Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 23-01-2007, 22:02
FreeWill - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
FreeWill FreeWill isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Dec 2006
Mesajlar: 68
Standart ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Arkadaslar, hazirlamakta oldugum kitabimdan bir bolumu sizlerle paylasmak istedim.

Islam akil ve bilim dinimidir?

Diger dinlerde oldugu gibi, Islamin da Bilim'le uyusmadigi gercegini gozlerden saklama cabasi icinde bulunan Islamci yazarlar herzamanki yaldizli sozlerle konuyu oldu-bitti 'ye getirmekte buyuk ustalik sergilemektedirler. Gercekte konuyla alaksi olmadigi halde Kuran'dan veya hadislerden uc-bes ornek gosterip "bakiniz Islam dini bilimi tesvik ediyor" demekte bir sakinca gormezler. Peki nedir bu ornekler? Bir de gerceklerle karsilastirarak bakalim bu orneklere.

Basta Diyanet olmak uzere Islam hakkinda aciklamalarda bulunanlarin savundugu ifadelerin basinda : "Islam dini Bilim'le catismaz, aksine Islam dini bilim'i tesvik eder. Islam dininin yuce kitabi Kuran 'OKU' sozleriyle baslar. dolayisiyla Allah Islam dini ile insanlara basta okumayi, ogrenmeyi emreder." sozleri gelir. Ardindan da " Peygamberimiz soyle buyurmustur; 'Ilim Cinde dahi olsa gidip alin !" sozleri sahne alir. Boylece bir cok konuda oldugu gibi, bilim konusunda da Islam dini yuceltilir.

Evet simdi hep birlikte inceleyelim ve kendimize soralim; 'Oku' ile baslayan Kuran'in takipcisi olan Musluman ulkeler nasil oluyorda dunyada okuma-yazma orani en dusuk ulkeler listesinin sonlarindan kurtulamiyor? Bu gun dunya cografyasina soyle bir goz gezdirdigimizde Musluman ulkelerin durumu ; Oldukca dusuk bir Sosyo-Ekonomik yapiya sahip, ve disaridan Bilim ithal eden ulkeler olarak karsimiza cikar. Islam ulkeleri icinde en genis ozgurluklere sahip ve en cagdas Islam ulkesi Turkiye'dir diyebiliriz. Turkiye ise bu konumuna laik bir ulke olma konumuna borcludur. Turkiye ile kiyaslandiginda *ekonomik yonden goreceli olarak guclu sayilan birkac Islam ulkesi ise bu gucunu Bilim ve Ahlak anlayisina degil Petrol'e borcludur desek abartmis olmayiz. Nitekim petrole sahip olmayan Musluman ulkelerin durumu insanin yuregini sizlatan tablolar sergilemektedir. Dusunun ki en zengin bir kac Islam ulkesinden olan Suudi Arabistan'da kadinlarin surucu ehliyeti almasi yasaklaniyor, Cuma namazina gitmedi diye bir erkek sorgulaniyor ve hatta toplum onunde falakaya yatirilabiliyor, kadinin bosanma hakki olmuyor, saci yada topugu gorundu diye kadinlar dovulebiliyor. Gaybi sadece Allah bilir gerekcesiyle hava durumunu (meteoroloji Bilimi), hatta dusunceyi sinirlandirmiyor gerekcesiyle Felsefe dahi yasaklaniyor. Kadinin ancak erkegin egemenligi altinda olmasi, aklen ve dinen yarim insan sayilmasi mesru kiliniyor, ve saire. Bu listeyi sayfalarca uzatmak mumkun, ancak konunun daha iyi kavranmasi acisindan sunu soylemek yeterli olacaktir; Asil sasilacak olan nokta, bu gun icin tum bu saydigimiz utanc tablosu olusturan orneklerin kaynagi 1400 yil oncesinden kalma Allah'in emirleri seklinde kutsanip gunumuze kadar gelmis olmasidir. Islam ulkeleri icinde Turkiye'nin konumuna bakacak olursak her ne kadar 'Islam'da Reform' soz konusu olamaz deniliyorsa da, Turk halkinin cogunlugu Islam'i birazcik da olsa akil ve ahlak suzgecinden gecirip rafine edilmis halini yasamaktadir. Aslina bakacak olursak bu gun ulkemizde yasadigimiz Islam gercek Islam'in yarisi bile degildir.

Bir de sormadan gecemeyecegimiz bir konu var ki, uzerinde dusunmeye deger; Islamcilarin sik sik dile getirdikleri iddialardan bir tanesi de Muhammed'in okuma-yazma bilmedigidir. Kuran'in yazarinin Muhammed olmayip, Allah tarafindan indirildiginin kaniti olarak kullanilan bu taktik, gercegi ne kadar yansitiyor bilemeyiz, ancak Muhammed'in okuma-yazma bilip bilmedigini kesin olarak dogrulayan tarihsel bilgilerden yoksun olmamiz muslumanlara bu firsati vermektedir. Ancak Muhammed'in cocuklugundan beri cobanlik ve ticaret ile hasir nesir oldugu ve hatta ilk karisi Hatice'nin kervanlarini yoneten, isinin basinda bir tuccar konumunda oldugu bilinmektedir. Elbette ki bu konumdaki bir insanin hesap-kitap bilmedigi iddiasi inandirici olmaktan uzaktir. Fakat biz yine Muhammed'in gercekten okuma-yazma bilmedigini varsayarak su soruyu soralim: Bildigimiz gibi Kuran'in tamamlanmasi 23 yil almistir. Oyleyse 23 yil boyunca Muhammed nicin okuma-yazma ogrenmemistir? Ustelik Allah'in kendisine bildirdigi ilk emri "oku" olmasina ragmen !. Muhammed'e indigi iddia edilen ayetler taslara, yapraklara, derilere ve saire seylere 'katipler' tarafindan yazilmis, bir kismida hafizasi guclu kisiler tarafindan ezberlenerek muhafaza edilmistir. Muhammed'in kendisi bile (guya okumaya yazmaya bu kadar onem veren dinin kitabi olan) Kuran'i iki kapak arasinda tek bir kitap halinde hic bir zaman gormemistir.

