Ruhdan daha önemli olan ruhun nereye gittiğidir, o yer yok ise ruhun ne anlamı kalır değil mi?
Şimdi önümüzde 2 yer var, bunlardan birisi iyi diğeri kötü. Kötü olan fazlasıyla kötü o yüzden önce iyiden başlayacağım.
CENNET
Sümerler ona Dilmun dediler. Orada Eden bahçeleri vardı. Dilmun İran, Basra Körfezi dolaylarında bir yer. İhtimal doğal afet ve olaylar ile Sümerler'in ataları oradan daha batıya gelmişlerdi.
“Dilmun’da kuzgun sesini çıkarmaz,
İttudu-kuşu ittidu-kuşu sesi çıkarmaz,
Aslan öldürmez,
Kurt kuzuyu kapmaz,
....
Güvercin başını eğmez,
Gözü ağrıyan “gözüm ağrıyor” demez,
Başı ağrıyan “başım ağrıyor” demez,
(Dilmun’un) ihtiyar kadını “ben ihtiyar bir kadınım” demez,
İhtiyar erkeği “Ben ihtiyar bir erkeğim” demez,
Genç kızı yıkanmaz, kente ışıldayan sular dökülmez,
(Ölüm) ırmağını geçip … diyen yoktur,
Çevresinde ağlayan rahipler yürümez,
Şarkıcı ağıt yakmaz,
Kentin çevresinde hiç yas tutmaz.” (S.Noah Kramer, Tarih Sümer’de Başlar, s. 182, Kobalcı Yayınevi)
Sümer yaradılış destanında, önce su(Tanrıça Nammu) vardır. (Tarih S.N.Kramer, s.64-69.) Tanrıça o sudan büyük bir dağ doğurur, oğlu Enlil onu ikiye ayırır(yer ve gök ayrılır)...
Toprağın kıraç ve kuru olduğu daha sonra ise Su Tanrısı, Güneş Tanrısından yerden su çıkartmasını emreder, çıkan su ilede yer Tanrıçası(doğum dişil) bitkiler yetiştirir.. Orada bağlar ve bahçeler, yerden ağaçlar bitmiştir tabi yer tanrıçası tarafından yasaklanan meyvelerde(8 meyve). Her neyse, işte orası cennetin ta kendisidir. Orası Tanrı ve Tanrıçalar ülkesidir, orada Tanrı ve Tanrıçalar yaşamaktadır, ancak sürekli devam eden Tanrı-ça- doğumları, tanrı-ça-lar için, yiyecek yetiştirmek, köpüklü su(bira) yapmak kısaca hizmet ve gıda üretimi problemi yaşanır. Bu sorunun çözümü ise çamurdan şekil verilen ve Tanrı-ça-lara hizmet etmesi için yaratılan İnsanı ortaya çıkartır. İşte ilk insan ve ruhu çamurdan müteşekkül olup, gözünü açtığı yer cennet yani Tanrılar ülkesi Dilmun olup, görevi hizmet etmektir.
Orada Eden bahçeleri vardır ve o bahçelerde çalışan insanlar.. Burada neden onbinlerce yıl kutsal olan olmayanda(tüm dinler kutsaldır bu ayrı konu) ibadet biçiminin diz çökmek olduğunu anlarız, çünkü insanların görevi hizmet ve onların efendileri vardır. İnsanlarında çoğalması, tanrı-ça-ların onların seslerinden ve gürültüsünden rahatsız olmaları Tanrıların Kralı olan Enlil'i(Babillilerin Bal'i, Baal, Bel) hiddetlendirir, insanların kökünü kurutmak ve onlardan kurtulmak için tanrılar söz birliği yaparlar, Bilgelik tanrısı Enki buna dayanamaz ve Ziusudra'dan gemi yapmasını ve onunla "duvar arkasından konuşarak(S.Noah Kramer, T.Sümerde Başlar)" insanları kurtarmasını ister. Tufan olur Ziusudra insanları kurtarır... İşte tüm efsaneler burada, bu olaylar cennet de yani insanların hizmet yerlerinde olur...
