Dün aşağıdaki linkten Muazzez İlmiye Çığ'ın derlemesiyle Gılgamış Destanını okudum.
http://www.68dayanisma.org/index.php...ownload&id=131
Herkese de okumasını tavsiye ederim. M.Ö 1800-2000 de yazıldığı tahmin edilen, tüm dini kitaplardan önce ortaya çıkmış bu destan aslında atalarımızdan bize kalmış önemli bir kaynak. Keşke daha fazla eser kalabilseymiş.
Elbetteki Sümerler ve bu destan eski konu başlıklarında incelenmiş ancak ben kendi tespit ettiğim bazı hususlardan bahsetmek isterim:
Dikkatimi çeken temel unsurlar şu şekilde:
1. Rüyasında torunu tarafından tahttan indirileceğini gören dede kralın, kızını bir kuleye hapsederek erkeklerden uzak tutmaya çalışması ancak buna rağmen kızın hamile kalıp bir bebek (gılgamış) dünyaya getirmesi ve Gılgamış'ın büyüdükten sonra Uruk şehrine kral olması,
2. Gılgamış'ın arkadaşı Enkidu'nun bir Tanrı tarafından kilden yaratılması, önce hayvanlarla gezip duran bu insanın sonra bir kadın tarafından eğitilmesi ve 3te 2si Tanrı olan Gılgamış'ın en yakın candostu haline gelmesi
3. Bahsedilen "Tanrı"lar adına tapınaklar yapılmakla beraber, Gılgamış ve bazı diğer önemli karakterler yeri geldiğinde bu Tanrılar ile yüz yüze görüşebilmekteler. Hatta bir Tanrıça, Gılgamış'a evlenme dahi teklif edebilmekte. İnsan görünümlü oldukları anlaşılan bu Tanrı ve Tanrıçaların kızabilmeleri, kıskanabilmeleri vb. sözkonusu.
4. Kadına verilen değer. Gılgamış'ın önemli kararlarını annesine danışması. Tanrıça İnanna'nın tapınağındaki rahibelerin işlevleri. Omzu açık, dizlerine kadar olan elbiseler giymeleri. Kadınlar bir eşya gibi değil, saygı duyulan bireyler olarak ifade edilmiş.
5. Destan güzel benzetmeler ve hikayeler işliyor. Belli ki oluşagelmiş bir yazma deneyimi var. Yani her ne kadar Gılgamış destanı elimize ulaşan en eski eserlerden olsa da, mutlaka daha eski edebi eserler Sümerler tarafından oluşturulmuş olmalı, bu izlenimi ediniyorsunuz.
6. Tanrıların bir sebep yüzünden insanlığı yok etmeye karar vermiş olmaları. (bu sebep belirtilmiyor) Ancak bilgelik Tanrısı'nın Utanapistim'i (Nuh olduğunu tahmin ediyoruz) bilgilendirerek bir gemi yapmasını istemesi ve böylece insanlığı ve bazı hayvanların kurtuluşuna vesile olması.
7. Ölümsüzlüğü bulamayan ancak gençliğin sırrını Utanapistim'den öğrenen Gılgamış'ın, binbir uğraş ile kendisini gençleştirecek otu bulduktan sonra bunu bir "yılan"ın yemesi.
8. Ayrıca destanda Uruk şehrine saldıran, henüz konuşmayı beceremeyen ilkel insan topluluklarından bahsedilmekte...
Dinlere esin kaynağı olmuş bir masal mı, yoksa başka bir şey mi bu Gılgamış Destanı?