iki metinde köle olmayan bir adam, esas karısı varken bir de kuma alırsa, ister hoşlansın ister hoşlanmasın esas karısına ait oğlunu yani “Büyük Oğul”u Tesniye’de reddedemezken Hammurabi Kanunları’nda Hakim bunun gerekçesine bakıyor; baba haklıysa reddedebilir, haksızsa reddedemez. Bununla birlikte; Hammurabi Kanunları’nda her iki kadının çocukları aynı şekilde babalarından kalan mirasa hak kazanırlar.
Şimdi şu soruların yanıtlarını vermek gerekir:
1. Tesniye Kitabı’nın 21. Bölümü’ndeki 15-17. maddeler nereden geliyor? Babil'den (Bkz. LARSA tabletlerine).
2. Bir oğul eğer babasına aşağıda sayılan kötülükleri yapmışsa ne tür bir ceza verilmelidir?
|
Eğer bir adamın dikbaşlı, başkaldıran, annesinin ve babasının sözünü dinlemeyen, onların tedibine aldırmayan bir oğlu varsa, annesiyle babası onu tutup kent kapısında görev yapan kent ileri gelenlerine götürecekler.
Onlara şöyle diyecekler: ‘Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir.’ Bunun üzerine kentin bütün erkekleri onu taşlayarak öldürecekler. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. Bütün İsrailliler bunu duyup korkacaklar.”
|
Bu alıntıdaki sayılanlar tamamen Tevrat'tan alınmıştır. Ancak Tevrat'taki bu hukuksal durumu doğuran Hammurabi Kanunları'dır. Yukarıda gördüğün gibi 168. maddeye göre baba oğlunu keyfen kovamaz. Kovmak isterse bunun gerekçesine Hakim bakar; baba değil. yani baba oğluna defol git diyemez. Ama Yahudiler Babil'den "Miras Kanunu"nu olduğu gibi alırlarken, diğer hukusal olaylarda keyfiyete gitmişler ve kendi aralarında, örneğin bir babanın kendisinin karar alması ya da bir toplulukla birlikte karar almasın gibi, karar almışlardır. Bu da Yahudiler'i günümüzde "Şariat" olarak bilinen ama aslen Sümer-Babil Hukuku'nun özelleştirilmesine/keyfileştirilmesine götürür bizi.
İşte günümüzde Şeriat istenmiyorsa, bunun asıl nedeni budur. Eğer şeriatten yanaysan, Tevrat'ta Esav'ın başına gelenlerine eyvallah dersin. Yok, eğer gerçek hukuktan yanaysan, o zaman Esav'a hakkının verilmesi gerekir.
Özetle, bu sonuçlara göre Esav'ın "İlk Oğulluk Hakkı"nın ne olursa olsun, geri verilmesinden yanayım. Çünkü bu işin mahkemesi yapılmamış ve baba sadece kendi başına karar almıştır.
Ha, sen bunu yaparsan, kusura bakma, o zaman kimse senin peygamberliğine takmaz. Senden sonrakilere de.
Konu upuaut tarafından (06-11-2012 Saat 04:15 ) değiştirilmiştir.
|

06-11-2012, 05:52
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Neva, aslında burada olan olay "Hukuk" ile ilgilidir. Buradaki bütün olay "Hammurabi Kanunları"nda "İlk Oğulluk Hakkı" ilgili metinleri aradığımızda, şundan ibaret olduğunu görürüz:
167. Bir adam bir kadınla evlenir de kadın adama çocuklar verirse ve bu kadın öldükten sonra adam bir kadın daha alır ve o da adama çocuklar verirse ve bundan sonra baba ölürse oğlanlar malları annelerinin durumuna göre pay edemezler, sadece çeyizleri bu şekilde pay edebilirler; babadan kalan mallar herkese eşit bir şekilde pay edilmelidir.
168. Bir kişi oğlunu evden kovmak ister ve bunu hakimin önünde “Ben oğlumu kovmak istiyorum” diye ilan ederse hakim onun gerekçelerine bakar. Oğlanın babanın onu haklı bir şekilde evden uzaklaştıracağı kadar büyük bir suçu yoksa babası onu evden uzaklaştıramaz.
169. Babanın oğlunu baba-oğul ilişkisinden mahrum edeceği kadar büyük bir suçu varsa baba onu bir kerelik affeder; ancak, oğlan ikinci defa aynı suçu işlerse baba onu bütün baba-oğul ilişkisinden mahrum edebilir.
Görüldüğü gibi, M.Ö. 1760 civarında çeşitli Yasa koleksiyonlarından derlenerek ve 6. Babil Kralı Hammurabi (M.Ö. 1792-150)’nin çeşitli meselelerde verdiği kararlardan yazılarak oluşan bu kanunların bu maddeleri ile Tesniye Kitabı’nın 21. Bölümü’ndeki 15-17. maddeleri arasında mükemmel bir benzerlik vardır. Fakat her iki metinde köle olmayan bir adam, esas karısı varken bir de kuma alırsa, ister hoşlansın ister hoşlanmasın esas karısına ait oğlunu yani “Büyük Oğul”u Tesniye’de reddedemezken Hammurabi Kanunları’nda Hakim bunun gerekçesine bakıyor; baba haklıysa reddedebilir, haksızsa reddedemez. Bununla birlikte; Hammurabi Kanunları’nda Hakim bunun gerekçesine bakıyor; eğer baba haklıysa reddedebilir, haksızsa reddedemez. Bununla birlikte; Hammurabi Kanunları’nda her iki kadının çocukları aynı şekilde babalarından kalan mirasa hak kazanırlar.
Şimdi şu soruların yanıtlarını ve yanıtları vermek gerekir:
1. Tesniye Kitabı’nın 21. Bölümü’ndeki 15-17. maddeler nereden geliyor? Babil'den (Bkz. LARSA tabletlerine).
2. Bir oğul eğer babasına aşağıda sayılan kötülükleri yapmışsa ne tür bir ceza verilmelidir?
Bu alıntıdaki sayılanlar tamamen Tevrat'tan alınmıştır. Ancak Tevrat'taki bu hukuksal durumu doğuran Hammurabi Kanunları'dır. Yukarıda gördüğün gibi 168. maddeye göre baba oğlunu keyfen kovamaz. Kovmak isterse bunun gerekçesine Hakim bakar; baba değil. yani baba oğluna defol git diyemez.