Kutsal kitaplar ise, gök ve yer birbirinden aynen ayrılır, topraktan çıkan buğu ile toprağı sularlar?!, çanak-çömlekçi sümerlere bağlı kalarak, çamurdan insan yaratılır, yasak meyveden Sümer Bilgelik Tanrısı Enki(Ea) yediği için üzerine lanet gelir ve kaburga kemiğini iyileştirmek için yaşamın hanımı olan Nin-Ti onun kaburgasından yaratılır, dilden dile ve geçmişten geleceğe anlatılan efsaneler, elden ele ve çağdan döneme, toplumlardan kültürlere kadar değişerek devam eder... Adem'in kaburga kemiğinden olan Havva ve sonrası ise malum,
insanlık cennetten kovulur ve
cennet macerası burada biter, artık kovulanın geri dönmesi, efendisine olan hizmetin(ibadetin) ölçütü olarak olacaktır, hizmette kusur ise Cehennemin kapılarını açacaktır!!
Cennet maceramız burada bitiyor, ruhların hizmette kusur etmeyerek gitmeyi hak edeceği yer.
CEHENNEM
Sümerler'in Enlil'i, başka kültürlerde(babil) Baal, Bal ve Bel olarak bilinir. İnsanların ataerkil toplumsal yapıya geçişlerinde ise Tanrılar Panteonunun tahtına daha sonraları efsanelerinde erkek Tanrıların geçtiğini görürüz, ve bu taht ve tanrı isimleri kültür, toplumlar ve çağlara göre? Enlil, Marduk arasında değişmeler gösterir. Ejderha savaşları ve onunla Enlil ve Enki'nin baş edememesi sonucu maceramıza Marduk ortak olur ve devi(Tiamat) öldürür... Bel ise hakim tanrıdır, o sümer'in Enlil'idir ve tanrılar erkinin başıdır.
Yeryüzünü o yönetir, fırtınalar, şimşekler, yıldırımlar, gök gürültüleri, tufanları Enlil(bel) yönetir. O'nun yönettikleri insanların korkularınında asli unsurlarıdır. İnsanlar ona karşı ise gayet teslim ve hizmetkar olmak zorundalardır. Tanrı Bel eti çok sever, onun hışmından, fırtınadan, yıldırımdan, tufanlardan, depremlerden korunmak ve korku ile sığınmak için insanlar kurbanlar verir. Çünkü yıldırımlar insanı çarpmakta, fırtınalar talan etmekte, depremler yıkmakta, gökten yağan taşlar(Gök taşı-bir örnek verecem-*) yakıp yıkmakta, sel ve nehir taşkınları yaşanmaktadır...
Korku her daim diridir. Yaşam ise bu felaketler karşısında çaresizdir ve yaşamın kaynağı bu felaketlerden uzak olmaktır, bu anlamda yaşam kutsaldır ve bu kutsallık için insan tavizler, ödünler ve kurbanlar vermek zorundadır.
Eski dönemlerde hatta, doğan ilk erkek bebekler, eti ve kanı ama sonrasında görüyoruz ki, yanık eti çok seven Bel'e sunulacaktır. Cahiliyue dönemi diye anlatılan masalların, kızların öldürülmesi, gelişen ataerkil toplumsal yapı gereği, kurbanlar erkekten kıza evrilmiş olabilir
İbranilerde bu yerin adı, Ge Hinnom'dur. Yani Hinnom Vadisi, öyle ise, sonraları adaklar ve kurbanların yapıldığı aynı kültürün başka coğrafyalarda yaşandığı gerçeği, bizlere cehennemin tek bir yer olmayacağı fikrini verir. Ancak isime kaynak olan Yahuda Krallığına ait Hinnom Vadisi burada açıklamaya yeterli olacaktır. Ge Hinnom, Gehinnom, Gehenna(Yunanca). Orada bir kuyu vardır, dipsiz bir kuyu, kurbanlar oraya atılır, ve yakılırlar. Daha sonraları ise, Vadiyi saran kokulardan dolayı sürekli yakılmıştır. Çünkü ateş kurbanların kokmalarına yol açan etkenleri ortadan kaldırıyordu(Bakteri özelliğide kalkıyor, hayat kalmıyor).
Daha sonraları ise, orası, cezalıların, cezalarının verildiği yer haline geliyor. Yani suçluların kurban edildiği, ceza için sunulduğu ve sonunda yakıldığı bir yer oluyor. Cennetle başlayan çanak-çömlek çamur oluşumu ve ortaya çıkan ruh, şimdi çamur çanak-çömlek fırına veriliyordu. Yeterince pişkin olmayan çamurun, Çanağın ve çömleğin pişkinliği pekişiyordu.
