Öldürdüğünde sevap kazanacağına, öldürüldüğünde ebedi hayat ve Cennet'e kavuşacağına inanan birisine, doğrudan "Senin inancın yanlış/uydurma" derseniz, süper benzinle dolu bir tankere ateşle yaklaşmak kadar tehlikeli bir iş yapmış olursunuz. Çünki bu tip bir "iman" da kişi menfaatlerini İlah; kendisini, dünyevi ve uhrevi menfaatlerine ulaştıracağına inandığı Allah'ı da "şefaatçi put" yapmıştır. Bu itibarla "imanlı"(!) gerçkte Allah'ın hukûkunu değil, kavuşmayı umduğu çıkarlarını korumaya çabalamaktadır.
Ama net biçimde bunun farkında mıdır; orası bir muammâ...
Aslolan; 'dindar'ı uyarırken, tahrik/aşağılama veya hakâretten uzak durmaya azâmi dikkat sarfetmektir. Ard niyetli değilsek eğer, 'Yangın'a 'körük' ile seğirtmenin bir anlamı yoktur.Tahrik/aşağılama, muhatabı daha da "keskin" hâle getirmekten başka hiç bir işe yaramaz.
Soru; içinde az da olsa insanlık nüvesi kalabilmiş kişilerin içini kemiren 'kurt'tur. Bu kurt, cevaba ulaşmadan sahibini rahat bırakmaz. Zihnini, algılarını, hâsılı şartlanmışlığına yol açan ne varsa hepsini kemiren kurt'u, yâni soruyu sorup kişiyi kendi hâline bırakmak ve aklını başına devşirmesi için zaman vermek gerek.
En güvenilir yöntem budur.
Konu Vefik Sami tarafından (29-08-2013 Saat 14:32 ) değiştirilmiştir.