Ama Yahudiler Babil'den "Miras Kanunu"nu olduğu gibi alırlarken, diğer hukusal olaylarda keyfiyete gitmişler ve kendi aralarında, örneğin bir babanın kendisinin karar alması ya da bir toplulukla birlikte karar almasın gibi, karar almışlardır. Bu da Yahudiler'i günümüzde "Şariat" olarak bilinen ama aslen Sümer-Babil Hukuku'nun özelleştirilmesine/keyfileştirilmesine götürür bizi.
İşte günümüzde Şeriat istenmiyorsa, bunun asıl nedeni budur. Eğer şeriatten yanaysan, Tevrat'ta Esav'ın başına gelenlerine eyvallah dersin. Yok, eğer gerçek hukuktan yanaysan, o zaman Esav'a hakkının verilmesi gerekir.
Özetle, bu sonuçlara göre Esav'ın "İlk Oğulluk Hakkı"nın ne olursa olsun, geri verilmesinden yanayım. Çünkü bu işin mahkemesi yapılmamış ve baba sadece kendi başına karar almıştır.
Ha, sen bunu yaparsan, kusura bakma, o zaman kimse senin peygamberliğine takmaz. Senden sonrakilere de.
|
Sayin Upuaut;
Bahsetmeye calistiginiz konu hukuki bir konudur. Pasajlardan da gorulecegi sekilde miras hukukudur. Kendinizce Miras hukuku uzerinden curutmeye calistiginiz tarafsa, olayin dini yonudur. Bir baba evladini/evlatlarini sevmeyebilir, ancak bu onun miras konusunda esit davranmayacagi anlamina gelmez.
Maddi miras ayri seydir, dini yonu ayridir.
Size ayeti yazdim, bana hala Hammurabi diye getirmeniz bir miktar yersiz. Cumle nasil basliyor?
Bir adamin iki karisi diye... Olum vs. yok yani, onu siz bagdastirmaktasiniz.
Ustelik size Incil'den ornekliyorum.
15. "Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa;
Hammurabi ne diyor?
167. Bir adam bir kadınla evlenir de kadın adama çocuklar verirse ve bu kadın öldükten sonra adam bir kadın daha alır ve o da adama çocuklar verirse ve bundan sonra baba ölürse oğlanlar malları annelerinin durumuna göre pay edemezler, sadece çeyizleri bu şekilde pay edebilirler; babadan kalan mallar herkese eşit bir şekilde pay edilmelidir.
Ikisi ayri telden calan hukumler, zira doneme iliskin kisirlik. vs. sorun oldugunda ikinci vs. kadin birincisi olmeden (yani henuz hayattayken) de kadin alinir. Altini cizerek buyuttugum kisim ise tamamen size iliskin demogojidir sayin Upuaut.
Cunku kor bir mantikla bakmaktasiniz olaya hala. Bakin size pasaj veriyorum incil'den. Isa ant icmeyin dedi diye, biz bunu dini elestiri de kesinlikle dogru almaliyiz diye bir kural yoktur, baska bir dine iliskin. Buna sadece gulerim ben sahsen.Toplumlar kendi donemlerinde kendi kanunlariyla (dini/din disi vs.) yonetilir. Bunu aklinizdan sakin cikarmayin dogru bir din elestirisi yapmaksa maksadiniz. Yanlistir/dogrudur tartisilir.
Ayni mantikla ben size sorayim;
Cinsel ahlaksizlik kisiye ozel bir durumdur. Isa'nin keyfiyetine gore insanlar cinsel hayatlarini tanzim etmek zorunda degillerdir.
Sana tokat atana obur yanagini cevir diyen Isa, nicin kolenin kulagi kesilmeden once, sok kilicini kinina dememistir Petrus'a?
Simun Petrus yanında taşıdığı kılıcı çekti, başkâhinin Malkus adındaki kölesine vurup sağ kulağını kopardı.
İsa Petrus’a, “Kılıcını kınına koy! Baba’nın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?” dedi.
Isa'nin cinsel ahlaksizlik yapmayin, veya bosanmis kadinla evlenirseniz zinadir bu demesi cok mu seriatten uzak soylemlerdir?  Lutfen yani, birseyleri karsilastirirken, biraz mantik dahilinde karsilastirin.
Bunun seriati desteklemekle ne alakasi var? Buyrun bana Patrici yasalarini aciklayin, nicin keyfe keder davranmis hristiyanlar?
Haydi sorularima cevap verin bakalim simdi?
Niye cocuklarini oldurmusler? Kadinlar yaratik mi doguruyordu hayirdir?
Niye ogullarini satmislar? Isa'nin "ogullarinizi satin" diye bir cumlesi var mi Incil'de?
Kadin 7 aylik dogurduysa ne olacak? Cocuk veled-i zina mi olacak? Mirastan niye pay alamayacak?
Isa carmiha Ceres sebebiyle gerilmis olabilir mi acaba?
Siir yazdi diye adam oldurulur mu dove dove?
Yalan beyanat verdi diye adam ucurumdan asagi atilir mi?
Sonra da Patrici ne demektir bunu arastirin.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Patrici
Sizin mantiginiz suna benzer, Osmanli modeli, ilk ogul akli olarak yetersiz de olsa, tahta gecmelidir. Bu Neo-Osmanli modasi pek bir sarmis insanlari, anlasilan.
Sonra savunmaya calistiginiz dini ve onun tarihini cok iyi bilin sayin Upuaut, ondan sonra tartisin mumkunse. 
Koken elbetteki oralardan gelmis olabilir buna itirazim yok, ancak bakis aciniz fazlasiyla dar.
Size kalsak islami seriat gelsin o zaman destekleyelim, nasil olsa kadina miras hakki tanimis.
Diledigi zaman bosanma hakki tanimis. Tez seriat mahkemesi kurulsun, onunla idare olalim.
Namusuyla bosanan bir kadinla evlenen kisiyi, zina yapiyor diye addetmemis.
Tarih icinde kanunlar, yasalar evrilir cunku toplumla birlikte.
