
30-03-2014, 06:04
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Tüm Kitaplar Yakılacaktır.
Gelecekte bir gün insanlar oturup bir ortak karar alacaklar ve tüm kitapları yakmaya karar verecekler.
Öyleki geçmişe ait ne varsa, ne bilgi varsa, yok etmek için, adeta insanlık geçmişine kibrit çalar gibi tüm kitapları yakacaklardır.
Tabii bunu yapmalarının sebebi, yeryüzüne tek bir inanç veya inançsızlık sisteminin hakim olmasından değil, aksine bugün ki yapı gibi 2 zıt kutubun gene aynı özelliklerini koruması ile olacaktır bu-ki zaten bu kutuplar ve inanları yok edilemezler.
Yani bu zıt kutuplar ortak bir karar verip, onu uygulayacaklardır ve gerçeğin nasıl bir şey olduğunu anladıkları gün bunu muhakkak yapacaklardır.
Şimdi bu sözleri geleceği gördüğüm için filan söylemiyorum, böyle bir yeteneğim yok, sadece bu güne yoğunlaşarak burada bahsettiğim 3. boyut düşünce misali tam da arada durmaya çalışarak söylüyorum ki gelecek gene bugünden mantık olarak çok farklı olmayacaktır.
Gene aynı zıt kutuplar olacak, lakin bu zıt kutuplar bir birlerini anlayacaklar, illaki anlayacaklar..ya anlayacaklar..ya anlayacaklardır..
Zaten dünde bugünde anlasın diye "hayat" sürekli karşı karşıya getiriyor bu zıt'ları..
Mesela; Ölümden sonra hayat var mı?
Sorunda zaten buradadır, "VAR diyende haklıdır, YOK diyende haklıdır."
Kimse haksız bir davanın peşinden koşmaz, helede hayat/ölüm gibi bir davanın peşinden koşup, haksızlığını bile bile de haklıyım demez.
Peki o halde esas sorun nedir? denirsede, sorun DOĞRULARDIR, doğrular baş döndürürler.
Bu yüzden tasavvufçular, " Tecelli sonradan anlaşılır" derler ki o hâl içinde ki kişi kendini bir şey zannetmeye.
O yüzden VAR ve YOK kavramlarının içinde ki DOĞRULARA dikkat etmek gerekir, zira bunlar yanılsamaya neden olurlar.
Elbette kutupların ıskaladıkları şeylerde vardır ama o DOĞRULAR yok mu, işte onlardır esas mesele.
Netice itibariyle insanlar DOĞRULAR ile de aldanırlar veya kandırılırlar.
VAR diyende haklıdır, YOK diyende haklıdır.
Meselesine tekrar gelirsem, bu konuda fazla bir şeyde demekte istemiyorum, neticede bu günün insanı BEYNİ en üst ve değişmez şekilde düşünce organı kabul ettiği için, bunun izahatı zordur.
Ama zamanı geldiğinde, teknoloji iyice ilerleyipte BEYNİN düşünülenin aksine, düşüncenin menbâı olmadığı keşfedildiğindeyse, insan düşüncesi zaten resmen boyut atlayacaktır.
Aslında buda bir evrimdir, gelişimdir, aşağıdan yukarı olan bir süreçtir, kalpten önce insanoğlu ne ile düşündüğünü düşünüyordu bilmiyorum ama düşünce Kalpten Beyne geçince, büyük bir aşama kaydedildi ve insanlık vites yükseltti.
Aynı bunun gibi düşünce, Beyinden Ruha geçince bu çok daha farklı olacaktır.
Bugünün insanı geçmişini yadırgadığı gibi, geleceğin insanı da bugünü yadırgayacaktır.
(bundan hiç şüpheniz olmasın)
Yani şu an bir yanlışın tamda ortasında duruyoruz diyede düşünebilirsiniz.
Diğer taraftan gelişim tamamlandığındaysa, yadırgamalar son bulacak ve o günün şerefine tüm kitaplar yakılacaktır.
Çünkü;
Bir kişi kendini keşfettiğinde, kitaplar anlamsızlaşır.
İnsanlık kendini keşfettiğindeyse, aynı şey olacaktır.
Düşünce konusuda ölümsüz sözlerden birini söylediği için Mevlânâ'yı da anmak isterim.
" İnsan düşüncedir, geriye kalan tarafıysa et ve kemiktir."
