
14-02-2007, 22:56
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Nov 2006
Mesajlar: 305
|
|
unutmayalım unutturmayalım
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ
SAVAŞÇISI
ULAŞ BARDAKÇI
1947 / Hacıbektaş - 19 ŞUBAT 1972 / İstanbul
1947 yılında Hacıbektaş'da doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra ODTÜ'ye girdi ve burada devrimci düşüncelerle tanıştı. Revizyonizmin ve oportünizmin egemen olduğu bir dönemde, Marksizm-Leninizmin devrimci çizgisini benimsedi. Dev-Genç'in oluşumunda etkin bir biçimde yer aldı. 1970 sonlarında Mahir Çayan yoldaşla birlikte tüm oportünist ve revizyonistlerle olan her türlü bağların kesilmesi ve THKP-C'nin kurulması çalışmalarında etkin bi-çimde yer aldı. THKP-C'nin ilk silahlı eylemlerinde yer aldı. Mayıs 1971 yılında E. Elrom'un kaçırılması üzerine başlatılan "Balyoz Harekâtı" sırasında esir düştü. Kasım 1971'de askeri cezaevinden firar eden beş devrimciden biriydi. THKP-C saflarındaki sağ-sapmanın tasfiyesi ve Öncü Savaşının sürdürülmesi düzeyinde İstanbul'da çalışmayı sürdürdü. 19 Şubat 1972 günü kaldığı ev oligarşinin zor güçlerince kuşatıldı. Ulaş yoldaş, düşmana karşı son kurşununa kadar savaşma kararlılığıyla çatışmaya girişti. Ve sabaha karşı katledilmiştir.
* * * *"Ulaş Bardakçı'nın Arnavutköy Üvez Sokak No. 8/1'deki evde gizlendiği istihbar edilmesi üzerine, 19 Şubat 1972 günü saat 07.00'de mezkur mahalle Komiser Muavini Alican Özgenler başkanlığında polis memurları Reşat Okutan, Tamer Gürbüz, Tayfun Ergüven, Turan Koçak, Salim Somun ve Habib Gür'den müteşekkil tim gelmiş, ayrıca ev çevresinde asker ve toplum zabıtası kuvvetlerince çevre emniyeti alınmasını müteakip Alican Özgenler, Reşat Okutan, Tamer Gürbüz ve Turan Koçak, Ulaş Bardakçı'nın gizlendiği öğrenilen Lale Arıkdal'a ait daire kapısını çalmışlardır. Görevliler, kapıyı açan Lale Arıkdal'a evde arama yapacaklarını, başkaca kimse olup olmadığını sorduklarında, adı geçenin gayet soğukkanlı bir şekilde evde yalnız oturduğunu başka bir kimse olmadığını beyan etmesi üzerine tim mensupları derhal eve girerek salon salomanje, bir küçük oda, bir küçük koridor, mutfak ve 2 odadan ibaret dairede arama yapmaya başlamışlardır. Komiser muavini Alican Özgenler ve görevli memurlardan ikisi Lale Arıkdal'dan gerekli görülen bazı konuları sorarken, polis memuru Reşat Okutan küçük koridor nihayetindeki odaya girmiş, oda kapısı soluna düşen köşedeki karyola üzerinde bir erkek ceketinin bulunduğunu görerek arkadaşlarına burada erkek elbiseleri var diye seslendiğinde bu sırada karyolanın karşısındaki duvara bitişik bulunan vinylexten mamul gardrop ön tarafının açıldığını, bir tabanca namlusunun dışarı doğru uzatıldığını görmesiyle birlikte, Ulaş Bardakçı tarafından tabanca ile atışa başlanılmıştır. Bu durum karşısında polis memuru Reşat Okutan ile oda penceresi dışında bulunan diğer görevliler de karşı atışta bulunmaları sonucu, Ulaş Bardakçı, isabet eden kurşunlar sebebiyle ölmüş, görevli polis memuru Reşat Okutan ve Tamer Gürbüz hayati tehlike arzedecek şekilde yaralanmışlardır.
* * * *Görevlilerce mahallinde yapılan tesbit ve tahkikte: Ulaş Bardakçı tarafından çatışmada kullanılan 9 mm. çaplı Smith-Wesson marka tabanca ve 62 adet aynı çaplı mermi, yasaklanmış Marksist-Leninist kitaplar ile Ulaş Bardakçı'nın üzerinden 11853,50 lira ve ayrıca gizli haberleşmeyi sağlamada kullanılan harfleri ifade eden muayyen şekillerden ibaret şifre belgesi bulunarak, güvenlik kuvvetlerince zaptedilmiştir."
* * * *THKP-C Davası İddianamesi
|

