Dikmen’de halk yürüyüşüne polis saldırısı: TOMA’lar nefes kesen bir sıvı sıkıyor
21 Temmuz 2013
Direnişin hala kitlesel militan eylemlerle devam ettiği Ankara Dikmen’de direnişte yaşamını yitirenler anısına düzenlenen konserin ardından yürüyüşe geçen halka yine polis saldırdı
00.05 Ankara Dikmen’de yürüyüş yapan halka polis saldırdı. TOMA’ların kimyasal katkılı değişik bir sıvı sıktığı ve bu sıvının sıkıldığı yerlerinde yakınlarında bulunanların nefes almakta güçlük çektiği bildiriliyor.
23.15 Dikmenliler davul zurna ve isyan sloganlarıyla yürüyor. Dikmen’de davullar sahura değil, isyana çağırıyor.
.....................................
Direnişçilerin aileleri söz verdi: ‘Evde oturmak yok, artık sokaktayız’
20 Temmuz 2013
Ankara’daki direnişte evlatları katledilen, yaralanan, tutuklanan ve gözaltına alınan aileler, Ethem’in vurulduğu yerde buluştu, bundan sonra her cumartesi buluşma ve sokakta mücadeleyi büyütme sözü verdi
Haziran Direnişi’nde katledilen, yaralanan, tutuklanan ve gözaltına alınan direnişçilerin aileleri Kızılay’da, Ethem Sarısülük’ün katledildiği yerde buluştu ve AKP’ye meydan okudu. Saat 17.30′daki buluşmada ilk olarak Ethem’in vurulduğu noktadaki anma ve dayanışma alanına gidildi. Çok sayıda kişi Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfı Sarısülük’e sarıldı.
Direnişçilerin Sayfı Annesi, Sayfı Sarısülük
Sonrasında yine Güvenpark köşesinde oturma eylemine başlandı. Haziran Direnişi sürecinde çocukları katledilen, yaralanan, tutuklanan ve gözaltına alınan anneler AKP’ye meydan okuduklarını sloganlarıyla haykırdı, çocuklarının yanında olduklarını dile getirdi. Oturma eyleminde tutuklu direnişçiler Erdal Kozan ve Yusuf Bahtiyar Özkan’ın anneleri Ayten Kozan ve Aliye Özkan birer konuşma gerçekleştirdi. Anneler çocuklarıyla birlikte direnişe katıldıklarını, çocukları ne yaptıysa kendilerinin de aynı şeyleri yaptıklarını söyledi.
...............................................
Binler Çapulcu Düğünü’nde toplandı, polis ne yapacağını şaşırdı (dakika dakika)
20 Temmuz 2013
Haziran İsyanı’nda tanışan Nuray ve Özgür çiftinin “Çapulcu düğünü” için İstanbullular Gezi Parkı’na gitti. Polis parkın etrafını kuşattı, halkı İstiklal Caddesi’ne kadar sürdü. Gezi Parkı’nın etrafını kuşatan halk, polis barikatını deldi ve parka girdi. Daha sonra park, meydan ve İstiklal Caddesi çevresi yine gece yarısına kadar sürecek bir polis saldırısı ve direniş klasiğine sahne oldu
23.55 Polis Taksim Meydanı’nda, “yorgunluk atıyor.” Parkta yaklaşık 200 kişi foruma devam ediyor. Ortalık sakin…
23.40 Büyükparmakkapı civarında hala sloganlar yükseliyor. Yaklaşık yarım saattir polis saldırısı yok.
23.07 İstiklal Caddesi’nde gazın etkisi sürüyor. Polis Mis Sokak’ta toplanan direnişçilere yine gaz bombası attı.
22.49 Polis Mis Sokak’a gaz attı.
22.28 Çevik kuvvet ve Akrep Mis Sokak’a plastik mermiyle saldırdı.
..................................
Antalya’dan İstanbul’a yürüyüş: “Adalet için adaletten daha hızlı”
20 Temmuz 2013
Antalya’dan 4 kişi, direnişte hayatını kaybedenlere ve polis saldırılarına dikkat çekmek amacıyla “Adalet yürüyüşü” gerçekleştiriyor. Yürüyüşçüler perşembe gecesi yola çıktı
Canberk, Ulaş, Batuhan ve Kadir, 18 Temmuz Perşembe gecesi Antalya Cumhuriyet Meydanı’ndan İstanbul Gezi Parkı’na kadar sürecek olan “Adalet yürüyüşü”nü başlattı. “Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım ve adalet için adaletten daha hızlı” yazılı tişörtlerle yola çıkan dörtlü, 20 Temmuz saat 19.00 itibariyle Burdur’da bulunuyor.
Grup, bu yürüyüşün adaletten hızlı olduğunu, yürüyüşe katılanlar olarak adaletsizlikten canı yananlar olduklarını belirtiyor. Yürüyüşün halkların kardeşliği anlamına geldiğini ve ülkenin güneyinden kuzeyine kadar bunu işlemek istediklerini dile getiren yürüyüşçüler, bu yürüyüşü polisler tarafından öldürülen ve sakat bırakılanlara adıyor. Yürüyüşün faşizme, diktatörlüğe, cinsiyetçiliğe, türcülüğe (insanı ya da belli bir türü diğerlerinden üstün gören anlayış) karşı olduğu belirtiliyor.
.............................................