Akil, Bilim ve Islam dini konulu tartismalarda Islamci kesimin one surdugu hadis orneklerinden bir tanesi de sudur: "Peygamberimiz soyle buyurdu; "Ilim Cinde dahi olsa gidip alin !"
Evet gordugumuz gibi yine "Islam dini akil ve Bilim'le catismayip, aksine Bilim'i pesinden gidilmesi gereken bir hazine oldugunu Peygamberimiz bildiriyor." seklindeki iddialarla karsimiza cikan, fakat gercek hayatla, gecmiste ve gunumuzde, muslumanlar icin bu sozlerin ne gibi bir ilerleme sagladigi dusunulerek hic sorgulanmadigi ortadadir. Peki kuran'a uymasa da alinacakmiydi bilim?

Din Bilim ile yanyana durmaz, duramaz. Muhafazakar kesim ne derse desin, ister Kuran "oku" sozleriyle baslasin, isterse Muhammed'in "Ilim Cin'de de olsa gidin alin" hadisini ornek gostersinler veya diger bazi aciklamalarla, yorumlarla Din ile Bilim'i ayni kefeye koymaya calissinlar, yaptiklari kuru laf kalabaligi olmaktan ote bir anlam tasimaz.

Cunku isin ozunde Din ve Bilim iki farkli dusunce bicimidir. Zaten bu yuzden Bilim Adamlari yada bilimsel kafa yapisina sahip herkes boyle bir konuyu tartisma zahmetinde bulunmaya degmeyecek kadar anlamsiz bulur. Din ile bilim'in yolu ne paralael gider ne de kesisir, cunku her ikiside ozunde farkli bir dunya gorusune sahiptir. Bilim'in supheci, sorgulayici, tekrar tekrar deneylere tabi tutucu, zor begenir bir yapisi vardir. Bilimsel dusunce yapisina sahip bir kafa her one suruleni kabul etmez. One surulen her bilgiyi once suphe, sonra akil ve mantik gumrugunden gecirir ve daha sonra da sagduyusunun ve deneylerin yardimiyla soru isaretleri ortadan kalkincaya dek yada en azindan minimum seviyeye ininceye dek pesini birakmaz. Bilimsel dusunen bir beyin icin bilginin dogrulugu veya yanlisligi binbir cabadan sonra su yuzune cikartilir. Bir bilim adami laboratuara girerken ceketi ile birlikte duygularini, onyargilarini ve inanclarini da vestiyerde birakir. Bilgi deneyden sonra yargilanir. Gerektiginde bu yargilar deneyin sonucuna gore farklilasir, tabii ki tek referans olan akil ve mantik yolundan sapmadan. Ve bir de hicbir zaman bilim'in ikna etmek, inandirmaya calismak gibi bir kaygisi yoktur, hele Kuran'da Allah'in sik sik yaptigi gibi, onun bunun uzerine yemin ederek inandirma, taraftar bulma cabasi icinde olmasi bile dusunulemez. Bilim her bir bilgiyi sorgular, deneylerden gecirir, nihayetinde elde edilen sonucu insanliga sunar. Tabi, isteyen kabul eder, istemeyen etmez, ama hicbir zaman kabul etmeyenlere hakaretler ve tehditler yagdirmaz, hele hele cezalandirma yoluna gitmez. Ikna olmayan kisi deneyleri kendisi uygular ve bilim'in verileriyle karsilastirir. Bilim tum insanligin ortak malidir. Her zaman elestiriye aciktir, ki zaten elestiriler ve supheler sayesinde ilerleme kaydeder. Suphe bilimin beslenmesinde bir can damardir.

Ancak bir inancli icin izlenmesi gereken yol tamamen farklidir. Inanci tam olan bir mumin'in mantiginin isleyis bicimi hayretler verici bir durumdadir. Cunku inancli oyle bir zihniyete sahiptir ki, hayata bakis acisini, her turlu bilgiyi ve her turlu davranisini dinine gore yorumlar ve kutsal saydigi degerleri herseyin uzerinde tutarak dogrulugundan asla suphe bile edilmemesi gereken mutlak dogrular olarak gorur. Zira Allah sorgulayan, kanit arayan, suphe icinde bulunanlari sevmez, hele bir de inanmayanlarin vay haline !!!. Bu yuzden bilimsel dusunceye sahip kafalarda bulunan suphe, merak ve arastirma, mumin biri icin pek bir anlam ifade etmez. Mumin, inanclari hakkinda merak ve suphe icinde bulunamaz, hele dogru olup olmadigini arastirma gibi bir girisimde bulunmasi bile dusunulemez. Surekli inanclari dogrultusunda yasar. Yildizlarin yapisi, uzakligi, gokcisimlerin hareketi, dunyanin olusumu, yasi, canlilarin ortaya cikisi, insanligin tarihi ve benzeri konularda kafa yormaya gerek yoktur, cunku hepsinin cevabi kutsal kitapta zaten mevcuttur. Gercek bir dindarin meraki obur dunya hayati fantezisi ile sinirlidir . Inancli kisiye gore, dini bilgi "Tanrisal" dolayisiyla mutlak dogru olarak kabul edildiginden, o bilginin akilla, mantikla, bilimle hicbir sekilde celismemesi gerekir. Eger Bilim'in verileri inanci ile celisiyorsa, dindarin referans alacagi nokta bilimin kendisi degil dini bilgi oldugu icin, bilimsel bilgi red edilecektir. Fakat bilimsel bilginin kesin bir sekilde "dogrulugu" bariz bir sekilde ortadaysa veya zamanla dogrulugu kanitlanirsa, o zaman bu bilimsel bilgi mecburen kabul edilecektir. Ancak bu sefer de dogrulugu kanitlanmis bu yeni bilgiden yola cikarak, dinsel bilgiyi yeniden ve farkli olarak yorumlama yoluna basvuracaktir. Boylece Din ve Bilim arasinda siritan celiski hasir alti edilip, dinin yasatilmasi yada ic huzurun saglanmasi icin caba harcanacaktir. Dini bilgide akla ve mantiga ters gelen durumlarla karsilasildiginda ise "o donemin insanlarina Allah ancak bu sekilde hitap edebilirdi" diyerek yada sozcuklere "mecaz" anlamlar verilerek durumu kurtarma yoluna gidilir.

