Başka bir konu:
Usma b. Mervan’ın öldürülmesi (3 Mart 624–Ramazan )
Beş çocuk annesiydi. Beni Hatma kabilesindendi ve bu kabilede de Muhammed’e sadık müminlerin sayısı artmıştı. Usma b. Mervan da Muhammed’i eleştirenler arasındaydı. Kocasının isminin Yesid b. Zeyd olduğu kayıtlarda geçer.Anlaşılan o ki, Muhammed aleyhine söylediği sözleri kendi kabilesinden Muhammed’e iletenler vardı. (ki Muhammed’in ajanının olmadığı bir kabile de yok gibiydi)
Muhammed onun kendisi aleyhine söylediği sözleri duydunca “Kim beni Marvan’ın kızından kurtaracak?” diye sorar. Adiyy b. Hareşe isminde (gözleri görmeyen) bir mümin bu göreve talip olur ve Muhammed’in adamları Bedir’den döndükten sonra, Ramazan’ın yirmibeşinci gecesi o kadının evine giderler.
Çocuklarının arasında uyumakta olduğunu anlarlar hatta bir bebeği de onun üstünde yatmaktadır ve gözleri görmeyen Hareşe eliyle yoklayarak bebeği kenara çeker ve gözleri görmemesine rağmen kılıcını Mervan’ın göğsüne dayayıp yüklenir ve kılıç Mervan’ın arkasından çıkar. Sonra gelip sabah namazını Muhammed ile birlikte kılar.
Muhammed onu görünce “Ya Umeyr Mervan’ın kızını mı öldürdün ?” diye sordu. O da “Evet ya Rasulullah, acaba hata mı ettim?” diye cevap verir buna karşılık Muhammed “Hayır onun için iki keçi bile birbiriyle toslaşmazdı” der.
Başka kaynaklarda Muhammed’in söylediği son söz şöyledir :“Onun kanı heder dir, sorup karşı çıkacak kimse yoktur”. (Mahmud Esad- İslam Tarihi “Tarih-i Din-i İslam” Sayfa – 550-551)
Şimdi burada bu kadın İslam Peygamberi aleyhine şiir okuduysa kısas gereği o kadın aleyhine şiir okutulması gerekliydi. İslam Peygamberi kendi getirdiği kurala burada da uymamıştır. Eş sayısında da olduğu gibi. O kadın yargısız infaz edilmiştir, savunması alınmamıştır. Peki o çocukların suçları neydi? Çocukluğunda annesiz kalmak, bir insanın başına gelebilecek en acı olaydır. Dünyanın tüm mal varlığı o çocuğa verilse de o çocuk mutlu olmaz. Hep annesinin kucağındaki çocukları kıskanır, annesinin elinden tutarak yürüyen çocukları kıskanır. Yetişkin olduğunda bile ruyalarında annesini görür ve ağlayarak uyanır. Rahmet peygamberi 5 çocuğa bu acıları nasıl yaşatabilir?
Şimdi bir alıntı yapalım:
120 yaşındaki Ebu Afak adlı kişi İslam Peygamberi aleyhine şiir okuyor ve insanları müslümanlara karşı kışkırtıyordu.
Allah'in sevgi ve hoşgörü abidesi peygamber efendi, "örnek insan" Muhammed, "Bu alçağı benim icin kim halledecek!!" beyanatında bulunmuş ve "ağitçılardan" biri olan Salim B. Umayr bu "suikast" görevini üstlenerek yaşlı adamı gece karanlığında katletmistir.
Umama b. Muzayriya adinda bir sair; Ebu Afak' in öldürülmesi olayından hemen sonra su satırları yazmıştır:
Sen Tanrı dini' ne ve Muhammet'e '-Yalancısın-' dedin...
(Bu nedenle) geceleyin bir Hanif sana yaklaştı, senin güvenini kazandı.
'Yaşına rağmen al bunu Ebu Afak-' diyerek (hançeri gögsüne sapladı ve) seni gebertti...
Gece karanlıklarında seni geberten yaratık insan mı idi? Yoksa cin mi, hiç bilemiyorum".
(Kaynak: İbn Sad, Tabakat, cilt 2)
Gerçekten de Ebu Afak 'in öldürtülmesi pek feci bir şekilde olmuştur. Cinayeti işlemeyi şerefli bir iş gibi üzerine alan Salim b. Umayyr, gece karanlığında Ebu Afak 'in evine giderek sanki onu dostça ziyaret ediyormuş gibi görünmüş, ve kendisini ağırlamak için kapıyı açan ihtiyarcığı oracıkta kılıçla yere sermiştir.
