2. Gülen Protestosu, Armağan Yılmaz ve Bir Kara Propaganda Nesnesi Olarak Paul Willams
Ortada var bir Gülen protestosu! Gönülden desteklememek mümkün mü? Ama bu protestonun göbeğinde bir muhterem var; Armağan Yılmaz! Kendisinin oyunlarına alet olmamak en doğrusu!
İlk protesto eyleminde de bu blogun(fetvayadiren.tumblr.com) yazarı tarafından Gülen'in şiddet fetvalarıyla ilgili insanların bilgilendirilmesinden rahatsız olup, engellemek için elinden geleni yaptı. Beceremeyince protesto eyleminin sayfasından yasakladı. Taa ki, Gülen'in şiddet fetvalarıyla ilgili mızrak çuvala sığmaz hale gelinceye dek. Bu blogun yazarı olarak çeşitli Türk topluluklarının üye olduğu sayfalarda şiddet fetvalarıyla ilgili yazılarımın engellenmesini protesto edince, yasağı kaldırmak durumunda kaldı. Ama birşeye hep özen gösterdi. Şiddet fetvalarına ısrarla protesto eyleminde değinmemek ve deşifrelerin/analizlerin "farazi" olduğunu iddia etmek! Sadece yayınlanmasını engellemeye çabalamakla yetinmedi, "yakın çevresindekilerin beni yasadışılıkla itham etmesi"nin de arkasına saklandı. Bu yasadışılık iddiası hususunda Armağan Yılmaz'ın moderator olarak devreye girmesinde ısrar edince de, beni küt diye yasaklı listesine alıverdi.
Gülen'i teröristlikle, cinayetle, uyuşturucu parasıyla finansman sağlamakla, "yılan" olmakla, "hain" olmakla itham etmekten çekinmeyen Armağan Yılmaz; iş şiddet fetvalarına gelince belgeli/kanıtlı olmasına rağmen "ben bunları kastetmedim dese neyle neyi ispatlayacaksın?" diyor ve deşifrelerin "farazi" olduğunu vurgulamakta! Ama genellikle benim olmadığım meclislerde, ya da benim cevap verme imkanımı teknik olarak engelledikten sonra! Bir haçlının bizzat kendi sitesi referans verilerek vurgulanan aşağıdaki ifadelerinin üstünü örtme misyonunu üstlenen Armağan Yılmaz; şiddet fetvalarının deşifre edilmesinden rahatsız olmakta! Hadi bir örnek size, fetva deşifrelerinin farazi olup olmadığı kararını siz verin! (http://tmblr.co/Zb4Bhro0dhWu)
Sonrasında geldik 2. protesto eylemine! Reklam videosunun() hazırlanma sürecinde geldi, yardım istedi. Söz konusu Gülen protestosu olduğu için destek vermek kaçınılmazdı. Şiddet fetvalarından bihaber olduğu için, 31 Mayıs ana şiddet fetvasının videosunun silindiğini filan sanıyordu. Hani sanki öyle bir video var da, silinmiş. Kendisine o fetvanın bir videosu varsa bile Gülen'in resmi sitesinde henüz yayınlanmadığı hatırlatıldı. Sadece bir ses kaydı ve yazılı metin vardı. Kendisi hem bu konularda bilgilendirildi, hem reklamda ses kaydının hangi kısımlarından faydalanabileceği konusunda yardımcı olundu. Ve buradan yapacağı alıntılarda bir hususu belirtmesi ısrarla vurgulandı: söz konusu konuşmanın polis şiddetinin tırmanmasından hemen önce yapıldığı! Bu zamanlama iddiası zaten Gülen'in blogunda bizzat kanıtlı! Eğer hukuki bir sorumluluktan çekiniyorsa, bizzat bu blogu(http://fetvayadiren.tumblr.com) referans gösterebileceği de hatırlatıldı. O ne yaptı!? Montajı yaparken Gülen'in biber gazının etkilerini tarif edercesine olan ifadelerini, cihad olarak kötülük yapma halinin betimlenmesini vb. hususları kesiverdi. Eleştirince reklamın süre kısıtlamasından bahsetti. Kesmekle yetinmeyip, konuşmanın tarihine ve polis şiddetinin tırmanmasıyla arasındaki eş zamanlılığa filan vurgu da yapmamış. Gülen'in 10 küsur yıl önceki konuşmasıyla arka arkaya rastgele montajlamış; sanırsınız hepsi uzun yıllar önce yapılmış konuşmalar.