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

30-03-2014, 06:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Zitliklari veren temel nedir?
Zitliklar biribirine zittir. Ikisi birden hangi temelden kaynaklanir.
Fonksiyon bir uclemdir.
Yani harekete ilistirilmis sey.
Zitlik ile ikilem farki nedir?
Mesela var yoka zittir.
Seyin varligi ise ikilemdir.
Kisaca zitlik SADECE TEKI ONE SURULEN VE HANGISI OLURSA OLSUN DIGERINE ZIT OLAN IFADESEL TEKLIKTIR.
Ifade ise bir seye aittir.
Var ve yok kenmdi basina ifade edilmez. Ortada olan bir seye yonelik karsitli bir ifadedir.
Ne var ya da yok ta mutlaka bir yanit vardir.
Yadirgama bilinc ile paraleldir. Beyinler bir bilincten diger bilince gectiginde ya da bir bilinc diger bilinci yadirgar. Sadece yadirgamaz, ona giderek yabancilasir. O yuzden de ALGI AYNI BILINC DUZEY ICIN GECERLIDIR.
Ya da BIR UST BILINC DUZEYI, BIR ALT BILINCI ALGILADIGI ICIN ONU BIRAKMISTIR.
Mesela bir seyin anti si, onun kendisinin bilincini de icerir.
Hic bir bilgi yakilarak yok edilemez. Bilgiler sadece kendi kendilerikni yeniler ve eskiye gerek duymazlar. Cagdaslik iste bu yeni bilgiyi algilayabilmek ve eski bilginin artik yasamini yitirdigini de algilayabilmektir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

30-03-2014, 17:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Sevgili @evrensel-insan
Bahsettiğim şey bir çağdaşlık, bilinç, algı meselesinden çok daha öte bir şey, resmen bir devrim olacak.
Yani şuan bildiğimiz bilinç altı/üstü meselesinin bizatihi kendine ulaşmayı kast ediyorum, bu ne beyin nede kalptir.
Öte yandan bu düşünce devrimi teknoloji destekli olacağı için, kimse buna kayıtsızda kalamayacaktır.
Dolayısıyla ortak bir hareket neticesinde o günün şerefine tüm kitaplar yakılacaktır diyorum.
Belki bu söylemim çok fantastik gelebilir, ama dediğim gibi bir kişi kendini keşfettiğinde, yazılı kitapların bir anlamı kalmaz, anlamsızlaşır.
Bu geçmişten beri az/çok bireysel/kişisel olarak yapılabilen bir şeydi, ama teknoloji işi değiştirecektir.
Tasavvufi ağızla söylersem, Vahdet-i vücut ---> Kesret-i vücut olacaktır, yani bireyselden evrensele geçiş olacaktır.
Encyclo kanalda ki "Ruh bilimi" adlı belgeseli seyredince bilim adamlarının bu işe adeta kendilerini adadıklarını gördüm ki, açıkcası bu da beni bu yazıyı yazdırmama sebep oldu diyebilirim.
Elbette daha çok yolları var, henüz başlarında bile değiller ve halihazırda ki teknolojinin imkanları da kısıtlı ama bu illaki gelişecektir.
Öyle veya böyle şu an bizler yanlışların tamda merkezinde duruyoruz.
Sanırım bu cümleyi kimse üzerinede almak istemez, almayacaktırda ama gelecekte ki torunlarımız bizleri yadırgayacaktır.
Moda tabirle YANLIŞLAYACAKLARDIR
Çünkü bizler yanlışız hakikatende, yanlış zaman, yanlış mekan, yanlış düşünce vb.
Ata sözünde geçtiği gibi, "son gülen iyi güler."
Sondakiler en iyi bilenler olacaktır..müthiş bir şey.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

30-03-2014, 19:37
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Sevgili @evrensel-insan
Bahsettiğim şey bir çağdaşlık, bilinç, algı meselesinden çok daha öte bir şey, resmen bir devrim olacak.
Yani şuan bildiğimiz bilinç altı/üstü meselesinin bizatihi kendine ulaşmayı kast ediyorum, bu ne beyin nede kalptir.
Öte yandan bu düşünce devrimi teknoloji destekli olacağı için, kimse buna kayıtsızda kalamayacaktır.
Dolayısıyla ortak bir hareket neticesinde o günün şerefine tüm kitaplar yakılacaktır diyorum.