Esav'a gelince, Esav konusuna dair, bir baba kutsama acisindan, dini yonden evladini secebilir. Cunku her evlat dindar olacak diye kural yoktur. Esav'da boylelikle yasanin, bir tabak yemege satilmamasi gerektigini ogrenmistir muhtemelen. Kaldi ki bu isin mahkemelik tarafi da yoktur, zira kisisel miras konusuna girmez.
Bu gunumuzde de boyledir. Insanlar gidip babasina dair miras davasi acabilir. Miras hukukidir ayri konudur, dini yonelim ayri konudur.
upuaut´isimli üyeden Alıntı
İşte günümüzde Şeriat istenmiyorsa, bunun asıl nedeni budur. Eğer şeriatten yanaysan, Tevrat'ta Esav'ın başına gelenlerine eyvallah dersin. Yok, eğer gerçek hukuktan yanaysan, o zaman Esav'a hakkının verilmesi gerekir.
Ha, sen bunu yaparsan, kusura bakma, o zaman kimse senin peygamberliğine takmaz. Senden sonrakilere de.
|
Esav'in basina gelenler icin, yine eyvallah derim, bunun icin seriat yanlisi olmaya gerek yok.
Zira ant icmesi kendi karari sonucudur. Isa'da boyle demis zira, eger Incil Isa sozu ise;
"Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.
Yakup’a, “Lütfen şu kızıl çorbadan biraz ver de içeyim. Aç ve bitkinim” dedi. Bu nedenle ona Edom adı da verildi.
Yakup, “ Önce sen ilk oğulluk hakkını bana ver” diye karşılık verdi.
Esav, “Baksana, açlıktan ölmek üzereyim” dedi, “ İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?”
Yakup, “Önce ant iç” dedi. Esav ant içerek ilk oğulluk hakkını Yakup’a sattı. Yakup Esav’a ekmekle mercimek çorbası verdi. Esav yiyip içtikten sonra kalkıp gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsemiş oldu. "
Siz tabi ki o doneme iliskin, ant icme bahsine giremediginizden, onun icmis oldugu ant'in, o doneme gore onemini ve gecerliligini de kavrayamiyorsunuz. Oturun bir Incil'deki eski ahit'i okuyun once.
Buyrun okuyun ogrenin;
Matta 5-33
“Yine atalarımıza, ‘ Yalan yere ant içmeyeceksin, ama Rab’bin önünde içtiğin antları yerine getireceksin’ dendiğini duydunuz
34-35
Oysa ben size diyorum ki, hiç ant içmeyin: Ne gök üzerine, çünkü orası Tanrı’nın tahtıdır; ne yer üzerine, çünkü orası O’nun ayak taburesidir; ne de Yeruşalim üzerine, çünkü orası Büyük Kral’ın kentidir
Buyrun Isa'nin sozleri ant icme bahsine iliskin.
Kusura bakmayin da Musevi bunu inanc-peygamber vs. babinda takar mi? Takmaz. Niye?
Onun zaten bir kitabi dini mevcut. Bu ustte bahsettigim iki kavrami ayirabildiginiz zaman devam ederiz tartismaya.
Konu Neva tarafından (06-11-2012 Saat 07:58 ) değiştirilmiştir.
|

06-11-2012, 15:52
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Jesus Christ'e teşekkürler!
Neva´isimli üyeden Alıntı
Sayin Upuaut;
Bahsetmeye calistiginiz konu hukuki bir konudur. Pasajlardan da gorulecegi sekilde miras hukukudur. Kendinizce Miras hukuku uzerinden curutmeye calistiginiz tarafsa, olayin dini yonudur. Bir baba evladini/evlatlarini sevmeyebilir, ancak bu onun miras konusunda esit davranmayacagi anlamina gelmez.
Maddi miras ayri seydir, dini yonu ayridir.
|
Neva, sen hala "İlk Oğulluk" kavramını anlamış değilsen. Farketmez, ben de miras kısmı ve ilgili birkaç konu hariç bu kavramı yeni yeni öğreniyorum. Bu nedenle kusura bakma, mesajının yalnızca giriş kısmını alıp, bu kavramın üzerinde duracağım.
1. Sümer ve Babil'deki "İlk Oğulluk" kavramı nedir?
Bu kavram Sümer-Babil'de bir sosyal statüdür. Örneğin günümüzdeki toplumlarda bir öğretmenin nasıl bir sosyal statüsü varsa Sümer-Babil'deki ilk oğlun statüsü de buna benzer şekilde vardı. Bu statünün nasıl olduğunu bugün bile tam olarak bilemiyoruz ama tabletler çözüldükçe "İlk Oğulluk" statüsüne ilişkin veriler teker teker elde ediliyor.
Bildiğiniz gibi, 150 yıl kadar önce, "Sümer ve Akkad" tabletleri henüz çözümlenememişti ve Eski Ahit, İncil ile Kuran'ın erken genel ön kaynakları tam bir açıklıkla bilinmiyordu. Dolayısıyla Avesta'dan Kuran'a kadar "Kutsal Kitaplar"ın önceki temellerine ilişkin gerekçeli fikirler ileri sürme olanağı da pek bulunmuyordu. Eski Aydınlanmacılık akımlarının "din eleştirileri"nin, "madde mi ilk öğe, yoksa düşünce mi ilk öğedir?" diye ifade edilebilecek olan, "düşünce ile madde" arasındaki bir felsefi alana sıkışmasına yol açan yetersizlikleri ve "Kutsal Yaratılış" anlatımlarının, 'anlamsızlık veya çelişme' oluşturan noktaları üzerinde yoğunlaşma sığlığı, bu bakımdan, bir noktaya kadar anlaşılabilir.
Ama şimdi, çözümlenmiş olan eski tablet yazıtları, Tevrat, İncil ve Kuran'ın yazın ve ritüel kaynaklarının, tamamen "Sümer ve Akkad" adı verilen topluluk ilahilerindeki anlatım ve kurallara dayandığını ortaya koymaktadır (Bkz. " Tevrat, İncil ve Kuran'ın Mezopotamya Yazın Kaynakları"na).
Atatürk'e teşekkür borçluyuz!
İşte Atatürk'ün (ki onun bu konu hakkında vurucu sözü imzamdadır) ülkemizde yaptığı en büyük devrim budur: Türk Rönesansı.
