
17-12-2013, 04:22
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Allah = Ağaç ilişkisi üzerine!
Eski çağlarda ağaçlara tapınma ve onlar birer ilah gibi görme oldukça yaygındı. Ağaçlara ilişkin böylesi inançların doğmasında etkili olan neydi peki? Toplumdan topluma değişiyor olmakla birlikte bunları şu şekilde sıralayabiliriz sanırım:
-ağaçların en başta insanlara besin kaynağı olması, onları doyurması, ağaçlardan ve yemişlerinden çeşitli ilaçların yapılıyor olması,
-insana mızrak, yay ve ok gibi hayati önemdeki savaş aletlerini sunması,
-bulunduğu yerlerde yaşam için vazgeçilmez olan su kaynakları ve yağmurlara işaret etmesi,
-kökleri ile toprağa dalları ile göğe doğru uzanarak iki bilinmez dünya olan yeraltı ve gökyüzü arasında bir köprü görevi kurması,
-“ölüm” gibi bir bilinmez karşısında kışın solup baharda yeniden yeşererek “yeniden dirilişi” gerçekleştirebiliyor olması,
-ısınmayı ve karanlıklarda aydınlığı sağlayan ateşi yaratması, onu beslemesi,
-yeryüzündeki ateşi, ışığı var ettiği gibi gökyüzündeki ışık kaynaklarını da (güneş, ay yıldızlar) var ettiğinin sanılması,
-suda batmayıp yüzmesinden dolayı mavi bir deniz sanılan gökyüzünde de onunla yol alınabileceğinin sanılması vs.
(Mitoloji ve dinlerde “Yaşam Ağacı”:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9Fam_a%C4%9Fac%C4%B1)
Daha önce açmış olduğum başlıklar çerçevesinde Kuran’daki anlatımlara ilişkin kavramsal olarak kurmuş olduğum ilişkileri şu şekilde özetleyebilirim;
Allah = Kuran’a göre konuşan kutsal ağaç. (Kasas -30)
Allah = Ateşi (nuru) kutsal bir ağaçtan yakılır. (Nur -35)
Meryem = Kuran’a göre “nebat, bitki” gibi “yetiştirilen” kadın. (Ali İmran -37)
Meryem = Kuran’a göre hamileyken bir ağacın (hurma) gövdesine mecbur olan, yönelen kadın. (Meryem -23)
Meryem = Myrrha (Mitolojide ağaca dönüşüp çocuk dünyaya getiren kadın)
Allah = Meryem (tanrıça) = Kutsal Ağaç
“Allah = Ağaç” ilişkisi konusunda internette rastlamış olduğum ilginç bir bilgi bulunmakta. Bu konuda yapılan bir iddiaya göre; “Allah” kelimesi Tanah’ta (Eski Ahit) “elah” olarak geçmektedir. “elah” kelimesi ise “meşe ağacı” anlamına gelmektedir. Eski Ahit’te “Elah Vadisi (Valley of Elah)” diye bir vadi adından bahsedilmektedir. Bu vadinin adını vadide bulunan meşe ağaçlarından aldığı söylenmekte. Bu vadi adı insanın aklına ister istemez Kuran’da bahsedilen ağaçtan konuşan Allah’ı getirmekte, çünkü ağaç olarak konuşan Allah Musa’ya “Tuva” adındaki kutsal bir “vadi”de olduğunu söyler. (Taha Suresi-12)
“Allah (Güzel Tanrıça / Parlak Venüs) = Meryem (Güzel Nebat) = Ağaç” ilişkisi konusunda bize Kuran’dan bir ipucu sunduğunu düşündüğüm bir ayetten bahsetmek istiyorum:
“Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü'minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.” (Fetih -18)
Yukarıdaki ayette ağacı kasten söylenen “altında” kelimesi “tahte” kelimesidir. Bu kelime “ta – ha – ta” kökünden gelmekte olup Kuran’da toplam olarak 51 defa geçmektedir. Bunlardan 48’i isim 3’ü ise zarf şeklindedir.