Belki bu söylemim çok fantastik gelebilir, ama dediğim gibi bir kişi kendini keşfettiğinde, yazılı kitapların bir anlamı kalmaz, anlamsızlaşır.
Bu geçmişten beri az/çok bireysel/kişisel olarak yapılabilen bir şeydi, ama teknoloji işi değiştirecektir.
Tasavvufi ağızla söylersem, Vahdet-i vücut ---> Kesret-i vücut olacaktır, yani bireyselden evrensele geçiş olacaktır.
Encyclo kanalda ki "Ruh bilimi" adlı belgeseli seyredince bilim adamlarının bu işe adeta kendilerini adadıklarını gördüm ki, açıkcası bu da beni bu yazıyı yazdırmama sebep oldu diyebilirim.
Elbette daha çok yolları var, henüz başlarında bile değiller ve halihazırda ki teknolojinin imkanları da kısıtlı ama bu illaki gelişecektir.
Öyle veya böyle şu an bizler yanlışların tamda merkezinde duruyoruz.
Sanırım bu cümleyi kimse üzerinede almak istemez, almayacaktırda ama gelecekte ki torunlarımız bizleri yadırgayacaktır.
Moda tabirle YANLIŞLAYACAKLARDIR
Çünkü bizler yanlışız hakikatende, yanlış zaman, yanlış mekan, yanlış düşünce vb.
Ata sözünde geçtiği gibi, "son gülen iyi güler."
Sondakiler en iyi bilenler olacaktır..müthiş bir şey.
|
Burada "kitap" tan kastin tam olarak nedir?
Bilgi mi/her turlu basin/yayin mi?
Gorsel medya mi?
Yoksa bildigimiz kitap mi?
Cunku sonujcta kitapta da dusunce ve bilgi paylasilir.
Kitaplarin yakilmasi demek, DUSUNCE VE BILGIGI PAYLASIMINA ZARAR VERMENIN YANINDA; KITAP DISINDA KASLAN DUSUNCE VE BILGIYI DE GALE ALMAMAK DEMEK.
O yuzden "kitap" ve "yakilmak" eylemini neye gore sectigini v.s. biraz daha aciklarsan; belki vermek istedigin daha bir net olarak algilanir.
Yani kitap neye ima ediyor, neyi temsil ediyor ve yakmak fiilinin altinda yatan ima nedir, yasak mi/yok etmek mi? v.s.
Sonucta kitap ve yakmak bir arada kendi basina cagdisi bir yaklasim. Boyle bir yaklasim; ancak YASAKCI BIR ZIHNIYETIN URUNUDUR ve her turlu insan hak ve ozgurlukleri evrensel hukuk temelinde de bir BILGI KATLIAMI dir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

30-03-2014, 20:46
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Yoksa bildigimiz kitap mi?
|
Aynen öyle bildiğimiz kitaplar, ciltli, kapaklı her türlü kitabı kastettim.
|
Cunku sonujcta kitapta da dusunce ve bilgi paylasilir.
|
Dediğim gibi bilgi farklılaştığı için, paylaşımda farklışaşacak, dolayısıyla paylaşımda boyut değiştirecek.
Diğer taraftan bu kitaplar da bir şekilde KAVGALARI körüklediği içinde insanlar onları adeta geldiği yere gönderecek, yani hayale geri gönderecekler.
Daha öncede demiştim "Harfler ve Rakamların ruhu yoktur", işte ruhi bilgiye erişen insanlık bunu daha açık ve seçik anlayacaktır.
|
O yuzden "kitap" ve "yakilmak" eylemini neye gore sectigini v.s. biraz daha aciklarsan; belki vermek istedigin daha bir net olarak algilanir.
|
Dediğim gibi Ruhi bilginin argümanları farklıdır, onda resimler ve görüntüler daha öndedir.
Yani ruh direk yaşayarak, deneyimleyerek bilir ki bazı kaza anlarında insanların hayatı gözlerinin ününden bir şerit gibi geçer.
Bu ruhtaki kayıtların görüntülü olmasından kaynaklanır, çokları bunu anlık bir şey olarak yaşamışlardır bile.
Özetle bilginin asıl kaynağına ulaşıldığında-ki o da ruhtur-diğer kaynakların hükmü kalmaz.
Güneş doğunca karanlığın kalmaması gibi bir şeydir bu.