Şimdiye kadar bu açmaz nedeniyle (ki Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Dönemi de buna dahildir) Kutsal Kitap taraftarları istedikleri kadar at koşturdular. Bu at koşturma son 2000 yıldır olağanca hızıyla, kendine taraftar kazanma şeklinde sürdü, gitti. Ama artık nasıl desem bilemiyorum; "Artık maymunun gözü açıldı" ya da "Kral çıplak" şeklinde ifadelerle tabir edilen durum ortaya çıktı.
Şahsen, ben Sümer ve Babil tabletlerinde çalışır ve en derin bilgilere nüfuz ederken hep şunu düşünürdüm: Atatürk bu kadar bilgiye sahip değilken, nasıl oluyor da Atatürk bizim daha yeni yeni ulaştığımız gerçekleri biliyordu? Yani imzamdaki sözden de görüleceği gibi Atatürk'ün karşı çıkışı boş bir çıkış değildi ve (çok kitap okuması ve çok kişiyle görüşmesinden kaynaklanmış olsa gerek) bilgiye dayanıyordu, ama Atatürk bizim çok zamanda elde ettiğimiz bu bilgilere nasıl sahip olmuştu? Belki de kestirmeden, bilemiyorum ama Atatürk ile birlikte bugün ulaştığımız sonuçlar bize aynı kapıyı gösteriyor.
Bu arada, sen de DÖG üyesi olman hesabıyla bu çıplaklığın ortaya çıkmasında yardımcı olman ve karşı tarafa hizmet etmemen gerektiği bilincinde olna ve bu yolda çalışman gerekir. Yoksa, idon'tneedagod'ın bana yakıştırmaya çalıştığı şeyi ben de sizler için düşünmeye başlayacağım ve yoldan çıktığınız takdirde bunu size hatırlatacağım.
Şimdi konumuza kaldığım yerden devam edersem, "İlk Oğulluk" kavramının tarihsel gelişiminin şöyle olduğunu görürüz: Eski Sümer dönemi tabletlerinde Du-mu-uş olarak okunan kelime, Dumu (çocuk, döl ) + Uş (takip eden, izleyen) anlamındadır. Bu kelime başlangıçta, yalnızca, 'ilk gelen’ (“premiére né”) Büyük Oğul için kullanılmaktaydı. Ölen babanın cenazesinin başında kandil yakma ve toplumun ölüm-cenaze kültü gereği yapılan törenlerdeki yetkilisi de Dumu-uş olarak adlandırılan bu şahıstır. Anlaşılıyor ki, bu aynı zamanda ‘mirasçı’ olan bireyin de tanımıydı ve bu mirasçı Büyük Oğul’dan başkası değildi (Bkz. " Eski Toplumda Kız ve Erkek Çocukların Miras Paylaşım Düzeni (1)"ne).
Demek ki Sümer'de bilinen "Dumu-Uş (İlk Oğul)" statüsü yalnızca babasının mirasından en büyük pay (ki bu, Sümer dönemindeki UR'da geometrik dizinin en büyük payı iken Eski Babil dönemindeki LARSA'da 2 paydır) almak anlamına gelmiyormuş. Bu ilk oğul babasının herşeyi demekmiş. Örneğin babası öldüğünde ilk oğul cenaze törenini düzenler ve kandil yakar (Bkz. "Eski Toplum"da İlk Oğulluk)
Öyle anlaşılıyor ki, tabletler günyüzüne çıkıp çözüldüğünde "İlk Oğul" kavramına ait yeni veriler ortaya çıkacak ve şimdiye kadar çıkarılan tabletlerden elde edilen bilgiler bunun böyle olduğunu gösteriyor bize.
Bu konuda tarihçi Safa Kaçmaz'ın tespiti de bu yöndedir: "Şimdi önümüzde, "büyük-küçük oğul" ayrımının, daha az net olan temel kavramlarını, bütün tarihsel çizgi içinde ortaya çıkarmaya çalışmak..."
Tarihçi Safa kaçmaz'a göre "İlk Oğulluk" kavramının tarihsel gelişim süreci şöyle olmuştur: "Kutsal denilen kitapların “Adem&Havva” çocuklarından itibaren tanıdığımız, “Büyük Oğul” ve “Küçük Oğul” ayrımlarının, eski toplumda sosyolojik kategoriler olarak kullanıldığının ve bunun miras yasalarında yer alan hukuki formata bürünüyor olduğunun ortaya çıkarılması, gerçekten önemlidir. Bu sadece, çocukların doğum sırasını anlatan bir belirlenim konusu değildi. Çocukların anne ve baba toplum birimleri arasında paylaşımına ait bir örgütlenme tarzını ifade ediyordu. Mesela “Büyük oğul”, ana yanından bir kızla, dayı-teyze kızıyla evlenmek zorunda, küçük oğul da, amca-hala kızıyla evlenmek zorundaydı; veya tam tersine...
Dolayısıyla büyük ve küçük oğul ayrımı, ana ve baba tarafından temsil edilen iki farklı toplum birimin evlilik ittifakının, düzenli bir sistem içinde devamını öngörmek üzere ayarlanmıştı. Ana yanından, dayı/teyze kızıyla evlenecek oğul, kesin olarak baba'ya, baba toplum birimine aitti; baba yanından bir kızla, amca/hala kızıyla evlenecek olan oğul ise, kesin olarak ana'ya ait, ana toplum birimine ait sayılan bir oğuldu. Bu nedenle de, baba bu oğul’lardan Büyük olanını “daha çok sever”ise, ana da bu oğullardan “küçük” olanı “daha çok sever”di. Veya tam tersi…"
2. İshak'ın "İlk Oğulluk Hakkı"nı Yakup'a vermesi nasıl değerlendirilmelidir?
Uyarı: Burada "İlk Oğulluk" kavramının Sümer-Babil'de bir sosyal statü ifade ettiğini ve "İlk Oğulluk Hakkı"nın da buna bağlı olarak babanın sahip olduğu her şeyinde ilk oğulun söz sahibi olduğunu unutmamakta yarar vardır.
Safa Kaçmaz bu soruya yukarıdaki "İlk Oğulluk" kavramına ait açıklamalarına ek olarak şöyle yanıt verir:
Mesela İshak'ın oğulları Esat ve Yakup için, Eski Ahit'te söylenenler tam tamına bunlardır.(*1)
Büyük-Küçük oğul'un miras hukukundaki konumlarını da, epeyce inceleyip ana hatlarıyla açıklığa kavuşturduk diyebiliriz.
