NOLAN´isimli üyeden Alıntı
Binlerce yıl öncesinde insanların basit araçlar kullandığını, teknolojinin olmadığını birazda küçümseyerek kabul etmekte günümüz insanı. Bugün bilim ve teknoloji oldukça ilerledi. Keyfini çıkarmanın ötesinde hayatımızda bir zorunluluk haline getirmişiz.
Eski çağlardaki uygarlıklara baktığımızda yapı malzemesi olarak hep taş kullandıklarını görürüz. Dünyanın her yerinde böyledir bu. İlkel olarak adlandırdığımız bu uygarlıkların kalıntılarına baktığımız an, aklımızın karışmaya başladığı andır. Bir çok yerde öylesine büyük ve ağır taşlar kullanmışlardırki, bir çoğunu bugünkü modern araçlarla bile kaldırmak oldukça zordur. Ancak o ilkel diye adlandırdığımız insanlar, sanki bunu basit bir işmişcesine tarih boyunca,devasa parçaları işleyip,taşıyıp,kaldırıp yapılar inşa etmişlerdir.Peki bunu nasıl yaptılar?
Bu büyük parçaların işlenişi,taşınışı ve dikilmesiyle ilgili bir çok teori vardır. Bu konumuzda kanıtlanmamış bu teorileri incelemek yerine, ortada olan gerçeği yani var olmalarıyla ilgili görsel bir gezinti yapacağız. birazda bilgi tabii ki. Konunun sonunda, resimleride gördükten sonra bunları nasıl becermişler diye kendinize soracağınıza eminim.
Hazırsanız başlayalım...
Eski Mısır ilk durağımız. Piramitler en meşhur olanları. Ancak onları yeterince gördünüz. Birazda pek görmediğimiz resimlere bakalım.
Asuhan (Aswan) - 42 metre uzunluğunda ve tamamlandığında 1168 ton ağırlığında olacak bir dikilitaş. Ama yarım bırakılmış işte.
|
NOLAN, bu konuda sana son araştırma sonuçlarına göre yardımcı olabilirim.
Eski Mısır'da Taş İşçiliği'ni mi merak ediyorsun?
UPUAUT piramite taş taşıyor (!)
Eski Mısır bu konuda dünyanın zirvesini teşkil ediyordu. Kendimi birçok kez Büyük Piramit'e sırtımda koca bir blok taş taşırken hayal etmişimdir ve bu bana anlatılması imkansız olan tarifsiz bir zevk verir. Zaman zaman gözyaşlarımın aktığının farkına varırım. İnanılması güç ama bu durum benim tüylerim ürpertiyor. Neden? Tabii ki bunu düşünürken kendimi bir köle olarak görmüyorum. Bilemiyorum, belki de bu durum bir reenkarnasyon sonucu olabilir; ancak benim amacım, taş işçilerinin neler çektiğini anlamaktan ibaret basit bir deney bu!
Ama bunu yapacağımı da iyi bilirim. Çünkü piramitteki en küçük taş 5 ton ağırlığında ve böyle bir taşı yalnızca ben değil, dünyadaki hiç kimse taşıyamaz.
Naim Süleymanoğlu'nun 1988'de Seul'de toplamda 342 KG kaldırdığını düşünürseniz, sanırım ne demek istediğim daha açık hale gelir.
Turistler piramitteki taşları anlatıyor!
Neyse, turistler bu piramitteki taşların birbirine benzemediğini bilirler. Rehberler piramit hakkında bilgi verirken, bunu onlara mutlaka söylerler. Hatta 2009'da bir arkadaşım (kendisi de bir matematikçidir) Giza Piramitleri'ne gittiğini söylemiş ve ben de onunla sohbet ederken, bana piramitteki taşların birbirine benzemediğini, hepsinin birbirinden farklı olduğunu söylemişti. Bunu ona rehber söylemiş ama o bununla yetinmemiş, taşları gözlemleyerek bu durumu daha yakından incelemiş.
Kendisi bir matematikçi olduğundan, piramitte çok kişinin farkedemeyeceği bazı gözlemlerde bulunmuş. Örneğin, sabah saat 10:00 sularında Büyük Piramit'in güneyindeki iken (ki onun nerede durduğunu çeşitli sorular sorarak, ona ben buldurdum. Örneğin, o sırada durduğu yerde arkasında bir piramit olup olmadığını sordum. yanıt, evet idi. Ben de bu piramitin Khafre Piramiti olduğunu ve kendisinin Büyük Piramit'in güneyinde durmuş olduğunu söyledim), piramitin güney yüzünde hafif bir konkavlık (içbükeylik) farketmiş. Bu, onunla piramit hakkında ilk tartışmaya başladığımız konu idi. Çünkü kendisi, piramitte son derece dikkat gerektiren böyle bir şey gördüğünü söyleyince, ben de konuya daldım.
Şimdi, sorumuz şu: Büyük Piramit'in (ve diğer piramitlerin) dışındaki taş bloklar neden birbirinden farklı?
Davidovits'in Keşfi
Bunu çok sonra Fransız Kimyager
Joseph Davidovits'in keşfinden sonra anladım. O şimdiye kadar gözden kaçan bir şeyi keşfetti. Çünkü Büyük Piramit'in yüzlerindeki blok taşların Tura taş ocağından getirilen kireçtaşları olduğu sanılıyordu. Ama bu adam taşın içini açıp, mikroskop altında inceledikten sonra farklı bir sonuç çıktı. Dışardan da çıplak gözle görüleceği gibi blok taşın içinde deniz kumunda görülen maddeler vardı. Bu, blok taşın taş ocağından kesilip piramite getirilmediğini gösteren ilk bulgu idi. Fakat
Davidovits, taşı mikroskop altında incelediği zaman, taşın
"Jeopolimer" adını verdiği bir kimyasal bileşikle kaplanmış olduğunu gördü. Deniz kumundaki maddelerle blok taştaki kumları daha sıkı bağlıyormuş ve bu yüzden bunlar bir yapıştırıcı olarak kullanılıyormuş.
