
27-02-2007, 17:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
İrtidad ve Ridde Savaşları
RİDDE SAVAŞLARI
İslam davetle tebliğle başlayan ama bunun yetmiyeceğini görünce
zoru benimseyen bir dindir. İslam'da demokrasiden, demokratik
haklardan bahsedilemez. Çünkü kanunların, kuralların Allah'ın emri
olduğuna inanılır. Allah'ın emirlerine ise asla karşı gelinemez. Karşı
gelenlerin katli vaciptir.
İnanmayanlara karşı " Ya islam ya ölüm" seçeneği bırakıldığı için
yaşamak için İslam'ı kabul edenlere tabi ki ilerde din değiştirme
hakkı da verilemezdi. Nitekim dinden dönenler için de ölüm kararı
alınmıştır. Sonuç olarak İslam'da inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü
kesinlikle yoktur. O nedenle de laikliğe karşıdırlar. Tabi güçlü oldukları
yerde. Güçsüz oldukları yerde ise demokrasiyi ve laikliği isterler ki
kendi inançlarının propagandasını yapabilsinler. Bu da adalet
anlayışlarını ortaya koyar.
Her fırsatta İslam dininin hoşgörü dini olduğunu iddia eden dinciler,
İslam'ı tasavvuf, peygamberi ve halifeleri de Mevlana ile karıştırıyorlar
herhalde. İslam'da hoşgörü yoktur. Hoşgörünün tanımı müslümanların
kafasında farklıdır. Hoşgörü, bir müslümanın başka bir müslümana
olan sabrı, iyi davranışıdır onlara göre. Gavura, kafire hoşgörü olmaz.
İstisnalar ise o kişiyi ya da toplumu ifade eder, İslam'ı değil.
Riddet ve irtidad kelimelerinin anlamı İslam dinini terk etmektir. Mürted'in
kelime anlamı ise İslam'ı terk eden manasınadır. Kuran'a göre, İslam'ı
terk eden cehenneme gidecek ve orada ebedi olarak kalacaktır. Bakara/ 217
Ali İmran / 90. İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta
daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar,
sapıkların ta kendisidirler.
Resulullah (sav) şöyle buyurdu: *"Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794 1585
Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki;
"Dinini değiştirenin boynunu vurun."
Ilk dinden dönme hareketi Peygamberin zamanında Yemen'de ortaya çıkmıstı.
Kendisinin peygamber oldugunu iddia eden Esved el-Ansi, topladığı kuvvetlerle
önce Necran bölgesini, peşinden de San'ayi, Vali Sehr ile yirmi beş gün
savaşarak ele geçirdi. Peygamber'in Amil ve muallimi olarak bölgeye
gönderdiği Mu'az b. Cebel, Ma'rib'de bulunan Ebu Musa el-Esari'ye iltihak etmiş
daha sonra Ikisi birlikte Hadramevt'e gitmislerdi.
(Taberi, III, 229-230). Ibnül-Esir'in ifadesiyle, "Esved'in çıkarmış olduğu fitne
bir alev gibi, Hadramevt'ten Taif, Bahreyn ve Ahsa'dan Aden'e kadar her yeri
kaplamıştı"
(Ibnül-Esir, II, 338). Hadramevt'te toplanan müslümanlar endişeli bir şekilde
beklerken, durumu haber alan peygamberin, Yemen bölgesinde bulunan
müslümanların tamamına yönelik, Esved'e karşı savaşılması emri bölgeye ulaştı.
Veber b. Yuhannis vasıtasıyla gönderilen mektubta; dinin korunması, mürtedlere
karşı savaşılması, Esved el-Ansi'nin açıkça savaşılarak veya gizli bir tertiple
ortadan kaldırılmasi ve bu emrin Islâm'da sebat eden bölgedeki bütün müslümanlara ulaştırılması gibi talimatlar yer almaktaydı (Taberi, III, 231; Ibnül-Esir, II, 338).