Şimdi önümüzde, "büyük-küçük oğul" ayrımının, daha az net olan temel kavramlarını,bütün tarihsel çizgi içinde ortaya çıkarmaya çalışmak...
Mesela Eski Ahit'te şöyle bir bölüm okuyoruz:
“Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa; adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez.
Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak.”
(Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı)
Buradan ortaya çıkıyor ki, sadece “ilk oğulluk hakkı”, hukuki bir kategori olarak ele alınmakla kalmıyor; erkeğin yasal eşi olarak “hoşlanılan-sevilen kadın” ile, “hoşlanılmayan, sevilmeyen, nefret edilen,kızılan kadın” da, eski toplumda hukusal statülere sahip insanların sınıflayıcı ifadeleri olarak kullanılıyordu. En eski Sümer-Akkad ilahilerinden, Eski Ahit’teki dinsel metinler, Hitit kanun ve mahkeme kayıtlarından, Homeros’un Tarihi’ne kadar, sabırla izlerini bulup ortaya çıkarmaya çalıştığımız bu kavramlara ve anlamlarına gereken önemi göstermeliyiz.
“Büyük Oğul ve Küçük Oğul” ayırımının, “aile” olarak bütünleşme sürecindeki ana’nın ve baba’nın ait oldukları farklı toplum birimleri tarafından paylaşımına dayanmakta olduğunu keşfetmemize bağlı olarak, bu kavramlar bambaşka bir içerik kazanmaya başlarlar. (*2)
Yukardaki kurala göre, bazı adamlar, ikisinin de babası kendisi olan oğullarının doğuş sırasına göre “ilk oğul” sıralaması yapmayıp; “gözde”sinin oğlu, diğerinden geç doğmuş olsa da, onu "ilk oğul/büyük oğul" olarak tanımlayabiliyorlardı. Yani “büyük oğul”luk bir sosyal/hukuki statü idi ve baba’nın “asıl mirasçısı”nı tanımlıyordu.
Fakat Eski Ahit'in dinsel kuralında, sadece “büyük oğulluk”tan değil; “sevdiği kadın”, “hoşlanmadığı kadın” gibi, bizlere sanki bireysel yakınlık duyma konusu imiş gibi yansıtılan değerlendirmeler de yer almaktadır.
Aslında, “Gılgamış Destanı”ndan beri, “Enkidu'nun Yer Altına İnişi” gibi ilahilerde:
"Ayağına sandalet giyme,
Ölüler diyarında haykırma;
Sevgili karını öpme,
İğrendiğin karına vurma,
Sevgili oğlunu öpme,
İğrendiğin oğluna vurma,
Yoksa Kur'un haykırışı seni yakalar.."
denilirken, “Sevgili karı (eş)”, “İğrenilen karı(eş)”, “Sevgili oğul”, “İğrenilen oğul” gibi kavramlar/kategorilerden bahsedilmiş oluyordu.
“Sevilen oğul”, “biricik oğul” gibi, sanki “bireysel sevgi derecesiyle” ilgili imiş gibi kullanılan ve eski tabletlerdeki anlamları ortaya pek çıkarılamamış bu kavramların anlamlarını belirlemek, “büyük-küçük oğul” statüsünün iz ve kalıntılarını her alanda izlemek anlamına geliyor.
Bu başarılabilir bir çalışmadır. Başlangıç için önemli olan, bu çalışmalarda, eski ve yeni toplumun doğru bir perspektifle ele alınmasıdır (Bkz. "Çok Karılı Düzende Eş Tanımları Üzerine")
Demek ki neymiş? Yukarıda Safa Kaçmaz'ın kırmızı renkle gösterdiğim açıklamalarından da anlaşılacağı üzere, “ilk oğulluk hakkı” kavramı "Miras" gibi sadece hukuki bir kategori değil; erkeğin yasal eşi olarak “hoşlanılan-sevilen kadın” ile, “hoşlanılmayan, sevilmeyen, nefret edilen,kızılan kadın” da, eski toplumda hukusal statülere sahip insanların sınıflayıcı ifadeleri olarak kullanılıyordu. Yani "İlk Oğulluk" bir sosyal statüdür.
Tabii sen bu meseleyi sadece miras paylaşımı tabletlerinde gördüğün için, meseleyi böyle anlıyorsun.
Oysa Sümer-Babil'deki ve Yahudiler'e yansıyan (ki Yahudiler bunu da olduğu gibi almışlardı) "İlk Oğulluk" kavramına ilişkin bu tarihsel dokuyu bilmeyenlerin Jesus Christ'in şu sözlerini anlamasını bekleyemeyiz.
Tanrı’yı (YASA’yı) Reddetmeyin!
16. Kimse cinsel ahlaksızlıkta bulunmasın, ya da ilk doğmuş olmanın (İlk Oğulluk) hakkını bir yemeğe karşılık satan Esav gibi (ya da ilk oğulluk hakkını bir yemek karşılığı satın alan Yakup gibi veyahut da ilk oğulluk hakkında sevdiği oğlunu kayıran İshak gibi) Tanrı'ya saygısızlık etmesin. 17. Biliyorsunuz, Esav daha sonra kutsanma hakkını miras almak (ilk oğulluk hakkını geri almak) istediyse de geri çevrildi. Kutsanmak (İlk oğulluk hakkını geri alabilmek) için gözyaşlarıyla yalvardığı halde, vermiş olduğu kararın sonucunu değiştiremedi, İbraniler 12:16-17.
Bizim burada 1000'lerce yıl boyunca ve peygamberler tarafından unutulan ya da keyfiyete dönüştürülen "İlk Oğulluk" kavramını hatırlatan Jesus Christ'e teşekkür etmemiz gerekiyor.
Ben kendi adıma, bir sürü tablet okuyup ancak büyük bir derleme sonucunda öğrendiğimiz bu kavramı hatırlatan ve ayrıca yukarıdaki ayetle bize bilgi veren Jesus Christ'e teşekkürü bir borç bilirim.
|

06-11-2012, 19:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Yine alakasiz seyler yazmissiniz sayin Upuaut. Neva ne dediginizi anliyor da siz Neva'nin ne dedigini anlayamiyorsunuz ne yazik ki.
