
17-07-2014, 13:22
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
Dinler ve Ekonomik Sistem Birer Kontrol Aracı mı?
Big Bang - büyük patlamadan sonra ilk oluşan atom hidrojendir. İki hidrojen atomunun birleşmesi ile helyum oluşmuştur. Bir helyum ile hidrojen atomu berilyumu oluşturmuştur. Hidrojen atomunun kendi kendi ile ve oluşturduğu diğer elemenler ile bu şekilde reaksiyona girmesi sonucunda sonunda karbon oluşmuştur. Karbon ve diğer elementler yıldızları, sönen yıldızlar ise gezegenleri oluşturmuştur. Gezegenlerde diğer ve ağır metaller oluşmuş, derken su, yaşam, ve bildiğiniz evrim teorisi. İnsana kadar uzanan bir gelişim, evrim. İnsanda ilk defa bilinçli zeka ortaya çıkmıştır.
Sizce evrimin son noktası biz miyiz, yoksa bu ilk hidrojen atomundan başlayan evrim sürecinde sadece ara bir tür müyüz? İddia odur ki bundan sonraki evrim zihinsel düzeyde olacaktır ki bunu da gözlemlemekteyiz. Yeni nesiller, yeni bebekler giderek zekileşiyor.
Şimdi asıl konuya gelecek olursam, kâinattaki ilk hidrojen atomundan başlayarak devam eden bu gelişim sürecinde bilinçli zekaya sahip insanlığın ortaya çıkmasından sonra "dinler" insanlığın gelişimi sürecinde nasıl bir role sahiptir? Dinler insanlığın ilerleyişine katkı mı sağlamıştır yoksa o ilerleyişi yavaşlatmış mıdır?
Sorunun cevabı nettir. Yahudiler, Tanrılarının kendilerine vadettiği toprakları ele geçirmek adına yüzyıllardır savaşmaktan, kan dökmekten vazgeçmemiştir. Bugün medeniyetin ve özgürlüğün beşiği olan Amerika'nın kurulması kilise baskısından, kilisenin negatif etkisinden kaçan, dünya yuvarlak dedi diye Galileo'yu idam etmek isteyen, cadı avları, şeytan çıkarma ayinleri ile kafayı bozan, "nedensellik Şeytanın fahişesidir" diyerek bilime saldıran kiliseden kaçanların tepkisi ile başarılmıştır. İslâm dünyasının durumu ise zaten ortadadır, daha peygamberi döneminden itibaren önce kafirlerle, sonra diğer din mensuplarıyla şimdi ise kendi iç mezhepleriyle savaşıp durmaktadır. Dünyanın gelişmiş medeniyetlerinden olmak gibi bir kaygıları yoktur.
Hiç düşündünüz mü, eğer bu dinler hiç ortaya çıkmamış olsa idi insanlık bugün hangi durumda olurdu? Dinler kanaatimce insanlığın gelişimini baltalamaktan başka hiçbir amaca hizmet etmemiştir. Kâinatın ilk anından itibaren başlayan gelişim süreci sonunda ortaya çıkan "zêka"'nın daha fazla gelişip, daha fazla kullanılmasını hızlandırabilecek bir etki yerine, bilâkis bu gelişimi yavaşlatıcı, hatta geriletici etki yapmıştır.
Diğer bir konu mevcut ekonomik sistemdir, kapitalizmdir. Tarihin hiçbir döneminde, bugünün elitleri ya da yönetici sınıfları bu kadar zenginliğe ve güce kavuşmamıştır. Ne krallar, ne asiller, ne derebeyleri ne de imparatorlar... Bugün dünya nüfusunun sadece %2'si dünya kaynaklarının yarısına yakınını kontrol etmektedir. Dünyanın geriye kalan %98'i ise bu %2 nin sahip olduğu kaynak kadarıyla yetinmek durumundadır. Dünya nüfusunun %50 sinin günlük geliri 2 dolar ve altındadır. İnsanlık sadece tüketmek için yaşayan ve bu tükettiklerini ödeyebilmek için de ömür boyu borç ödeyen bir yaşama hapsedilmiştir. Her gün kaç reklama maruz kalıyorsunuz hiç saydınız mı? Akşamları evde çeşit çeşit dizi izlemeye, facebook'ta gittiği restaurantın resimlerini ya da selfielerini paylaşarak insanlık "zeka"nın evrim sürecine nasıl katkı sağlayabilir?
Özetle ekonomik sistem ile insanlık köleleştirilmiştir. Emre Yılmaz'ın dediği gibi eski devirlerde kölelerin ücreti baştan peşin ödenirdi, şimdi ise 30 yıl boyunca aylıklar şeklinde ödeniyor. Tek fark bu.
Peki şöyle bir iddia da bulunsam: tarih boyunca insanlığın her zaman sahip olduğu bilgi seviyesinden daha fazlasını bilen bir grup sürekli insanlığı kontrol etmiştir. Yeri geldiğinde insanlığın ilerlemesini sağlayacak buluşların ortaya çıkmasına yol verilmiş, çoğu durumda ise çeşitli sistem ve düzenler kurarak insanlığın gelişimini kontrol altında tutmuşlardır.
(İnsanlığın din ve para sistemi ile nasıl yüzyıllardır kandırıldığına dair fikir edinmek isteyenlere, henüz izelememişler ise Zeitgeist adlı 3 bölümlük belgesel serisini öneririm. )
|

