Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 20-10-2013, 15:24
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart Başörtüsü, dinsel gericilik ve sosyalist tutum

Başörtüsü, dinsel gericilik ve sosyalist tutum



Alper Suat



Geçen yıl öğrencilere dönük olarak yapılan kılık-kıyafet düzenlemesi sonrasında başörtüsü tartışmaları bir kez daha gündemleşmişti. Memur Sen’in “kılık-kıyafet serbestliği” adı altında özünde başörtüsüne özgürlük isteyen imza kampanyası sonrasında ise bu tartışmalar alevlenmişti. AKP’nin sahte demokratikleşme paketinden de “başörtüsü serbestliği” çıktı.

İşçi ve emekçilerin dinsel inançlarını, iktidar gücü olmanın manivelası olarak değerlendiren AKP iktidarı, 12 yıllık iktidar dönemi boyunca süründürdüğü “başörtüsü” meselesini nihayet bir sonuca bağlamış görünüyor. Kemalist rejimin dinsel gericiliğin hizmetine sunduğu başörtüsü yasakları, böylece ortadan kaldırılmış olmakla kalmıyor, AKP iktidarının 28 Şubatçılarla girmiş olduğu dalaşta, rövanşı almış olmanın gücünü de yansıtıyor. Başörtüsü sorunu, rejimin iç iktidar dalaşının bir ürünü olarak, “inanç özgürlüğü” kavramının sınırlarını aşan siyasal bir sorun haline gelmiş, “laik/anti-laik” eksenli burjuvazinin iç dalaşının sembollerinden biri olmuştu. Bugün bu hamle ile AKP iktidarı, hem zaferini (!) teyit etmiş, hem de önümüzdeki seçim dönemlerine dönük güçlü bir yatırım yapmış oluyor.

AKP’nin sahte demokratikleşme paketinin açıklanmasıyla özellikle de kamu işyerlerinde başörtüsü tartışmasının gündeme geleceği aşikar. Başörtüsü meselesi; konunun istismara açık yönleri, burjuvazinin iç iktidar mücadelesindeki yeri, kılık kıyafet serbestliği ve inanç özgürlüğü, emekçi yığınların inanç sistemiyle olan bağları, kadın sorunu gibi bir dizi olguyla iç içe geçmiş bir mesele olması nedeniyle hassas bir konudur. Bu hassasiyetleri nedeniyledir ki, burjuva gericiliğin iç iktidar mücadelesinin bir parçası olarak on yıllardır üzerinde tepindiği, işçi sınıfı, emekçiler ve gençliğin sermayenin çeşitli siyasal odakları arasında kutuplaştırılmasında önemli bir silah olarak kullanılan bir konu olagelmiştir başörtüsü. Bu nedenle de, konunun belli yönleri ile incelenmesi, sol-sosyalist hareketin ve KESK’in alması gereken tutumun belirlenmesi açısından gereklidir.


http://www.ateshirsizi.com/basortusu...9.html?t=20329

MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 20-10-2013, 15:27
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

Din ve devlet

Cumhuriyet tarihi boyunca burjuva iktidarın din ile olan ilişkisi iktidar ilişkilerinin dışında olmamıştır. Daha cumhuriyetin ilk yıllarında kemalist rejimin din karşısındaki tutumu doğası gereği bu eksende belirlenmiştir. Osmanlı'da din, feodal devletin iktidar aracı olarak rol oynamış, siyasal egemenlik hakkı ve hilafet Osmanlı hükümdarının elinde toplanmıştı. Kemalist rejim ise 1922 yılında saltanatı kaldırarak Osmanlı hükümdarının egemenlik haklarına son vermiş, halife unvanını ise Osmanlı hanedanından Veliaht Abdülmecid Efendi'ye vermişti. Ne var ki halifelik, Osmanlı iktidarının izlerini taşıyordu ve kemalist iktidar açısından önemli bir tehdit olarak algılanıyordu. Kemalist rejimin dinsel örgütlere karşıt tutumu, bu kurumların Osmanlı iktidarının dayanakları olmasından da ileri geliyordu. Kemalist rejim, geçmiş iktidarın dayanaklarını doğası gereği ortadan kaldırmaya-sınırlamaya yönelirken, öte yandan da siyasal ve toplumsal yaşamın her alanında üstten bir dayatma ile toplumu biçimlendirme çabası içindeydi. Nitekim hem dinsel hem etnik meselelerde asimilasyoncu bir devlet çizgisi oluşturuluyordu. İktidar mücadelesiyle de bağlantılı olarak gündeme gelen hilafetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi ilerici adımlar, aynı zamanda dinin devlet tekeline alınmasının olanağına da çevrilmişti. Zira söylemde din ile devlet işlerini birbirinden ayıran kemalist rejim, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunu oluşturmuş ve dini, devlet eliyle toplumu yönetmenin bir aracı olarak kullanmıştır. Üstelik hilafetin Sünni mezhep üzerinden şekillenmesi gibi, Diyanet İşleri de aynı mezhep üzerinden şekillendirilmişti.