Bakin her din ve toplum kendi yasalari, kurallari vs. icinde incelenir. Siz diyorsunuz ki bunlar hirsiz boyle yapmislar, Sumer-Babil yasasini yikmislar.
Ben de size diyorum ki, o donem ki ant icme ve onemini inceleyin. Bu, bu kadar zor mu sizin icin?
Bakin gunumuzde bile ant iciyorsunuz. Okulda duymuyor musunuz hic?
Sitede hic degilse belki 10 yerde verdiniz ayni linkleri ve daha once soylemistim. OKUDUK.
Sizin yapmaya calistiginiz, maalesef tarih oncesindeki kanunlari bugunun dogrusu olmali gibi gostermek. O halde tez elden "tapinak fahiseligine" de baslayalim. Ne dersiniz?
Hic objektif degilsiniz.
Evet Tevrat'ta o pasajlar mevcut, demek ki insanlar hoslandiklari veya hoslanmadiklari eslerine veya cocuklarina dair, mirasta haksizlik yapiyorlardi, ki o sekilde yazildi. Bunun anlasilmayan bir yani var mi?
Gunumuzde hala insanlar hukuken siniflaniyor zaten, bunun ayirdinda degil misiniz?
Ataturk de arastiriyordu, zira Ataturk de Tevrat veya diger kitaplari okuyordu bir sekilde arastirma babinda, tipki bugun sizin yaptiginiz gibi. Ama cok matah birsey olmus olsaydi, bugun medeni kanunda okuyor olurduk.
Yani Ataturk'ten burada bahsetmeniz durumu kurtarmiyor ne yazik ki..
Siz hala Isa'nin sozu tek kesin dogrudur azmiyle, yazmaktasiniz. Elestirmeye calistiginiz topluma iliskin, hristiyan aleminin keyfe keder yonetimine ornek sorularima cevap vermemissiniz.???
Tabi Jesus Christ'e tesekkur edelim(!), hatta artik bosanmis kadinla evleneni zina yapiyor sinifinda sayalim.
Sumer ve Babil sosyal statulere ve uygulamalara tez zamanda geri donelim.
Hristiyanligi dogrulayacagim diye, neyi ne sekilde sundugunuzun dahi farkinda degilsiniz.
Ataturk'u de katsaniz oradan hristiyan alemi cikmaz, Tevrat ve Museviler cikar.
Ataturk'un yaptigi reformlar sonucu olusturulan hukukun kaynagi da dinsel metinlere dayanir, konular baglaminda. Once iyi arastirin bulamazsaniz ben size dokerim, cesitli kitaplardan.
Madem ki konulara bu kadar vakif oldugunuzu dusunuyorsunuz;
-Ne diyorsunuz?
" Turk'um, dogruyum , caliskanim. "
Ataturk ne diyor? " Benim yaratilisimda fevkalade birsey varsa, o da Turk olmam'dir."
Haydi bana cevap verin nereden geliyor bu secilmislik kavrami?
Cevap veriyoruz; Tevrat'tan.
- Oguzname'deki vs.deki gruplari bildiginiz kadariyla sayin bana bakayim, ben size tek tek cikarayim onlardan Tanah'tan. Boylece kim nerden gelmis hangi kavim/topluluk ismi(turkmen, alevi, kurt vs.) nerden gelmis ogrenmis olun.
Bakalim Isa'yi sozleri baglaminda kim takmis tarihin icinde?
Siz once kabile reisligi ile Samanizm/ Kam kulturunu(dini) ayirt edin ki, ilk ogulluk kavramini anlayabilesiniz tam olarak icerigiyle.
Acin okuyun Incil'den, size soru;
Esav av'a giderken, Yakup nicin sakin ve evde oturan bir tiptir?
Incil/Yaratilis/25/27
Çocuklar büyüdü. Esav kırları seven usta bir avcı oldu. Yakup’sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.
|

07-11-2012, 02:28
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Neva´isimli üyeden Alıntı
Yine alakasiz seyler yazmissiniz sayin Upuaut. Neva ne dediginizi anliyor da siz Neva'nin ne dedigini anlayamiyorsunuz ne yazik ki.
Bakin her din ve toplum kendi yasalari, kurallari vs. icinde incelenir. Siz diyorsunuz ki bunlar hirsiz boyle yapmislar, Sumer-Babil yasasini yikmislar.
Ben de size diyorum ki, o donem ki ant icme ve onemini inceleyin. Bu, bu kadar zor mu sizin icin?
Bakin gunumuzde bile ant iciyorsunuz. Okulda duymuyor musunuz hic
|
Siz bu cümlelerinizle açık açık Tevrat'ı savunuyorsunuz. Çünkü bu karşı çıkışınızın başka bir anlamı yok. Yani Google'da birçok kaynakta İshak ve Yakup'un hileleri ve sahtekarlıkları anlatılırken, siz kalkmış bu adamları bize karşı savunuyorsunuz. Savunurken de çok komik durumlara düşüyorsunuz.
Nerde kaldı sizin DÖG'lüğünüz? Sakın bu grup, Dinsel Örgüt Grubu olmasın.
Bakınız, siz kalkmışsınız halan bana Tevrat'taki "Ant İçme"den ve öneminden bahsediyorsunuz. Bize ne Yahudiler'in kendi aralarında ant içmesinden. Bizim için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Bildiğiniz gibi, Yahudiler 1948'e kadar hiçbir zaman bir vatana sahip olamadılar. Çeşitli uygarlıklar (Mısır ve Babil) ve ülkelerin (İspanya, Osmanlı İmparatorluğu vs.) şemsiyesi altında yaşadılar. Bu nedenle sahip oldukları tüm değerleri bunlardan alıp kendi keyfiyetlerine göre harmanladılar. Örneğin Sümer-Babil'deki "İlk Oğulluk" statüsünü Tevrat'a alıp, "Ant İçme" ile uyarladılar. Ama bir taraftan Sümer-Babil gibi büyük uygarlıklar varken, diğer tarafta bir yanaşma olan Yahudi Kabilesi vardır. Bu bakımdan, EVRENSEL bir değerlendirme yapılacaksa, bizim adi Yahudi kabilesine değil, Sümer-Babil'deki gerçek uygulamalara bakmamız gerekiyor.