Davidovits, bu konuda bir makale yazdı ve hatta bu yolla bir blok taşın nasıl yapıldığına dair bir deney bile yaptı. Adının üzerindeki linkten bu bilgileri bulabilirsiniz. Ben sadece bu çalışmaları bir hikaye olarak özetlemeye çalıştım; hatam varsa düzeltiniz.
Örneğin, aşağıdaki videodan hızlıca bilgilenebilirsin:
SONUÇ: Demek ki
Davidovits'in keşfine göre, piramitteki blok taşların yapımı için önce kalıplar hazırlanıyor ama her seferinde farklı kalıplar kullanılıyor, sonra kalıpların içine jeopolimerle birlikte ıslak kum dökülüyor; çünkü jeopolimer kumların birbirine daha sıkı yapışmasına neden oluyor, ve birkaç saat beklemeden sonra blok taşınız hazır oluyor. Son olarak, kalıptan pürüzlü bir şekilde çıkan bu blok taşın üzeri bir zımpara gibi bir şeyle kazınarak pürüzsüz hale getiriliyor. Bundan sonra bu blok taş piramitte nereye konacaksa, oraya doğru taşınıyor.
Piramitteki blok taşlardan anladığımız kadarıyla, bu blok taşların üretildiği
"Kalıp" para kalıbı gibi sabit bir şey değil; çünkü bu takdirde benzer blok taşlar görürdük piramitte, boyutları devamlı değişebilen bir kalıp. Bu durumda piramitteki blok taşların neden birbirine benzemediğini daha iyi anlıyoruz şimdi. Üstelik bu blok taşların çeşitli ekipler tarafından (
"Khufu'nun Dostları Ekibi",
"Khufu'nun Ayyaşları Ekibi" gibi piramitin 4 yönünde çalışan 4 farklı ekip) yapılmış olduğu gözönüne alınırsa, bu durum daha iyi anlaşılır.
Bununla birlikte, şu sonuca da dikkat etmek gerekiyor:
Davidovits'in keşfine göre piramitin yapımında
Heredot'un söylediği gibi 100,000 kişi değil, 20-25,000 kişi çalışıyordu.
Evet, merakın üzerine anlattığım Giza Piramitleri'ndeki blok taşlar bu şekilde yapılıyordu.
UPUAUT'un Bulgusu: Son birkaç haftadır Mısır'daki olaylara bakınca, bir şey herkesin dikkatini çekiyor. Aslında bu bulgu benim değil, hemen herkes tarafından bilinen bir şey; ben, sadece dile getiriyorum: Şimdiki Mısırlılar uzaydan mı geldi?
Nasıl ki bir insan kendi evladını dışlayamıyorsa, şimdiki Mısırlılar da uzaydan gelmiş değillerdir; yukarıda ilmini yapıp tartıştığımız Eski Mısırlılar'ın torunlarıdır. Ama şimdiki Mısırlılar'ın davranışları bana bu soruyu hep sordurur.
Örneğin, #
61. mesajımdan göreceğiniz gibi Devrim Günü ben de oradaydım. Tahrir Meydanı'ndaki Mısırlı kardeşlerimi görünce,
"Hah işte, tıpkı Zahi Hawass gibi, 'Büyük Mısır'" dedim. Hatta Mısır Gen. Kur. Bşk.
El-Sisi'nin Mısır'da devrim olduğuna ilişkin açıklama yapmasına birkaç saat kala "
Diren Mısırlı kardeşlerim!" mesajımla Mısır kardeşlerimden özür bile diledim.
İşte o mesaj!
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Mısırlılar benim kardeşimdir. Mısır piramitlerinde yıllardır çalışmış biri olarak, bu piramitler hakkında hep Avrupalılar'ın çalışmalarını görünce, şimdiki Mısırlıları hep atalarının (Eski Mısırlılar) mirasına sahip çıkmamakla itham etmişimdir. Ancak son 3 gündür Tahrir Meydanı'ndaki gelişmeleri görünce, bu sözümden vazgeçtim. Mısırlı kardeşlerimden özür diliyorum!
Artık şu çok açık anlaşılıyor ki, Mısır'da, Brezilya'da, Türkiye'de ve dünyanın diğer ülkelerinde çakma yönetimlerle bu iş olmuyor.
Mısırlılar, bir zamanlar barış kahramanı olan Enver Sedat gibi bir yönetici bulmalıdır. Bu, çok açık.
Yukarıdaki resim Amerikan Başkanı Nixon'ın Mısır'ı ziyareti sırasında Enver Sedat'ın Khafre piramitinin güneyinde onları karşılarken çekilmiş bir resimden alınmıştır. Bu fotoğrafı yukarıdaki gibi Enver Sedat'ı iki piramit arasına koyarak düzenleyen kişi, belli ki geçmişe büyük bir özlem duyuyor.
Darısı başımıza!
|
Yani Mısırlı kardeşlerim için yaptıklarım, hiç abartmıyorum;
videosundaki uyarlanmış halinden daha fazla.
Neyse, siz anladınız onu. Ben Mısırlı kardeşlerim için kötü bir söz söylemek istiyorum ama insan kendi geçmişine de sahip çıkar, kardeşim.