Maymunla insan anatomileri arasındaki farkların çoğunun organizmanın çeşitli organlarının büyüme hızını yöneten birkaç gen'den kaynaklandığı söylenebilir. Öyleyse, iki tür arasındaki farklar belki de ilk bakışta sandığımız ölçüde büyük değildir. Bu olasılık, maymunlarla akrabalığımızı en sağlam biçimde kanıtlayan moleküler biyolojinin son otuz yılda sağladığı verilerle büyük ölçüde pekiştirilmiştir. Özellikle moleküler genetik'e kısa bir bakış bu verileri anlamamızı kolaylaştıracaktır. Genlerin birçoğu protein oluşturmaya yönelik kodlanmış bilgi içerir. Proteinler yirmi kadar değişik amino-asiti içine alan doğrusal zincirlerdir. Bir proteinde ortalama 1500 DNA nükleotide karşılık 500 amino-asit vardır. Bu, bir proteinin ne kadar çok mutasyona olanaklı olduğunu gösterir. Canlı dünyada herhangi iki türe ait bir proteindeki amino-asit farklarının sayısı, o iki türün genetik olarak ne denli farklı olduğunu gösteren iyi bir ölçektir. Genellikle, bu şekilde ölçülen genetik fark, söz konusu türlerin ortak atalarından bu yana geçen süreyle orantılıdır. Örneğin, değişik memelilerin, sürüngenlerle karşılaştırıldığında, sürüngenlerden çok birbirine, balıklarla karşılaştırıldığında balıklardan çok sürüngenlere benzediğini biliyoruz. Evrimin geçirdiği uzun dönemler göz önüne alındığında, DNA'daki ortalama değişme hızının aşağı yukan sabit kaldığı söylenebilir. Buna bakarak, biyologların çoğu, protein ya da DNA'daki farkların, karşılaştırılan türlerin ortak atadan ne zaman ayrıldıklarını gösteren bir tür «saat» olarak kullanılabileceğine inanmaktadır. Maymun ve insan proteinlerinin yakın benzerliği hayret verici ölçüdedir. Örneğin, «hemoglobin» dediğimiz kanda oksijen taşıyan protein, hem insan hem maymunlarda aynı düzende 287 amino-asit içermektedir. Oysa iki ayrı kurbağa türünde bile hemoglobin tam 29 amino-asit fark göstermektedir. Buna karşılık, bir kas proteini olan mioglobindeki 153 amino-asitten yalnızca bir tanesinde insanla şempanze farklıdır. Biyo-kimyagerlerin 12 çeşit protein üzerinde yaptıkları bir araştırmada insanla şempanzenin her 1.000 amino-asitten ortalama 7 tanesinde farklı olduğu saptanmıştır. Protein ve DNA'dan sağlanan veriler insanla maymunların genetik olarak birbirine benzerliğinin, dış görünümlerinde özdeş olan bazı meyve sinek türlerinin ya da farelerin kendi aralarındaki benzerlikten daha büyük olduğunu göstermektedir. Bu benzerlik o denli büyüktür ki, insanla maymunun ortak kökten ayrılışlarının beş milyon yıldan daha gerilere uzanmadığı hesaplanmıştır.
Soru 52: Kromozomlardan ne öğreniyoruz?
İnsan ile maymun arasındaki yakın benzerliği genleri taşıyan kromozomlar da açığa vurmaktadır. Şempanzede 24, insanda 23 çift kromozom vardır. Kromozomlar çok sayıda ince koyu renk çizgilerle işaretlidir. Bu da, iki türdeki kromozomların karşılaştırılmasına olanak vermektedir, incelemeler iki tür arasındaki farkların yalnızca kromozomların belli bölümlerinin düzenlenmesinde, bir de iki şempanze kromozomunun insanda tek kromozom olarak kaynaşmış olmasında ortaya çıktığını göstermiştir. Bu gibi farklar, örneğin, farelerin yakın türleri arasındaki farklarla karşılaştırıldığında son derece önemsiz kalmaktadır. Görülüyor ki, fosillerin sağladığı kanıtları bir yana bıraksak bile, maymunlarla kalıtsal yakınlığımızı doğrulayan pek çok kanıt vardır. Ne var ki, son otuz yıl içinde insanın evrimine ilişkin bilgimizi büyük ölçüde artıran paleontolojik bulguları bir yana itemeyiz. Fosil kanıtlarına geçmeden bir iki noktanın aydınlatılması gerekir. Türlerin evriminde «ortak» diyebileceğimiz ne gibi durumlar vardır? Belirtilmesi gereken ilk nokta, aynı tür içinde değişik toplulukların her birinde zamanla birtakım varyasyonların ortaya çıkabileceğidir. İkinci nokta, değişik özelliklerin evrimleşme hızı değişik olabilir; üstelik bu evrimleşme, çevresel koşullara göre, türün bir topluluğunda ortaya çıkarken öbürlerinde görülmeyebilir. Bu nedenle bazı topluluklarda yeni özellikler oluşurken, diğer topluluklar «ilkel» formlarıyla kalabilir. Dahası, evrim belli bir hedefe yönelik, kaçınılmaz bir ilerleme olmadığından «ters» bir yön de alabilir. Üçüncü nokta, evrimin değişmez, kararlı bir hızla ilerleme gereğinin olmadığına ilişkindir; kimi zaman daha hızlı, kimi zaman daha yavaş yürüyebilir. Son olarak, ortak bir atadan kaynaklanan türlerden bazıları varlıklarını koruyup evrimleşirken, diğer bazıları yok olup ortadan çekilebilir. Öyleyse, bulunan her hominid fosilin bugünkü insana ulaşan çizginin üzerinde olduğu ileri sürülemez. Ama gene de yeterli kanıt toplandığında modern insandan maymun benzeri atalarımıza uzanan çizgiyi tümüyle belirlemek olanaksız değildir.
http://www.turandursun.com/modules.p...howpage&pid=46