
21-09-2014, 17:42
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Şakk-ı Kamer Hadisesindeki Tutarsızlıklar
İslam tarihi ve kuran "Muhammed'in ne kadar mükemmel bir varlık olduğu" konulu pek çok anlatıyı barındırır. Alemlerin Muhammed'in yüzü suyu hürmetine yaratılmış olması inancı bu iddiayı destekler niteliktedir(Risalelerde geçmektedir). Ancak ilk yaratılan insanın Muhammed olmaması, meleklerin ona değil Adem'e secde etmiş olması, Dünyaya geldiği dönemin aman aman bir dönem olmak şöyle dursun cehaletin her köşeyi tutmuşmul olması ya da aydınlanmanın kendisinden ç.ok sonraki dönemlerde başlamış olması gibi temel mantıksal sorunları bile aşamamış bir var oluşun bu iddiayı karşılayabilir nitelikte olamayacağı açıktır.
Konumuz bu olmadığı için bu gibi soyut kavramları bir kenara bırakarak, bu yazıda Muhammed'in en büyük Mucizesi olan "Ayın 2'ye bölünmesi" konusu üzerine eğileceğim. Esasında Muhammed'in en büyük mucizesinin yazmış olduğu Kuran olduğu yönünde yaygın bir söylenti olduğu hepimiz tarafından bilinmekte. Ancak bunun çok zayıf bir iddia olduğu, sorulan ciddi sorulara yuvarlak, öznel cevaplardan fazlasını getiremediğini göz önünde bulundurulduğunda rahatlıkla görülecektir. Bu bakımdan, ayın yarıldığı yönündeki iddia daha incelemeye değerdir.
Öncelikle neden böyle bir mucize iddiasının ortaya atıldığı konusu üzerine bir iki cümle ile fikir belirtmek istiyorum. Yukarıda Muhammed'in ne kadar süper olduğunu kanıtlamak için aktarmış olduğum risale alıntısını ya da ayetlerde ve hadislerde Muhammed'in kendisini övmesini düşünürsek, sürekli bir üztün olma düşüncesinin islam içerisinde kendisine yer edindiğini anlarız. Bu bakımdan, Musa dağa çıkıp, İsa suda yürüdüyse Muhammed'in Allah'ın katına çıkması gerekir(Necm 13-18). İbrahim şeytanı taşladıysa Muhammed'in elinden tutup direğe bağlaması gerekir. Diğer tüm peygamberler fakirse onun zengin olması gerekiyor vs. vs. vs.
Gelelim ayın 2'ye ayrılması (Şakk-ı Kamer) meselesine. Konuyu islami kaynaklardan özetlersek:
Ayın ikiye ayrılması mucizesinin Medine'ye hicretten önce Kureyş müşriklerinin istekleri üzerine -Yüce Allah'ın izniyle- Peygamberimiz (asm) tarafından gösterildiği Enes b. Malik, Hz. Ali, Huzeyfe b. Yeman, Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr b. Âs, Cübeyr b. Mut'im[9] (r.anhum ecmain) gibi pek çok sahabeden nakledilmiştir.
Kureyş müşriklerinden, Velid b. Mugîre, Ebu Cehil, Âs b. Vâil, Âs b. Hişam, Esved b. Abdi Yağus, Esved b. Muttalib, Zem'a b. Esved, Nadr b. Haris ve daha başkaları, Peygamberimiz'e (asm):
"Eğersen gerçekten peygambersen, bize Kameri (Ayı), yarısı Ebu Kubeys dağı, yarısı da Kuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere ikiye ayır!" dediler.
Peygamberimiz (asm):
"Eğer bunu yaparsam iman eder misiniz?" diye sordu.
Müşrikler:
"Evet! İman ederiz." dediler.
Ayın bedir, yani dolunay olduğu, iyice göründüğü gece, Peygamberimiz (asm), müşriklerin istedikleri şeyi kendisine vermesini, Yüce Allah'tan diledi.