Antakya’da evlatları için yürümek isteyenlere polis saldırısı
19 Temmuz 2013
Antakya Gezi direnişinde hayatını yitirenler için bir araya gelip valiliğe yürümek isteyen yüzlerce kişiye polis saldırdı. BP yakınlarında başlayan saldırıda polis yoğun gaz ve kimyasal su kullandı
02.06 Çatışmalar sona erdi. Yaralıların olduğu bilgisi var. Sevgi ve Direniş Parkı’na nöbete geçiliyor.
01.14 Polis Semt Pazarı tarafından girdi, ara sokaklarda coplarla saldırıyor.
00.59 Polis plastik mermiyle saldırıya devam ediyor. Hasar gören bir aracın fotoğrafı çekildi.
......................................
Ümraniye Forumu’ndan 2B’ye karşı yürüyüş
20 Temmuz 2013
Kapitalizmin kentsel dönüşüm projesi adı altında halkın barınma hakkına yönelik saldırısına karşı 19 Temmuz 2013 Cuma günü yürüyüş düzenlendi. Eylem için saat 21:00′da Ümraniye/Elmalıkent Mahallesi’ndeki Trafo’da buluşuldu.
Forum, 21:30′da başlayan yürüyüşte “2B Yasası oldu halkın tasası. Başbakan mağdurum dedin, mağdur ettin/Ümraniye Direniş Forumu” pankartı açtı. “Susma haykır bu evler bizim”, “İşte AKP işte 2B”, “Hükümet istifa”, “Kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm”, “İşgalci değiliz hak sahibiyiz”, “Her yer Taksim her yer direniş”, “Direne direne kazanacağız”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarıyla 1 saat mahalle içinde yürüyüş yapıldı.
Trafo’da Hikmet Baykal, 2B Yasası ve kentsel dönüşüm projesine karşı, halkın mahallesine sahip çıkmak için mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan bir konuşma yaptı. Ardından Nazlı Baybars konuşma yaptı. 250′ye yakın kişinin katıldığı eylem 22:30′da sona erdi.Kaynak: Ümraniye Direniş Forumu
.........................................
Tencere tava çalan komşunuzu ispiyonlayın
20 Temmuz 2013
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Kastamonu Havaalanı’nın açılışında Gezi direnişine saldırmaya devam etti. Tencere tavalarıyla tüm sokakları direniş alanı haline getiren yurttaşı hedef alan Erdoğan, halkı ispiyonculuğa davet etti: “Komşunuzu şikayet edin.”
Erdoğan’ın her cümlesi tehdit ve şiddet içeren konuşmasının ilgili bölümü şöyle:
“İşte buyurun Gezi Parkı dediler. Ne oldu ne yapmak istediler? Tencere tava kullanmak, mutfakta değil ha komşuyu rahatsız etmek suçtur. Ben değil yasalar söylüyor. Bu tencere tavacıları çekinmeden sizler yargıya taşıyacaksınız. Bu milletin huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Her şeyi devletten beklemeyeceksiniz. Müracaatınızı yapacaksınız yargıya bildireceksiniz, herkes haddini bilsin. Bu da çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece çöpü kenara atmak değil. Çevre de sadece yeşil değil. Ses kirliliği, görüntü kirliliği çevreciliği tehdittir. Bütün bunlara karşı hep birlikte tedbirimizi alacağız. Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok.”
Öldürülen 5 kişi, yaralanan yaklaşık 10 bin kişi için vicdan azabı duymadığını Erdoğan, “Her akşam başımızı yastığa koyduğumuzda Allah için vatan için millet için neler yaptığımızın muhasebesini yapıyoruz. Siyaset hizmet etme sanatıdır. Karalama, çatışma, engelleme sanatı değildir. Bizi eleştirenlere diyorum ki ‘bir ağaç dikin’ sizi alkışlayalım. Siyaset milletin erdiği temsil etme yetkisini çarçur etme sanatı değildir. Aziz milletin gönlüne misafir olabildiysek bu bize yeter” diye anlattı.
...................................
http://www.sendika.org/
Gaz bombasıyla evi yanan vatandaşa: Eylem varken balkona niye çıktın!
İçişleri Bakanlığı'ndan: Gazlı müdahale başlamışken bunu gören davacının hem balkona çıkarak sigara içmesi hem salonun camını açık bırakması kabul edilebilir değildir
T24
Diyarbakır'da bir gösteri sırasında isabet eden gaz bombası nedeniyle evi yanan Sönmez Atagün'ün, Diyarbakır Valiliği aleyhine açtığı davada İçişleri Bakanlığı'nın savunması, "Olaylar varken balkona çıkması ve camı kapatmaması olağan değil" şeklinde savunmada bulundu.
Veysi Polat'ın radikal.com.tr'de yer alan haberine göre, Diyarbakır’da bir gösteri sırasında isabet eden gaz bombası nedeniyle evi yanan Sönmez Atagün’ün Diyarbakır Valiliği aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava ile ilgili İşçişleri Bakanlığı, olayları 3. kattaki evinin balkonunda izleyen vatandaşı kusurlu bularak, “Eylemcilere gazlı müdahale başlamışken bunu gören davacının hem balkona çıkarak sigara içmesi hem salonun camını açık bırakması hayatın olağan akışı içinde kabul edilebilir değildir. Her sıradan vatandaşın bu durumda yapacağı şey içeri girip olaylar bitinceye kadar cam ve kapıları kapamak olacaktır” şeklinde savunma yaptı.
.............................................
http://t24.com.tr/