İlerleyen yıllarda ise din, burjuva düzenin toplumu dizginlemekte ve yönetmekte kullandığı önemli araçlardan biri olacaktı. ABD güdümüne giren burjuvazi, 1960'larda yükselen sosyal mücadelelerin önünü alabilmek için dinsel gericiliği siyaset sahnesine çıkarttı. 12 Eylül askeri faşist darbesi sonrasında ise, görünürde dinci partileri yasaklayan Amerikancı cunta, sınıf hareketini, ilerici ve devrimci güçleri zorbalıkla bastırırken, özel politikalarla dinci-gericiliğin önünü açmıştır. Osmanlı feodallerinin iktidar aracı olarak kullandıkları din, burjuva iktidarının da aracı olmuş, cunta döneminde ise pervasızca kullanılmıştır. Örneğin Sünni mezhep üzerinden şekillenen din eğitimini zorunlu hale getiren faşist cunta, yüzlerce yeni imam hatip okulu açmış, Kur'an kurslarını alabildiğine yaygınlaştırmış, ahmakça bir uygulama ile Alevi köylerine camiler inşa edip, imamlar atamıştır.

Toplumsal muhalefeti ezmek üzere devlet eliyle palazlandırılan ve kullanılan dinsel gericilik, öte yandan emperyalizmin çıkarlarıyla da uyuşmaktaydı. Sovyetler Birliği'ni kuşatmak amacıyla "Yeşil Kuşak" projesi ile ABD emperyalizminin özel desteğiyle gelişen radikal siyasal İslam, ‘90'lar sonrasında yine ABD'nin bölgesel çıkarlarıyla uyumlulaştırılmış bir biçimde "ılımlı İslam" projesi ile iktidara hazırlanacaktı. Ne var ki bu yıllar aynı zamanda İslami sermayenin giderek büyümesini de doğuracak, burjuvazinin çıkar ve iktidar çatışmaları yükselecekti. 1995 yılında Refah Partisi önemli bir başarı elde etmiş ve Refah-Yol hükümeti kurulmuştu. "Laik/anti-laik" çatışması olarak kendisini gösteren iktidar dalaşında "milli görüşçü" dinsel gericilik önemli mevziler kazanmış, ancak, sahte laik burjuva cephenin devletin belkemiği olan ordu ve yargı üzerindeki hakimiyeti sürmeye devam etmişti. Nihayetinde ordunun "balans ayarı" gecikmedi ve 28 Şubat muhtırası gündeme oturdu.


http://www.ateshirsizi.com/basortusu...9.html?t=20329

MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21-10-2013, 11:43
AbdullahAbdal AbdullahAbdal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Sep 2013
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 118
Standart

Baskoylu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Din ve devlet

Cumhuriyet tarihi boyunca burjuva iktidarın din ile olan ilişkisi iktidar ilişkilerinin dışında olmamıştır. Daha cumhuriyetin ilk yıllarında kemalist rejimin din karşısındaki tutumu doğası gereği bu eksende belirlenmiştir. Osmanlı'da din, feodal devletin iktidar aracı olarak rol oynamış, siyasal egemenlik hakkı ve hilafet Osmanlı hükümdarının elinde toplanmıştı. Kemalist rejim ise 1922 yılında saltanatı kaldırarak Osmanlı hükümdarının egemenlik haklarına son vermiş, halife unvanını ise Osmanlı hanedanından Veliaht Abdülmecid Efendi'ye vermişti. Ne var ki halifelik, Osmanlı iktidarının izlerini taşıyordu ve kemalist iktidar açısından önemli bir tehdit olarak algılanıyordu. Kemalist rejimin dinsel örgütlere karşıt tutumu, bu kurumların Osmanlı iktidarının dayanakları olmasından da ileri geliyordu. Kemalist rejim, geçmiş iktidarın dayanaklarını doğası gereği ortadan kaldırmaya-sınırlamaya yönelirken, öte yandan da siyasal ve toplumsal yaşamın her alanında üstten bir dayatma ile toplumu biçimlendirme çabası içindeydi. Nitekim hem dinsel hem etnik meselelerde asimilasyoncu bir devlet çizgisi oluşturuluyordu. İktidar mücadelesiyle de bağlantılı olarak gündeme gelen hilafetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi ilerici adımlar, aynı zamanda dinin devlet tekeline alınmasının olanağına da çevrilmişti. Zira söylemde din ile devlet işlerini birbirinden ayıran kemalist rejim, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunu oluşturmuş ve dini, devlet eliyle toplumu yönetmenin bir aracı olarak kullanmıştır. Üstelik hilafetin Sünni mezhep üzerinden şekillenmesi gibi, Diyanet İşleri de aynı mezhep üzerinden şekillendirilmişti.