Bu anlamda " baskı altında ki düşünce" diye yepyeni bir kavramdan da bahsetmek isterim ki bu da nedir diye sorulacak olursa;
Hastalık, işsizlik gibi dibe vurulmuş anlarda ki düşünceler "baskı altında ki düşünce" ler kapsamındadır, bunlarda ölüme en yakın haller olup, frekansı insanları oldukça rahatsız eder.
Bu halde ki düşüncelerden insanlar biran önce kurtulmak isterler, oysa bu anlarda ki düşünceler ruhi düşünceye en yakın anlar olup, daha fazla yoğunlaşılsa, bu da düşünceye küçükte olsa vites attıracak hallerdendir.
Normalde insanlar " baskı altında ki düşünceyi" değilde, baskı altında olmayan düşünceyi yeğlerler.
|
Sonucta kitap ve yakmak bir arada kendi basina cagdisi bir yaklasim. Boyle bir yaklasim; ancak YASAKCI BIR ZIHNIYETIN URUNUDUR ve her turlu insan hak ve ozgurlukleri evrensel hukuk temelinde de bir BILGI KATLIAMI dir.
|
Dediğim gibi şu anki bilinç düzeyiyle aynen sizin dediğiniz gibi, bilgi katliamı olur ama gelecekte bu herkesin altına imza atacağı ORTAK BİR KARAR OLACAKTIR.
Şuan ki bilgilerimiz geleceğin cehaleti olacak ister istemez.
Ayrıca şunu bir daha vurgulayayım, İnanan ve inanmayan bunlar temel olarak iki zıt kutuptur.
Bunlar gene iki zıt kutup olarak kalacaklar, biri diğerine hükmedemeyecek, bu eşyanın kanununa terstir zaten, her iki tarafın insanları gene olacak.
Ama bu mevzuda ORTAK BİR KARAR da alacaklar, illaki alacaklar.
Dediğim gibi geleceğin bilgisi de insanları da yaşamı da farklı olacak.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

30-03-2014, 21:07
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Aynen öyle bildiğimiz kitaplar, ciltli, kapaklı her türlü kitabı kastettim.
Dediğim gibi bilgi farklılaştığı için, paylaşımda farklışaşacak, dolayısıyla paylaşımda boyut değiştirecek.
Diğer taraftan bu kitaplar da bir şekilde KAVGALARI körüklediği içinde insanlar onları adeta geldiği yere gönderecek, yani hayale geri gönderecekler.
Daha öncede demiştim "Harfler ve Rakamların ruhu yoktur", işte ruhi bilgiye erişen insanlık bunu daha açık ve seçik anlayacaktır.
Dediğim gibi Ruhi bilginin argümanları farklıdır, onda resimler ve görüntüler daha öndedir.
Yani ruh direk yaşayarak, deneyimleyerek bilir ki bazı kaza anlarında insanların hayatı gözlerinin ününden bir şerit gibi geçer.
Bu ruhtaki kayıtların görüntülü olmasından kaynaklanır, çokları bunu anlık bir şey olarak yaşamışlardır bile.
Özetle bilginin asıl kaynağına ulaşıldığında-ki o da ruhtur-diğer kaynakların hükmü kalmaz.
Güneş doğunca karanlığın kalmaması gibi bir şeydir bu.
Bu anlamda "baskı altında ki düşünce" diye yepyeni bir kavramdan da bahsetmek isterim ki bu da nedir diye sorulacak olursa;
Hastalık, işsizlik gibi dibe vurulmuş anlarda ki düşünceler "baskı altında ki düşünce" ler kapsamındadır, bunlarda ölüme en yakın haller olup, frekansı insanları oldukça rahatsız eder.
Bu halde ki düşüncelerden insanlar biran önce kurtulmak isterler, oysa bu anlarda ki düşünceler ruhi düşünceye en yakın anlar olup, daha fazla yoğunlaşılsa, bu da düşünceye küçükte olsa vites attıracak hallerdendir.
Normalde insanlar "baskı altında ki düşünceyi" değilde, baskı altında olmayan düşünceyi yeğlerler.
Dediğim gibi şu anki bilinç düzeyiyle aynen sizin dediğiniz gibi, bilgi katliamı olur ama gelecekte bu herkesin altına imza atacağı ORTAK BİR KARAR OLACAKTIR.
Şuan ki bilgilerimiz geleceğin cehaleti olacak ister istemez.
