Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-09-2014, 08:52
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart Herşeyi Bilen Son Adam...

Bundan yaklaşık 300 yıl kadar önce bir insan dünya ve evren hakkında bilinen her şeyi kısa ömründe okuyup öğrenebiliyordu. "Her şeyi bilen son adam" (The Last Man Who Knew Everything) ibaresi de aslında zamanında pek çok alanda bilgi sahibi olan, ya da o zamanda bilinebilecek herşeyi bilen kişiler için kullanılıyor.

Son 10 yılda insanlığın bilgisi ikiye katlanmış. Yani 10 yıl önce, insanlık bugün bildiğinin sadece yarısını biliyormuş. Amerikan Eğitim Enstitüsünün tahminine göre 2-3 yıl içinde şu anki mevcut bilgimiz tekrar ikiye katlanacakmış.

Bu açılardan bakınca insanlığın eksponansiyel ya da başka bir deyişle giderek ivmelenerek artan bir bilgi artışı var. Bu bilgi artışına, bu gelişime karşı dinler ayakta durabilecek mi?

Foruma sürekli yeni arkadaşlar katılıyor, zihinlerini kitlendikleri din hapishanelerinden nasıl kurtardıklarının hikâyelerini anlatıyorlar. Beklentim, bu tip hikâyeler paylaşanların oranlarının giderek artması. Mevcut dinler artık insanlığın sorularına yanıt veremiyor...

Bugün her yeni gün artan bilgilerimiz sayesinde karşımıza konulan her şeyi sorguluyoruz. Bugün bir insanın dünya hakkındaki her şeyi(fizik, biyoloji, kimya, matematik, tarih, edebiyat, coğrafya, tıp, mühendislik, astronomi, bilgisayar vb.) öğrenebilmesi pratik olarak imkânsız.

Bundan 300 sene önce herşeyi öğrenebilecek kadar az bilginin olduğu bir dünyanın bundan 1400, 2000 ve 2500 sene önceki bilgi dağarcığı ne kadardı?

Birisi demiş ki: "Nasıl ki biz binlerce yıl önceye bakıp da ateşe, güneşe, gökyüzüne tapanları yadırgıyorsak, bizden sonraki nesillerde bizim taptıklarımıza bakarak bizleri yadırgayacak"

Sizce insanlık "dinlerden özgürleştiğinde" nasıl bir dünya oluşacak? Bu gezegende ve belki de 2023te koloni gönderilecek Mars'ta nasıl medeniyetler inşa edeceğiz? İnsanlığın "altın çağ"ı dinler tarihe gömüldüğünde mi başlayacak?

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-09-2014, 11:11
errata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
errata errata isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
Standart

Adam gibi medeniyet kurmak, altın çağı yakalamak...
Bunlar yalnızca dinlerden kurtularak olmaz.

İnsan beyinlerinin sorgusuz sualsiz kabul ettiği ve uğruna adam öldürülen tüm olguların birgün "ahmakça" olduğu algılandığında medeniyetler büyük ihtimalle yükselişe geçecektir.

Irkçılık, kişi kültü, dincilik, sınıfçılık, hemşericilik...

Dinin yaptığı şey, pek çok benzerinde olduğu gibi insanı sorgulamadan bir şeylere ikna etmeye çalışması. Bu ikna etmeye çalıştığı şeyler dünyanın en iyi, en gerekli şeyleri bile olsa sorgulamaya izin vermediği için bir müddet sonra değişim geçirerek abuk sabuk noktalara vardırılabiliyor.

Dinlerin sorunu değişemiyor oluşlarında. En nihayetinde hepsi insan yapısı olduğundan ilk çıktığı devirde zamanın gereklerini karşılayabilen çokça din var. Ancak bir müddet sonra sabit ahlak modelleri, birilerini birilerine ille de kul etme zorunlulukları yüzünden aynı yerde saymaya başlayıp insanlığa dert olmaya başlıyorlar. Başı "semavi" dinler çekiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-09-2014, 15:54
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Cok guzel ozetlemis Kapitan, insani kendine bile tutsak kilan, tarafli yapan ogeleri.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-09-2014, 16:00
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

Dediğiniz gibi "dinler" aslında benim kanımca da çok daha büyük bir "kontrol sistemi"nin birer aracı.

Bu kontrol sisteminin diğer araçları da kapitalist ekonomik düzen ve de mevcut demokratik yönetimler.

Bu 3 sistem bir harmoni içerisinde çalışarak insanlığın beyinlerini, hayallerini, amaçlarını, ideallerini şekillendiriyor.