18-07-2014, 00:43
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Dialectics´isimli üyeden Alıntı
Sizce evrimin son noktası biz miyiz.
|
Son noktadan ziyade, noktalardan biriyiz gibime geliyor, kaldı ki bizimde kendi içimizde ki evrimimiz tam olarak netleşmiş değil.
Ölüm denilen bir hadise var ama ötesi karanlık, bu ölüm bir nokta değil virgül ise, evrimi eksik tarif yapmış oluyoruz.
Tasavvufta; " Bir insan önce (cenin) kanla beslenir, kandan kesilince (bebek) sütle beslenir, sütten kesilince (çocuk) lokma ile beslenir, lokmadan kesilince de lokman (ruh) kesilir." diye bir söyleyiş vardır.
Evrim dediğimiz hadise elan hepimizde küçük bir şekliyle oluyor, ama ilerisi yok, yani ruh kısmı yok.
Dialectics´isimli üyeden Alıntı
Hiç düşündünüz mü, eğer bu dinler hiç ortaya çıkmamış olsa idi insanlık bugün hangi durumda olurdu?
|
Durumu çok bilemem ama Şamanilik alır başını yürürdü, onlarda da doğaya veya ruhlara olan saygı düşünülünce, ne bu kadar doğa insan canlı katliamı nede kirlilik gibi durumlar olurdu.
Efendim ne güzel pc başında şıkır şıkır yazıyoruz, sazdan evlerde mi oturacaktıkta denilebilir.
Demeye gerekte yok zaten öyle bir şeyde olmadı, yazamayada gerek olmasa gerek.
Yazınızı çok beğendim, kölelik kısımlarıyla maalesef öyle, elinize sağlık.
Kölelik kalktı deniyor, kölelik kalkar mı hiç.
Köleliğin ismi değişmiş, cismi değişir mi hiç.
Paraya ve güce tapanlar hükmettiği sürece.
Bu kölelik hep var olur, asla yok olmaz hiç.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

18-07-2014, 09:40
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
Yorumlarınız için teşekkürler Felâsife..
Toplumu gözlemledikçe, hangi düşüncelere, fikirlere, davranışlara nasıl sevk edildiğimizi; ne tür alışkanlıkların yaşamımıza kazandırıldığından, ne tür çatışmalara sokulduğumuza kadar incelediğimizde birilerinin, kesinlikle henüz bizim düşünmeyi akıl edemediklerimizi düşünmüş olan birilerinin bizleri yönetmekte ve yönlendirmekte olduğu sonucunu çıkarıyorum.
Ve kanaatim ve bulgularıma göre tarih boyunca bu görevi üstlenmiş olan, insanlığı yönetmek görevini üstlenmiş olan bir gizli örgüt var...
|