* Din ideolojik yonuyle totaliterdir. Tabiati geregi arastirma, sorgulama,ve tartisma ozgurlugune hosgoruyle bakmaz. Bunlari ancak bilim yapar. bu yuzden ,bilimsel anlayisin yayginlik kazanmasi demek din otoritesinin gidrerek curumesi ve yok olmasi demektir. Din adamlarinin kusku ve elestiriye acik olan bilime karsi tepkileri dogaldir, cunku kutsal ogretilerin ne kuskuya ne de elestiriye dayanma gucu vardir. Bilim'in tersine, dinin kutsal kitapta yer alan ogretileri her turlu kuskudan uzak ve mutlak dogrular olarak kabul edilir.

* *Kuran'da "Allah'in yeryuzunu 6 gunde yaratmasi" olayi nedir diye soruldugunda "Efendim, buradaki 'gun' kelimesi bizim bildigimiz gun degil elbette. 'gun' kelimesi burada 'asama, devre' olarak anlasilmalidir" seklinde cevaplarla karsimiza cikmakta sakinca gormezler. Yine Kuran'da gecen "Allah'in yakin gokyuzunu insanlar gece yollarini bulsun diye yildizlarla susledigi ve hatta yildizlarin yeryuzune dusmesin diye onlari Allah'in tuttugunu" akla mantiga sigdirmakta zorlanan 21.yuzyil insani icin, ilahiyatcilarin "Bunlar aslinda 'mecazi' anlatimdir" sozleri ilac gibi is gormektedir. Din, akil ve bilim karsisinda ezilmisligini bertaraf etmek icin surekli cephe degistirir. Bilimin ilerlemesine, dolayisiyla bilimde yeni dogrular bulunmasina paralel olarak, kutsal kitaplarin ayetlerine de yeni yeni yorumlar getirilir.

Artik, dinin otoritesinin eriyip, bilim karsisinda prestij kaybettigi donem bati dunyasinda coktan baslamis olmasina ragmen, Islam dunyasi henuz akilcilik, ve ozgur dusunceye saygi asamasini yakalayabilmis degildir. Bunun en basta gelen sebeplerinden biri, iktidari elde tutarak kitleleri motive etmekte buyuk is goren "inanc" konusunu surekli gundemde tutma cabasidir. Haram, gunah, cennet-cehennem, seytan, cin, melek, zebani, sirat koprusu, kader, ve saire gibi psikolojik olarak beyinlere enjekte edilen bu yapay umut ve korkularla *insanciklari kontrol altinda tutmak elbette daha kolaydir. Bu dunyanin oyalanma ve bir imtihan yeri olup asil hayatin oldukten sonra varolduguna inanan bir insan, bu dunyada karsilastigi her soruna, fakirlige, somurulmeye kader gozuyle baktigi gibi, bilimin isiginda ilerlemeyi ve bilim yolunda gelismeyi de bos bir ugras olarak degerlendirecektir. Cunku bir dindarin mentalitesine gore ibadet ve kendini olumden sonraki hayata hazirlama isi, dunyasal sorunlardan daha onemlidir. Bu sebepten dolayidir ki, tarih boyunca Islam dunyasindan Bilim adina dise dokunur bir olguya rastlamamaktayiz. 1400 yillik Islam tarihinde ortaya cikmis uc-bes dusunurun adini gundeme getirmek sonucu degistirmez, zira burada ele aldigimiz kisiler degil, genel anlamda dinin sekillendirdigi beyin yapisidir.

Bati dunyasinda kilise'nin hukum surdugu donemler cok siddetli olup, engizisyon firtinasi yuzyillar boyu surmustur. Kilise otoritesinin sayisiz bilim adamini dusuncelerinden dolayi kaziga baglayip yakmakla, ozgur dusuncenin onunde celikten bir duvar olusturmus olan Incil diktatorlugu, karanlik cag dedigimiz, insanligin yuz karasi bir donem yaratmistir. Ozellikle 16. yuzyilda aklin isyaninin giderek artmasi ve tek tuk de olsa sesini duyurma cesareti gosteren bilim karsisinda Kilise'nin ofkesi had safhaya ulasmistir. Ta ki gercekler kanitlanip din adamlarinin gozune sokuluncaya dek. Avrupa Reform sayesinde dinin otoritesini kiliseye tikmis ve Ronesans'la birlikte sanata ve bilime ozgurluk getirmis, ve nihayetinde bilimin onu acilmistir. Artik bu durumdan hicbir sekilde geriye donus yoktur. Kilisenin baskilari neticesiyle gec de olsa bilim emekleme cagindan buyume cagina ulasmistir. Basdondurucu bir hizla gelisen bilim ve teknoloji cagina ulasmis bulundugumuz bu gunlerde, din isine gelmeyen konularda itirazlari olsa bile eski tehlikesi yoktur artik. Fakat dinin kontrolu altinda bulunan toplumlar icin bu tehlike butun siddetiyle mevcuttur. (Ornegin seriatla yonetilen Suudi Arabistan, Iran, veya Afganistan gibi bir ulkede Evrim uzerinde calisma yapmak isteyen bir Bilim adaminin veya Ozgurce dusunerek dini elestiren bir yazarin yasama sansi pek yoktur. Oysa ki Bilim'e, gelismeye giden yol once ozgurce dusunmekten gecer.) Insanligin bu gunlere ulasmasi, Bilim ve dinin elele yurumesi sonucu degil, bilim'in dini kaale almadan, akilcilik yolunda, ozgurce ve emin adimlarla ilerlemesi sonucu olmustur. Din bilime her zaman kostek olmustur. Din, aklin ve bilimin yolunda ilerleme cabasinda olan insanligin beynine isik tutmak soyle dursun, adeta bu beyinlere tursu kurarak zihinleri koreltici bir islev gormustur.

