
02-03-2014, 05:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.554
|
|
AKP ile cemaat orta oyunu
Sevgili arkadaşlar,
1- Siz AKP ile cemaatin dershaneler yüzünden birbirine girdiğine inandınız mı?
2- Gün geçmiyor ki, bir yerden kasetler, videolar, fotoğraflar fışkırmasın. Bunu cemaatin yaptığına inanıyor musunuz?
3- Her iki tarafın da zarar göreceklerini bile bile var güçleriyle kavga ettiklerine inanıyor musunuz ?
4- İşin sonu nereye varır?
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

02-03-2014, 07:05
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Kavga yok; sadece rantabl olmada problem var!
Bu konuyu açtığın iyi oldu. Çünkü (17 Aralık 2013'ten sonra) ne zamandır böyle bir konunun açılmasını ya da bu konuda bir tartışmanın yapılmasını bekliyordum. Zira böyle bir tartışmanın derhal yapılmasını geleceğimizin sağlığına dair bir işaret olarak görürüm.
Şimdi, bana göre, AKP ile Cemaat arasında kavga var zannedenler büyük bir yanılgı içindedirler diye düşünüyorum. Çünkü ikisi de aynı yolun yolcusudur. Bu bakımdan aynı yolda yürüyenler, aynı ülkü adına yaşayanlar bazen aralarında dalaşsalar bile, bunu kavga olarak düşünmemek gerekir. Bu, doğada da böyledir.
Peki AKP ile Cemaat arasında kavga yoksa ne var?
Bana göre,
videosunda geçen "Laiklik ile Din" arasındaki gibi bir ters mıknatıslanma var. Aslında bunların arasında ters mıknatıslanma yok ama sizin eğitim seviyeniz düşük, dolayısıyla kavramları birbirinden ayırmaya gücünüz yetmiyorsa sanki laiklik ile din arasında bir kavganın varolduğunu zannedebilirsiniz. Gerçekte tabii ki bunların arasında bir kavga yok; sadece tarafları arasında bir kavganın olduğundan söz edebiliriz.
Bu kavgayı ilk kimin başlattığının bir önemi yok. Bildiğiniz gibi, "Laiklik" ilkesi 1789 Fransız İhtilali ile ortaya çıkmış ve hemen her şeye karışan Kilise'yi kendi alanına hapsetmiştir. Bizde ise "Laiklik" kavramı yanlış anlaşıldığından, daha doğrusu ortada bir hoşgörü olmadığından uygulamada istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır.
Ayriyeten, AKP ile Cemaat arasında dershane kavgasının olmadığını aşağıdaki videonun 3:04'ünde başlayan "Dershane Kavgası Bahane!" bölümünde görebilirsiniz.
Bu videodaki şu konuşmalar AKP ile Cemaat arasında dershane kavgasının olmadığını gösterir:
Fahri Çakar: Zaten şey (imece usülüyle para toplamadaki sıkıntı) buradan çıkıyor ya Nuri Bey. Yani bu kavga, hani bu kavgası diyorlar.. Hani dershane kavgası falan...
Nuri Özaltın: Anladım, anladım.
Fahri Çakar: Dershane kavgası falan yani bahane yani.
Nuri Özaltın: Dershane kavgası bahane midir?
Fahri Çakar: Eee bahane tabii Nuri Bey.
Bu konuşmalardan anlaşıldığı üzere, ortada dershane kavgası yok; yalnızca artık ne satın alınacaksa (bu videoya göre, SABAH, ATV, A HABER, TAKVİM) imece usülüyle para toplamada bir sıkıntı yaşanıyor ve bu para toplama işi sistemsiz olduğu için herkes para vermeye yanaşmıyor!
Özetle, AKP ters mıknatıslanmayla zevahiri kurtarmaya çalışıyor ve Cemaat de ses çıkarmadan kendi payına düşeni bekliyor.
|

