Melik Aşık'ın bugünkü Milliyet Gazetesi köşesinden alınmıştır. Kısa olduğu için link vermek yerine alıntı yapmayı tercih etim.
Tehlikeli icatlar...
İstanbul Müftülüğü 23 Şubat'ta camilerde okunacak hutbeyi internet sitesinde yayımladı. Konu "Selamlaşmak"... Deniyor ki hutbede:
"Dinimizde selam verme kısaca 'Esselâmü Aleyküm' veya 'Selâmün Aleyküm' şeklindedir. Kendisine selam verilen kişi de 'Ve aleykümüsselâm' şeklinde karşılık verir. Bunun anlamı 'Allah'ın emniyet ve güveni sizinle olsun' demektir. Müminlerin birbirleriyle karşılaştıklarında selamlaşmaları dinimize göre sünnettir..."
Bundan sonrasına dikkat. Özellikle şu cümle:
"Kültürümüzde mevcut olan iyi günler, merhaba, günaydın gibi cümlelerle de insanlar birbirleriyle ilgi kurmaktadırlar. Ancak kişinin esenlik ve mutluluk temennisini 'Esselâmü Aleyküm' veya 'Selâmün Aleyküm' şeklinde ifade etmesi en güzel ve sünnete en uygun olanıdır..."
Yani... Yakında sokakta, çarşıda, pazarda, işyerlerinde insanların selamlaşmalarına bakarak dine uygun davranıp davranmadıklarını göreceğiz... İyi günler, merhaba, günaydın diye selamlaşanların mümin olmadığını şıp diye anlayacağız..! Ne usta buluş...
Prof. Mustafa Çağırıcı başkanlığındaki İstanbul Müftülüğü toplumda yeni bir ayrımcılık ve kamplaşma yaratmak için dâhiyane fikir geliştirmiş. Kutlarız!..
Bu arada müftülüğe bizden bir katkı, kimi internet sitelerinde usulüne en uygun selamlaşmanın şu olduğu yazılı:
- Esselamü aleyküm ve rahmetullah...
- Ve aleykümüsselamü ve rahmetullahi ve berakatüh...
Selamı bu şekilde daha ağır ve daha Arabi hale getirmeyi düşünmez misiniz Müftü Bey?