Bu sozlerin ardindan Islamci kesimin tepkisi olarak; Islamin Hristiyanlik'tan farkli oldugu, Islam dininin Bilim karsisinda hristiyanlik gibi bir engel teskil etmedigini, bir cok konuda oldugu gibi bu konuda da Islam'in yanlis anlasildigi sozlerini duyar gibiyim. Sanirim oyle goruluyor ki Islam sadece bu cagda degil, her cagda ve her cografyada yanlis anlasilmis. Cunku 1400 yil boyunca Islam insanliga, hayatin acimasizligi, kisaligi, olum korkusu, acizlik gibi insana ozgu kaygilarin karsisinda bir morfin gibi asilanan psikolojik bir doyum araci olmaktan ote bir yarar saglamamistir. Ozgur dusunce, bilim ve sanat kavramlari ancak ve ancak dinlerin egemenligi disindaki zaman ve cografyalarda yeserme ve gelisme imkani bulmustur.

Bilim sayesinde elde ettigimiz bir cok yeni bulguyu, din'den de bir pay cikarma cabasi icinde bulunan Islamci yazarlarin onemli taktiklerinden biri de; "Kuran bunu 1400 yil once zaten bildirmistir" iddiasinda bulunmalaridir. Din ve Bilim'i ayni kulvarda gosterme telasi icindeki bu iddia sahipleri bazen isin dozunu kacirma pahasina, atomdan, DNA'dan tutun da astronomi'ye dek bir cok bilimsel veriyi Kuran'a mal etmekten kacinmazlar. Ornegin dunyanin yuvarlak oldugunu, gunesin cevresinde dondugunu, hatta petrolu dahi, cesitli kelime oyunlariyla, bunlari Kuran'in 1400 yil once bildirdigini dile getiren ifadeler, bilimsel egitimden nasibini alamamis kitleler uzerinde itibar gorebilmektedir. Ancak bu gibi bilimsel bulgulari Kuran ile paralellik kurabilme mucizesi gosteren akil nedense hic sormaz; Islam,in kitabi Kuran bunu 1400 yildir soyluyordu da, bunca zaman neden susuyordu? Dunya yuvarlaktir diyen bilim adamlarini yuzyillarca bagnaz Kilise cayir cayir yakarken, Islam dunyasindan nasil olduda hic bir ses cikmadi? Kuran,daki bu bilgiler isiginda 1400 yil boyunca Islam ulkeleri neden bir gelisme gosteremedi de, elin hristiyani, yahudisi diye begenmedigi ulkeler bilim sayesinde yukselise gecip dunyada borusu oten *gucler haline geldi?

* Aslina bakilirsa dinsel bagnazlik bu gun bile neredeyse her ulke icin kaygi verici bir konudur, ancak inanc ve dusunce ozgurlugu anlayisina sahip gelismis toplumlarda bagnazligin her turlusu sinirli bir etki alanina sahiptir, etkisini ve egemenligini bir avuc kitleye ulastirabilmekten oteye gecmez, ve gecicidir. Hele siyasal arenada hic bir sekilde rol hakkina sahip olamaz.

Bugun dunyanin bir kosesinde bilim adamlari diger gezegenlerin haritalarini cikartmakta, hatta insanin gen haritasini bile cikartma ugrasisi icinde bulunurken, diger kosede ise seytan taslamanin faziletinden bahsederek vaaz veren din adamlarinin bulunmasi gercekten dusundurucudur.



Islam dininden Akil ve Bilim(!) ornekleri:

Islam'in akil ve bilim dini oldugu iddialarina, dilerseniz bir de mercek altina alarak yakindan bakalim. Verecegimiz ornekler yine Islam'in kendi kaynaklarindan. Hepimizin bildigi gibi Islam dini'nin kaynak olarak gosterdigi, iki yazili esasi vardir. Birincisi Kuran ve ikincisi de Hadislerdir. Islamci yazarlarin bazilari Hadislerin bircogunu kabul etmeyip uydurma diyerek, 'Israiliyat' olarak adlandirmakta, ancak Diyanet'in ve diger Islamci yazarlarin da onayladigi gibi dogrulugundan suphe edilmemesi gereken hadisciler olarak "Buhari" ve "Muslim" 'i esas alarak kaynak gostermek isterler. Biz de burada hosgoru ile davranarak, hadis ornekleri verirken Buhari ve Muslim hadislerini esas alacagiz. Bilindigi gibi hadisler Muhammed oldukten sonra, onun yandasligini yapmis kisilerin (sahabenin) anlattiklari seylerdir.

Evet, Muhammed'in "Hepsi birer yildiz gibidir, hangisine uyarsaniz dogru yolu bulursunuz." diyerek ovdugu sahabenin anlattiklari, Buhari ve Muslim'in (ve daha bircok hadiscinin) kaleme aldigi hadislere bir bakalim;

KÜTÜĞÜN AĞLAMASI:

KÜTÜB-İ SİTTE- 6375 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bir hurma kütüğüne (dayanarak) hutbe verirdi. Minber yapılınca (hutbelerde kütüğü bırakıp) minbere çıktı. Bunun üzerine kütük (bu ayrılık sebebiyle ağlayıp) inledi. Aleyhissalatu vesselam yanına gelip kucakla(yıp teselli et)ti, kütük sustu. Aleyhissalatu vesselam şu açıklamayı yaptı: "Eğer onu kucaklamasaydım Kıyamet gününe kadar inleyecekti."