“Tahte (altında)” kelimesinin isim olarak geçtiği 48 kullanımın 40’inda cenneti kasten onun “altından” akan nehirlerinden bahsedilmektedir. Burada “cennet” kelimesinin “bahçe” anlamına geldiğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bahçe-ağaç ilişkisini düşündüğümüzde bu durum; “tahte” kelimesinin “ağaçla” ilgili kullanımından çok da sapmayıp Kuran’da ağırlıklı olarak bu sefer bir “bahçenin” anlatımında geçmekte olduğunu göstermektedir.
“Tahte” kelimesinin zarf olarak geçtiği 3 ayet ise şunlar:
1- Taha Suresi -6:
“Semalarda ve arzda ve ikisinin arasında ve de nemli toprağın altında olanlar, O'nundur.”
Bu ayette ”nemli toprak” olarak geçen “sera” kelimesi Kuran’da sadece bu ayette geçiyor. Bu yüzden bu kelimenin farlı kullanımlarına bakarak bir ipucu yakalayabilmek mümkün değil. Fakat bizim açımızdan dikkat çeki olan şey bir ayet sonrasındaki Allah’ın en güzel (hüsna) isminden bahsedildikten sonra Musa’nın gördüğü ateş ve Allah’ın ağaçtan konuştuğu ikaye anlatılmaya başlanmaktadır (yalnız buradaki anlatımda aynı olay anlatılsa da ağaçtan konuşma kısmına değinilmiyor). Kısacası yukardaki ayetin devamında en başta değinmiş olduğum ve bağlantılardan birisi olan “ağaçtan konuşan Allah” anlatımına geçilmektedir.
(Bu surenin başında yer alan ve sureye de adını veren “ta – ha” harfleri bu açıdan dikkate alınabilir. Böylelikle Kuran’da “hurufu mukatta” denilen ve anlamının gizli olduğuna inanılan harflere yeni bir bakış açısı getirilmiş olur.)
2- Tahrim Suresi -66:
“Allah, kâfirlere, Hz. Nuh'un ve Hz. Lut'un hanımını (imreete) örnek verdi. İkisi de, salih kullarımızdan iki kulumuzun altındaydı. Fakat ikisi de ihanet etti. Bu yüzden ikisine de, Allah'tan bir şeye karşı, onlardan bir fayda olmadı. Ve onlara: “İkiniz de ateşe girenlerle beraber girin.” denildi.
Burada önemli olan nokta “tahti” kelimesinin “kadınlara” ilişkin kullanılıyor olmasıdır ki kast edilen kadınlar aslında tanrıça veya tanrıçalardır. Ayette geçen “imreete” kelimesi yukardaki lanetlenen “kadınlara” ilişkin söyleniyor olmakla birlikte Kuran’da mucizevi bir şekilde veya sonradan çocuk edinmiş olan kadınlara ilişkin de kullanılmaktadır. Bu ayetten sonraki ayette Firavunun hanımı (emreete) ondan sonraki ayette ise “en güzeli olan (ahsenat)” Meryem’den bahsediliyor. Kelimenin geçtiği ayetlerde “kadın” devamında ise “Meryem”den bahsediliyor olması önemlidir.
3- Meryem Suresi -24:
“Doğum sancısı onu, bir hurma ağacının gövdesine mecbur etti. “Keşke ben bundan önce ölseydim, unutularak unutulmuşların.” dedi. O zaman onun (Hz. Meryem'in) alt yanından, ona “mahzun olma” diye bir nida (geldi): “Rabbin, senin alt yanından bir su yolu kıldı.” (Meryem 23-24)
Fetih Suresi 18. ayetinde “ağacın” altını kastederken söylenen “tahte” kelimesi bu ayette bu sefer Meryem’in “altını” ifade ederken geçmektedir. Ayrıca öncesindeki ayette Meryem’in bir “ağacın” gövdesine mecbur edildiğinden bahsedilmektedir.