Suçlular cezasını buluyordu yada tanrıya(Enlil, Bel, Baal, El) fırtınalardan, yıldırımlardan, taşkınlardan, depremlerden, göktaşlarından kurtulmak için İnsanlık diyet ödüyordu. Olduda bir deprem oldu, diyetin dozu daha çok kurban ve daha çok günahkar avı ile bitiyordu, aynen Ağustos depreminde Bu depremin nedeni başı açık gezegn kızlardır diyen, Ge Hinnom zebanisi sarıklıların söylediği gibi. Görüldüğü gibi, modern çağda dahi etki alanı bulan bu ilkel anlayışın, birde çağıyla ilkel olduğu o dönemleri düşünelim? Nasıl korkunç değil mi, diyet ödenmeliydi ve diyet ödendi, ödenmeye devam ediliyor, bu diyetin ödendiği yer ise Cehennemdir(en dip yer). İşte orası, o kuyunun dibi. Ruhlar yerine bedenlerin atıldığı ve binyıllarca insanları korkutan bir öcü, cennet ise aynı işi gören ninnidir. İşte ruhun gideceği yerler?!!
Göktaşı Olayı örneği: LUT gölü, bir krater gölüdür, deniz seviyesinden 400 metre aşağıdadır yüzeyi ve içinde içe bükey bir alan vardır, bu bukeylik ise göktaşının girdiği yer olup açıyıda verir. Burası Lut gölüdür ve *göktaşının açtığı aşırı tuzlu bir göldür. Tuz oranı %30 civarında olup, yüzmeseniz dahi boğulmazsınız, üzerinden sırt üstü yatarak geçilebilir, aşırı tuzludur.
Kutsal olan siyah taşlar, Kabe'de olanlar ve şu anda olan muhtemel ta buralardan gelmektedir. Korkusu ve ona olan sarılmak ve sığıntı ise Enlil, yani Bel, Baal, belkide El'in azabından dolayıdır, o taşlara olan sarılma ve saygı duygusu, insanlığın ödediği diyetin bir temsilinden başka bir şey değildir.
Başından sonuna görüldüğü gibi RUH bu senaryoda hizmette kusur üzerine bir figurandır. Ölümün dahi ötesinde olan bir ceza(cehennem) ile yaşamın dahi ötesinde olan bir ödülün(cennet),
kurgu ve masallarda geçiş anahtarıdır. Çünkü iyi yada kötü ölen hiç kimse öldükten sonra kalkıp konuşmamıştır, oysa maceramız burada bitmemeliydi? Bitmedide, gerçeğe biçilen mistik ve meta fizik alemlerde film henüz yeni başlıyor?! İnsanlar gerçeği görmektense, arzu ve istemlerine yeni boyutlar ediniyor, hayalin boyutlarına taşınan ruh, yersiz ve yurtsuz olamayacağı için, yerler ve yurtlar ve mekanlar, alem ve boyutlar kurgulanıyor, ruh ise küçücük bir ayrıntı iken, işte kurgulanan bu mekanlar ve onları var eden tanrı yada tanrılar, baş kahramanı oynuyor, çünkü ölüm gerçeğinden çok insanlar yaşam gerçeğinden etkilenmişlerdir, amaç onu sonsuz kılmaktır.
Oysaki nesnel gerçek 1.yaşamsal olduğu kadar 2.ölümcüldürde, birinciyi ikinciye tercih etmek ise, nesnel gerçeğe bağlı kalarak mümkün olmamıştır, ruh ise birinciyi tercih eden insanın nesnel gerçeğe karşı olan kabul etmezliğinden doğmuş, kendi özgülünde bir geçiş kahramanıdır, amaç nesnel olandan nesnel olmayana geçiştir ve ancak bu nesnel olmayan ve mistik, metafizik
mekanlar, ruh kavramı ile olacaktır.
___EK_____
Yararlanılacak kaynaklar.
Tarih Sümer'de Başlar, Samuel Noah Kramer, Kabalcı Yayınları(Sümer mitolojisi)
İbrahim Peygamber, Muazzez Ilmiye Çığ, Kaynak Yayınları(Fenikeliler(Kenanlılar) Sümer kaynakları, kurban ve anlamları, Mezopotamya kökenleri)
http://2012.burakeldem.com/content/view/6/54/ (Kenan'iler ve İbrahim torunlarına Mısır etkisi üzerine küçük bir ek)