İlerleyen yıllarda ise din, burjuva düzenin toplumu dizginlemekte ve yönetmekte kullandığı önemli araçlardan biri olacaktı. ABD güdümüne giren burjuvazi, 1960'larda yükselen sosyal mücadelelerin önünü alabilmek için dinsel gericiliği siyaset sahnesine çıkarttı. 12 Eylül askeri faşist darbesi sonrasında ise, görünürde dinci partileri yasaklayan Amerikancı cunta, sınıf hareketini, ilerici ve devrimci güçleri zorbalıkla bastırırken, özel politikalarla dinci-gericiliğin önünü açmıştır. Osmanlı feodallerinin iktidar aracı olarak kullandıkları din, burjuva iktidarının da aracı olmuş, cunta döneminde ise pervasızca kullanılmıştır. Örneğin Sünni mezhep üzerinden şekillenen din eğitimini zorunlu hale getiren faşist cunta, yüzlerce yeni imam hatip okulu açmış, Kur'an kurslarını alabildiğine yaygınlaştırmış, ahmakça bir uygulama ile Alevi köylerine camiler inşa edip, imamlar atamıştır.

Toplumsal muhalefeti ezmek üzere devlet eliyle palazlandırılan ve kullanılan dinsel gericilik, öte yandan emperyalizmin çıkarlarıyla da uyuşmaktaydı. Sovyetler Birliği'ni kuşatmak amacıyla "Yeşil Kuşak" projesi ile ABD emperyalizminin özel desteğiyle gelişen radikal siyasal İslam, ‘90'lar sonrasında yine ABD'nin bölgesel çıkarlarıyla uyumlulaştırılmış bir biçimde "ılımlı İslam" projesi ile iktidara hazırlanacaktı. Ne var ki bu yıllar aynı zamanda İslami sermayenin giderek büyümesini de doğuracak, burjuvazinin çıkar ve iktidar çatışmaları yükselecekti. 1995 yılında Refah Partisi önemli bir başarı elde etmiş ve Refah-Yol hükümeti kurulmuştu. "Laik/anti-laik" çatışması olarak kendisini gösteren iktidar dalaşında "milli görüşçü" dinsel gericilik önemli mevziler kazanmış, ancak, sahte laik burjuva cephenin devletin belkemiği olan ordu ve yargı üzerindeki hakimiyeti sürmeye devam etmişti. Nihayetinde ordunun "balans ayarı" gecikmedi ve 28 Şubat muhtırası gündeme oturdu.


http://www.ateshirsizi.com/basortusu...9.html?t=20329

İmzan İftira taşıyor..
Malesef yanlış eğitim yanlış kitaplar sonucu..
Seni suçlayamıyorum çünkü doğruyu nereden okuyacaktın..
İftiracı o imzanı Lütfen kaldır.
Biz komünistleri sizinle aynı zannedebilirler..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 22-10-2013, 14:50
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

İmzan İftira taşıyor..
Saygideger AbdullahAbdal Dost,

Konu imzam ile ilgili konu degil....
Imzam sizi rahatsiz ettiyse!!! ki etmis gorunuyor.. Kemalizm konusu uzerine olan konu veya yeni bir konu acarsiniz, kisisel satasmalardan ve kisisel saldirilardan uzak fikir ve dusuncelerimizle kiyasiya tartisabiliriz.

Imzamin iftira tasidigini neye dayanarak yazdiginizi bilmiyorum, ama imzamdaki iddami belge ve kaynaklarla ispatliyabilirim,

Malesef yanlış eğitim yanlış kitaplar sonucu..
Yanlis Egitimmi??? Yanlis Kitaplarmi???

Nasil Yanlis Egitim? ve Nasil Yanlis Kitaplar??

Herkes Sizin gibi Irkci ve Milliyetci olmak zorundamidir? veya Herkes Sizin Gibi Sozde Hem Kendisini Kominist, Ilerci, Aydin, Devrimci ve Demokrat gorup... Sonra Irkcilik ve Milliyetcilik yaparak!!! bir kac ipte oynamak zorundamidir?

Mesela benim aldigim hangi egitim yanlis?? size gore yanlis olan her sey yanlismidir? Veya size gore yanlis olan kitaplar, herkese gore yanlis olarakmi algilanmalidir?

Kemalizm konusunda ozellikle imzam ile ilgili konuda Irkci, Milliyetci, Gericiligini Belge ve Kaynaklarla forumda yazilarim var... Eger boylesi bir tepkiniz varsa!! Ki var gorunuyor.. yazdigim yazilara cevap vermeniz gerekirken. konu ile ilgisi olmiyan yerde boylesi bir yorum yapmaya calismaniz!!!! Konuyu sabote etmeye calismaniz anlamina gelmiyormu?

