NedimYilmaz";p="´isimli üyeden Alıntı
Evrim, bir başka deyişle biyolojik gelişim, tabiki bir dogma değildir o yüzden tüm sorulara açıktır. O yüzden aklıma takılan sorulardan bazılarını buraya yazma gereği duydum. Verilecek cevapları dört gözle bekliyorum.
----------------------
1) Şimdi ben 2 kardeşimle beraber yola çıktım. Karşımıza çok tehlikeli bir yaratık çıktı. Kardeşlerim görmedi o yaratığı. Önümde iki seçenek var: Birincisi, bağırıp yaratığın önüne atlayıp bağırmak ve kardeşlerimin kurtulmasını sağlamak. İkincisi, hemen bir kenara saklanıp kardeşlerimin yaratığa yem olmasını beklemek.
Türlerin çıkarları üzerine kurulan evrim, bu soruya nasıl bir cevap verir. Yukarıdaki durumlardan herhangi biri doğal seçilime engel teşkil edebilir mi ?
2) Doğal seçilime göre canlılar kendi çıkarlarına göre hareket eder. Ama karınca, arı, çıplak kör fare türleri bu yaşam tarzına zıt bir şekilde hayat mücadelesine sahipler. Özgecilik deyimi burada ne gibi bir açıklama sağlar ?
3) İnsanların kötü huylarını eski ( insansımaymun), iyi huylarını modern geçmişten aldığımızı söyleyebilir miyiz ?
--------------------
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
evrimin türlerin çıkarları üzerine kurulu fikrine katılmıyorum,evrim doğal ayıklanmadan bahseder
eğer o yaratığı yalnızca siz görmüşseniz bu sizin diğer kardeşlerinizden daha iyi duyan kulaklara
daha iyi gören gözlere sahip olduğunuzu gösterir,eğer o yaratık mutlaka size saldıracaksa *en
zayıf olanınızı alacaktır,en zayıf olanınızı alacaktır çünkü kendi türünün devamı için güçlü olmak zorundadır,en az enerji ile, en zayıf olana saldıracaktır,sizin iyi duyan kulaklar,iyi gören gözlerden sonra iyi koşan bacaklarınızda varsa, doğal ayıklanmaya göre en güçlü olan siz hayatta kalacaksınız.
ancak bizi bu noktada diğer canlılardan ayıran faktör, sosyal bir evrim geçirmiş olmamız ve duygulamızın son derece gelişmiş olmasıdır, sosyal evrim ile gelişmiş duygularınız, şartlar
ne olursa olsun, sonuç ne olursa olsun o saldırıya mudahalenizi isteyecektir, bu kendi türünü
devamını sağlamak için değil, acıma duygumuzun son derece gelişmiş olmasındandır.
insanları bir karınca kolonisi ile karşılaştırmak doğru bir yaklaşım olmaz,her yıl dünyada binlerce sakat ve zeka özürlü çocuk doğmakta, bunların doğal şartlarda hayatta kalmaları çok zordur,
bu insanların uzun süre yaşamaları, insanın doğaya yapay mudahalesi ile olmaktadır,çünkü
bu yapay mudahaleyi gerektiren ilaçlar vs doğada yoktur, eğer bu mudahale sadece türünü koruma amaçlı olsa idi yüzlerce *sakat *hasta insan kalıtsal materyallerini gen havuzuna sokmuş
olacak ve her yıl *daha çok hastalıklı insan doğmasına sebep olacaktı, buradaki mudahale insanın
acıma, sevme, koruma, sahiplenme duygularının gelişmiş olmasıdır