Ayrıca şunu bir daha vurgulayayım, İnanan ve inanmayan bunlar temel olarak iki zıt kutuptur.
Bunlar gene iki zıt kutup olarak kalacaklar, biri diğerine hükmedemeyecek, bu eşyanın kanununa terstir zaten, her iki tarafın insanları gene olacak.
Ama bu mevzuda ORTAK BİR KARAR da alacaklar, illaki alacaklar.
Dediğim gibi geleceğin bilgisi de insanları da yaşamı da farklı olacak.
|
Butun bu yazdiklarindan, bilimsel ve teknik gelisime paralel olarak; kitaplar artik ragbet gormeyecek ve bilgi ve dusunce kaynagi icerigini, diyelim sosyal medya ya birakacak.
Yani bir cesit radyonun iletisim araci olarak, cagdisi kalmasi gibi.
Yalniz kimse radyosunu parcalamadi.
O yuzden hala yakmak ya da yakilmak eylemini vermek istedigin sekli ile algilayabilmis degilim.
Sonucta kitaplar ragbet gormezse zaten kendi kendine tarih olabilirler. Yani, cagdas olarak kitabin verdigi gereksinimi baska olanaklar sagliyabilir ve kitaba ihtiyac kalmayabilir.
Yakma geregi neden olsun ki!
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

30-03-2014, 21:43
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
O yuzden hala yakmak ya da yakilmak eylemini vermek istedigin sekli ile algilayabilmis degilim.
|
Aslında radyo bilgisini güzel vermişsin, burada bizim bilgimizin gelecekte kullanılmaması çağdışı kalmasından ziyade, bu günkü metodlarımızın yanlışlığıda söz konusu olacak.
Çağdışılık sadece teknolojik olarak değilde, zihinsel faaliyet olarakta gelecekte farklı olacak.
Daha nasıl denilir bilemiyorum bugünün doğruları, geleceğin yanlışları olacak, bunu herkeste bilecek, artık gerisine kitapların insanları yanlış yöne ittiği için mi diyelim, kafaları bulandırdığı için mi diyelim, yoksa ruhi bilgiye ulaşmayı engelleyen bir şey olduğu için mi diyelim, tam isim veremem ama insanı geliştiren bir bir şey olmadığı da ortaya çıkacaktır.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

30-03-2014, 21:57
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Aslında radyo bilgisini güzel vermişsin, burada bizim bilgimizin gelecekte kullanılmaması çağdışı kalmasından ziyade, bu günkü metodlarımızın yanlışlığıda söz konusu olacak.
Çağdışılık sadece teknolojik olarak değilde, zihinsel faaliyet olarakta gelecekte farklı olacak.
Daha nasıl denilir bilemiyorum bugünün doğruları, geleceğin yanlışları olacak, bunu herkeste bilecek, artık gerisine kitapların insanları yanlış yöne ittiği için mi diyelim, kafaları bulandırdığı için mi diyelim, yoksa ruhi bilgiye ulaşmayı engelleyen bir şey olduğu için mi diyelim, tam isim veremem ama insanı geliştiren bir bir şey olmadığı da ortaya çıkacaktır.
|
Ben kendimden ornek vereyim. Eski nesil olmama ragmen, kitapyerine bilgi icin interneti tercih ediyorum.
Evde bulunan butun kitaplarin her biri altin degerinde, ama; bakimsizliktan muzdaripler.
Yine fiil olarak yakmak fiili pek bir insan temelli fiil degil.
Bunu soyle aciklayabiliriz.
Yani bir cesit, marxizmdeki devletin komunizm de kendi kendini lav edecegi seklinde.
Yani kitaplar da teknikve bilimsel gelisime bilisim ve bilgi toplumu muracaat fenomeni olmak islevini sonlandiracaklar.
Zaten bilim ve teknigin de cagdasligi bu degil mi?
DVD ler nasil videolarin kullanimini tarihe gomdu ise, ayni sekilde kaset calarlarin tarihe gomulmesai, pilak ve pikaplarin ve de radyolarin oldugu gibi.
Kitaplarda cagin bu gelisimine ayak uyduracak.
Buna en guzel ornek kindle lar (Turkcesini bilmiyorum)
Yani bir kitabin tableti.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

31-03-2014, 02:44
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Gene aynı şeyleri demek istemem, öyle bilmiş bilmiş yazdığıma da bakmayın, sonuçta bu mesele benim için bile, beni ciddi şekilde zorlayan bir meseledir.