Ayette geçen “altından” kelimesi ikinci olarak yine Meryem’in “altını” kastederek bu sefer orada var edilmiş olan “su yoluna” ilişkin söylenmektedir. “su yolu (seriyyen)” kelimesi bazı meallerde “dere” olarak çevrilmiştir. Bu söylem “tahte” kelimesinin ağırlık olarak Kuran’da geçtiği bahçenin (cennetin) “altından” akan nehirleri akıllara getirmektedir. Bir başka deyişle Kuran’da Meryem’in ve bahçenin (cennetin) altından “dere / nehir” akıtıldığı ifade edilmektedir.
Bu ara başlığımızda ele aldığımız “tahte” kelimesinin aynı zamanda “taht” kelimesi ile de bağlantılı olabileceğini düşünmek gerekiyor.
Kısaca toparlayacak olursak; Kuran’da mu’minlerin altında sükûnet bulduğu “ağaca” ilişkin söylenmiş olan bir kelimenin (Fetih -18) gerek “ağaçtan konuşan Allah“ kıssasından önce geçiyor olmasının gerekse Meryem gibi olan “kadınlarla” ve bir başka ayette ise doğrudan Meryem’e ilişkin söylenmiş olmasının “Meryem = Ağaç” ilişkisinden kaynaklanmakta olduğuna inanmaktayım.
|

18-12-2013, 22:06
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
|
|
cenkvarol´isimli üyeden Alıntı
Allah = Meryem (tanrıça) = Kutsal Ağaç
|
Lütfen bu yazdıklarının şaka olduğunu söyle
|

18-12-2013, 22:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
balyapan´isimli üyeden Alıntı
Lütfen bu yazdıklarının şaka olduğunu söyle 
|
sana bir şaka daha yapayım mı?
Tuva ve Tuba!
nedir bu kelimelerin anlamları?
Tuva : Allah'ın ağaç olarak konuştuğu vadinin adı. طُوًى
Tuba : 1. güzel, hoş 2. Cennetteki ağaç طُوبَى
Bu iki kelimenin yazım benzerliklerinin yanı sıra ortak olan noktası nedir?
Ağaç.
Bu kelimelerin farklı bir anlamı yok aslında, sadece zamanla elle yapılan kopyalama ve yazım esnalarında basit harf oyunlarıyla farklıymış gibi gösterildi hepsi bu.
Cennet ağacı olan "tuba" kelimesi Kuran'da nerede geçer, tek geçtiği ayet Rad Suresi'nin 29. ayetidir:
1. ellezîne âmenû : âmenû olan kimseler
2. ve amilû es sâlihâti : ve salih amel işleyenler
3. tûbâ : çok güzel, en güzel,
4. lehum : onlar için, onlara
5. ve husnu : ve en güzeli
6. meâbin : dönüş, dönme yeri, sığınak
şimi gözlerindeki perdeyi indir ve onları dört aç bakalım. Cennet ağacının adının geçtiği bu ayette neler görüyorsun?
yardımcı olayım;
1- "tuba" kelimesi ile aynı kökten (ta ya ba) gelen ve Kuran'da sıkça geçen diğer kelime "tayyibeten (güzel, temiz) kelimesidir. Bu kelime bir nebat olarak yetiştirilen Meryem'den bahseden Ali İmran Suresi 37. ayetinden sonraki ayette mihraptaki Zekerriya'nın kendisinden sonraki soyunun devamını kasten geçer. Ondan sonraki ayette ise İsa'yı doğrulayıcı olarak Yahya'nın müjdelendiği ifade edilir.
