Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 17-12-2006, 00:13
tanselsemir tanselsemir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Apr 2006
Mesajlar: 18
Standart MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK
Tansel SEMİR/

* * * * * *Laikliğin tanımını daha iyi anlamamız ve karamamız için 1400 yıl öncesine gitmemiz gerekecektir. Muhammed’in uygulamaları ile Atatürk’’ün uygulamalarını karşılaştırarak laikliği anlamaya çalışacağız.
* * * * * *Bilindiği gibi dünyada gelmiş geçmiş birçok din mevcuttur. Dinlerin çokluğu ile birlikte tanrı sayısının da 300 milyon olduğu söylenmektedir. Muhammed; kendi döneminde ki tanrıları, en güçlü tanrı olan Allah’a (eloah) kurban ederek tak tanrılı dini benimsemiştir. Allah tanrısı (eloah) birçok tanrının yanında bulunan en büyük tanrıdır. Allah tanrısı da dahil bu tanrıların heykelleri mevcuttur. Tabi ki en büyük heykel Allah heykelidir/putudur. Bu heykel Muhammed’in elleriyle birden göğe yükselip maddeden soyut bir kavrama dönüştürülmüştür. Bu göğe yükselme aynı zamanda hâkimiyetin tekelleşmesi ve göğe yükselmesi demektir. Artık gökte bir tanrı vardır. Bu tanrıya bir de köleler/kullar gerekmektedir. Bu köleler/kullar, bütün emeklerini gök/tanrı için harcayacak ve kölelerin hiçbir hakkı bulunmayacaktır. Egemenlik, insanda değil, artık göklerdedir/tanrıdadır.
* * * * * *Muhammed hâkimiyeti halka değil tanrıya (aslında kendisine) vermiştir. Bütün köleler artık Allah’ın kuludur. Her kul emeğini güçlü olana (tanrıya, peygambere, ağaya, zengine, patrona) vermek zorundadır. Yoksa açlıkla, yoksullukla, ölümle vb. korkutulacaktır. Korkan köle/kul mecburen tanrıya boyun eğmek zorunda kalacaktır. Çünkü egemenlik tanrıdadır, güçlü olandadır. Köle/kul olan düşünmemeli, hak talep etmemeli, kendi karar vermemelidir. Kulların yerine güçlü olanlar (tanrı, peygamber, ağa, zengin, patron) *karar vermelidir. Son söz her zaman güçlü olanındır.
* * * * * *Yukarıda bir tanrı, aşağıda köleler/kullar. Ortada iletişimi sağlayan peygamberler. Maddesel olmayan bir tanrı (kısacası olmayan bir tanrı), maddesel olan peygamber ve maddesel kullar. Kullar maddesel olduğu halde tanrı ile direk olarak iletişime geçememktedirler. İletişime geçen sadece peygamberdir. Bu durum şunu ortaya çıkarmaktadır. Tanrı kendi yarattığını peygamber ve kullar diye ikiye ayırıyor. Peygamber ile konuştuğu halde kullar ile konuşmuyor tanrı. Çünkü kulların hiçbir hak talebi olamaz. Kul ancak tanrıya yalvarır. Kul’un bütün yapıp etmeleri tanrı tarafından belirlenmiştir. Kısacası “kul” aklını kullanamaz. Olmayan bir tanrı ile oynanan oyun böyledir.
* * * * * *Kul itaat eden demektir. İtaat etmek demek insan aklını yok saymak demektir. İtaat etmek demek doğruyu gizlemek ve birilerinin çıkarlarını görmezlik demektir. İtaat etmek aç kalmak, susmak, gözünü yalanlara kapatmak demektir. İtaat etmek sevmediğini kabullenmek, acı çekmek, köle olmak demektir. Kısacası itaat etmek insan olmamak demektir. Oysa Muhammed Kuran’da şöyle buyurmaktadır:
Al-i imran 132- Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.
* * * * * *Bu ayet geçmişten geleceğe bütün hükümdarlar tarafından kullanılmıştır. Her hükümdar kendisine itaat etmenin tanrıya itaat etmek olduğunu söylemiştir. Burada tanrı korkusunu kullanan hükümdarlar inananların gücünü kendine kolaylıkla çekebilmektedir. Bu sayede kendi çıkarlarını kolaylıkla uygulayabilmektedir.
* * * * * *Muhammed de bu tanrı korkusunu iyice arttırmak için şu ayeti söylemiştir:
Bakara 197- Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!