İşte Yahudiler böyle bir ortamda kendi içinde bir "Peygamber Fabrikası" kuruyor. Ama eğer, Yahudiler her ne kadar Sümer-Babil'de bir yanaşma olarak yaşayan Yahudiler'in hukuki uygulamalarında EVRENSEL bir karar alsaydı, o zaman Yahudiler ve Tevrat'ı şimdi desteklenmiş olacaktı.
Neva´isimli üyeden Alıntı
Yine alakasiz seyler yazmissiniz sayin Upuaut. Neva ne dediginizi anliyor da siz Neva'nin ne dedigini anlayamiyorsunuz ne yazik ki.
Bakin her din ve toplum kendi yasalari, kurallari vs. icinde incelenir. Siz diyorsunuz ki bunlar hirsiz boyle yapmislar, Sumer-Babil yasasini yikmislar.
[SIZE=5]Sitede hic degilse belki 10 yerde verdiniz ayni linkleri ve daha once soylemistim. OKUDUK.
Sizin yapmaya calistiginiz, maalesef tarih oncesindeki kanunlari bugunun dogrusu olmali gibi gostermek. O halde tez elden "tapinak fahiseligine" de baslayalim. Ne dersiniz?
Hic objektif degilsiniz.
Evet Tevrat'ta o pasajlar mevcut, demek ki insanlar hoslandiklari veya hoslanmadiklari eslerine veya cocuklarina dair, mirasta haksizlik yapiyorlardi, ki o sekilde yazildi. Bunun anlasilmayan bir yani var mi?
Gunumuzde hala insanlar hukuken siniflaniyor zaten, bunun ayirdinda degil misiniz?
|
Güzel işte. Hem bu konuda bilgileniyorsunuz, fena mı? Yukarıda söylediğim gibi, bu kanunların bizim için önemli olan tarafı EVRENSEL olup olmadığıyla ilgilidir; tapınak fahişeyle ya da hoşlanıp hoşlanmadıpyla ilgili değildir.
Neva´isimli üyeden Alıntı
Ataturk de arastiriyordu, zira Ataturk de Tevrat veya diger kitaplari okuyordu bir sekilde arastirma babinda, tipki bugun sizin yaptiginiz gibi. Ama cok matah birsey olmus olsaydi, bugun medeni kanunda okuyor olurduk.
Yani Ataturk'ten burada bahsetmeniz durumu kurtarmiyor ne yazik ki..
Siz hala Isa'nin sozu tek kesin dogrudur azmiyle, yazmaktasiniz. Elestirmeye calistiginiz topluma iliskin, hristiyan aleminin keyfe keder yonetimine ornek sorularima cevap vermemissiniz.???
Tabi Jesus Christ'e tesekkur edelim(!), hatta artik bosanmis kadinla evleneni zina yapiyor sinifinda sayalim.
Sumer ve Babil sosyal statulere ve uygulamalara tez zamanda geri donelim.
Hristiyanligi dogrulayacagim diye, neyi ne sekilde sundugunuzun dahi farkinda degilsiniz.
Ataturk'u de katsaniz oradan hristiyan alemi cikmaz, Tevrat ve Museviler cikar.
Ataturk'un yaptigi reformlar sonucu olusturulan hukukun kaynagi da dinsel metinlere dayanir, konular baglaminda. Once iyi arastirin bulamazsaniz ben size dokerim, cesitli kitaplardan.
Madem ki konulara bu kadar vakif oldugunuzu dusunuyorsunuz;
-Ne diyorsunuz?
" Turk'um, dogruyum , caliskanim. "
Ataturk ne diyor? " Benim yaratilisimda fevkalade birsey varsa, o da Turk olmam'dir."
Haydi bana cevap verin nereden geliyor bu secilmislik kavrami?
Cevap veriyoruz; Tevrat'tan.
- Oguzname'deki vs.deki gruplari bildiginiz kadariyla sayin bana bakayim, ben size tek tek cikarayim onlardan Tanah'tan. Boylece kim nerden gelmis hangi kavim/topluluk ismi(turkmen, alevi, kurt vs.) nerden gelmis ogrenmis olun.
Bakalim Isa'yi sozleri baglaminda kim takmis tarihin icinde?
Siz once kabile reisligi ile Samanizm/ Kam kulturunu(dini) ayirt edin ki, ilk ogulluk kavramini anlayabilesiniz tam olarak icerigiyle.
Acin okuyun Incil'den, size soru;
Esav av'a giderken, Yakup nicin sakin ve evde oturan bir tiptir?
Incil/Yaratilis/25/27
Çocuklar büyüdü. Esav kırları seven usta bir avcı oldu. Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.
|
Benim İsa'yı doğrulamak gibi bir kaygım yok. Yalnızca, doğru söyleyen benim efendimdir. İsa da bunu yapmıştır.
O zaman ben de soru sorayım ama bu soruların ardı arkasının gelmeyeceğini iyi biliyorum. benim sorum sizin yaptığınız davranışı hatırlatmaktan ibarettir: İshak Esav'ı kutsamak için ava gönderirken, bil bakalım Yakup ve annesi hangi hileyi planlıyordu?
Bu arada, Yahudiler'e açık destek vermeniz nedeniyle, Yahudiler ile aranızdaki ilişkiyi bir açıklasanız.
|

07-11-2012, 03:15
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Siz bu cümlelerinizle açık açık Tevrat'ı savunuyorsunuz. Çünkü bu karşı çıkışınızın başka bir anlamı yok.
Yani Google'da birçok kaynakta İshak ve Yakup'un hileleri ve sahtekarlıkları anlatılırken, siz kalkmış bu adamları bize karşı savunuyorsunuz. Savunurken de çok komik durumlara düşüyorsunuz.
Nerde kaldı sizin DÖG'lüğünüz? Sakın bu grup, Dinsel Örgüt Grubu olmasın.
Bakınız, siz kalkmışsınız halan bana Tevrat'taki "Ant İçme"den ve öneminden bahsediyorsunuz. Bize ne Yahudiler'in kendi aralarında ant içmesinden. Bizim için hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.