2- Meryem'in nebat gibi yetiştirildiğini ifade eden Ali İmran Suresi 37. ayetinde "güzel" bir kabulle "güzel" bir şekilde yetiştirildiği söylenir. Bu "güzel (hasenen)" kelimesi yukarıdaki ayette geçen "husnu" kelimesi ile aynı köktendir.
kısacası cennetteki ağacın adının geçtiği bu kısa ayetteki kelimeler dikkatli bakıldığında bir nebat gibi yetiştirildiği söylenen Meryem'le ilgili ayetlerde de geçer.
bir şaka daha yapayım mı?
peygamberleri kasten Kuran'da "nebi" ve "resul" diye iki kavram kullanılmaktadır. yok aynıydı yok farklı şeylerdi diye millet aklınca yorum getirip durur. ben söyleyeyim farklı şeylerdir ancak gerçek söylenenlerden hiçbiridir. "nebi" kelimesi aslında "nebat" kelimesiyle (yani bir başka deyişle Meryem ve İsa'yla) alakalı olan bir kavramdır.
şimdilik bu kadar şaka yeter sanırım,
hayırdır gülmüyorsun?
Konu cenkvarol tarafından (18-12-2013 Saat 23:10 ) değiştirilmiştir.
|

19-12-2013, 01:50
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
balyapan´isimli üyeden Alıntı
Lütfen bu yazdıklarının şaka olduğunu söyle 
|
İnsanlar buraya şakalaşmaya mı geliyor?!
Allah ya taştır,ya da bir ağaç..Çünkü Arap putperestleri bu iki meta haricinde birşeye tapmamışlar..Sn.Cenkvarol,Allah'ın ağaç ile bağlantısını güzelce kuruyor ama bu bağlantı size şaka olarak geliyor tabi..Çünkü Allah'ı gerçek bir yaratıcı sanıyorsunuz,Allah'ın bir put olabileceğine inanmak istemiyorsunuz..
Muhammed'in zamanında ve öncesinde,Araplar mesela bir yolculuğa çıkacakları zaman yanlarına birkaç tane (İbni kelbi 4 tane diyor) taş alırlarmış..Yolda dinlenmek üzere durduklarında,bu taşlardan beğendikleri birini yola dikip etrafında dönerler ve bu taşa kurbanlar keserlermiş..Tıpkı 1400 yıldır bir taşın etrafında dönüp,bu taş uğruna kurban kesen müslümanlar gibi..!
Alın size şaka..!
|

23-12-2013, 23:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
|

26-12-2013, 16:43
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Dec 2013
Mesajlar: 201
|
|
cenkvarol´isimli üyeden Alıntı
Allah = Kuran'a göre konuşan kutsal ağaç. (Kasas -30)
Allah = Ateşi (nuru) kutsal bir ağaçtan yakılır. (Nur -35)
Meryem = Kuran'a göre "nebat, bitki" gibi "yetiştirilen" kadın. (Ali İmran -37)
Meryem = Kuran'a göre hamileyken bir ağacın (hurma) gövdesine mecbur olan, yönelen kadın. (Meryem -23)
|
1.Şimdi, Kurana göre Allah kutsal ağaç degildir. Alıntı yaptığınız ayetde ağaçtan "ben senin rabbinim" sesinin duyulmasından bahs ediliyor. Bu "Ağacın Allah" olması anlamına gelmez. BU anlamın çıkartmak "yerin göyün yaratanı Allahdır" , "hiç bir şey onun gibi degildir" ve s. bu mealli ayetlere ters düşer. Yani, ters düşen , çelişen ayet degildir. Çıkartılan manadır. Eger, doğru izah edilirse, çelişki yokdur.
2. Ayetde önemli olan hisse şudur : "O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir."
Geri kalan kısımda anlatılan "ağaç" ve diger şeyler "içinde lamba bulunan kandil" hakkındadır Allah hakkında degil.
3."Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi." Sizin de söylediyiniz gibi bu bir teşbihdir.
4. Meryemin ağaca yönelmesi ağacın kutsal olmasından degildir. Doğurmak için bir ağacın altına gitmiş. Yoksa, ağacı kutsamak söz konusu degildir.