Fight Club- Dövüş Kulübünde çok manidar bir söz vardır:
"Dergilere bakarak ne tür bir yemek takımının beni bir birey olarak en iyi tanımlayacağını merak ediyordum" der. Yani hayallerimiz, kişiliğimiz, zevklerimiz dahi "tüketici" kültürüne endekslenmiştir. İşimize yaramayan hırdavatlar alıp borçlarını ödemeye çalışmakla ömürler geçmektedir.

Demokrasi ve kapitalizm beraber elele; insanlığın %2sinin dünya kaynaklarının %50sini kontrol etmesine olanak tanımıştır. Bugün dünya nüfususunun yarısının günlük kazancı 2 dolar ve altında iken, bazı seçkin aileler her yıl zenginliklerini kendi soylarından gelen bir nesili daha sınırsız lüks içinde yaşatacak kadar arttırmaktadır.

Demokrasi, sözde eşitlik sistemidir, ama tıpkı George Orwell'in dediği gibi "herkes eşittir ama bazıları daha eşit". Bir gecekondu mahallesinde doğup, ne dershaneye gitmeye, ne özel okula yazılmaya, ne bilgisayar almaya gücü yetmeyen bireylerin kalkıp da yarının o seçkin elitleri arasına girmeleri ihtimali sayısalda büyük ikramiyeyi tutturma ihtimaliniz ile aynıdır: yani sıfıra yakın.

Söylemeye gerek yok ama burada hepimizin bildiği gibi demokrasi sadece sisteme hizmet edecek, sistemi koruyacak kişileri seçtirtir halka. Halkın kendi temsilcisini filan seçtiği yoktur. Halka kendi özgür tercihini kullandığı ilizyonu ile aslında kimin ülkeyi yöneteceği dayattırılır.

Halkın %10u işsizken, nüfusun çoğunluğu yoksulluk sınırının altında kazanıyorken, açlıktan bu ülkede birileri ölüyorken biz spor kompleksleri yaparız, lüks rezidanslar yaparız, zaten o uçaklara hiç binecek parası olmayanları kandırsın diye havalanları yaparız ama kalkıp da eğitimi ücretsiz hale getirmek, istihdam yaratmak, tarımı bitirip vatandaşı maden ocaklarına mecbur etmek yerine onlara bir zanaat öğretmek vb. gibi politikalar üretmeyiz. Halk ne kadar cahilse ve ne kadar paraya muhtaç ise o kadar kolay kandırılır ve yönetilir çünkü. Formül basit.

Demokrasinin yerini meritokrasi almalıdır. En çok seçim yatırımı yapmaya gücü yeten değil, konusunda en bilgililer, en yetenekliler yönetici olmalıdır. Miras sistemi kalkmalıdır. Aile şirketlerinin hanedanlıkları, %2nin dünyayı kontrolü başka türlü sona ermez. Herkes eşit şartlarda sıfırdan hayata başlamalı, kim ne kadar çabalamışsa o kadar yükselmelidir. Öldüğünde de mirası devlete ya da başka hayır kurumlarına kalmalıdır. Böylece doğuştan gelen adaletsizlikler son bulacaktır...

Dinler ise tıpkı Napolyonun dediği gibi "Fakirler zenginlere saldırmasın" diye vardır.

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-09-2014, 21:00
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu açılardan bakınca insanlığın eksponansiyel ya da başka bir deyişle giderek ivmelenerek artan bir bilgi artışı var. Bu bilgi artışına, bu gelişime karşı dinler ayakta durabilecek mi?
Bence soru eksik gibi, bilimde ayakta durabilecek mi? veya ne ayakta durabilecek olmalıydı soru bence.

Zira bilgi artıkça beraberinde bilgi kirliği de artacaktır, neticede bilgi dediğimiz şey sâf bir şey değil, içinde yanlışları da olan bir şeydir.
O yüzden gelecekte kafası karışık insanlar daha çok olacaktır derim.

Mesela bu forumda bile 13-15 yaşında ki kişiler lütfen yardım edin, hepsini denedim ama kafam iyice karıştı vs. konular açıyorlar.
Bu bilginin çoğalmasıyla alakalı bir şey, bilgi çoğaldıkça ona ulaşmakta daha kolay olur, kolay oldukça da bilgi kirliliği dediğimiz girdap ona takılanları yutar.

Bir insan bilgiye veya her ne ise ona, kolay ulaşıyorsa o aslında önemsiz bir şeydir.
Tok bir insana ekmek verin çöpe atar, ama aç insana verin o yer.

Bu yüzden gelecekteki bilgi artışı olayı daha kaotik bir hale getirecektir.