Protesto eylemi kapsamında yapılacak konferans için katılımcıların adı duyuruldu. Türker Ertürk, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu. Bir süre sonra, Armağan Yılmaz şapkadan bir tavşan çıkardı: Paul Williams! O da konferansa gelip bir konuşma yapacakmış. Kısa bir internet taraması bu adamı algılamak için yeterli! Sitesinin adresi "son haçlı seferi" (http://thelastcrusade10.wordpress.com), sitenin aşağıdaki görsel ve o görselin altındaki slogan basbayağı bir Hristiyan Cihadı için çağrı! Starbucks Endonezya'yla ilgili yazdığı bir makalede gayet ırkçı, nefret dolu bir söylemi Müslümanlar aleyhine kullanmış.
(Forumda görsel eklemeyi başaramadım, görsel için bknz. http://tmblr.co/Zb4BhrtUoOjs)
Sitenin adresinin Türkçesi karşılığı "son haçlı seferi" ve sitenin İsa peygamber referans gösterilen sloganının Türkçe karşılığı "sizlere barış değil, savaş getirmeye geldim". Williams'ın mesajı yoruma yer bırakmayacak kadar net sanırım. (http://thelastcrusade10.wordpress.com)
Necip Hablemitoğlu, Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Nurettin Veren, Merdan Yanardağ, vb. yazdılar. Devletin içini ele geçirdiğini iddia edilen cemaatin bir tekniği var. Bir kişi hakkında kurdukları komplo çerçevesinde bir hukuki süreç işlerken; gerek yandaş/cemaatçi medya, gerek popüler medya o kişi hakkında servis edilen bir kara propaganda yürütüyor. Bu kara propaganda sürecinde mağdur olan kişi, istediği kadar bağırsın sesini işittiremiyor. Adil Serdar Saçan, Sabri Uzun, Emin Arslan, Mustafa Gülcü, Ahmet İlhan Güler cemaatin bu tekniğinin mağdurlarından birkaçı! Aleyhlerindeki kara propagandanın sonucu olarak, bu kişiler uzun bir süre seslerini işittirememişler. Misal, Emin Arslan! Uyuşturucu çeteleriyle suç ortaklığı gibi ağır bir suçla itham edilmiş, kara propaganda sürecinde iddianameye bile girmeyen bazı servis edilen bilgilerle karalanmış. Misal Sabri Uzun, ülke genel kurmay başkanı aleyhine hazırladığı ve Başbakan'a verdiği iddia edilen raporu gazetecilerden edinmiş; açılan soruşturma sürecinde hakkında cemaatçi olduğuna dair kara propaganda yapılmış. Nedim Şener, Ahmet Şık, Hanefi Avcı, OdaTV mağdurları gibi örnekler de var. Ama bu örneklerde mızrak çuvala sığmadığı için kamuoyu cemaatin kara propagandasına ikna edilememiş.