Geri kalan kısım ise zaten delilsiz yazılar.
|

26-12-2013, 20:30
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Rafizi´isimli üyeden Alıntı
1.Şimdi, Kurana göre Allah kutsal ağaç degildir. Alıntı yaptığınız ayetde ağaçtan "ben senin rabbinim" sesinin duyulmasından bahs ediliyor. Bu "Ağacın Allah" olması anlamına gelmez. BU anlamın çıkartmak "yerin göyün yaratanı Allahdır" , "hiç bir şey onun gibi degildir" ve s. bu mealli ayetlere ters düşer. Yani, ters düşen , çelişen ayet degildir. Çıkartılan manadır. Eger, doğru izah edilirse, çelişki yokdur.
2. Ayetde önemli olan hisse şudur : "O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir."
Geri kalan kısımda anlatılan "ağaç" ve diger şeyler "içinde lamba bulunan kandil" hakkındadır Allah hakkında degil.
3."Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi." Sizin de söylediyiniz gibi bu bir teşbihdir.
4. Meryemin ağaca yönelmesi ağacın kutsal olmasından degildir. Doğurmak için bir ağacın altına gitmiş. Yoksa, ağacı kutsamak söz konusu degildir.
Geri kalan kısım ise zaten delilsiz yazılar.
|
sn. rafizi;
mevzuya "gibidir" "temsilidir" gibi meallerdeki anlamlara göre bakarsanız sorun yokmuş gibi gözükecektir elbet, oysa asıl mesele verilen bu anlamların altındaki irtibatı görebilmek. Şunu bilmelisiniz ki apaçık ortada olmayan ve gizlenen anlamları salt verilen meallere göre ele alırsanız gerçeği isteniz de göremezsiniz zaten.
şunu diyebilirim ki kabullenmek zorunda olduğunuz sözüm ona tesadüf şudur; Kuranınızdaki Allahınız özellikle erken dönem Hıristiyanlarının kurmuş olduğuı "Meryem - Ağaç" ilişkisini çok iyi bildiği halde son kitabında Meryem'in doğum öncesi bir ağaca yöneldiğini, sığındığını ve "nebat" gibi yetiştirildiğini söylemekten kendisini alı koyamamıştır.
İslamın aslında Hıristiyanlığın bir mezhebi olarak ortaya çıktığına ilişkin başka ciddi iddialar söz konusuyken böylesi bir benzer anlatım karşısında şüphelenmeyeceğiz de ne yapacağız?
size göre Kuran'daki Allahınız bu tür şüphelerin doğmaması için kendisini temize çekmiş gibi mi gözüküyor.... yoksa ayetlerini yazdırırken sanki başka kelime kalmamış gibi acemi bir şekilde yanlış ve en olmaması gereken kelimeleri mi seçmiş oluyor? bunu bir sorun bakalım kendinize ne cevap vereceksiniz.
|

26-12-2013, 20:44
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Rafizi´isimli üyeden Alıntı
1.Şimdi, Kurana göre Allah kutsal ağaç degildir. Alıntı yaptığınız ayetde ağaçtan "ben senin rabbinim" sesinin duyulmasından bahs ediliyor. Bu "Ağacın Allah" olması anlamına gelmez. BU anlamın çıkartmak "yerin göyün yaratanı Allahdır" , "hiç bir şey onun gibi degildir" ve s. bu mealli ayetlere ters düşer. Yani, ters düşen , çelişen ayet degildir. Çıkartılan manadır. Eger, doğru izah edilirse, çelişki yokdur.
2. Ayetde önemli olan hisse şudur : "O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir."
Geri kalan kısımda anlatılan "ağaç" ve diger şeyler "içinde lamba bulunan kandil" hakkındadır Allah hakkında degil.
3."Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi." Sizin de söylediyiniz gibi bu bir teşbihdir.
4. Meryemin ağaca yönelmesi ağacın kutsal olmasından degildir. Doğurmak için bir ağacın altına gitmiş. Yoksa, ağacı kutsamak söz konusu degildir.