18-07-2014, 12:33
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 May 2013
Mesajlar: 899
|
|
Dinlerin ileriyi görüş açıları olmadığı için, belli bir dönemde bir açıdan tutarlı sayılan yanları zaman içinde tamamen takoz görevi görmüş ve insalığın önünü tıkamıştır.
Misyon olarak sabitlenen kurallara değil, sürekli araştıran geliştiren insan-vicdan ve düşünceye odaklı inanç sistemleri adına böyle bir durum yoktur ama onlar Mutlak kanuncu tanrı tasarlamayan dinlerdir.
Evrimin son noktası biz miyiz?
Ben ekstra sorayım, doğal evrim mi? yapay evrim mi?
Zekanın kodlarını hızla çözmeye çalışan insanlık, evrimin basamaklarını tetikçilerini arayan, genetik kodları çözüp bunları hayata geçirmeyi deneyen insanlık, bu şekilde giderse, kendi evrimini tasarlayacak....
|

18-07-2014, 19:04
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
Bundan sonraki evrim zihinsel düzeyde olacaktır. Henüz insanlık yeterli zeka seviyesinde değildir. Beyinin evrimleşirken 3 aşama geçirdiğinden bahsedilir: ilk oluşan beyin sürüngen beynidir (reptilian brain). Bu beynin işlevleri bellidir: savaş, beslen, çiftleş...
Sonrasında duygusallığı başlatan limbik sistem gelişmiştir. En sonunda ise nedenselliği algılayabilen, gerçek anlamda düşünebilen neokorteks bölgesi gelişmiştir.
Ancak malesef günümüz insanlığı içinde neokorteks kısmını kullanabilenler çok azdır. İnsanlığın çoğunluğu sürüngen ve limbik sistemlerin etkisi altında yaşamını devam ettirmektedir.
Neokorteks beynin daha çok kullanıma başlanmasıyla ifade ettiğiniz yapay evrim elbette mümkün olabilecektir. Örneğin kök hücre ile ilgili çalışmalar neticesinde artık kanserli bir organınızın yerine sıfır, yeni doğmuş bir bebeğinki kadar temiz organlar elde edebileceksiniz. Belki de insanlık "ölümsüzlüğü" bile bir gün başaracak.
Ancak benim kafamı kurcalayan başka bir husus var, ki şu halimiz ve zeka seviyemiz ile bunun ufak örneklerini sergileyebiliyoruz: telepati. Kanımca neokorteks geliştikçe çevremizdekilerin düşüncelerini algılamaya başlayacağız ve en nihai noktada belki de onlar gibi hissetmeyi bile başaracağız. Bu ne demektir biliyor musunuz, birine öfkelendiğiniz de öfkelendiğiniz kişinin sizin hakkınızda ne hissettiğini de hissedebileceksiniz, nefret ettiğiniz kişinin size karşı hislerini de hissedebileceksiniz, üzdüğünüz kişinin üzüntüsünü hissedebileceksiniz.. Bu durumda ne kızmak, ne öfkelenmek, ne üzülmek belki mümkün olamayacak... Çünkü üzerken üzülecek, öfkelenirken kendinize de öfkeleneceksiniz vs.
|