02-03-2014, 12:06
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Ben de bu sürtüşmenin başlangıcında 'kayıkçı dövüşü' olmasından şüphelenmiştim. Lâkin; Tayyip efendi F. GÜLEN'e karşı o derece ağır/hakâretâmiz ifâdeler kullandı ki, artık birbirlerinin yüzüne bakacak halleri kalmamıştır zannedersem.
28 şubat sürecinde hukuk prof.larından tutun da anayasa mahkemesi, yargıtay, danıştay üyelerine varıncaya kadar hepsi derdest edilerek bir salonda toplanmış ve kendilerine yüzbaşı rütbesinde bir TSK mensubunca "hukuk brifingi" verilmişti. Yargı mensupları adına bu son derece aşağılayıcı bir davaranış idi. Ne demek istediğimi anladığı halde 'anla(ya)mamış' gibi yapıp itiraz edecekler olursa, onlar için biraz açalım. Bir hukuk prof'unun yüzbaşıdan hukuk brifingi alması, bir inşaat mühendisinin şantiye bekçisinden plân/proje çizimi hakkında ders alması kadar absürd bir durumdur.
Görülüyor ki o dönem emniyet ve yargı içine sızmış cemaat mensupları o kadar güçlü değilmiş. Peki bu "paralel yapı" diye çok muğlâk bir ifade ile betimlenen hayâli organizasyon ne zaman sızdı devlet içine ?
El Cevâb: AKEPE iktidârında.
Şu hâlde AKEPE'nin bu gelişmede birinci dereceden sorumluluğu var demektir. O zaman ey Tayyip efendi; kimi kime şikâyet etmektesin ? İşin tuhafı başçalanlar, milyonali'ler, hırsızlar, vurguncular, şlkeciler hep bir ağızadan devletin emniyet güçlerini ve bağımsız yargıyı suçlamaya başladılar.
Peki bu şikecilere ne demeli ?
Hadi mahkeme taraflı karar verdi.. Ya yargıtay ? Fethullahçılar orayı da mı ele geçirdi ? Adamlar UEFA'ya CAS'a da mı sızdılar ? Tapeler suçlama için delil teşkil etmiyorsa, UEFA ve CAS bu durumdan bihaber midir ? En ağırıma giden şey de şikecilerin "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlâklısını severim" buyuran Gâzi Paşa'nın arkasında 'tam siper' olmaları.
Bir forumda "Miliyetçilik alçakların en son sığınağıdır" şeklinde bir cümle okumuştum. Zannederim dinler de aynı kaderi paylaşırken; Gazi Paşa'nın gereği gibi anlaşılamadığı şu ortamda, O da birileri için 'siper' yapılmış durumda.
Konu Vefik Sami tarafından (02-03-2014 Saat 12:21 ) değiştirilmiştir.
|

02-03-2014, 22:37
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
Sevgili arkadaşlar,
1- Siz AKP ile cemaatin dershaneler yüzünden birbirine girdiğine inandınız mı?
2- Gün geçmiyor ki, bir yerden kasetler, videolar, fotoğraflar fışkırmasın. Bunu cemaatin yaptığına inanıyor musunuz?
3- Her iki tarafın da zarar göreceklerini bile bile var güçleriyle kavga ettiklerine inanıyor musunuz ?
4- İşin sonu nereye varır?
Sevgiler
|
1-Hayir, iliski cikar iliskisi ve iktidar iliskisi
2-Cemaat derken kimi kast ediyoruz?
3-Iktidar savaslari cikarci ve acimasizdir. Cunku biri digerine gore iktidar dan yok olacaktir.
4- Ikisi arasindaki kavga, iktidari ele gecirme kavgasidir.
5- Burada bir amac ta "sanki baska secenek yokmus ta, kisiler bu ikisinden birini secmek durumundaymis" temelli yaratilan ortamdir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

03-03-2014, 15:47
|
 |
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
|
|
Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
Sevgili arkadaşlar,
1- Siz AKP ile cemaatin dershaneler yüzünden birbirine girdiğine inandınız mı?
|
Cemaat-Akp çekişmesi uzun zamandır sürmekteydi. Dersanelerin kapatılacak olması bir kırılma noktası oldu, ipler tamamen koptu ve savaş hem alenileşti, hem de şiddetini arttırdı.
Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
2- Gün geçmiyor ki, bir yerden kasetler, videolar, fotoğraflar fışkırmasın. Bunu cemaatin yaptığına inanıyor musunuz?
|
Evet, bu işin arkasında cemaatin olduğunu düşünüyorum. Ancak Erdoğan'ın artık iyiden iyiye kendi çıkarlarına zarar verdiğini düşünen bazıları da cemaate destek oluyor. Cemaat arkasına başkalarına almadan böyle bir şeye girişmezdi.
Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
3- Her iki tarafın da zarar göreceklerini bile bile var güçleriyle kavga ettiklerine inanıyor musunuz ?
|
Elbette. Cemaat, Tayyip'in gidici olduğunun, büyük patronların kendisinin üzerini çizdiklerinin farkında. Akp yüzünden kaybedeceklerinin giriştikleri savaşta kaybedeceklerinden daha fazla olduğunu düşündüklerinden niyeti tamamen bozdular.
Tayyip ise Gezi'den bu yana kendini ölüm kalım savaşının içinde görüyor. Geldiğimiz noktada artık kaybedecek bir şeyi kalmadı.
Deist_tr´isimli üyeden Alıntı
4- İşin sonu nereye varır?
|
Tayyip her şekilde gider. Çok fazla kirlenmemiş, yıpranmamış Akpli figürlerle yeni bir parti yapılanmasına gidilir. Bunlar iktidarı Chp ya da Mhp ile paylaşabilirler.
Halk üzerindeki baskı kabul edebilecekleri seviyeye çekilir, mevcut sistem varlığını bu şekilde devam ettirmeye çalışır.
|