Geçmişte dinlerin çıkışı için, şehirleşen insanları daha iyi kontrol etmek için çıktığını, bir yerlerde okumuştum.
Bu kadar kalabalıklaşan insanoğlunu gelecekte dinlerde zapt edemeyeceğine göre, bilim, dinlerden alacağı kontrol bayrağını ileriye taşımak için ideal görünüyor.
Zaten fişlemek, izlemek, bombalamak, korkutmak gibi pek çok alanda başarıyla da kullanıyor bilim dediğimiz şey.
Velhasıl geleceğin ağır topu bilim olacak görünüyor, gerçi bugün de öyle ama insan elinin değdiği herşey gibi onuda kendine yontacaktır.

Şu internet bile esasında askeri bir teknoloji, askeri birlikler arasında ki iletişimin sağlanması için tasarlanmıştır.

Bir kaç yüzyıllık bir gelecekten çok umutlu değilim ama çok daha ileri zamanlar için, olumlu düşüncelerimde vardır.
Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Birisi demiş ki: "Nasıl ki biz binlerce yıl önceye bakıp da ateşe, güneşe, gökyüzüne tapanları yadırgıyorsak, bizden sonraki nesillerde bizim taptıklarımıza bakarak bizleri yadırgayacak"
Bende benzeri bir şeyi; "Geçmişteki insanları nasıl yargılamışsak, gelecekteki insanlar da bizi öyle yargılayacaktır.
O yüzden şuan bir yanlışın tamda ortasında duruyoruz, geçmişteki insanların durduğu gibi...
" diyorum zaten katılırım o söze.
Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sizce insanlık "dinlerden özgürleştiğinde" nasıl bir dünya oluşacak?
Geçmişte İnsanoğlu din üstüne din icat etmiş, geçmiş böyleyken gelecekte insanları dinlerden özgürleştirmek bana çok gerçekçi gelmedi.
Neticede geleceğin insanları geçmişin torunlarıysa, genler çekecektir.
Yani onlarda din icat edebileceklerdir. (potansiyel mevcut)

Zaten her icat olunan din de eskilerini hükümsüz, geçersiz, çağ dışı ilan etmek için uğraşmadı mı? onların üstüne basarak yükselmedi mi?
O yüzden gelecek bu anlamda geçmişten çok farklı işlemeyecektir, değil mi ki işin içinde insan var, aynı film bir şekilde devam edecektir.


Sevgiler

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-09-2014, 21:31
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bilgiyi bilmek" temelli bir eylemin; "neyin bilgisini bilmek" ve neye gore ve nasil bilmek" olarak iki farkli algisi vardir.

Ayrica bilginin bilinmesi kendi basina bir son degildir. Cunku bilgi ayni zamanda, cagdaslanan, yenilenen, degisen ve gelisen bir anlam ve icerige sahiptir.

Ayrica her bir bilginin "bilinebilirligi" iki farkli mantik temelindedir.

Birincisi "abductive" denilen " ...e gore mana ve anlam cikarma" mantigi, digeri "analoji" denilen, pragmatist yanasimdir.

Iste bu temelde hic bir bilgi bilinir degildir. Cunku "bilmek" algisi, bilenin hem neyi ne kadar bildigi hem de bilenin, neyi nasil ve neye dayanarak bildigi" olarak degiskendir.

Modern dil devriminden once, her seyin bir cesit belirli bir tanimi, tarifi anlam ve icerigi vardi ve "budur/degildir" temelli bir determinism ve monism hakimdi.

Halbuki dil devrimi, hic bir seyin taniminin tarifinin determinist ve moinist olmadigini, sadece algiya, mana ve anlam cikarimina ve pragmatisizme gore; degisebildigini ortaya koydu.

O yuzden ne "bilinir" olarak, herhangibir seyin herseyini ortaya koymak mumkundur; ne de "bilinir" olarak bir seyi bildigini iddia etmek mumkundur.

Soyle bir ornek verelim.

Aslinda bilginin ne oldugunun algisini en guzel su iki soz dile getirir.

"Bildigim bir sey varsa, hic bir sey bilmedigimdir"

"Ben her zaman babamdan "ileri" oglumdan "geriyim"

Bu iki soylem, aslinda bilginin daimi yenilenen ve degisen bir olgu oldugunun da en guzel delilidir.

Ayrica her turlu bilgiye yanasim konusu da onemlidir.

Cunku bilgui paylasimi, bir "bilgiclik taslama" degildir, aksine her bilgi paylasanin, biri birinin bilgisinden ogrenecegi yeni bilgiler mevcuttur.