18-07-2014, 22:49
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Dialectics´isimli üyeden Alıntı
Bundan sonraki evrim zihinsel düzeyde olacaktır. Henüz insanlık yeterli zeka seviyesinde değildir. Beyinin evrimleşirken 3 aşama geçirdiğinden bahsedilir: ilk oluşan beyin sürüngen beynidir (reptilian brain). Bu beynin işlevleri bellidir: savaş, beslen, çiftleş...
Sonrasında duygusallığı başlatan limbik sistem gelişmiştir. En sonunda ise nedenselliği algılayabilen, gerçek anlamda düşünebilen neokorteks bölgesi gelişmiştir.
Ancak malesef günümüz insanlığı içinde neokorteks kısmını kullanabilenler çok azdır. İnsanlığın çoğunluğu sürüngen ve limbik sistemlerin etkisi altında yaşamını devam ettirmektedir.
Neokorteks beynin daha çok kullanıma başlanmasıyla ifade ettiğiniz yapay evrim elbette mümkün olabilecektir. Örneğin kök hücre ile ilgili çalışmalar neticesinde artık kanserli bir organınızın yerine sıfır, yeni doğmuş bir bebeğinki kadar temiz organlar elde edebileceksiniz. Belki de insanlık "ölümsüzlüğü" bile bir gün başaracak.
Ancak benim kafamı kurcalayan başka bir husus var, ki şu halimiz ve zeka seviyemiz ile bunun ufak örneklerini sergileyebiliyoruz: telepati. Kanımca neokorteks geliştikçe çevremizdekilerin düşüncelerini algılamaya başlayacağız ve en nihai noktada belki de onlar gibi hissetmeyi bile başaracağız. Bu ne demektir biliyor musunuz, birine öfkelendiğiniz de öfkelendiğiniz kişinin sizin hakkınızda ne hissettiğini de hissedebileceksiniz, nefret ettiğiniz kişinin size karşı hislerini de hissedebileceksiniz, üzdüğünüz kişinin üzüntüsünü hissedebileceksiniz.. Bu durumda ne kızmak, ne öfkelenmek, ne üzülmek belki mümkün olamayacak... Çünkü üzerken üzülecek, öfkelenirken kendinize de öfkeleneceksiniz vs.
|
Zihinsel duzeyde olacak olan, evrim degil; devrimdir. Yani kisinin kendi beynini kendi ozgur iradesi ve isteminin bilinci ve farkindaligi ile sorgulayarak; yeni ve gelismis bilinc duzeylerine ve zihinsel insanlasma duzeyine kendi beynini erdirmesidir.
Bunu ben evrensel-insan zihniyeti basliginda aciklamistim.
Kisinin kerndi beynini bilincli olarak yonlendirebilmesinin mumkunlugunun bilimsel adi "neuroplasticy" dir. Yani sinir uyarilarina kisinin etki etmesi.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

18-07-2014, 22:51
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Evet, insanoglunun her turlu duzen ve sistemi; etik ideolojik inancsal ve izmsel olarak toplumu kontrol etme ve yonlendirim altinda tutma aracidir.
Ya gostermelik bir demokrasiye ya da dikta temelli bir iktidar guc ve otoriteye dayanir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

19-07-2014, 07:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Dialectics´isimli üyeden Alıntı
Ve kanaatim ve bulgularıma göre tarih boyunca bu görevi üstlenmiş olan, insanlığı yönetmek görevini üstlenmiş olan bir gizli örgüt var...
|
Aynen bende böyle tasavvufi taraftan bakınca ruhi bir oluşum olduğunu düşüncesindeyim.
Resmen olaylara kişilere müdahale edip, belli bir kanala yönlendirmek için gayret edilmiş.
İnsanoğlu kendi istediği bir yaşam değilde, birilerinin kanalize ettiği yaşamı yaşıyor gibi ki bu birazda demokrasi kavramında ki halkın seçme özgürlüğüdür gibidir.
Birileri seçiyor halk onaylıyor..halk liderini seçmiş oluyor.!
Bununda adı halkın kendi kendini idaresi oluyor..
Açık işte birileri halkı idare ediyor.
Ama öyle kelime oyunları yapılıyor ki halk kendi kendini idare ettiğini sanıyor.
(müthiş bir kandırmaca bu zekayı taktir etmek gerek)
Bu yüzden bize sunulan evrim masalları, din masalları, çoğu durumdada bilim masalları, helede bunların bir biriyle çatışması, insanlığın suni gündeminden başka bir şey değildir.
Bir şey insanoğlunun "iyi" olmasını istemiyor.
Yada bu kötülüklerden "iyiyi" kim çıkartabilecek, bunun ortamı sağlanması için, sürekli gaz verip ortalık toz duman içinde bırakılıyor.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

19-09-2014, 03:08
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Dinler ve ekonomik sistemler antik caglardan beri elverisli araclardir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:37 .
|