YİYECEK VE İÇECEKLERİN ARTIP BEREKETLENMESİ:

KÜTÜB-İ SİTTE -5555 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı ikindi namazının vakti girince gördüm. Halk abdest alacak su arıyordu, bulamadılar. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a abdest suyu getirildi. Hemen elini içine koydu ve halka ondan abdest almalarını emretti. Enes der ki: "Ben suyun parmaklarının altından kaynadığını gördüm. Halk en sonuncuya varıncaya kadar abdestini aldı."

Buhari, Vudü 32, Menakıb 25; Müslim, Fezail 5, (2279); Muvatta, Tahâret 32, (1, 32); Nesai, Tahâret 61, (1, 60); Tirmizi, Menakıb 12, (3635).

5556 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Hudeybiye günü, halk susadı. Aleyhissalâtu vesselâm'a geldiler. Resûlullah'ın önünde deriden mamul bir su kabı vardı, abdest aldı. Halk ona doğru sokuldu. Bunun üzerine:

"Neyiniz var?" diye sordu.

"Yanımızda abdest almaya ve içmeye önünüzdekinden başka suyumuz kalmadı!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm, derhal ellerini kaba koydu. Derken, parmaklarının arasından su kaynamaya başladı, tıpkı gözelerin kaynaması gibiydi. Hepimiz ondan içtik."

Hz. Câbir'e:

"O gün kaç kişiydiniz?" denildi.

"Eğer, dedi biz yüzbin de olsak su yetecekti, ama biz binbeşyüz kişi idik" cevabını verdi."

Buhari, Menakıb 25, Megazi 35, Tefsir, Feth 5, Eşribe 31; Müslim, İmaret 67, (1856).


CANSIZ VARLIKLARIN, KONUSMASI, BOYUN EGMESI:

KÜTÜB-İ SİTTE -5551 - Câbir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Mekke'de bir taş var, peygamberlik geldiği zaman günler boyu bana velam verdi, şu anda o taşı biliyorum."

Müslim, Fezail 2, (2277); Tirmizi, Menakıb 7, (3628).

AY'IN IKIYE BOLUNUP YERE DUSMESI:

KÜTÜB-İ SİTTE -5571 - Bir diğer rivayette "...Biz Mina'da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberken, ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası dağın önünde idi. Bize: "Şahid olun!" buyurdu."

Buhari, Menakıb 27, Menâkıbu'l-Ensâr 36, Tefsir, Ihterebetu's-Sâ-a 36; Müslim, Münâfıkûn 44, (2800); Tirmizi, Tefsir, Kamer, (3281, 3283).

MUHAMMED'IN CIN(!) ILE BOGUSMASI:

KÜTÜB-İ SİTTE -5573 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Cinlerden bir ifrit, dün akşam, namazımı bozdurmak için üzerime atıldı. Allah ona galebe çalmama imkân verdi. Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu, mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim, ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak, kardeşim Süleyman aleyhisselâm'ın şu sözünü hatırladım: "...Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mülkü bana ihsan et" (Sad 35). Allah da onu hor ve hakîr olarak geri çevirdi."

Buhari, Salat 75, Amel fi's-Salat 10, Bed'ül-Halk 11, Enbiya 40, Tefsir, Sâd; Müslim, Mesacid 39, (541).


Ve daha neler neler. Buna benzer yuzlerce hatta binlerce hadis mevcuttur Islam'in esas aldigi kaynaklarda. Ancak bizleri asil dusunduren, bir takim kaynaklarda bu tur absurd seylerin varligi degil, bu cagda bile bunlara akil ve mantik suzgecinden gecirmeden, oldugu gibi kabul edip, hic suphe duymadan inanan beyinlerin varligidir. Inancli bir mumin bu hadisler karsisinda saskinliga dusmez. Ustelik mantigi dinin prangasina bagli olmasi sonucu uyusmus bir beyin ile dunyaya baktigindan, bunlari birer 'mucize', 'Allah'in hikmeti' olarak gorur.

Bu gibi absurdluk iceren hadisler kitlelerin buyuk bir kesimine pek ulasmaz. Laik Turkiye Cumhuriyeti'nin Diyanet Isleri Baskanliginca yayinlanip piyasaya surulen hadis kitaplarinda mevcuttur, ancak din adamlari ve dinini derinlemesine ogrenmek isteyen kucuk bir kitle disinda kimse bilmez. Hatta gundeme getirip yorumlamaktan bile ozenle kacinilir. Genelde halka sunulan hadisler biraz daha akla, mantiga yatkin olanlardan secilir. Bol makyakli ve yaldizli sozler esliginde sohbetler uzar gider. Mesela "Ilim Cin'de de olsa gidin alin.", "Cennet analarin ayagi altindadir." gibi herkesin aklini ve duygularini oksayan hadislerle sik sik karsimiza cikmalarina ragmen, yukarida ornek verdigim hadisler pek itibar gormezler. Oysa bu hadislerle birlikte, yukaridaki sacmaliklar da ayni kalemin eseri olup ayni kitapta yer alir. Ancak ilahiyatcilar da farkindadir ki, birazcik ucundan kiyisindan da olsa kaliteli egitim anlayisini yakalamis yeni nesil Turk halki, pek cok konuda oldugu gibi inanc konusunda da 'kalite' yi arar olmustur. Bu yuzden ilahiyatcilar ,binlerce hadis'ten bu gibi akla ve mantiga absurd gelmeyen hadis orneklerini titiz bir sekilde cimbizla cikartip, koltuklarini kabartarak bu hadisler uzerinde sayfalarca ballandira ballandira methiyeler duzulurken, bu gunun insaninin yutmayacagi sacmalik derecesindeki hadisler ise 'mecazi' denilerek uc-bes cumle ile gecistirilip oldu bittiye getirilir.