Bütün bu çaba, cemaatin "gizli savaş" konsepti çerçevesinde gerçekleşiyor. Yani onlar bir hedefe saldıracaklar, ama kamuoyu neden o hedefe saldırıldığını anlamayacak. Bunun bir örneğini İş Bankası'na hacker saldırısı esnasında bizzat deşifre ettiğimizi düşünmekteyiz. (http://tmblr.co/Zb4Bhro4rcpL)
Bu örnekleri bilen birisi olarak Türkiye'den protestoya giden Türker Ertürk, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun; Gülen karşıtı bir eylemde Paul Williams'la aynı platformu paylaşmalarının çok riskli olduğu yönünde bir eleştiriyi paylaşmayı zaruri gördüm. Hani bu tarz adamlarla elbet bağımsız platformlarda (misalen bir kitap fuarının paneli) konuşma/münazara yapmak için biraraya gelinebilir. Ama Gülen karşıtı bir platformda bir araya gelmek çok ama çok tehlikeli! Düşünebiliyor musunuz olası bir kara propagandanın gücünü: "Atatürkçü/laik XYZ Haçlılarla Omuz Omuza" veya "Haçlılarla Hizmet Karşıtları, Atatürkçüler Elele". Bu manşetleri atma heveslisi olanların değirmenine su taşımanın vebalini kim taşıyabilir?
Bu hususta eleştiride bulununca, garip birşey oldu. O pek "ulusalcı / anti emperyalist / Atatürkçü" olduğunu iddia eden Armağan Yılmaz, Williams'ın avukatlığına soyundu. Kendisine yukarıdaki kanıtlar sunulduğu halde, ısrarla şunları söyledi:
Williams'ın haçlı olduğuna dair yazısı olmadığı (hatta Atatürkçü, laikmiş. İslam'a değil, siyasal İslam'a karşıymış),
Starbucks Endonezya yazısının sadece bir durum duyurusu olduğu,
Fethullah'ın Türkiye'de yapacağı kara propagandayla ilgilenmediklerini (keza sesi ABD'den duyulmuyormuş),
ABD'lilerin hoşuna giden bir strateji belirlediklerini (sanki bütün ABD'liler Haçlı),
Bizim konuya ideolojik yaklaştığımız (ne bu blogda ne o tartışma sürecinde tek bir ideolojik tespitim yoktur)
Olası bir kara propaganda, güya kendileri tarafından Gülen'in aleyhine döndürüleceği ve bu sayede seslerini duyuracakları için işlerine gelirmiş. Bu nedenle Gülen cesaret edemezmiş, "kendi ayağına sıkmış" olurmuş. (yorumsuz)
Paul Williams, Türkiye'deki Dilipak, Eygi, Mezarcı'nın bir Hristiyan versiyonu! Zaman zaman sansasyonel, belgesiz/kanıtsız iddialarda bulunarak Gülen'in değirmenine su taşıyan bir fanatik. Kendi iddiasına göre Gülen'in çiftliği, içinde atış poligonlarının filan olduğu bir gerilla kampı ve bir askeri üsse işaret eden alçaktan uçan helikopterler var. CIA'nın uyuşturucu paralarıyla finanse edilen bir organizyon söz konusu! Bu iddialar kimin tarafından dillendirildiğine bakılmaksızın elbette çok kıymetli olabilir, ama kanıt ve belgeye dayanmak şartıyla. Uğur Mumcu'yu takip ettiğini iddia eden birileri, bugün desteksiz atan bir haçlının peşine takılmış. Yazık ki, ne yazık!
Bu adam son anda şapkadan çıkartılarak Türkiye'den giden misafirlerle aynı platforma yerleştiriyorsa; söz konusu davetlilerin bu adamın kimliğiyle, ifadeleriyle ilgili bilgilendirilmeleri farz. Armağan Yılmaz kendisine bu yönde yapılan hatırlatmaları görmezden geldi, sorulara cevap vermedi. Ama zaten Williams'la ilgili yukarıdaki ifadeleri, objektifliği hususunda şüphe uyandırıyordu.
Armağan'ın hakaretamiz, saldırgan, karşı tarafın dediklerini değil itibarını hedef alan üslubuna rağmen, ben ve bir üyenin daha ısrarcı olması neticesinde bir oylama yapılmasına ikna oldu. Bu oylama devam ederken, Türkiye'den gelecek katılımcılardan birisine bir ortak tanıdığımız vesilesiyle bir e-posta gönderdim. Paul Williams'la ilgili bizzat kendi blogundan alıntılara ve Facebook profiline dayanan bilgilendirme yaptım ve organizatörün bu konuda hatalı bulduğum tarzını bizzat kendi ifadelerine dayanarak özetledim.