Muhammed'in bu yaşlı adamı öldürtmesi elbette kendisine fiziksel bir tehdit olarak gördüğü icin degildi. 100 yaşını aşkin bu zavallı yaşlı adamın tek suçu Muhammed'i "eleştirmekti". Narsisist liderler kişilikleri icabı kendileri hakkında en ufak eleştiriye bile tahammül edemezler. Ebu Afak için hiç bir Islami kaynakta Muhammed'i yaralamak ya da öldürmek gibi bir girişiminin ya da planının olduğu yazmamaktadır. Allah'ın örnek insan olarak gönderdigi peygamber efendi, Ebu Afak'la hic bir zaman yüzleşmemis, tam aksine gaddar, acımasız bir mafya babası gibi tetikçilerine öldürülmesini emretmistir.
Şimdi cehennem ehlinin yiyecekleri konusuna gelelim:
HANGİSİ DOĞRU?
Darı mı zakkum mu?
Kelime-i tevhid olarak adlandırılan “Lailaheillallah”ın “Allah’dan başka ilah yoktur.” anlamına geldiğini biliyorsunuz. Ayetteki “İlla” sözcüğü kesinlik ifadesidir. “İlla” dediği takdirde başka bir ilah düşünülebilir mi? Kesinlikle düşünülemez. Birisi çıkıp da “Allah demiş ama, Zeus da olabilir Allah ile birlikte” diyemez.
Arapça’da La, Lem, leyse sözcükleri kesin olumsuzluk belirtirler. Örneğin;
Hud 16. Ulâikellezîne leyse lehum fil âhıreti illen nâr ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılun mâ kânû ya’melûn
Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur.
“La ilahe illa allah” ne kadar kesin ise;
“Leyse lehum taâmun illâ min darî” da o kadar kesindir. (Gaşiye-6)
(Cehennemde) Darı dikeninden başka yiyecekleri yoktur.
http://www.nedirnedemek.com/dari-nedir-dari-ne-demek (Dari hurma dikenidir)
Yoktur ilah Allah’dan başka.
Yoktur yiyecekleri darıdan başka.
Vardır diyemez kimse.
Diyorsa Allah’dan başka da ilah olabilir.
Gasiye-6'da kesin bir şekilde “Lailaheillallah” der gibi, “(cehennemde) darıdan başka yiyecek yoktur” der ama;
Duhan suresinde öyle demez.
Duhan 43-46. Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Hakka 36: “Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.”
Meal tahrifatçılarının elinde olsa zakkumun darıyla aynı olduğunu söyleyeceklerdir. Bunu yapabilmek için çok araştıran da olmuştur muhakkak. Ama zakkum, darıdan farklı bir bitkidir.
Peki, cehennem yiyeceği olarak hangisi doğrudur?
İkisi de doğruysa, ikisi de cehennem yiyeceği ise neden Gasiye-6’da “Allah’tan başka ilah yoktur” der gibi “Darıdan başka yiyecekleri yoktur” denmiştir? Halbuki “Darı, kanlı irin ve zakkumdan başka yiyecekleri yoktur.” denmesi gerekmez miydi? Ya da madem ki sadece darı denildi, başka ayette zakkum denilmemeliydi. Sanki “sadece darı” denildiği unutulmuş gibidir. Zaten Bakara-106’da bir ayet unutturulduğunda yerine yenisinin getirildiği yazılmıştır. Yani, Kur’an’ın yazarına göre bir ayetin unutulması da Allah’tandır.
Âd Kavmi'nin helak oluş süresiyle ilgili ayetler:
Kamer suresi
18. Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Bir kaç günde..
Nahl suresi
16. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Yedi gece, sekiz günde..
Enam suresi
6. Âd kavmine gelince onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.
7. Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Evet her namaz kılışımda bu ayetler aklıma geliyor. Kur'ân'ın insan sözü olduğu, dolayısıyla namaz kılmama gerek olmadığı düşüncesi beynimde yankılanıyor ama cehennem korkusunu hala içimden atamadığım için kendimi müslüman olarak tanımlıyorum. Şayet atesit olduğumu ilan edersem Türkiye'de orta çapta bir deprem olur ve falan İslami kurumun sahibi ateizmi seçti şeklinde haberler yapılır ve röportajlar istenir ama bunu kendime bile hiç bir zaman söyleyemeyeceğim.