Ilginctir ki Diyanet'in kabul edip onayladigi ve sacma bile olsa cagdas, laik Turk halkinin 'aklina' layik gordugu bu hadisler, bazi ilahiyatcilar tarafindan red edilerek, takip edilmesi gereken tek kaynagin Kuran oldugu konusunda birlesir. Onlara gore Kuran kusursuz, evrensel, bir harfinin bile degismeden gunumuze dek gelen, her ayeti bir hikmet tasiyan, akil-mantik ve bilim yolunda tek asil rehberdir.

Oyleyse mercegimizi bir de Kuran'a tutalim:

Ali-Imran suresi-59. Allah nezdinde Isa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.

Kaf suresi-38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.

(oysa bir baska surede Allah yerleri, gokleri ve ikisi arasinda bulunanlari 8 gunde yaratmistir. Hesaplayalim)Fussilet suresi-9-10-11-12. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir. O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti. Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler. Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir.

Enam suresi- 96-97. O, sabahı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamani, günes ve ayi (vakitlerin tayini için) birer hesap ölçüsü kilmistir. Iste bu, azîz olan (ve her seyi) pek iyi bilen Allah'ın takdiridir. O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri geniş geniş açıkladık.

Lokman suresi -10. O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu daglar koydu ve orada her çeşit canliyi yaydi. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydali nebattan çift çift bitirdik.

Rad suresi -2. Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun egdiren Allah'tir....

Hac suresi -65. Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Nahl suresi -15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.

Kaf suresi -6-7. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok. Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik.

Nahl suresi -40. Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.
Yasin suresi -82. Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.

Zuhruf suresi -12. Bütün çiftleri O yaratmistir. Ve size bineceginiz gemiler ve hayvanlar vâr etti.
Rahman suresi -24. Denizde yüce daglar gibi yükselen gemiler de O'nundur.

Hakka suresi -17. Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.

Fatir suresi -1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediği arttırmayı yapar. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.


Goruldugu gibi Kuran'da yer alan, bu gun bilim'in hicbir sekilde kabul edemeyecegi bu gibi ayetlerin yanisira, aklin ve mantigin da kabul edemeyecegi bir cok ayet'le karsilasmak mumkun. Ornegin, balik karninda yasayan peygamber, Allah tarafindan maymuna dondurulen insanlar, yuzune gomlek surmekle kor gozun gormesi, yeryuzunu sulara bogan tufan, karincayla, kusla konusan peygamber, tas yagdiran kuslar ordusu, konusan cehennem, Ibrahim'i yakmayan ates, kafirlere ceza olarak Allah'in ruzgari durdurup gemileri denizin ortasinda birakma tehdidi, Allah'in uyutup yuz yil sonra uyandirdigi kisi, gokten inen sofralar, Allah'in lutfuyla gunesin dogus ve batis yerine kadar giden Zulkarneyn, kiyamette yildizlarin top gibi yere dusmesi ve saire.

Bu ve benzeri ayetleri daha da cogaltabiliriz, ama gerek yok. Elbette bu gibi ayetler 7.yuzyil arap bedevisi icin etkileyici ve inandirici olmustur belki. Ama konumuz bu gunun insani. Aklini ve mantigini dinin kara sandigina kilitlemis, hayata, dunyaya sadece inanc cercevesinden bakabilen, cennet umudu ve cehennem korkusu sayesinde suphe ve sorgulama yetenegi korelmis beyinlerin bu cagda bile vucut bulmasi gercekten dusundurucu ve hatta tedirgin edicidir. Ne kadar kutsal, tanrisal denilirse denilsin, butun bunlara kelimenin gercek anlami ile sorgulamadan inanmak, insan aklinin kendi mantigina, sagduyusuna yaptigi bir hakarettir. *

"Bu mübarek Kitab'i (Kuran'i), âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar ögüt alsınlar diye indirdik". (Sad suresi -29). diyen bir tanri'nin kitabini acip okuyan biri, bu kitabin pek cok yerinde celiskilerle, akla ve mantiga aykiriliklarla dolu oldugunu farkedip, tum bunlarin Muhammed'in uydurmasi sonucu birer 'yalan' oldugunu hissetmeye baslayan mantik, kitabin heryerine serpistirilmis olan "O gün Peygamber'i ve ahireti yalan sayanların vay haline! (murselat -15) gibi tehdidi ile karsilasir.

Hadi bilimselligi hatta akli, mantigi bir kenara birakalim, ve hur irademize, vicdanimiza seslenerek soralim: Kuran'da Allah'in biktirici bir tekrarla yemin ederek inandirmaya calismasi, ve sirf inanmadi, sorguladi, suphelendi diyerek kendi yarattigi kullarini cehenneminde yakarak sonsuz iskenceyle tehditler yagdirmasi, daha da ilginci "Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kismiyla dolduracagim" diye benden kesin söz çikmistir." (secde suresi-13) ve "Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadir. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracagim" sözü yerini buldu.(hud -119) *diyerek 'cehenneminde yakmak icin insan yaratmasi' "tanrilik" sifatina, ustelik 'merhametli, adil' bir tanri sifatina hic yakisiyor mu? Boyle bir Tanri'nin Hitler'den farki nedir, diye sormaya bile hakkimiz yokmu?

