toprak1981´isimli üyeden Alıntı
Peygamberiniz darwin ne diyor; uygun koşullarda protein molekülleri kendiliğinden oluşabilir (hadi ordan.. gören duyan varmı? yok!). Ama bize öyle öğretmediler bize okulda dedilerki şöyle öğrettiler (alıntıdır);
"Genetik bilgi akışında sıra protein sentezine geldiğinde mesajcı RNA ( mRNA)’dan başka taşıyıcı RNA ( tRNA) da DNA'dan aldığı talimat doğrultusunda devreye girerek ribozomlarda protein sentezi gerçekleşir."
Demekki neymiş protein oluşması için öncelikle üretim talimatının alındığı bir genetik koda ihtiyaç var (dna), sonra da onu inşaa edecek araç gerece. e hadi diyelimki kendi kendine bir protein oluştu, proteinlerin binlerce çeşidi var.. e bu proteinlerin aynılarından ve birbirine uyumlu milyonlarca farklı protein molekülü aynı yerde oluşup etkileşime girmeliki daha büyük çapta başka bir protein molekülü oluştursun.. kısa keseyim sonuç = darwin çıkmazı. yok böle bir mantık.. bu mantık şuna benziyor bir isviçre saatininin parçaları dünyanın farklı farklı yerlerinde birbirinden bağımsız üretilip sonra bunların birleştirilmesine benziyor... varmı böyle bir mantık!
|
Arkadaşım, bu konunun tartışma yeri burası değil (bkz. "Evrim" tartışmasına) ama gene de birkaç şey söylemenin sizi biraz aydınlatacağını düşünüyorum.
Evren'de tüm maddeler birbirleriyle etkileşim içindedir. Bu maddeler kimi zaman birbirini bir mıknatıs gibi çekerek bir bileşik oluştururlar, kimi zaman ise zıt kutuplar gibi birbirlerini iterek bileşik oluşturamazlar. İnsan bu bileşiklerin en karmaşık yapısını teşkil eder. Bu karmakarışık yapıyı ise "Din/ler" değil, Biyoloji'nin temeli olan "Evrim" inceler.
Oysa siz, Evren'deki bileşenlerin biraraya gelerek (ki bildiğimizden çok daha karmaşık bir süreçtir) insanoğlunu oluşturmasına inanamıyorsunuz. Peki insanoğlu Evren'de kendisini üreten maddeler olmadan nasıl oluşuyordu, bunu hiç düşündünüz mü? Size ve hiç işi olmadığı halde konuya bodoslama giren İslamcılar'a ve diğer semavi din adamlarına göre, bir yaratan gelip bir makine yapar gibi insanoğlunu yaratmış ve böylece insan ortaya çıkmıştır.
Peki Evren'de insanı oluşturan maddeler olmasa idi, insan nasıl ortaya çıkacaktı?
Örneğin Mars'ta robotla yapılan araştırmalarda NASA ve diğer bilimadamları tarafından açıklanamayan birçok garip yapı bulunmuştur. Bu yapıların oluşmasında hiçbir yaratıcı güç devreye girmemiştir. Çünkü
Hawking'e göre Evren Fizik sayesinde kendi kendine yaratmaya hala devam ediyor. Aynı şekilde, Evren'deki yaşam da Biyoloji tarafından kendine kendine yaratılmaya devam etmektedir.
Burada semavi din adamlarının şu soruya kesin bir yanıt vermesi gerekiyor: Eğer Dünya'daki yaşam Biyoloji tarafından kendi kendine yaratılmaya devam etmeseydi, 65 milyon yıl önce Dinozorlar ortadan kalkınca insanoğlu nasıl ortaya çıktı?
Bu sorudan hareketle biraz daha ileriye giderek şu soruyu sorabiliriz: Eğer Evren yokolmaz insanoğlu da günün birinde Dinozorlar gibi Dünya'dan yokolup gittiğinde, siz Dünya'da yaşamın biteceğini mi zannediyorsunuz?
Kesinlikle hayır. Eğer Dünya'daki yaşam koşulları olanak verirse bizden sonra da yaşam hala devam edecektir. Bu yeni yaşamın ortaya çıkmasında yine Biyoloji devreye girecek ve başka yaşam formlarını sunacaktır bize.
Peki Evren'de bütün olanlar olup bittiğinde Tanrı nerede idi?
Hawking'e göre, bizim Evren'in içinde soru sorup, yanıtlar alabileceğimiz, dertleşebileceğimiz bir Tanrı kesinlikle yer almaz. İşte tüm semavi dinler (Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık) ve diğer inanç formları burada, kelimenin tam anlamıyla, baltayı taşa vuruyor ve tüm dinlerin bir insan ürünü olduğunu bir güzel ortaya koyuyor.
Örneğin, Kuran Allah'ın hem mekandan münezzeh (uzak), hem de mekanda yer aldığını iddia eder. Ama o da
Hawking'in bu öldürücü darbesinden nasibini aldı ve Allah'ın
"Mekan" yani
"Evren" içinde olmadığı sonucu ortaya çıktı.
Ha, burada aklınıza şöyle bir soru gelebilir: Kuran'daki Evren Modeli nasıldı, günümüzdeki astronomi ve fizik bilgilerini de kuşatıyordu muydu?
Kesinlikle hayır. Kuran'daki Evren Modeli,
Ptolemy'nin M.S. 150'de ortaya koyduğu Evren Modeli ile aynıydı ve günümüzdeki Evren modeli ile uzaktan yakından bir alakası yoktu. Kaldı ki günümüzdeki Evren modeline
"Versiyon 8.0" dersek (ki Microsoft, yakında
"Ver. 9.0"ın çıkacağını bildirdi); Kepler'inki
"Ver. 7.0", Kopernik'inki
"Ver. 6.0" (ki
Galileo ve diğer gökbilimcilerinin modellerinin versiyonları 6 ile 7 arasında kalır. Örneğin
Galileo'nunkine
"Ver. 6.5" diyebiliriz),
Ptolemy'ninkine, dolayısıyla Kurandakine
"Ver. 5.0" diyebiliriz.
İşte Müslüman kardeşlerimiz Kuran'daki bu Evren anlayışıyla Allah'ın hem Evren'in içinde, hem de dışında olduğunu söyleyerek bizleri yalnızca şaşırtmakla kalmıyor, aynı zamanda güldürüyor da.
İşin ilginç yanı şu ki; ben bunları yazmaktan sıkılıyorum ama hala laf anlamakta zorluk çekenler, konuyu yanlış yerlere sürüklüyorlar. İnsanda biraz utanma, sıkılma olur. Ayıp be yahu!