Geri kalan kısım ise zaten delilsiz yazılar.
|
sn. rafizi;
mevzuya "gibidir" "temsilidir" gibi meallerdeki anlamlara göre bakarsanız hiçbir sorun yok gözükecektir elbet, mesele verilen bu anlamların altındaki irtibatı görebilmek. Şunu bilmelisiniz ki apaçık ortada olmayan gizlenen anlamları salt verilen meallere göre ele alırsanız gerçeği isteniz de göremezsiniz zaten.
şunu diyebilirim ki kabullenmek zorunda olduğunuz sözüm ona tesadüf şudur; Kuranınızdaki Allahınız özellikle erken dönem Hıristiyanlarının kurmuş olduğuı "Meryem - Ağaç" ilişkisini çok iyi bildiği halde son kitabında Meryem'in doğum öncesi bir ağaca yöneldiğini, sığındığını ve "nebat" gibi yetiştirildiğini söylemekten kendisini alamamıştır.
İslamın aslında Hıristiyanlığın bir mezhebi olarak ortaya çıktığına ilişkin başka ciddi iddialar söz konusuyken böylesi bir benzer anlatım karşısında şüphelenmeyeceğiz de ne yapacağız?
size göre Kuran'daki Allahınız bu tür şüphelerin doğmaması için kendisini temize çekmiş gibi mi gözüküyor.... yoksa ayetlerini yazdırırken sanki başka kelime kalmamış gibi acemi bir şekilde yanlış ve en olmaması gereken kelimeleri mi seçmiş oluyor? bir sorun bakalım kendinize ne cevap vereceksiniz.
|

26-12-2013, 23:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Dec 2013
Mesajlar: 201
|
|
cenkvarol´isimli üyeden Alıntı
sn. rafizi;
mevzuya "gibidir" "temsilidir" gibi meallerdeki anlamlara göre bakarsanız hiçbir sorun yok gözükecektir elbet, mesele verilen bu anlamların altındaki irtibatı görebilmek. Şunu bilmelisiniz ki apaçık ortada olmayan gizlenen anlamları salt verilen meallere göre ele alırsanız gerçeği isteniz de göremezsiniz zaten.
şunu diyebilirim ki kabullenmek zorunda olduğunuz sözüm ona tesadüf şudur; Kuranınızdaki Allahınız özellikle erken dönem Hıristiyanlarının kurmuş olduğuı "Meryem - Ağaç" ilişkisini çok iyi bildiği halde son kitabında Meryem'in doğum öncesi bir ağaca yöneldiğini, sığındığını ve "nebat" gibi yetiştirildiğini söylemekten kendisini alamamıştır.
İslamın aslında Hıristiyanlığın bir mezhebi olarak ortaya çıktığına ilişkin başka ciddi iddialar söz konusuyken böylesi bir benzer anlatım karşısında şüphelenmeyeceğiz de ne yapacağız?
size göre Kuran'daki Allahınız bu tür şüphelerin doğmaması için kendisini temize çekmiş gibi mi gözüküyor.... yoksa ayetlerini yazdırırken sanki başka kelime kalmamış gibi acemi bir şekilde yanlış ve en olmaması gereken kelimeleri mi seçmiş oluyor? bir sorun bakalım kendinize ne cevap vereceksiniz.