Bunun ardından 2 şey oldu:
Ben eylemi provoke etmekle itham edildim ve etkinlik sayfasında yorum yapamaz hale getirildim. Bu arada hakaretamiz, tehdit kokan, gözdağı veren ifadelerin ardı arkası kesilmiyor. Önce nazik bir cevap verme halimizin engellenmesi, arkasından arka arkaya çok çirkin ifadeler!?
Bir duyuru yaptı. Türkiye'den gelen konuklarla biraraya gelmiş ve Williams'la aynı karede yer almalarının doğru olmayacağına karar vermişler. Hem de oylamadaki tam aksi yöndeki kanaate rağmen! Yani çabalar sonuç verdi. Armağan Yılmaz'ın aksi yöndeki kanaatlerine ragmen, Türkiye'den giden konuklar e-postamızdaki samimi uyarılarımıza paralel bir karar almışlar. Ama Armağan bu durumu duyuruda sanki kendisinin de desteklediğini yazmış, hatta herkesin ortak kararıymış. Bir süre sonra sanırım bu duyuruyu silmiş ve bu sefer zaten Williams'ın özel işleri nedeniyle katılamadığını duyurmuş. Yine bir dürüst olmama hali var sanki burada!
Bize edilen hakaret, tehdit vb.; etkinlik sayfasından uzaklaştırılmamız; provokatörlükle itham edilmemiz üzücü. Ama pek de önemli sayılmaz. Keza Türkiye'den giden konukların üstlendikleri riskin bertaraf edilmesi hedeflenmişti. Başarıya ulaştı. Gerisi Armağan Yılmaz'ın şahsi ayıbı! Etkinlik sayfasından uzaklaştırıldığım için bu açıklamaları buradan yapma zarureti hasıl oldu.
Bir hususu tekrar vurgulamakta fayda görüyorum. P. Williams gibi kişiler dünyanın her yerinde var. Yazdıkları, söyledikleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Ancak doğru platformda olmak kaydıyla! Doğru platform, insanlardan laiklik/Atatürkçülük/ulusalcılık vb. iddialar sayesinde toplanan bağışlarla kurulan platform değil. Ayıp!
Yazının başlangıcındaki ifadelere geri dönelim! Ortada var bir Gülen protestosu! Gönülden desteklememek mümkün mü? Organizasyonda emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine, gönüllerine sağlık! Okuyan herkesi, Armağan Yılmaz'ın şahsi tutumuna rağmen protesto eylemine destek vermeye davet ediyorum.
Osman Buçukoğlu
Notlar:
Kendisi sanırım Williams katılımının ilk yapıldığı duyuruyu silmiş, altındaki yorumlarla birlikte! Oylamanın yapıldığı duyuruda da kendisini güç durumda bırakacak bir kısım yorumları da silmiş. Zaman zaman kendisine yönelik eleştiri içeren kimi yorumları veya kendisini güç durumda bırakacak kimi kendi yorumlarını silmektedir. Bunu bir huy haline getirdiği için "ekran görüntüleri"ni kurtabildiğim kadarıyla sakladım.
Kendisinden bir dünya küfür, hakaret, şiddet iması içeren bir e-posta aldım. Bazı soruları da vardı. Ama siz söyleyin, küfürlerle, çirkin hakaretlerle döşenmiş sorulara cevap verilir mi? Kendisinin kişilik haklarını tek bir defa hedef almayan bir kişiye yönelik ifadeleri kendisiyle ilgili ipuçları içermekte! Ama dikkatimi çeken bir hususu paylaşmadan edemeyeceğim! Bana yönelik bazı hakaretleri Gülen cephesinin bu ülkenin gelecekteki sahipleri olacağını söyleyen ve bana mücadeleden geri çekilmemi tavsiye eden bazı kişilerin ifadeleriyle örtüşmekte! Garip bir rastlantı olarak kaydettim.