Bildiğiniz gibi, Yahudiler 1948'e kadar hiçbir zaman bir vatana sahip olamadılar. Çeşitli uygarlıklar (Mısır ve Babil) ve ülkelerin (İspanya, Osmanlı İmparatorluğu vs.) şemsiyesi altında yaşadılar. Bu nedenle sahip oldukları tüm değerleri bunlardan alıp kendi keyfiyetlerine göre harmanladılar. Örneğin Sümer-Babil'deki "İlk Oğulluk" statüsünü Tevrat'a alıp, "Ant İçme" ile uyarladılar. Ama bir taraftan Sümer-Babil gibi büyük uygarlıklar varken, diğer tarafta bir yanaşma olan Yahudi Kabilesi vardır. Bu bakımdan, EVRENSEL bir değerlendirme yapılacaksa, bizim adi Yahudi kabilesine değil, Sümer-Babil'deki gerçek uygulamalara bakmamız gerekiyor.
İşte Yahudiler böyle bir ortamda kendi içinde bir "Peygamber Fabrikası" kuruyor. Ama eğer, Yahudiler her ne kadar Sümer-Babil'de bir yanaşma olarak yaşayan Yahudiler'in hukuki uygulamalarında EVRENSEL bir karar alsaydı, o zaman Yahudiler ve Tevrat'ı şimdi desteklenmiş olacaktı.
Güzel işte. Hem bu konuda bilgileniyorsunuz, fena mı? Yukarıda söylediğim gibi, bu kanunların bizim için önemli olan tarafı EVRENSEL olup olmadığıyla ilgilidir; tapınak fahişeyle ya da hoşlanıp hoşlanmadıpyla ilgili değildir.
Benim İsa'yı doğrulamak gibi bir kaygım yok. Yalnızca, doğru söyleyen benim efendimdir. İsa da bunu yapmıştır.
O zaman ben de soru sorayım ama bu soruların ardı arkasının gelmeyeceğini iyi biliyorum. benim sorum sizin yaptığınız davranışı hatırlatmaktan ibarettir: İshak Esav'ı kutsamak için ava gönderirken, bil bakalım Yakup ve annesi hangi hileyi planlıyordu?
Bu arada, Yahudiler'e açık destek vermeniz nedeniyle, Yahudiler ile aranızdaki ilişkiyi bir açıklasanız.
|
Sayin Upuaut;
Hayir Tevrat'i savunmuyorum, arti savunmadigim gibi de, o hirsiz bu hileci seklinde degerlendirmiyorum. Yoksa ben de burada Isa uc kagitcinin ve hirsizin biridir diye saygisizca yorum yapmasini da bilirim. Ama benim kisisel olarak tarzim degildir.
Siz acikca fikirlerinize ters dusecegi icin, o dine iliskin doktrini gormezden geliyorsunuz. O adamlara gore de ant icmek dinen onemli bir yer tutuyor.
Orda burada bircok insan elestiriliyor, ancak siz herkesin o insanlar gibi bakmasini bekliyorsaniz, o zaman burada ben arastirmaciyim-tarihsel arastiriyorum dememelisiniz. Acik acik ben inancliyim demelisiniz. O zaman biz sizi anlariz, ona gore cevap yazariz.
Cunku basindan beri soyledim hala da soylemekteyim, makalelerinizde vs. taraflisiniz ve objektif degilsiniz.
Iste bizim DOG'lugumuz oradan geliyor, bir din'i digerine ustun tutmuyoruz. Ama her dini de, kendi hukukuna baz alarak- sadik kalarak elestiriyoruz
Iste nasil ki sizin icin hicbir kiymet-i harbiyesi yoksa ant icmenin (ki kitabinizda da anlatiliyor ant icme mevzusu), aynen o adamlara da hileci, hirsiz vs. gibi elestirilerin bir kiymet-i harbiyesi yoktur.
Ama sizin ardina dustugunuz ve hak aradiginiz dava Esav-Yakup davasi, bunu unutmus olmaniz da ayri bir komedi! Yani hem Musevi inancinin ardina dusup hak ariyor, hem de banane onlarin inancindan demektesiniz, Isa'yi dogrulayabilmek icin.
Celiskinizi gorebiliyor musunuz?
Yahudilerin bir vatana sahip olmamis olmalari, onlarin bir inanci oldugu gercegini degistirmez. Farkli yerlerde yasamis olmalari ve oralarin kulturune adapte olmus olmalari da onlarin inanci oldugu gercegini degistirmez.
Yanasma olmak da utanilmasi ve asagilanmasi gereken birsey degildir ayrica. Insan her yerde, her haliyle insandir.
Sumer -Babil diye yazmaktan bikmiyorsunuz, Sumer-Babil'in irk olarak kimlerden olustugunu geldigini biliyor musunuz?
Evrensel olarak da bu boyledir. Amerikayi yeniden kesfetmeye gerek yok, sizin toplumunuzdaki hukuk/din- baska toplumun hukukuna/dinine uymaz.
Sizin mantiginizla gidersek tapinak fahiseligi duzenine de donmemiz gerekir.Oyle ya! Niye degistirmisler dini/hukuksal duzeni? Hazir Sumer-Babil hukuku var nasilsa.
Evrensel oldugunu goremiyorsaniz(hukuk nereden gelir koken olarak), sizin icin yapacak fazla birsey yok maalesef.Okuldaki ogrencilerinizle karistirdiniz sanirim bizi yine.
Idam hala evrensel, iskence hala evrensel, irkcilik halen evrensel, siddet halen evrensel, uckagitcilik hala evrensel, isgaller hala evrensel vs.vs.
Yok biz bilmiyorduk(!) yakup ve annesinin planini , iyi ki hatirlattiniz.
E hersey guzel de bu kadar duzenbaz ve hileci bir toplumun kitabini nicin kitaplarina dahil etmisler acaba?????
Konuyu kisisellestirmenize gerek yok ki. Anlasilan o ki hizinizi alamamissiniz, bu seviyeye indirgeyebildiniz tartismayi.
Ayrica hristiyan dunyasindaki katakullileri doksek, herhalde bayagi bir yer kaplar.
Anlatin bakalim su;
Su uzerinde yurume,
5000 kisiyi doyurma,
Oluleri diriltme mucize'lerini (!), kim nasil planlamis ve kandirmis insanlari ?
Siz insanlarin boyle hayali sekilde kandirilmasini dogru buluyor musunuz?
Hristiyanliga destek verseydim, ayni sozleri soyleyecek miydiniz bana? Hic sanmam.
Konu Neva tarafından (07-11-2012 Saat 03:34 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:58 .
|