03-03-2014, 19:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Dershane kavgasi yuzunden bu durumlara gelmedigi basindan beri acikti, ancak goruneni o oldugu icin, gundemde de oyle islendi her zamanki gibi. Cemaat hala, maddi, manevi, siyasi bakimdan, ciddi bir oy potansiyeli ve yaptirim gucune sahip olusuyla gundemi haliyle etkiliyor.
|

03-03-2014, 22:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
|
|
ya buna ne demeli
sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
|

03-03-2014, 22:08
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Cemaatle hükümet arasında çatışma olduğu iddialarını yorumlayan Çelik, "Cemaatin bir kaydı mı var? Yıllardır bu paranoyayla yaşadık. İnsan kendisine ait olan bir şeyi ele geçirir mi? Şu ele geçiriyor, bu ele geçiriyor. Kamuda çalışan solcu insanlar var mı, ülkücü insanlar var mı? Var. Oraya sızmış, buraya sızmış bu su mu, nem mi? Kamu personeli nasıl alınıyor; belli. KPSS sınavı var. Bu insanların yüz kızartıcı suçu yoksa, engel yoksa biz onların vicdanına hafiye kulağı dayayarak atayamayız. Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış bunlar kargaları güldürür. Bu paranoyaları bir tarafa bırakalım" dedi.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25323806
Başbakanlık penceresinden sinek geçse, konuya dâir demeç veren Hüseyin ÇELİK'in, hükûmet sözcüsü olarak cemaat-hükûmet gerginliğinde neden tek kelâm edemediği de artık anlaşılmıştır.
Konu Vefik Sami tarafından (03-03-2014 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.
|