İnananları tanrı korkusuyla sindirerek onların gücünü kendinde toplamayı bilmiştir Muhammed ve diğer hükümdarlar.
Tanrı inanmayanları da iradeden yoksun bırakmıştır. Kurana göre inanmayanların hiç suçu yoktur. Çünkü tanrı onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Ayet şöyle:
Bakara 7- Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.
* * * * * *Din; bize, insan aklını yok saymamızı ve kul/köle olarak yaşamamızı öğütlüyor. İşte laiklik burada devreye giriyor ve bize insan aklının yüceliğini bildiriyor. Dinin olduğu yerde tanrı *(peygamber, ağa, zengin, patron, vb), Laikliğin olduğu yerde akıl (bilim/deney/gözlem, dürüstlük, eşitlik, üretim, paylaşma) vardır.
* * * * * *Muhammed’den 1300 yıl sonra Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk, tanrı’da olan egemenliği halka veriyor. Artık gökte/tanrıda olan egemenlik halkın elindedir ve halk kul/köle değil özgür düşünebilen kendi kendine karar verebilen bir birey durumuna gelmiştir.
Birey sözcüğü bireyci kelimesinin karşıtıdır. Bireyci; kişiliksiz insanımsıdır. Bireyci insanımsı; kendisini tanrılaştırmış, kendi çıkarı dışında her türlü şeyi reddeden ve çıkar yaşamını sınırsız sanan bir asalaktır. Üretmeyi ve paylaşmayı bilmez. Çıkarı dışında her şeyi kendine tehdit görür. Oysa birey; kendi kendini tanıyan, akıl dışında bir güç tanımayan, sevgiden, üretimden, paylaşmadan, doğadan yana insandır. (Bu konu için bakınız; DEMOKRASİ VE LAİKLİK, Tansel SEMİR) İşte bu insan laik insandır. Laik insan; dini kullanıp kimseyi kandırmaz, bundan çıkar sağlamaz. Laik insanın amacı toplumdur. Toplum bireylerin oluşturduğu yapıdır. Toplumun çıkarı laik insanın çıkarıdır. Laikliğin temel ilkesi dürüstlüktür. Dürüstlük herkes tarafından kabullenebilen doğrular bütünüdür. Bilimsel olarak kanatlanamayan her şey laik insan için yok kabul edilir. Laik insan, dürüstlüğün temel şartı olan bilimsel düşünceyi başköşe etmiş insandır.
Atatürk, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” derken, dinlerdeki tanrı anlayışına gönderme yapmaktadır. Tanrı-insan birliği yerine akıl-insan birliğini getirmeyi amaçlamıştır. İnsanı köleleştiren ve düşünmesini kısıtlayan din anlayışını ortadan kaldırıp onun yerine düşünen insanı yaratma çabasına girmiştir. Kısacası laik insanı yaratmak istemiştir. Oysa ağzında salya, cüzdanında tanrıyı taşıyanlar bunu kendi çıkar yaşamlarına tehdit olarak görmüşlerdir. Bu, üretim ve paylaşım ortamını yok edip yerine dinsel devletsizliği koymaya girişmişlerdir. “Aklın gücünü” hisseden bu insanımsılar düşünen insanların çoğalmasından korkup bu laik düzeni yok etmişlerdir. Yok edilen sadece Laik Türkiye Devleti değildir. Ayrıca üreten, paylaşan, sevinen, gülen Türkiye’yi de yok etmişlerdir. Amaçları düzeni düzensizliğe sokmak ve anarşi yaratmaktır. Din’in yaşam alanı anarşidir, açlıktır, savaştır. Anarşi olmazsa gözü açıklar çıkarlarından yararlanamazlar. Laiklik de çıkar elde etmek isteyen insanımsıların yaşam alanını kısıtlamaktadır. Bu yüzdendir ki dinsel kafa laikliğe düşmandır. Çünkü dinsel kafa düşünmeyen, üretmeyen, paylaşmayan bir kafadır.
Dinsel kafa yüzyıllardır bir cennet/çıkar için tanrılara, peygamberlere yalvardılar, yalakalık yaptılar. Yetmedi dünyayı kana buladılar. Maddeye –kendine- inanmadılar. İnandıkları tek şey değişmeyen çıkarlarıdır.
Laiklik; bilimi yaşamında tek yol etmiş insanların yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı; bilgilenmeyi, düşünmeyi, sevmeyi, üretmeyi, paylaşmayı salık vermektedir. *Laiklik böyle yüce değerleri bünyesinde barındırmaktadır. Ne mutlu bu değerleri taşıyanlara!
Yararlandığım Kaynaklar:

İlhan ARSEL, Teokratik Devlet Anlayışından Demokratik Devlet Anlayışına, Kaynak Yayınları. 4. Basım, 1997
Erdoğan AYDIN, İslamiyet Gerçeği I-II-III-IV, Doruk Yayımcılık, 1996
Turan DURSUN, Din Bu I-II-III Kaynak yayınları, 1990
Abdullah Rıza ERGÜVEN, Yasak Tümceler, Berfin Yayınları, 1993
Abdullah Rıza ERGÜVEN, Huluppu Ağacı, Berfin Yayınları,1999
Muazzez İlmiye ÇIĞ, Kar’an İncil ve Tevrat’ın Sümer’deki Kökeni, Kaynak yayınları, 4. Basım, 1997
Server TANİLLİ, İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi?, Say Yayınları, 1991
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-12-2006, 00:18
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Tansel Semir'in sitesini inceledikten sonra, arkadaşların haklı olduğunu düşündüm. Bir Erdoğan Aydın siteye yazı yazsa ona da 10 başlık kotası mı uygulayacağız?

Başlığı açıyor ve güncelliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 20-12-2006, 11:10
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Güncelleme...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 20-12-2006, 16:03
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

On başlık kotası uygulamayacagız ama yazıyı cafe bölümüne alacagız.
Madem ki kurallar çok önemli ve uygulanmalı ( bkz Sparta nın ilgili
yazıları , bana ve sodomo'ya cevaben ) o halde bunlara uyacagız ve kendimize karşı saygımızı kaybetmeyecegiz.

* * * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 20-12-2006, 16:09
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Sevgili merve:

* * * * * Yazıyı asan arkadaş Tansel Semir'mi? Yoksa onun ismini
nick olarak kullanan bir arkadaş mı?
* * * * * Bana ikincisi daha akla yakın geldi. Yazıyı asan arkadaş
copy/paste ile foruma taşımış.
* * * * * Yazı güzel bir yazı. En iyisi dilaverin haklı uyarısı ile cafeye
taşımak..

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 20-12-2006, 23:11
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Anlaşılan bu başlık Cafe'ye taşınmış. Ne olursa olsun zaten başlık çok güzel. Ayrıca güncel de.

Sn. Tansel Semir çok güzel yazmış. Benim dikkat ettiğim bir husus var. 'Bir müslüman bir dinsizden ne ister' başlığında 'vaybe'nin bir kaç kere 'etik'ten bahsetmesi dikkatimi çekmişti. Burada yukardaki görüşlere ek olarak şunu belirtmek istiyorum. Etik'ten konuşmak Müslümanlar için boşunadır. Ancak özgür insanlar etik olabilir. Ancak bilimsel olursanız o zaman tarafsız olursunuz ve etikten bahsedebilirsiniz. Müslümanlar özgür değildir, bağımlıdır. Ayrıca genel olarak dinlerde etik yoktur. Bağlıyorum :

"Tehdit esasına dayanan ahlak, bir fazilet olmadıktan başka, itimada da şayan değildir" - M. Kemal Atatürk.

Esenlikle...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 20-12-2006, 23:18
mehmetk_kk mehmetk_kk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Dec 2006
Mesajlar: 34
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