Peygamberin emri San'a'daki müslümanlara ulaştığı zaman, planlanan bir suikast
ile Esved el-Ansi, Firûz adındaki biri tarafından öldürülmüş ve Kenan bölgesi tekrar
Islâm'ın hâkimiyetine girmişti. Onun öldürüldüğü haberi Medine'ye peygamber'in
vefat ettigi günün sabahında ulaşmıştı (geniş bilgi için bk. Taberi, III, 227 vd.).
Ridde Savaşları, peygamberin ölümünden sonra dinden dönüp Islâm
devletine karşı koyanlarla yapılan savaşlardır.
Peygamberin ölüm haberini duyan Yemen ve Necid bölgelerindeki bazı
kabileler dinden ayrıldıklarını ilan ettiler ve vergi-zekat ödememeye
başladılar. Bu durum kabileden kabileye yayılmaya ve isyan büyümeye
başladı.
Irtidat hareketlerinin başlamasıyla başkent Medine her taraftan kusatılmış
bir duruma geldi. Öte yandan Yahudi ve Hristiyanlar, ortaya çıkacak durumu
değerlendirmek için müslümanlarin durumunu izlemeye başladılar.
Tarihçiler müslümanların o zaman içinde bulundukları dehşet verici durumu;
"Müslümanlar, peygamberlerini kaybetmeleri ve azlıkları yüzünden
sanki şiddetli soğuk, yağmurlu karanlık bir gecede sahrada kaybolmuş koyun
sürüsünün durumunu andırıyordu"
(Taberi, Tarih, Beyrut ty, III, 225; Ibnül-Esir, Tarih, Beyrut 1979, II, 333)
şeklinde ifade etmektedirler.
Medine'nin ciddi olarak tehdit altında bulunduğunu ileri süren bazı kimseler,
peygamber'in vefatından az önce yola çıkan Usame'nin ordusunu bu seferden
alıkoyması için Ebu Bekir'e müracaat ettiler. Islâm devletinin başına henüz geçmiş
olan Hz. Ebu Bekir son derece net ve kararlı bir ifade ile bu tavsiyeyi yapanlara;
Bilsem ki kurtlar burada beni parçalayacak; Usame'nin ordusu için peygamber'in
emretmiş olduğu şeyi uygulayacağım"
(Taberi, a.g.e., III, 225, 228; ) dedi
ve bu orduya yoluna devam etmesi için emir verdi.
|

27-02-2007, 20:20
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Usame B. Zeyd komutasındaki İslam ordusu peygamberin emri ile Ürdün
ve çevresine sefere çıkmıştı.
Peygamberin ölümünden sonra başta Tay ve Esed kabilelerinin isyanı
üzerine Ebubekir bu kabileleri uyardı ama bunlara karşı harekete geçmek
için Usame'nin seferden dönüşünü bekledi.
Ancak, Abslar'la, Zubyanlar'ın Medine'ye saldirmaları üzerine bu tehlikeyi
yok etmek için faaliyete geçmek zorunda kaldı. Bu arada diğer bir takım
kabilelerin elçileri Medine'ye gelerek, namazı kılacaklarını, ancak zekât'ı
ödemeyeceklerini bildirdiler. Ve bu durumun kabul edilmesini istediler.
Ebu Bekir elçilere; "Zekat olarak vereceğiniz hayvanların, bağlanacakları
ipleri vermediğiniz taktirde bile sizinle savaşacağım" şeklinde sert bir cevap verdi.
(Taberi, III, 244)
Halife Ebu Bekir tarafindan istekleri reddedilen bu elçi heyeti dönüşlerinde,
Medine'de bulunan müslümanların azlığını kabilelerine bildirerek Medine'ye
yürümek için onları heveslendirdiler. Ebu Bekir sayılarının azlığını öğrenen
mürtedlerin Medine'ye saldırabileceklerini anladığı için bir takım tedbirler aldı.