05-03-2014, 05:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.554
|
|
Sevgili arkadaşlar,
Olandan bitenden pek net bir şey anlayamadım. Ama bazı çıkarımlarım var.
|
1- Siz AKP ile cemaatin dershaneler yüzünden birbirine girdiğine inandınız mı?
|
Doğrusu pek inanmadım. Toplumda "dershanelerin kaldırılması" olarak algılanan olay aslında özel okulların yaygınlaştırılarak eğitim yükünün MEB üzerinden alınması işlemidir. Arka planında cemaate "daha fazla ve daha etkili beyin yıkama" imkanı sunan bir düzenlemedir. Cemaatin kasası bu tür okulları hiç zorlanmadan açacak kadar doludur ki, olmasa bile bağışlarla toparlayabilecek, okul yaptırıp bağışlayabilecek bir dolu iş adamı müridi vardır. Yani bence asıl sebep dershane kavgası değildir.
3 dönem sonunda siyaseti bırakmaya söz vermiş olan RTE'nin iktidara bütün tırnaklarını geçirmiş olması ve bırakmak istememesi gibi cemaatte çok hayal kırıklığı yaratan bir sebebi olmalı. Yine de ortada cemaati aşan bir durum var gibi.
|
2- Gün geçmiyor ki, bir yerden kasetler, videolar, fotoğraflar fışkırmasın. Bunu cemaatin yaptığına inanıyor musunuz?
|
Kasetleri çeken ve servis edenlerin cemaatten kişiler olduğu kesin gibi, bununla birlikte ya cemaatten bağımsız hareket eden bir grup var, ya cemaati buna zorlayan, kullanan dış bir güç var, ya cemaati de (çaktırmadan) kullanmış daha derin bir iç güç var.
Ortaya çıkan kasetlerde belirgin bir "emniyet/istihbarat" terbiyesi/disiplini/üslubu var. Kasetlerde sadece AKP/RTE ve avanesi suç üstü edilmemiş. Sablüminal olarak din sömürüsü, din bezirganlığı, din istismarı mesajları veriliyor. Öyle ki, bu sablüminal mesajları verenler -AKP'nin hezimete uğraması halinde- toplumda uzun yıllar din istismarı yapılamaz hale gelmesi için çabalıyor gibiler. Bu bakımdan cemaatin yaptığı basit bir intikam operasyonu değilmiş gibi geliyor bana. Sanki bir güç bu ikisinin önünü sonuna kadar açtı, gırtlaklarına kadar pisliğe batmalarını bekledi, belki teşvik etti, veri topladı, şimdi iki grubu da adım adım birbirine kırdırıyor.
|
3- Her iki tarafın da zarar göreceklerini bile bile var güçleriyle kavga ettiklerine inanıyor musunuz ?
|
2. soruda anlattığım nedenlerle her iki tarafın da zarar görmesi için azami uğraşılıyor, çaba gösteriliyor bana sorarsanız. Ne var ki, AKP'nin elinde cemaati zorlayacak pek bir şey olmadığı, varsa bile kendisine de zarar verebileceği için açıklayamadığı anlaşılıyor. Belki kaçınılmaz sona ulaşıldığında "battı balık yan gider" diyerek bunlar da eteklerindekini ortaya döker.
|
4- İşin sonu nereye varır?
|
İşin sonunda her iki grup da onyıllarca kafasını kaldıramayacakları ağır darbeler alacaklar, uzun bir süre siyaset sahnesinden silineceklerdir bana kalırsa. Çünkü cemaatin yargıyı ele geçirdiği, orduyu/emniyeti/yargıyı tasviye ettiği sabittir. Bunun bedelini mutlaka ağır biçimde ödeyecektir. AKP'nin de bir yağma şebekesi olduğu, cemaatin elindeki orduyu/emniyeti/yargıyı yeniden dizayn etme çabaları sabittir. Bunun bedelini cematten çok daha ağır biçimde ödeyecektir.
Yazdıklarım bir şey duyduğum/bildiğimden değil. Belki içimden geçenler olayları böyle görmeme sebep oluyor, belki sadece temenni. Ama "bir şeyler göründüğü gibi değil" diye düşündürüyor bana.
--/--
Subay dostlarımdan -cemaatin sızması- hakkında duyduklarımı kısaca aktarayım.
Cemaatin orduya/yargıya/emniyete sızmasının yoğun olduğu tarihler 12 Eylül'den başlar. Askeri lise, Kuleli, Harp Akademisi dışından subay/ast subay almanın ilk düzenlemeleri Özal tarafından yapılır. Netekim Paşanın (Kenan Evren) bu konudaki kişisel gayretleri değme yobazlara taş çıkartır. Hatırlanırsa, TSK görev değişimlerinde ilk sivil darbeyi de Özal yapar. Ordu o yıllarda Atatürkçü imajı verebilmek azami çaba sarf eder, haklı/haksız şekilde namaz kılan subay/ast subaylar ordudan atılır, bu hareketler "vay be ne Atatürkçü ordu" şeklinde alkış alır, ne var ki, zamanı gelince kullanılmak üzere dinci kesimin intikam defterine yazılır.
İşin doğrusu, Kuleli ve Harp Akademisinden yetişen bir subayın laik olmama ihtimali yoktur, bilinen askeri mantıksızlıkları/disiplini saymazsak oldukça çağdaş eğitim verilen askeri eğitim kurumlarıdır bunlar. Bu eğitimi beyin yıkama olarak nitelendirenler de elbette olacaktır, ama askeri bir kurum her kafadan bir ses çıkması üzerine şekillendirilemez, belirli bir disiplini olması kurumun tabiatı gereğidir.
Cemaat, önceleri Kuleli sınavlarına adam sokarak sızmayı denedi, tek tük başardı, Kuleli'den mezun olan bir kaç şakird mezuniyet kıyafetlerinin aksesuarı olan kılıçlarını Kadıköy'deki dershanenin 4. katında hocaefendilerine hediye ettiler. Hocaefendi bu değerli ganimetleri çerçeveletti, sadece önemli dostlarına gösterdi. Ne var ki, ilerleyen yıllarda acemi şakirdler kendini açık etti, atıldılar. Bunun üzerine hocaefendi "tebdili kıyafet, tebdili yaşam" fetvasını verdi. Bu videoyu hepiniz görmüşsünüzdür. Ordu artık sınav başvurularını dahi iyice araştırır olmuştu, hem askeri okulları kazanmak da okumak da zordu. İşte Netekim Paşa ve Özal bu engeli aşmanın önünü cemaate açtı. Özel yasa ile haricen ast subay ve subay alımı ile orduya personel alımına başlandı. Demirel, Çiller, Yılmaz, Ecevit, duruma ses çıkarmak istediyseler bile çıkarmadılar. Zaten hepsinin hocaefendiyle boy boy fotoğrafı vardır.
İşte, cemaatin askeri kurumlara sızması bu harici alımlarla mümkün oldu. Bundan önceki sızmalar er-geç fark ediliyor, engelleniyordu.
Bir başka paylaşımda bir subay dostumun "TSK personelini ithal etmiyoruz, senin milletin neyse TSK da odur" sözünü aktarmıştım. Gerçekten, askerlik yapmış olanlarımız TSK içindeki bir çok olumsuz duruma şahit olmuşuzdur. Örneğin, önemli/önemsiz evrak hazırlama işini ast subaylar yaparlar. "Çok gizli" denen şeyler çoğunlukla ya gizli değildir, ya olur olmaz bir çok kişi bunu görür. Emir komuta zinciri içinde pek çok güvenlik ihmali olur, olayların akışı içinde pek bunların üstünde durulmaz, tüm personele savaş durumunda olmayan bir ülkenin rehaveti çökmüş gibidir, sadece terörle mücadele eden grupta güvenlik disiplini harfiyen uygulanır, diğerlerinde şekil şartlarına uyulması yeterli görülür.
Ne var ki, Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarında terörle mücadeleden uzak birimlerden sızmaları hepimiz gördük. Ordunun kozmik odalarına kadar girmiş olduklarını anladık. Şakirdler duyduklarının, gördüklerinin, arşivlediklerinin üzerine yaptıkları tahrifatla, uydurdukları senaryolarla ordunun -kendileri için tehlike arzeden, veya engel teşkil eden- üst kademelerini hapse attırdılar, böylece diğer şakirdlerin önünü açmış oldular. Artık kozmik odaları rütbeli şakirdler mi yönetiyor, bunu bilemem ama bütün Ortadoğu birleşse orduya bu kadar zarar veremezlerdi, işte bunu iyi biliyorum.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