Seni suçlayamıyorum çünkü doğruyu nereden okuyacaktın..
İftiracı o imzanı Lütfen kaldır.
Biz komünistleri sizinle aynı zannedebilirler..
Bende sizi suclamiyorum, Dogdugun gunden bugune kadar, Atam Sen Kalk Ben Yatam, Vatan Millet Sakarya, Turkum, Dogruyum, Caliskanim, Turkiye Turklerindir, Bir Turk Cihana Bedeldir, Turk Olmez, Turk Acikmaz, Turk Yenilmez vs vs buna benzer yiginla Irkci ve Milliyetci nutuklarla buyurseniz!!! Bir sure sonra Bilimsel kitaplar`da karsiniza cikarsa!! kendinizi bu bilimsel kitaplarin arkasina gizliyerek, bu kitaplardaki dogrulari savunmaya calismaniz... Ozunde ise, Turkiye`de Fasizmin En Katmerli Uygulayicisinin Savunuculugunu Yaparak,
Kominizmin, Sosyalizmin, Demokrasinin, Sosyal Demokrasinin, Ilerici ve Aydinlarin Dusmani Olan, Turkiye Muslumandir, Musluman Kalacaktir nutuklari ile Mustafa Suphi ve Yoldaslarini Karadenizde bogazliyan...
1 Mayis Dunya Emekci Bayramini YASSAKLIYAN, yerine 1 Mayis Bahar Bayramini Getiren mantigin takipcisi olacaksin... Sonra 1 Mayista Alanlara Gidip.. Dunya Emekciler Bayramini Kutliyacaksin!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Kemalizmi Savunanlar.. Kominist ve Sosyalist olamazlar, Cunku Kominizmin ve Sosyalizmin Dusmani Olan Kemalist Dusunceden Boylesi bir yapilanmanin beklenmesi!! Ayaklari Yerden Kopuk, Hayalcilik Oyunu ile Riyakarlik olur.. (Hem Fasist Irkci ve Milliyetci, Hemde Kominist Ve Sosyalist Nasil Olunurmus Acaba!!!!)
Ya Oldugunuz gibi Olacaksiniz... Yada Gorundugunuz Gibi Olacaksiniz...

KIM YANLIS EGITIM ALMIS? KIM YANLIS KITAPLAR OKUMUS? VEYA DUZENIN ZORLAMLARINDAN DOLAYI OKUTULMAYA ZORLANMISTIR??????

Adolf Hitlerin Kurdugu Parti (isim olarak) Ayni sizin Kominist olma iddalarinizi andiriyor.....

Saygi ve Insani Sevgilerimle

Asagidaki linkte imzama karsi tepkilerinizi gostermeniz daha dogru ve yerinde bir davranis olmazmiydi?
http://www.turandursun.com/forumlar/...ustasi+Ataturk

MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR

Konu Baskoylu tarafından (22-10-2013 Saat 15:00 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 22-10-2013, 15:14
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

AbdullahAbdal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İmzan İftira taşıyor..
Malesef yanlış eğitim yanlış kitaplar sonucu..
Seni suçlayamıyorum çünkü doğruyu nereden okuyacaktın..
İftiracı o imzanı Lütfen kaldır.
Biz komünistleri sizinle aynı zannedebilirler..

Kendi Ateslerinde Yanmiyanlar, Baskalarinin Ateslerinde Yanamazlar....

Kendini Ateslerde Sinamayanlar, Baskalarina Sinamada Ornek Olamazlar...

Devrimcilik Bir Yasam Bicimidir.....

Kendisinden Baskasinin Olamiyanlar, Asla ve Kesinlikle Devrimci Olamazlar...

Kendisini Asamiyanlarin, Kendilerini Devrimci Gormeye Calismalari, Geceleri Gordugu Ruya`ya Benzer.....

Turkiye`de Irkci, Milliyetci ve Fasizmin Kurucularini Savunanlar, Ayni Dusunceye Hizmet Ettikleri Kesindir....

Saygi ve Insani Sevgilerimle



MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osman Pamukoğlu'nun Başörtüsü Yaklaşımı sankara Konu-dışı 4 14-12-2014 16:51
Hükümet başörtüsü için yasak istedi Ahlaksız Politika 0 24-07-2013 15:28
Gericilik Her Yerde !.. irsArtvin Politika 31 29-03-2010 18:31
İlericilik ve Gericilik Doğuştan mı? imhotep Biyoloji 23 16-02-2009 13:51
Başörtüsü (tesettür) ne zaman, niye ortaya çıktı?! hellori İslam 19 31-07-2005 17:26

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:13 .