Cariye, fahişeden çok daha kötü durumdadır. Cariye sahibi her istediğinde ilişkiye girmek zorundadır. Fahişe ise mesela ağzı kokan, yaşlı, çirkin biriyle ilişkiye girmek zorunda değildir. Fahişe fahişelikten para kazanır, cariye kazanamaz. Fahişe istediği zaman fahişeliği bırakır, cariye bırakamaz. Fahişe özgürdür, istediği yere gider, cariye gidemez, gibi... İlmin kapısı Hz. Ali hamilelik süresini 6 ay olarak bilmektedir, bununla da amel etmiştir ve bunu da Kur'an'a dayanarak yapmıştır. Gerçekten de Kur'an'a göre hamileliğin süresi 6 aydır. Evlendikten 6 ay sonra doğum yapan kadını Hz. Osman recmettirmek istemiş, Hz. Ali bu ayetlerle suçsuz kadının recmedilmesini engellemek istemiş, bunu da Hz. Osman'a kabul ettirmiş ama kadın da bu arada recmedilmiş bulunmuş. Kadın suçsuz yere recmedildiğine göre kısas gereği Hz. Osman'ın da recmedilmesi gerekirken recmedilmemiştir. Bu arada hiç bir suçu olmayan çocuk da dünyadaki en büyük acılardan biri olan annesiz kalma acısıyla yaşamıştır.
Şu konuya bakalım:
Hz. Osman 6 Ayda Doğum Yapanları Zinacı Sayıyor ve Suçsuz Hamile Kadını Recmettirmiş iDDİASI:
İmam Malik diyor ki: "Bana ulaştığına göre, Hz. Osman (radıyallahu anh)'a evliliğinin altıncı ayında doğum yapan bir kadın getirildi. Derhal recmedilmesini emretti. Ancak Hz. Ali (radıyallahu anh):
"- Cenab-ı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de "(İnsanın anne karnında) taşınma ve sütten kesilmesi (müddeti) otuz ay. dır..:" (Ahkaf 15) buyuruyor. Keza bir başka ayette de: "Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. (Bu hüküm) emmeyi tamam yaptırmak isteyenler içindir.."( Bakara 233) buyurmaktadır. Bu durumda hamilelik müddeti altı aydır." Bu açıklama üzerine Hz.Osman (radıyallahu anh) kadının geri gönderilmesini emretmişti, ancak kadın recmedilmiş bulundu."
Muvatta, Hudud 11 (2, 825).
Bu göze çarpan Matematik hatasıdır aslında, sağlıklı doğumlar 9 ay sonunda gerçekleşir. Ayetlerde ise bu süre 6 ay olarak geçer görüldüğü gibi. Ayrıca 6 ayda doğan çocukla zina alakasını kuramadım bir türlü. Bunlar erken doğumları bile zinaya bağlayabiliyorlar.
Açıklanamayacak sorular:
Soru 1: Kur'ân'a göre hamilelik süresi 6 ay mıdır? 9 ay olduğunu hangi ayetlere göre ispatlayabilirsiniz?
Soru 2: Suçsuz biri öldürüldüğüne göre kısas gerekir. Bu kadını suçsuz yere öldürenlere neden kısas uygulanmamıştır?
Soru 3: Halife Osman, neden kadına recm cezası vermekte bu kadar aceleci davranmıştır. Neden danışmanlara, bilirkişilere, kadının yakınlarına vs durumu sormamıştır? Bu durumda bu gibi insanları örnek almak ne derece doğrudur? Bu kişileri neden örnek almak zorunda kalıyoruz? Kadın suçlu olsa bile doğan çocuğun suçu nedir ki annesiz bırakılıyor? Bu çocuğa bu kötülüğü yapanları, bu kadını suçsuz yere hem de recm gibi bir cezayla öldürenleri, hamilelik süresinin 6 ay olduğuna inanan kişileri biz neden örnek alıyoruz?
Bunun gibi pek çok konuyu burada ayrıntılarıyla yazmaya çalışacağım. Son olarak dindar arkadaşlara bir kaç söz söylemek istiyorum: Sizi en iyi anlayan benim. Dinden çıkmayın. İbadetlerinize devam edin. Fakat araştırmayı ihmal etmeyin. Size sunulan kaynakları okuyun ama % 100 güvenmeyin. Aynı konuları değişik kaynaklardan da araştırarak sentez yapın, kararı vicdanınız versin. Tarikatlara vs paranızı kaptırmayın. Dini doğrudan Kur'ân'dan ve ilk kaynaklardan öğrenin. Kureyza olayını mutlaka Google araması yaparak öğrenin. Böylece Yahudilerle müslümanlar arasındaki düşmanlığın sebebini öğrenmiş olacaksınız. Kafanıza takılan konuları mail ile veya telefonla en iyi hoçalara sorun, verdikleri cevaplar kaçamak mı, sizi tatmin ediyor mu, düşünün. Ben size henüz belki % 5'ini bile yazmadım. eğer araştıracak zamanınız yoksa burada benim ekleyeceklerimi takip edin. Yaşınız ilerledikten sonra bazı gerçekleri öğrenince benim gibi hayıflanmanızı istemediğim için sizin erkenden öğrenmenizi istiyorum.
Şimdilik hoşçakalınız.