14-02-2007, 22:57
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Nov 2006
Mesajlar: 305
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
Hele Ulaş'a Ulaş'a
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş gardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe.
Ulaş'ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer,
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Tohumlar düştü toprağa
Donandı yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa.
|

14-02-2007, 23:41
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
sevgili commandante
* * * Ben de anıyorum Ulaş'ı. Yigit ve fedakar insanları anmak insanlık onurumuz ve görevimizdir. Ancak bir sorun var. Ulaş Bardakçı ve TKPC çizgisinin ML oldugunu söylüyorsunuz. Şu anda da öyle degişik çizgiler savunuluyor ve ortak noktaları halktan kopuk olmaları. Dikkat edilirse o zamanın devrimcileri hep halktan kişilerin ihbarı ile yakalanıyorlar ve belli bir dönem sonra tek tek ele geçiriliyor ve imha ediliyorlar.
* * Aradan 30 küsür sene geçiyor. Halk için kendini feda etmiş insanları anmanın en temel yolunun onların hatalı yönlrinden ders çıkarmak oldugu barizdir. Ulaş ı analım, ama onun kitlelerden kopuk bireysel kahramanlıga dayalı öncü savaş stratejisini de eleştirelim. Bu ne Ulaş'ın anısına saygısızlıktır ne de onu küçümsemektir. Aksine onun yaşamını adadıgı Türkiye Halkının davasına ve mücadelesine bir tugla daha eklemektir.
* * * saygılarımla
|

14-02-2007, 23:59
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Nov 2006
Mesajlar: 305
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
Halka yakın çizgiden bahsediyorsun sevgili dilaver halka nasıl yakın olmalı aslında onalr kopuk oldukları için değil halkla iç içe oldukları için yakalndılar ve öldrüldüler
|

15-02-2007, 00:17
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
sevgili comm
* * *halka yakın olmak halkın içinde erimektir. Halktan biri olmaktır ve asla ayırdedilememktir. Şayet halktan biri - ki bu olabilir- sizi ihbar ediyorsa ve ihbar karşısında halkın içinde eriyip saklanamıyorsanız halkla kaynaşamamışsınız demektir, düşüncelerinizi halka benimsetememişsiniz demektir.
* * *Şimdi bir özgül örnek Fatsa daki terzi Fikri örnegidir 12 Eylül deki. Terzi Fikri ve o zamaki Dev-Yol siyaseti Fatsa de o kadar halk ile kaynaşmıştır ki Fikriyi alabilmek için ordu Fatsa'ya özel operasyon düzenlemiştir. Bu rada Fikrinin de yasal olarak seçilmiş bir belediye başkanı oldugunu hatırlatayım.
* * *Ancak biz 12 Mart öncesi devrimcilerin hiç birinde bu tavrı göremiyoruz. Onlarda bir acelecilik görüyoruz. Şimdi Denizler ne yapıyor devrim yapıyoruz diye Nurhak dagına çıkıyor. Yahu Nurhak ta ne devrimi yapacaksın, kiminle *kime karşı yapacaksın. Bu gençlik ateşidir. Sonunda yenilgiye ugruyor, ve onların erdemleri asla pişman olmamaları ve taviz vermemelrindedir.
* * *Bir anektod anlatayım sana. Deniz ABD de okuyan bir arkadaşına tel eder. Devrim yapıyoruz gel der. Adam ikiletmeden Türkiyeye gelir, tüm kariyerini bir kenara bırakır ve Nurhaklara çıkar. Sonuç yakalanmak olur. Yılmaz, 12 Mart sonrası siyasi süreçte de *yer alır. 12 Eylül den sonra gene yakalanır ve bir süre içerde kalır. Şimdi bu insan hem 12 Martın hem de 12 Eylül ün her türlü hışmına ugramıştır. Ama tayin edici etken asla yılgınlıga ugramayıp taviz vermemesidir. Ve de her iki süreci de eleştirebilir.
* * *Bir tüyö daha. Yarın işçiler ayaga kalksa şimdi bir işadamı olan bu emekli devrimci elinde keleşiyle en ön safta yer alır.
* * * Bilmem ne demek istedigimi anlatabildim mi.
* * * saygılarımla
|