Gelecek şöyle böyle olacak demek hiç kolay değildir.
Kitap yakmak konusuda, benim olayı hani nasıl derler bir kurmacam olarakta görebilirsin, bu bana ait kurgudur neticede.
Ama düşünce dediğimiz şey bir üst boyuta çıkınca-ki onada ben ruhi boyut dedim-bildiğimiz bu kitapların bir anlamı kalmayacaktır, ona ayrıca iddia ederim.
Hatta bazı yazılarımda "Harfler ve Rakamların ruhu yoktur" derkende bu anlamsızlığı dile getirmeye çalışmışımdır.
Belkide şu hayata farklı bakışlardır diyede düşünebilirsiniz.
Aynen bende sizin gibi kitap yerine bilgi için interneti tercih ediyorum, eğer bir şey arayacaksam iki kelime arama satırına yazıp, sonuçlarda geziyorum.
Öteki türlü elime kitap alınca 1 sayfa bile okuyamıyorum, artık kitap denilen kağıttan yazılmış şey bende hakikaten anlamını çoktan yitirdi.
Öyle veya böyle bu zamanda yaşadığım için, araştırma için, ilgimi çeken şeyleri netten okuyorum.
Mesela geçenlerde "Suyun ruhu var mıdır" cevabına ilişkin bir araştırma yaptım, belki bu çoklarına uçuk gelebilir, çıkan sonuçlardan kendimce bir çıkarım yaparak, bir tedavi uygulamaya bile başladım.
Hayatın kaynağı suysa, imzam da ki gibi,
"Suyun olduğu yerde Hayat, hayatın olduğu yerdeyse ölüm vardır." düşüncesine, birde hastalık ilave ettim.
Yani hayatın başladığı yerden hastalıklarda başlar sonucu çıktı ki su üzerinde hâlâ bilinmeyen noktalarda varmış onu gördüm, bakalım sonu neye çıkacak.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

31-03-2014, 03:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Gene aynı şeyleri demek istemem, öyle bilmiş bilmiş yazdığıma da bakmayın, sonuçta bu mesele benim için bile, beni ciddi şekilde zorlayan bir meseledir.
Gelecek şöyle böyle olacak demek hiç kolay değildir.
Kitap yakmak konusuda, benim olayı hani nasıl derler bir kurmacam olarakta görebilirsin, bu bana ait kurgudur neticede.
Ama düşünce dediğimiz şey bir üst boyuta çıkınca-ki onada ben ruhi boyut dedim-bildiğimiz bu kitapların bir anlamı kalmayacaktır, ona ayrıca iddia ederim.
Hatta bazı yazılarımda "Harfler ve Rakamların ruhu yoktur" derkende bu anlamsızlığı dile getirmeye çalışmışımdır.
Belkide şu hayata farklı bakışlardır diyede düşünebilirsiniz.
Aynen bende sizin gibi kitap yerine bilgi için interneti tercih ediyorum, eğer bir şey arayacaksam iki kelime arama satırına yazıp, sonuçlarda geziyorum.
Öteki türlü elime kitap alınca 1 sayfa bile okuyamıyorum, artık kitap denilen kağıttan yazılmış şey bende hakikaten anlamını çoktan yitirdi.
Öyle veya böyle bu zamanda yaşadığım için, araştırma için, ilgimi çeken şeyleri netten okuyorum.
Mesela geçenlerde "Suyun ruhu var mıdır" cevabına ilişkin bir araştırma yaptım, belki bu çoklarına uçuk gelebilir, çıkan sonuçlardan kendimce bir çıkarım yaparak, bir tedavi uygulamaya bile başladım.
Hayatın kaynağı suysa, imzam da ki gibi,
"Suyun olduğu yerde Hayat, hayatın olduğu yerdeyse ölüm vardır." düşüncesine, birde hastalık ilave ettim.
Yani hayatın başladığı yerden hastalıklarda başlar sonucu çıktı ki su üzerinde hâlâ bilinmeyen noktalarda varmış onu gördüm, bakalım sonu neye çıkacak.
|
Neden ruh konusunda bu kadar israr ediyorsun?
Sence ruh nedir ve seni varligina inandirmasi neye dayanir.
Eger ruh nefestir, dersen; bak o baska!
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:10 .
|