Cebrail (a.s.) inip, Allah'ın duasını kabul ettiğini O'na (asm) duyurunca, O da Mekkelilere haber verdi. Müşrikler Ayın on dördüncü gecesinde, Ayın ikiye ayrıldığını gördüler! (KAYNAK)
Konunun kısaca anlatımı bu şekilde. Tabi bu bilimsel(!) müslümanlarımız tarafından diyanet kaynaklı olmadığı için reddedilebilir. Ancak diyanet işleri başkanı Görmez'in 17 Nisan 2013 tarihli Adıyaman konuşması kendilerini yalanlayacağı için bu konuya hiç girmemeleri daha uygun olacaktır. (KAYNAK)

Böyle bir olayın, sadece o sırada Muhammed'in etrafında bulunanlar tarafından görülmüş olması ve bunu destekler nitelikte hiç bir tarihi, astronomik kaydın bulunmaması, iddianın güvenilirliğini büyük ölçüde sarsmakta ve salt bir inanç olmaktan ileriye götürememektedir. Buna karşın, Müslümanlar, böyle bir olayın meydana geldiğini kesin şekilde kabul etmekle birlikte, sözü edilen sorunları betaraf etmek için pek çok bahane uydurmaktadırlar. Örneğin, neden tarihi kayırlarda yeri olmadığı konusunda;
Halbuki bu hadise gece olmuştur, dolayısıyla dünyanın diğer yarısı gündüz olduğundan görünmemesi gayet normaldir. Ayrıca o dönemde cehaleti ve vahşilikleriyle ünlü olan Avrupa ülkelerinin tarihinde olmaması da gayet normaldir. Farklı yerlerde de sis ve bulut gibi farklı engeller görünmemesine sebep olmuş olabilir. Böyle bir hadise bazı fertler tarafından görülse de gözlerine inanamaz ve bu hadiseye birisi tanık olsa bile insanları inandıramaz ve tarihlere geçemez.
Gibi bir açıklama geliştirmişler. Yukarıdaki iddiaları teker teken cevaplandıracak olursak:
1) Gözlemsel Açıdan Kanıt Bulunmaması:
Adı geçen dönem içinde Avrupa'da siyasal karmaşanın yaşandığı bir gerçek olmakla birlikte, bölgede yaşayan herkesin bu curcunaya dahil olduğunu düşünmek ve başka bir işle ilgilenmediklerini sanmak büyük bir yanılgı olacaktır. Özellikle batıl inançların yaygın olduğu ve gök cisimlerinin sürekli olarak gözlemlendiği bir devirde gerçekçi bir yaklaşım olmaktan uzaktır. Bunun yanında, dolunayın olduğu bir gecede ayın ortadan kaybolup etrafın karanlığa boğulduğunu fark etmek için bir dahi olmaya da gerek yoktur. Bu bakımdan Avrupa için getirilen önerme mantıklı değildir.
Bir diğer konu, dönemin astronomi konusunda atılımlar geliştirmiş olan bir diğer uygarlığı "Hindistan"ın bölgenin yakınında bulunması. Özellikle 628 yılında Hintli matematikçi Brahmagupta'nın çeşitli gezegenlerin konumları ve hareketleri hakkında hesaplamalar geliştirmiş olması, güneş ve ay tutulmaları hakkında hesaplamalar yapmış olması, böyle bir olayın gözden atlanmış olabileceği ihtimalini tamamıyla gerçek dışı kılmaktadır.
2) Bilimsel Etkilerinin Göz Ardı Edilmesi
Bugün, ayın dünya üzerindeki etkisi daha ilkokul çağında anlatılmaktadır. Bunlardan en çok bilineni gel-git olayları olmakla birlikte liste; dünyanın hızı, yörüngesi, rüzgarlar… gibi uzayıp gider. Bunun yanında, koca gir gök cisminin bulunduğu yerden kalkıp da yeryüzüne 2 parça halinde inmesi meselesi var ki bahsettiğimiz gök cismi dünyanın 1/50'si ebatlarında ve haylice cüsseli bir cisim. Sanırım yakında ya da uzakta bunun da gözden kaçması gibi bir durum pek mantıklı değildir.
Kısaca özetlersek, icat ettiği dine kendisini fazlaca kaptırmış bir adam, böbürlenmeyi ve kendinden öncekilerden daha büyük olmayı öylesine kafaya takmıştır ki, gökyüzünde gördüğü bir cismi, gördüğü büyüklükte sanarak onu bir dağın iki yanına ikiye bölmek sureti ile indirdiğini iddia etmiştir. İşin acı tarafı ise bu olaya değinen hiçbir kayıt olmamasına ve bilimsel olarak imkansızlığına karşı, yaklaşık 1 milyar insan bu olaya inanmaktadır.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:29 .
|