Gectigimiz son bir kac yuzyilda bilimin hem kuramsal alanda, hem de teknolojide sergiledigi bas dondurucu basarilari karsisinda din geri adim atma surecine girmis, ustelik bilime yaslanma ve bilimden kendine pay cikarma cabasi icine girmistir. Aksi takdirde cokusun kacinilmaz oldugunun farkindadir. Bu yuzdendir ki dinin savunuculari durumu kurtama telasi icine girmis, kutsal kitaplarin akil, bilim ve ahlakla celisen ogretilerini mecaz ve metafizik anlamlar yukleyerek bir sekilde bilime ve ahlak anlayisina uydurabilme taktigi ile yorumlama yoluna gittiklerini gormekteyiz.

* *Ne ilginctir ki, bilim din konusunda sessizdir. Din ise her zaman oldugu gibi, cesaretini bilimin sessizliginden almaktadir. Ornegin gunumuz dunyasinda bilim, evrim konusunda yeni bilgiler ve ilerlemeler edinedursun, din ideolojisi butun siddetiyle tepkisini surdurmektedir. Dindar kesim evrim konusunu bir turlu icine sindiremez. Ancak bilimin din konusunda sessiz kalisinin sebebi acizlik olarak anlasilmamali, daha onceki sayfalarda da belirttigim gibi; Bilimin ve dinin dogasi temelden farklilik gosterir. Bu yuzden bilimin dini karsisina alarak muhatab olmasi soz konusu olamaz. Bilim kendi yolunda kendi yolunda yavas ama emin ve titiz adimlarla ilerler, amac gercegi elde etmektir. Kutsal kitaplarin 'gercek' diye sundugu *bir kac cumlelik aciklamalar, gercek anlamda 'dusunen' insan icin hic de tatmin edici degildir. Gunumuz insaninin akil ve mantikla celisen dini ogretileri gercekten kabul etmesi ve benimsemesi, bu insanin kendi aklina ve mantigina yaptigi en buyuk hakarettir. Oysa bilim suphe, sorgulama ve mantik yolundan asla sasilmamasi gerektigini vurgular, cunku bilir ki gercege giden yol ancak bu yondedir.

* Diger dinlere nazaran Islamiyet'te, dogasi geregi devlet egemenligi her zaman soz konusudur. Cihat ve Seriat anlayisinin ozunde bu gercek yatmaktadir. 1400 yillik islam tarihinde gormekteyiz ki, Islamiyet, girdigi topraklarda devlet yonetimini ele gecirerek yerlesmistir. Bunun sonucu olarak da o toplumlar sinirli kaliplar icinde donuklasmis, dolayisiyla yeni deneyimlere, ozgur ve yaratici etkinliklere erisebilme olanagi bulamamistir. Ve sonuc olarak bu gunun islam ulkelerine baktigimizda, bu ulkelerin bilim, sanat ve dusunce ozgurlugu gibi kavramlara yabanci kaldigini ve benimsemekte zorlandigini gorebilmekteyiz.
*
Neresinden bakarsak bakalim her din gibi Islamiyet'in de ne bilim'le, ne akilla, ne de vicdanla bagdasir bir yani yoktur. "Islamiyet insanligin uzerine bir gunes gibi dogmustur !" gibi pariltili ama ici bos sozleri bir yana birakarak gerceklere baktigimizda, her din gibi Islamiyet'in de insanlik tarihini kan golune ceviren bir etken oldugu, bu da yetmezmis gibi geride kalan beyinleri de koreltme cabasi icinde bulunmaktan baska bir islevi olmamistir.


SAYGILAR, SEVGILER

FreeWill
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23-01-2007, 23:03
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Hristiyanlik islam gibi insanin koltuk altindaki kilin uzunluguna kadar belirleyen bir din degil ve kendi icindede reforma karsilik acik kapilar birakmistir. Islamin esnekligi ve hosgorusu nedense sadece onu yorumlayanlar ve bal tutup parmagini yalayanlara nasip oluyor.

Islam kadinada buyuk degeri vermis ve "cennet analarin ayaklarinin altinda" demistir. Bende senin yazini takdir ediorum ve sana buyuk deger veriyorum: "Cennet freewill in ayaklarinin altinda"

Not: afganistanda o cuppeli elinde sopayla disarda dolasan kadinlari yere yatirip dovenler musluman seriatci felan degil benim zaten(!).
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23-01-2007, 23:22
gargoyle gargoyle isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2006
Mesajlar: 18
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

respendial";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hristiyanlik islam gibi insanin koltuk altindaki kilin uzunluguna kadar belirleyen bir din degil ve kendi icindede reforma karsilik acik kapilar birakmistir. Islamin esnekligi ve hosgorusu nedense sadece onu yorumlayanlar ve bal tutup parmagini yalayanlara nasip oluyor.

Islam kadinada buyuk degeri vermis ve "cennet analarin ayaklarinin altinda" demistir. Bende senin yazini takdir ediorum ve sana buyuk deger veriyorum: "Cennet freewill in ayaklarinin altinda"

Not: afganistanda o cuppeli elinde sopayla disarda dolasan kadinlari yere yatirip dovenler musluman seriatci felan degil benim zaten(!).
respendial hristiyanlığın reforma açık kapı bıraktığına emin misin? şu anki hristiyan ağırlıklı ülkelerin durumunun nedeni fransız ihtilalinde burjuvazinin soylulukla beraber kiliseyi de tamamen tepelemesi olmasın?

hristiyanlık ve reform konusunu ortaçağda bir inquisitor a anlat da bak bakalım ne oluyor :-)

arkadaşlar din denilen olgu insanlar belli bir zamanda belli bir dini nasıl anlıyor ve uyguluyorsa odur. dini sosyolojik bir olgu olarak görünüz. gerisi teolojidir ki isteyen gidip ilahiyat okusun. bir dinde onlarca mezhep ve görüş varsa onlarca din var demektir. hristiyanlığın yumuşamasının asıl nedeni sosyo-ekonomiktir; coğrafi keşifler neticesinde gümbür gümbür gelen burjuvazinin tüm iktidar ortaklarını alaşağı etmesidir. yoksa hristiyanlık reforma filan açık değildir. gücü kalmadığı için reforme olmak, dünyevi işlerle ilgisini kesmek zorunda kalmıştır. ki insanın özünün günahkar olduğu varsayımına dayanan hristiyanlığın, gücü olduğu takdirde günlük hayata müdahale etmemesi mümkün değildir. herkes iktidar olmak ister.