Yeterki beynimizi, bilgiye kapatmayalim.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10-09-2014, 22:34
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
O yuzden ne "bilinir" olarak, herhangibir seyin herseyini ortaya koymak mumkundur; ne de "bilinir" olarak bir seyi bildigini iddia etmek mumkundur.
Bu bence de böyledir de, bunun böyle olduğunun bilincinde kaç kişi olabilir ki?
Helede iyice kirlenmiş bilgiler arasında bu söz kendine ne kadar yer bulabilir ki?
İnsanlar sen de ben de aslında "hiç bilmediğimiz" "bilemeyeceğimiz" şeyler konusun da tartışıyoruz, gel seninle tartışmak yerine hasbıhal edelim, sohbet edelim, kaynaşalım, bir birimizi tanıyalım vs. vs. desinler.

Zaten ortada bilgi yoksa sorunda yoktur aslında.

Soyle bir ornek verelim.

Aslinda bilginin ne oldugunun algisini en guzel su iki soz dile getirir.

"Bildigim bir sey varsa, hic bir sey bilmedigimdir"

"Ben her zaman babamdan "ileri" oglumdan "geriyim"
Eyvallah.

Yeterki beynimizi, bilgiye kapatmayalim.
Kim bilir belkide kapatmak gerekiyor ama beyninde bir şalteri yok ki nasıl kapatılsın, helede bu zamanda.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10-09-2014, 22:46
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu bence de böyledir de, bunun böyle olduğunun bilincinde kaç kişi olabilir ki?
Helede iyice kirlenmiş bilgiler arasında bu söz kendine ne kadar yer bulabilir ki?
İnsanlar sen de ben de aslında "hiç bilmediğimiz" "bilemeyeceğimiz" şeyler konusun da tartışıyoruz, gel seninle tartışmak yerine hasbıhal edelim, sohbet edelim, kaynaşalım, bir birimizi tanıyalım vs. vs. desinler.

Zaten ortada bilgi yoksa sorunda yoktur aslında.
Bilgi yoksa insanoglu da yoktur.

Eyvallah.


Kim bilir belkide kapatmak gerekiyor ama beyninde bir şalteri yok ki nasıl kapatılsın, helede bu zamanda.
Bunun icin caba harcamayagerek yok. Zaten bilgiye beynin kapali olup olmadigi, gozlem verir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10-09-2014, 23:26
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilgi yoksa insanoglu da yoktur.
Varlığı böyle birşeyse, yokluğunu elbette tercih ederim.

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunun icin caba harcamaya gerek yok. Zaten bilgiye beynin kapali olup olmadigi, gozlem verir.
İçsel dinamikler de var ama bilgi kullanmayı bilmeyince tehlikedir.

Hatırlarsan tasavvufta Tanrı olmakta var demiştim, şimdi bir insana bu bilgiyi ver bakalım, sonrada gözle o insanı...

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10-09-2014, 23:31
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Varlığı böyle birşeyse, yokluğunu elbette tercih ederim.
Insanoglu Varliginin boyle olmasi ve kendi dahil, varligi boyle algilamasi; kendi yapilandirilmisliginin yapi ve isleyisinin sorunudur. Cunku henuz zihinsel/davranissal olarak insanlasamamistir. Yani zihinsel devriminin bilincinde degildir.

İçsel dinamikler de var ama bilgi kullanmayı bilmeyince tehlikedir.

Hatırlarsan tasavvufta Tanrı olmakta var demiştim, şimdi bir insana bu bilgiyi ver bakalım, sonrada gözle o insanı...
Sen de hatirlarsan, insanoglunu bekleyen en buyuk tehlikenin; "bilincli olarak kendini tanrilastirmasi olmasi oldugunu" soylemistim.

Iste insanlasan zihin ile tanrilasan zihin farki; insanoglu ile insan farkidir.

Ayrica senin ya da bir baskasinin bu bilgiyi vermesine gerek yok.Bencillesen ve canavarlasan insanoglu zihninin zaten bu son duragidir.

Bugun emperyalist zihniyet, zaten tanriyi oynamaktadir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Akıl Herşeyi Kavrayamaz hb2005 İslam 20 04-02-2018 06:38
Allah herşeyi bilir mi bilmez mi? Ölümüne kapışır... mustafakemallerolmez İslam 25 29-03-2013 13:21
Allah herşeyi yapabiliyor mu ? OffSpring İslam 11 24-05-2011 08:48
Allah herşeyi bilmiyor mu ? tewderi İslam 66 04-09-2008 22:23
Herşeyi başından belli bir oyunu kim oynamak isterki keskin İslam 1 16-05-2005 23:27

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:31 .