Sevgili ozgur_beyin
Güzel bir irdeleme..
Bir toplumun sözde bir destana dayanıp, üstelik bu destanın metafizik, bilime, akıla aykırı sembollerini esas almak dahi başlı başına bir sorun..
Türklerin önemli sembolü boynuzdur, keçi, geyik, ya da boğa... (bu semboller sadece Türkler değil, neolotik çağ -toprağın işlenmesi- sürecinde neredeyse bir çok topluma yayılmıştır. Bereketin, üretimin, mülkiyetin ve avcılığın sembolleri olmuşlar.
Bu kurt hikayesi ise şaibelidir. Geçmişte denk gelmiştim, birincisi bir Çin yazısı esas alınarak destan(efsane demek daha doğru) yazılmış. Bildiğim kadarıyla o ilk başlangıç(esas) alınan metinde ne Ergenekon var ne türkler ne de bir destan-efsane. Aklımıza kazınan ise Yeşilçam tarafından çekilmiş, değil içerik, zerre sanat değeri olmayan, komedi namına dahi izlenmesi mümkün olmayan filmlerdir. Milliyetçilik adı altında türetilen ırkçılığın soy-ata, sembol, kemik, şanlı-yüce ırkımız ihtiyacıyla üretilmiş gibi...
Çok sonraları ise bu destan yazılıyor, ama destanın kahramanları Türkler değil Moğollar
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Ee...%C3%BCrk%C3%AE
Tabi Moğollar da Türktür deniyorsa, bu efsane kaynağının tarihine(17. Yüzyıl) dikkat çekmek gerekir diye düşünüyorum...