Yakında olan düşman birliklerinin şehre girişini önlemek için Ali, Talha, Zübeyr
ve Ibn Mes'ud'u şehre giren yollara yerleştirdi ve herkesin mescidde toplanmasını
istedi. Nitekim o, düşüncesinde yanılmamış ve üç gün sonra mürtedler gece vakti
harekete geçmişlerdi. Ancak yolları bekleyen birlikler onlarla savaşarak şehre
girmelerini engellediler ve durumu Ebu Bekir'e bildirdiler. Ebu Bekir
mesciddekilerle birlikte hemen harekete geçerek onları geri püskürttü ve
Zahusa'ya kadar onları takip etti. Burada mürted askerlerin uyguladıkları
bir yöntemle müslümanların develeri ürkmüş ve geri dönmüşlerdi. Mürtedler,
müslümanların korkarak geri döndükleri zannına kapıldılar ve Zül-Kassa'da
toplananlara haber göndererek kendilerine katılmalarını bildirdiler.
Öte taraftan Ebu Bekir, geceyi savaş hazırlığı ile geçirdi ve sabaha yakın,
sağ kanatta Numan b. Mukarrin, sol kanatta Abdullah b. Mukarrin, ortada
Suveyd b. Mukarrin şeklinde bir tabya düzeni ile yola çıktı. Merkezinde
Ebu Bekir'in bulunduğu ordu yaya olarak (sadece aracı birlikte süvariler vardı)
hızlı bir yürüyüş yaptı ve fecirde düşmanın bulunduğu yere geldi. Onlar hiçbir
şeyden habersiz olarak dururken, müslümanların ani saldırısı karşısında çok
sayıda ölü bırakarak kaçmak zorunda kaldılar. Ebu Bekir, kaçanları Zül-Kassa'ya
kadar takip etti. Numan b. Mukarrin'i bir miktar askerle orada bırakarak Medine'ye
döndü. Irtidat eden Absogullari ile Zubyanogullari, aldiklari bu yenilginin acısıyla
kabileleri içerisindeki müslümanları öldürmeye ve çevrede bulunan diğer
müslümanlara saldırmaya başladılar. Bu haber Ebu Bekir'e ulaştığı zaman o,
müthiş bir şekilde hiddetlendi ve müslümanları çesitli şekillerde öldüren mürted
kâfirlerin, öldürdükleri müslümanlara karşılık olarak korkunç bir şekilde
öldürüleceklerine dair yemin etti.
(Taberi, III, 246; Ibnül-Esir, II, 345)
Bu olaydan sonra, müslümanların moralleri düzeldi ve kabileler içerisinde irtidat
eden kimselerin bir bölümü tekrar Islâma dönmeye ve yeniden zekat mallarını
Medine'ye göndermeye başladılar. Ibnül-Esir'in kaydina göre de kırk gün sonra
Usame b. Zeyd seferden dönerek Medine'ye geldi. Ebu Bekir onları sefer
yorgunluğunu üzerlerinden atmaları için Medine'de bıraktı ve tertip ettiği kuvvetlerin
başına geçerek, Necd yönünde bulunan Zül-Kassa'ya doğru hareket etti. Bu nazik
ortamda Hz. Ebu Bekir'in bizzat savaşa çıkmasını doğru bulmayan bazı kimseler
ona müracaat ederek Medine'de kalmasını istediler. Bu kimseler, eğer Ebu Bekir'e
bir şey olursa, içinde bulunulan kritik durumun müslümanlar için bir felakete
dönüşmesinden endişe ediyorlardı. Ebu Bekir; müslümanları bizzat koruyacağını
söyleyerek bu teklifi reddetti. (Taberi, III, 247) /http://www.enfal.de/tarih26.htm
|

27-02-2007, 21:11
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Sevgili pante;
* * * * *
* * * * * Açtığın başlıkla ilgili izninle küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Dinden dönme,
"ridde" olaylarını tam anlayabilmek için "islami tebliğ ve davetin" tam olarak ne anlama geldiğini
bilmek gerekir. Yani bu dinden dönen kabilelerin hangi koşullarda Allah'ın dinini kabul ettiğini
bilmek ve bu kabulün niteliğini belirlemek gerekli. İbni Kesir'in Tevbe suresi 123. ayet tefsirinde
bahsetmeye çalıştığım şey oldukça net biçimde ortaya konur.Ayet şu:
* * * * *Tevbe 123 Ey iman sahipleri! Küfre sapanların yakınınızda bulunanlarıyla savaşın. Sizde bir sertlik bulsunlar. Şunu bilin ki Allah, sakınanlarla beraberdir.