selamlar
bu arkadaşın sitesinde bir şey dikkatimi çekti apo dan yazar diye bahsediyor ve kitaplarının isimleri açıklanmış.ateist yada değil ama apo adını sitesine koyan birinin atatürkten bahsetmesi çok ilginç.burda ülkesini seven pekçok insan olduğunu biliyorum.o yüzden bu duruma dikkat edin bu tansel ateist olabilir ama sizde vatanseversiniz unutmayın.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 20-12-2006, 23:26
intizar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
intizar intizar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Dec 2006
Mesajlar: 93
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Tansel Bırakın şu Atatürkle ,Hz.Muhammed'i *kıyaslama sacmalığını. inansanda inanmasanda senin değiminle aklını kullanan hiçbir insan aralarında 1400 yıl bulunan çok ama çok farklı dönemin ve kültürün iki insanını kıyaslamaz. (Peygamberliğe inanmadığın için onu katmıyorum zaten) 1400 yıl bu bi saysana 1400 e kadar. Bu demek değilki Hz. Muhammed'in o denemde yanlış yaptığını söylüyorum kesinlikle sadece doğru yanlış bakılmaksızın öyle bir kıyasın akıl ve mantıkta yeri yokturdiyorum.
* *
* * * * * * Kusura bakma ama makalen baştan sona basma kalıp fikirlerle gidiyor. *"Din; bize, insan aklını yok saymamızı ve kul/köle olarak yaşamamızı öğütlüyor. İşte laiklik burada devreye giriyor ve bize insan aklının yüceliğini bildiriyor. Dinin olduğu yerde tanrı *(peygamber, ağa, zengin, patron, vb), Laikliğin olduğu yerde akıl (bilim/deney/gözlem, dürüstlük, eşitlik, üretim, paylaşma) vardır"

* * * * * * *Yahu devlet düzeni olan laiklik nezamandan beri insani sıfatlar taşıyor,sana katkıda bulunayım istersen (laik insan; Dürüstür,iyi yüreklidir, hırsızlık yapmaz, çok çalışır, kazandığını paylaşır, fakire yardım eder, VS...) :!:
* * *
* * * * * * * Laikliği savunmana okey diyecek birşeyim yok, Çünkü müslümanlar olabildiğince bölündü ve bölünmüşlüğün yanında şuan bırak farklı messepleri farklı tarikatlar bile birbirlerini ne yazıkki düşman gözüyle görüyorlar ve dindışı olmakla suçluyorlar. Böyle bir islam toplumunda laiklik muhakkakki en mantıklı yönetim. Ama bu demek değilki laik devlet olacaz diğe sen kalk insanların inanmaması için elinden geleni yap, adım adım insanların içindeki inançlarını sök ve ortaya neği düğü belirsiz bir toplum çıkar. "islam toplumu olduğunu söyleyen ama Namaz kılmayan ,Oruç tutmayan, Mahremiyete önem vermeyen, Bar ve genelevleri dolup taşan, Haram helal ayrımı yapmayan, Rüşvetin torpilin sıradan şeyler olduğu, V.S........." (bunları yapanlarda aynı zamanda *senin dürüstür,aklını kullanır dediğin laik toplumdur hatırlatırım)

Gerçekle savaşan elbette altolur gider. (Hz.Ali)
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 21-12-2006, 03:09
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

bu arkadaşın sitesinde bir şey dikkatimi çekti apo dan yazar diye bahsediyor ve kitaplarının isimleri açıklanmış.ateist yada değil ama apo adını sitesine koyan birinin atatürkten bahsetmesi çok ilginç.burda ülkesini seven pekçok insan olduğunu biliyorum.o yüzden bu duruma dikkat edin bu tansel ateist olabilir ama sizde vatanseversiniz unutmayın

--------------

* * * demiş mehmet
* * * İçime bir kurt düştü, yahu dedim bu Apo ne zaman Abdullah Rıza Ergüven takma ismini kullandı. Ve bu kitapları yazdı. Benim bildigim Ali Fırat adı ile Özgür Gündemde yazardı.

* * Bir bakayım dedim Google'a . Şunu buldum :

Abdullah Rıza Ergüven, İsveç'ten Türk Dili Dergisi'ne yazılar göndermeğe başladıktan sonra, mektuplaşmalarımız da başladı. Bu mektuplardan anladım ki, Abdullah Rıza Ergüven dışarıdaydı ama,yüreği Türkiye için, Türkiye'de çarpıyordu. İsveç'te Türkiye özlemiyle yaşıyordu. Gözü, kulağı, yüreği Türkiye'deydi.

* * * İsveç lafını okuyunca kapattım hemen, içimden düşündüm: Allah seni ıslah etsin Mehmet. Şimdi de milliyetçiligi kullanarak ateistler arasına nifak sokmaya mı çalışıyorsun.

* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 21-12-2006, 05:30
Birisi Birisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Nov 2006
Mesajlar: 44
Standart Re: MUHAMMED, ATATÜRK VE LAİKLİK

Kurallar konulurken olası her durum göz önüne alınmalı varsa esnek noktaları da ayrıyeten belirtilmelidir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:49 .