05-03-2014, 11:49
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
2012 yılının ikinci altı ayından itibâren önce başbakan, ardından Bülent ARINÇ Hocaefendi'ye "Yurt'a dön" çağrısı yapmaya başlamışlardı. Gerekçeleri ise, F. GÜLEN'in geri dönmesinin önünde hukûki bir engel bulunmadığı, açılan tüm önemli davâlardan beraat ettiği, askeri vesâyetin artık kırldığı şeklinde idi. Fakat GÜLEN ısrarla bu çağrılara kulak tıkamış, müsbet bir cevap vermemişti. Kanâatim o ki; sözü edilen "kavga"nın evveliyâtını bu "çağrı" da aramak yanlış olmaz.
Gün geçmiyor ki, el altından yeni bir ses kaydı servis edilmesin. Benim görüşüm; bu ses kayıtları, gerçekliğinden çok daha önemli amaçlara hizmet ediyor. "Nedir o ?" diye sual edilirse, toplumda bir kamuoyu oluşturma çabası gözlemlemekteyim. Gerçi Muhalefet partilerine intisablı seçmen bu "1 Milyar dolar" hikâyesine inanmış görünmekte. Muhalefet partileri de - sn. Bahçeli satır aralarında koyduğu 'inşallah doğru değildir" ile geri dönüş için açık kapı bırakıyor - bu iddiaya balıklama atlamış vaziyette. AKP seçmeninin bir kısmı ile yüzer gezer oylarda bir istifam oluştu. Seçimlerden bir hafta önce, bahse konu kayıtlartın montaj olduğu gerçekle ilgisinin bulunmadığı kimselerin itiraz edemeyiceği biçimde açıklanırsa; hem Tayyip malı götürür, hem de TSK "F tipi örgütlenme"nin belini kırmış olur. Gerçi cemaat hiç bir zaman söz konusu kayıtları sâhiplenmedi ama, toplumuın zihninde cemaat tarafından kotarıldığı şeklinde bir ön yargı oluştu. Samanyolu tv de izlediği yayın politikası ile kendi sonunu hazırlıyor gibi.
Toplum mühendisleri hiç bir zaman bizlerin doğru tahlil yapmasını sağlayacak bilgileri servis etmezler. İnsanları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek için uğraşanların doğru bilgi aktarmaları söz konusu değildir. Hesapta olmayan sızmalar müstesnâ tabii. Benim tahminim; TSK bazı mensuplarını "kurban" etme mukâbilinde, Cemaatin tasfiyesi noktasında Tayyip ile pazarlık ederek anlaştı.
Hülâsâ-yı kelâm; seçimlerden önceki haftayı görmeden - Bu yorum da dâhil - yapılan tüm yorumlar hükümsüzdür.
Konu Vefik Sami tarafından (05-03-2014 Saat 12:04 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:33 .
|