* * * * *İbni Kesir'in tefsiri:
* * * * *"Allah Teala mü'minlere önce kafirlerin önde gelenleriyle, İslam diyarına en yakın olanlarıyla sonra onları takib edenlerle savaşmayı emrediyor. Bu sebebledir ki Allah Rasulü Arap yarımadasındaki müşriklerle savaşmaya başlamıştır. Sonra Mekke, Medine, Taif, Yemen, Yemame, Hicr, Hayber, Hadramut , ve arap yarımadasınının diğer bölgeleri ve diğer arap kabilelerinden insanların bölük bölük Allah dininine girdiklerinde kitap ehli ile savaşa başlamış ve arap yarımadasına en yakın ve ehli kitap olmaları sebebiyle, İslam'a davete insanların en layığı olan rumlarla savaş için bir ordu hazırlamıştır....."
* * * * * Dikkat edilirse İbni Kesir (bu genel olarak İslam düşünüşünün tipik bir örneğidir), Hristiyanları İslam'a davet için en layık topluluk olarak görüyor ve bu davet için bir savaş
ve ordu gerektiğine karar kılıyor. (!?!!!) Arap kabilelere yapılan tebliğ ve davet tam da burada
anlatılan gibidir.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

27-02-2007, 23:21
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Sevgili Pante son zamanlarda dine karşı hoşgörülü olan Pante gitmiş yerine insafsızca saldıran bir Pante gelmiş.Olayları senin gibi iyi tahlil edebilen birisinin benim kanımca birilerinin kayığına binerek böylesine yanlı bir bakış açısına düşmesi açıkçası bende hayal kırıklığı yarattı.Üzüntümü dile getirerek konumuza gelmek istiyorum...
Pante,İslamda (Kur'an da) mürtedlerin öldürülmesi gibi bir hüküm kesinlikle yoktur.Dinde zorlama yoktur.Dileyen dilediği inancı yaşar.Peki hiç mi mürtedlerle savaşılmamış,hiç mi onlardan kimse öldürülmemiş?Tabi ki savaşılmış tabi ki öldürülmüş.Peki neden?Bunun cevaplarından birisini yukarıda sen veriyorsun;"Ilk *dinden *dönme *hareketi *Peygamberin *zamanında *Yemen'de *ortaya *çıkmıstı. *
Kendisinin *peygamber *oldugunu *iddia *eden *Esved *el-Ansi, *topladığı *kuvvetlerle *
önce *Necran *bölgesini, *peşinden *de *San'ayi, *Vali *Sehr *ile *yirmi *beş *gün *
savaşarak *ele *geçirdi. *Peygamber'in *Amil *ve *muallimi *olarak *bölgeye *
gönderdiği *Mu'az *b. *Cebel, *Ma'rib'de *bulunan *Ebu *Musa *el-Esari'ye *iltihak *etmiş *
daha *sonra *Ikisi *birlikte *Hadramevt'e *gitmislerdi.