15-02-2007, 01:13
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
Halktan kopuk stratejinin nedenlerini Mahir Çayan açıklamıştır "Bütün Yazılar" adlı
kitabında.
30 yıldan sonra aklımda kaldığı kadarıyla özetlersem eğer;
Çayan'a göre devrimci potansiyel okul yıllarından sonra hayata atılıyor, çoluğa çocuğa
karışıyor ve pasifize oluyordu. Potansiyelin gücünden yararlanılamıyor ve bu durum kuşaktan kuşağa böyle devam ediyordu. Kitleler bilinçsiz ve örgütsüzdü.
Devrim için objektif ve subjektif şartların olgunlaşmasını beklemek yerine öncü savaşıyla ve silahlı propaganda ile şartların olgunlaşmasını hızlandırmak gerekiyordu.
Silahlı propagandayı başlatacak 5-10 öncü devrimci zamanla kadrosunu genişletecek,
eylemleriyle halkın desteğini kazanacak, başarılı olunduğu takdirde düzenli ordu oluşumuna geçilecek ve halk savaşı aşaması başlayacaktı.
Tabi bu düşüncelerin temelini Küba devrimi ve Che-Fidel efsanesi oluşturuyordu.
Ama burası Türkiye idi ve şartlar çok farklıydı.
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait.
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım...
Sosyalizm hala Kapitalizm karşısında tek alternatif sistemdir ama Marks da, Lenin de,
Mao da, Sovyetler de, Mahir'ler Deniz'ler de tarih olmuştur. Yeni analizlere, teorilere,
stratejilere ihtiyaç vardır.
Anılmaları, unutulmamaları doğrudur ama hala " Mahir Hüseyin Ulaş" sloganları ile
hareket etmek aynı yerde sayıldığını, gelişme yaşanmadığını gösterir.
|

15-02-2007, 01:19
|
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
Adını taşımaktan gurur duyduğum,bazense taşıyamıyor olmanın ağırlığıyla ezildiğim
Kendisini halkının özgürlük savaşına adamış,yiğit Ulaş BARDAKÇI hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.
|

15-02-2007, 01:29
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
..
* * * *komünist manifesto şu sözlerle biter
* * * *proleteryanın zincirlerinden başka kaybedecek hiç bir şeyi yoktur * *
* * * *bugün ne böyle bir şey geçerli ne de böyle bir proleterya mevcut. Demek ki manifestoyu da manifest etmek gerekiyor. O halde ülke baglamında teori yapmak önem kazanıyor. Ancak bu geçmiş degerlerimize de kaygısız olmamızı gerektirmiyor.
* * * *Mesele tüm yenilgilerden ders çıkarabilmekte. Sevgili commandante siz muhtelif forumlarda yer almakla bu olayları irdelebilen bir kişisiniz. Aynı gözlemden çıkarak Türkiyedeki sol hareketin çok ta farklı olmadıgını görebilirsiniz.
* * * *Önemli olan bugün insanların neye ihtiyacı oldugudur. Yoksa arabası olan, ve her türlü beyz eşyaya sahip , hatta yatırımı olabilen bir sınıf bugün komünist manifestonun sınırlarına dahil degil. Şimdi yeni bir olguyla karşı karşıyayız. Temel düsturu bozmadan bunu nasıl yorumlayacagız mesele bu.
* * * *Benim aklıma demokrasi dışında bir çözüm gelmiyor. Bunda mutabık kalırsak şayet gerisi gelir gibime geliyor. Hayat zaten dikte ettirir bize istediklerini.
* * * * saygılarımla
|

15-02-2007, 01:40
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
[img]  [/img]
ANADOLU ÇIPLAK *
Anadolu çıplak
Yalınayak
Karnı aç
İstediği
Bir lokma ekmek
Bilmez tatlı yemez
Girer patronun cebine emek
Bir yanda
Kadehler yan yana
Şampanyalar patlar
Yalınayak çocuklar
Yok bir lokma ekmek
Karnını doyurmak gerek
Suçları fakir olmak
Ağlamak istiyorum
Ağlamak
ULAŞ BARDAKÇI
|

15-02-2007, 01:59
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: unutmayalım unutturmayalım
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:40 .
|