Bir başkasının ağzından Williams'ın "benim telefon numaramı istediğini ve bana açıklama yapmak istediğini" iletmiş. Cevap vermedim.
Beni yasaklamasından bir süre sonra bir duyuru atmış, beni (ve kendisini eleştirenleri sanırım, cümlede kimi zaman tekil, kimi zaman çoğul ifade kullanmış) ima ederek "…dolaylı ya da doğrudan Fethullah şebekesinin amaçlarına hizmet ediyorsa bilsinler ki hesap günü onlar için de gelecektir…" Hani ne denir bilemedim. Bir haçlıya zemin hazırlama halini eleştirmek ve bu konuda aynı zemini paylaşarak risk üstlenenleri uyarmak "Fethullah şebekesinin amaçlarına hizmet"; hesap soracak olan da sanırım kendisi. Militer üslubun, gözdağı verme halinin, buram buram şiddet kokma halinin farkındasınız değil mi?
Yıldızları kaldırınız, ve cevap/mesaj yazdığımız kutunun sağ üst köşesinde A/A düğmesi var, ona bir kez basınız, yazdığımız yer tamamen text tabanına dönmüş olsun, önizlemeyle kontrol ediniz...
1930'lar: Uçak ihraç ediyoruz, 2010'lar: Saman ithal ediyoruz...
Yanlis bilmiyorsam eski tarihli bir yazi uzerinde edit yapilamiyor.
Ancak eski yazinin silinmesi sonrasi, yazi belki yeniden sisteme girilebilir...
Ki bildigim kadariyla o da ancak adminlerden rica ederek mumkun...
Isterseniz onlara da rahatsizlik vermeyelim!
Ne de olsa sizin sayenizde herkes resimleri de gormus oldu.
Yanlis bilmiyorsam eski tarihli bir yazi uzerinde edit yapilamiyor.
Galiba 10-15 dk. bir süre var sistemde, yazdığımızı edit'lemek için; bu süre aşıldığı zaman, sizin de belirttiğiniz gibi moderatör arkadaşlardan yardım almak gerekiyor - başka türlü mümkün değil.
Saygılarımla,
Erdem.
1930'lar: Uçak ihraç ediyoruz, 2010'lar: Saman ithal ediyoruz...
konunuzla alakası yok ama,
paul williams' ın sitesinde fetullahla ilgili epey haber var. ugandada kaçırılıp kurban edilen çocuklarla ilgili haberse dehşet verici.
kedi kakasından yapılan ve oldukça pahalı denen kahveyi tiye alması pek ırkçı gelmedi bana.
Doğrudur, Gülen aleyhine pekçok haber vardır. Ama bunlar biraz bizdeki Dilipak vb. yazarların hristiyanlarla ilgili haberleriyle aynı çizgide ve duygusal yogunluktadır. Yukarıdaki makalemde de vurguladım, o Gülen karşıtı yazıların çoğu kanıtsız/belgesiz biraz hollywood film senaryolarını andıran yazılar olduğu için şu aşamada Gülen'in değirmenine su taşımaktadır. Bu iddialar ileride belgelendirilirse o takdirde çok kıymetli olacaklardır, ama şimdilik desteksiz atıştan öteye geçememektedirler.
Sitesinin adresi, görseli, sloganı Williams'ın Haçlı zihniyetiyle ilgili ciddi ipuçları vermektedir.
Bu noktada bizlerin cevaplaması gereken etik soru şudur;
Amerikan aşırı sağının bir yan ürünü olan Haçlı Seferi hülyasına, Gülen'le mücadele adına zemin tesis etmeli miyiz? Kendi adıma bu soruya verdiğim cevap yukarıdaki yazımdan da hissedileceği gibi "hayır"...
Gülen aleyhine ABD'de işbirliği yapılabilecek bilimin aydınlanmacı ışığına inanan pek çok aydın bulunabilecek iken Williams zurnanın zırt dediği yerdir.