ayrıca din-tarım devleti olan osmanlının islamı ile türkiye cumhuriyetinin islamı arasında dağlar kadar fark vardır. ancak ikisinde de halk müslümandır.

hiçbir dinin kerameti kendinden menkul değildir.

saygılar...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24-01-2007, 00:21
agnostic_z agnostic_z isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Aug 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 230
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Öncelikle soluksuz okuduğum ve takdire şayan bi başlıktı bu.Hergün her dakika insanlara anlatmaya çalıştığın,anlatamadığın,bazısının hiç dinlemeyip direk saldırıya yada kaçmaya yöneldiği,bazısının da mantığını zorlayıp kafayı 2 elin arasına bi müddet alıp düşünmesini sağlayan ama o düşünenlerin de büyük bi bölümünde ise olayın sadece bi anlık düşünmeden öteye gidemediği,görmeyi istemediği bir gerçektir bu

Düşünüyorum;o halde varım...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24-01-2007, 00:31
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Avrupanin dinle baglantisi cok ilginc ve bati Avrupa'nin gelismesinin sebeplerini anlamak icin gercektende ortacagi ve yunan tarihini bilmek gerekiyor. Benim asil demek istedigim incil bircok ayrintiyi belirtmedigi icin insanlar o bosluklari kendi isteklerine gore doldurmuslar ve reforme etmisler. Islamda bu imkan daha az ama tabi zihniyet ozde hristiyanlikla ayni. Bugunlerde bati Avrupanin hristiyanligi algilama bicimi ile ilgili bir yazi yazmayi dusunuyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 24-01-2007, 01:03
zelzeleci zelzeleci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Oct 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 315
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Teşekkürler FreeWill

* * * Kuran'daki (sözde bilimsel) ayetlerde, Allah'ın ne demek istediğinin anlaşılması için, bilimin ilerlemesi mi gerekiyordu? Yeni islamcı tefsirciler(kıvırtmanlar) bilimsel diye yutturuyorlar fakat merak ettiğim eski tefsirciler neden bu ayetleri şimdiki yorumlanan(sözde bilimsel) şekliyle yorumlamamışlar? Demek ki şekersiz, sütsüz, Kuran yorumlanamıyor günümüzde. Nasıl "kahve" şekerli sütlü *içiliyorsa, "kuran" da demek ki bilim ve mantıkla eşleştirilip özdeşleştirilmeli; işte bu da modern tefsir(kıvırma) oluyor. Yazık o zaman eski müslümanlara. Bu kadar evrensel bir kitabı tam olarak kavrayamadan gittiler öbür tarafa. Üstelik o kitap apaçıktı...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 24-01-2007, 08:25
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Sevgili freewill, bircok degerli argumanlari bir arada sundugun bu yazi, hepimizin su veya bu nedenle devamli anlatmaya calistigimiz mevzular.
Balik bastan kokar derler, herseye kadir allahin bir muhammede neden okuma yazma ogretmedigini tartismazlar, evreni, dunyayi ve ustundeki butun canlilari,(insan denen hayvan da dahil) 6gunde yaratan tanrinin, bir kitaba gine neden 23 sene ugrastigini, *sonra da kurani korumaya and icmis allahin,yazildigi sure icinde, neden yazdirip bozdurdugunu, bunu korurken neden kurandan onceki, gine kendi sozde indirdigi kitabini korumadigini sormazlar. Soramazlar cunku iman karanliklara gommustur bile akli ve mantigi.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-01-2007, 17:32
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Akil, Bilim ve Islam dini konulu tartismalarda Islamci kesimin one surdugu hadis orneklerinden bir tanesi de sudur: "Peygamberimiz soyle buyurdu; "Ilim Cinde dahi olsa gidip alin !"

Evet evet Peygamberimiz aynen böyle demiştir, İlim çinde dahi olsa gidip alın, koyun cebinize petrol parasını ilimi satın alın, kendiniz yapmayın, kendiniz yaparsanız benim yalancı olduğum ve allahın olmadığı ortaya çıkar. siz bilim yapmayın, ama çinde bile olsa gidip alın demiştir peygamber

Ayrıca eline ve beynine sağlık FreeWill

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26-01-2007, 12:32
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

KÜTÜB-İ SİTTE -5571 - Bir diğer rivayette "...Biz Mina'da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraberken, ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası dağın önünde idi. Bize: "Şahid olun!" buyurdu."

Bu yalancı şahitler ayın bölündüğüne şahit olduda bu ay sadece arap dağlarının üzerindemi görülüyordu, dünyanın başka yerlerinde yaşayanlar bu mucizeyi neden görmedi, tarih bu ilginç doğa olayını neden kaydetmedi?

Bozacının şahiti şıracı muhabbeti.

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 26-01-2007, 15:31
sodomo-- sodomo-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
Standart Re: ISLAM AKIL VE BILIM DINIMIDIR?

Sevgili Freewill, hoş geldin nasılsın kardeşim ?
Seni burada görmek ne güzel vallahi şaşırdım.
Madem bu tip metin çalışmaların var o zaman seni de "blog" kurmaya davet edeyim.

http://www.blogcu.com/

Maşallah bütün şeriatçılar kurmuş bloglarını meydanı kapmışlar, bizlerin de mutlaka bu alana girmemiz gerekiyor. Sonuçta her yerde var olmalıyız
seni de bekliyorum, yazılarını topluca bir yerde görmek mümkün olsun okey mi ?

Not: Benim blogum http://sodomo.blogcu.com/

Tekrar hoşgeldin.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:49 .