|
Degerli kardeşim,
anlatmaya çalışdığım şey şudur : Kuran da, İncil de aynı kaynaktan. Bir takım olayların aynı anlatılması dogal bir şeydir. Yani, eger Meryem doğum esnasında ağaca sığınmışsa bu İncilde de böyle geçer, Kuranda da . Burda "bu bilgi Kurana İncilden geçdi" neticesine varmanız yalnış
|

27-12-2013, 00:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Rafizi´isimli üyeden Alıntı
Degerli kardeşim,
anlatmaya çalışdığım şey şudur : Kuran da, İncil de aynı kaynaktan. Bir takım olayların aynı anlatılması dogal bir şeydir. Yani, eger Meryem doğum esnasında ağaca sığınmışsa bu İncilde de böyle geçer, Kuranda da . Burda "bu bilgi Kurana İncilden geçdi" neticesine varmanız yalnış 
|
meseleyi anlamak istemiyorsunuz, ortada doğrudan ve açık bir anlatım yok ki kaynakları bir sayıp benzerlikleri doğal görelim,,,, bu benzerlikleri ancak kelimelerin kullanım yerlerini, köklerini ve çeşitli anlamlarını bir arada ele aldığınız zaman fark edebiliyorsunuz, yani benzerlikler, karşınızda durmuyor görünenin, verilen meallerinin altından çıkıyor. Bu "gizlenmiş" sembolik benzerlikler neden var? Bu durum kelime oyunlarıyla kullarının içine şüphe salmayı seven bir Allaha mı işaret eder yoksa asıl olan her neyse onun sonradan değiştirilmeye çalışıldığına mı? ibre ne yazık ki ikinci olasılığı, Kuran'ın salt bir alıntı değil aynı zamanda bu alıntıların zamanla değiştirilmiş bir şekli olduğunu gösteriyor.
Yukarıda paylaştığım Hıristiyan resimlerinde aynı zamanda bir de melek (Cebrail) yer alır.
Kuran'da İsa'nın Ruh'ul Kudüs ile desteklendiği ifade edilir. (2:87, 2:253, 5:110) Ruh'ul Kudüs meallerde Cebrail olarak parantez içerisinde belirtiliyor.
Kuran'da Musa'nın ağaçtan seslenen Allah ile karşılaştığı Tuva'ya ne denmektedir; "mukaddes" yani bu kelime İsa'yı destekleyen "kuddüs" kelimesi ile aynıdır. (Tuva kelimesi ile cennetteki Tuba "ağacının" aslında aynı şey olduğuna daha önceki mesajımda değinmiştim.)
Hıristiyan resimlerindeki Musa'nın karşısında duran Cebrail, Kuran'daki Musa'nın Allah ile karşılaşmasının anlatıldığı ayetlerde yer almıyormuş gibi gözükse de Tuva'yı kasten söylenen "mukaddes" ifadesi akıllara ister istemez İsa'yı destekleyen Ruh'ul Kuddüs'ü yani Cebrail'i getiriyor. Tabi burada asıl önemli olan İsa ile ilgili özellikle geçen bir kelimenin (ruh'ul kudüs) Musa'nın karşılaştığı ağaçtan konuşan Allah ile ilgili anlatımlarda da ( mukaddes tuva) karşımıza çıkıyor olmasıdır. Bu anlatımlarda ortak kelime kullanımı özellikle eski Hıristiyanların kurguladığı "Musa ile yanan ağaç ve Meryem ile İsa" ilişkisinin bir yansıması olarak dikkate alınabilir.
şimdi size kelimelerin kullanım yerlerine göre başka bir benzerlikten bahsettim, Musa'nın Allah ile karşılaşmasından bahseden bu ayetlerde Kuran'daki Allah açıkça "Cebrail veya Ruh'ul Kuddüs" dememiş ama Cebraili kasteden bir kelimeyi seçip kullanmadan da geri duramamış, sanki Cebrail'in varlığı konusunda Hıristiyan resimlerinden yarım yamalak da olsa etkilenmiş ve başka ayetlerde onu kasten kullandığı bir kelimeyi söylemeden geçememiş gibi
şimdi kalkıp diyebilir misiniz ki kitapların kaynağı aynı her ikisinde de benzer ifadeler olması normal, diyemezsiniz çünkü bu cevap kel alaka olur, ele aldığım benzerlik konusu iki üç cümle ile kestirilip atılacak kadar basit bir şey değil.
Konu cenkvarol tarafından (27-12-2013 Saat 01:08 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:34 .
|