AB-D'nin aynı anda yürüttüğü
"Yeşil Kuşak" ile
"Türk-İslam Sentezi" projesinin ilk büyük eylemedir.
Dün bu konuda kafamıza vura vura zorla kabul ettirmeye çalışıyorlardı, bugün ise rahat rahat konuşabiliyoruz. Aradaki tek fark bu!
Kimse yanlış anlamasın: AB-D'nin şımarttığı bu iki çocuk dün de terörize idi, bugünde. Ama artık onlara doğrudan karşılık verme imkanımız var!
BU TARİH SİZİN!
İslamcı literatürden
“zulüm” kelimesi hiç eksik olmamıştır. Ama zulme karşı ciddi, tutarlı bir mücadelelerine de rastlanmamıştır. Tersine, zulmedenlerin safında daha çok rastlarız onlara.
6-7 Eylül Olayları; 1960 öncesinde islamcıların faşistlerle birlikte kontrgerillanın provokasyonlarında kullanıldığı en önemli olaylardan biri Ermeni, Rum ve Yahudilere ait binlerce ev, işyeri ve kliselerin yağmalandığı, yakılıp yıkıldığı, cinayetlerin işlendiği 1955’teki 6-7 Eylül olaylarıdır.
Kontrgerillanın, Mustafa Kemal’in Selanik’teki evini iki MİT işbirlikçisine bombalatıp ardından burjuva basını da kullanarak yaptığı kırşkırtmalarla başlattığı bu saldırılar sonucunda onbinlerce Rum, Ermeni ve Yahudi doğup büyüdükleri vatanlarını terkederek yurtdışına göçmek zorunda kaldı. Geride bıraktıkları mal, mülk, işyerleri ise gaspedildi.
O günlerde Özel Harp Dairesi’nde çalışan ve daha sonra MGK Genel Sekreterli yapan Sabri Yirmibeşoğlu, emekli olduktan sonra gazeteci Fatih Güllapoğlu ile yaptığı bir görüşmede “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı” diyerek 6-7 Eylül olaylarını kontrgerillanın planladığını itiraf etmiştir. (Tanksız, Topsuz Harekat, Fatih Güllapoğlu)
Tecavüzcü Çoşkun bunların yanında melek gibi kalır!