* (Taberi, *III, *229-230). *Ibnül-Esir'in *ifadesiyle, *"Esved'in *çıkarmış *olduğu *fitne *
bir *alev *gibi, *Hadramevt'ten *Taif, *Bahreyn *ve *Ahsa'dan *Aden'e *kadar *her *yeri *
kaplamıştı" *
Sevgili Pante bir yerde insanların tek tek veya topluluk halinde İslam'dan çıkmaları Peygamber de dahil kimseyi ilgilendirmez.Ama o insanlar bir askeri güçle beraber alenen savaş ilan etmişlerse,devlet otoritesini reddetmişlerse,vermeleri gereken vergileri vermemişlerse,toplum içinde fitne ve fesat tohumları ekiyorlarsa (günümüzde buna bölücülük diyorlar) onlara hertürlü siyasi,ekonomik ve askeri müdaheleyi yapmak ilgili bütün devletlerin doğal hakkıdır.Günümüzde ve tarihte bütün devletler bu haklarından doğan sorumlulukları yerine getirmeye çalışmışlardır.(bu arada devlet otoritelerine isyan eden herkesi haksız gördüğümüzde sanılmasın)Devletimizde tarihinde türlü isyan ve ayaklanmalara devlet otoritesinin sağlanmasının bir gereği olarak müdahele etmiştir.Bu yüzden irtidad ve Ridde olaylarının yukarıda çizdiğim genel çerçeve içerisinde değerlendirilmesini rica ediyorum.
|

28-02-2007, 00:04
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
|
"Sevgili *Pante *son *zamanlarda *dine *karşı *hoşgörülü *olan *Pante *gitmiş *yerine *insafsızca *saldıran *bir *Pante *gelmiş.Olayları *senin *gibi *iyi *tahlil *edebilen *birisinin *benim *kanımca *birilerinin *kayığına *binerek *böylesine *yanlı *bir *bakış *açısına *düşmesi *açıkçası *bende *hayal *kırıklığı *yarattı.Üzüntümü *dile *getirerek *konumuza *gelmek *istiyorum..."
|
Sevgili Hiramusta;
Orhan Veli Kanık'ın " Beni bu havalar mahvetti " şiirinde olduğu gibi,
beni de bu siteye yapılan haksız saldırılar geriyor. Bir konu, bir olay
olsa da yapmış olunsa. Mesela ağır hakaretlerin, küfürlerin ya da adi
karikatürlerin yayımına göz yumulur da böyle bir saldırıya maruz kalır,
belki anlarım. Fakat gayet düzeyli giden bir forum, sırf burada islam
tartışılıyor diye hacklenir mi? Burada dinsizliğin, ateizmin propagandası
yapılıyorsa İslamın da yapılıyor. İslam'ı savunanlara bir sansür mü
uygulanıyor? Hayır.
O halde nedir bu rahatsızlık?
Lamer midir hacker midir ben anlamıyorum ama şunu bilmelerini istiyorum;
İşte bir eve zorla girer gibi girip gaspettiniz. 3 gün içinde de atıldınız.
Ne kazandınız? Koca bir nefret? Ayrıca sizin nezdinizde İslam kötü imaj
kazanımlarını arttırmakta.
Bu saldırganların kesinlikle üyelerin içinden olduğunu düşünüyorum.
Fenerbahçeli ya da İleney ya da başka birileri.
Bunlar saçmaladıklarında ise, tepkinin ilk önce sitedeki müslüman arkadaşlardan
gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Ona cevabı bir ateistten önce bir müslüman
versin. Bunu zaman zaman yapan 1-2 arkadaş var. Ama çoğunluk susuyor.
Adam da ateist arkadaşımızdan okkalı bir cevap alıp morarınca " Ben size
gösteririm" havasına giriyor tabi.
Gerginliğim kişisel değil ama bilsinler ki her saldırıdan sonra birkaç gün kendimi
toparlamakta zorlanacağım ve yazılarım da da bu gerginlik hissedilecek.
|

28-02-2007, 11:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
“Ülkesini, canını, malını, ailesini, kültürünü, hayat tarzını savunmanın, mütecavizlere karşı yiğitçe durabilme erdeminin suç sayıldığı bir yerde”
İşte anahtar cümle bu hiramusta...
Şimdi Irak'ta gezegenimizin devi ve onun işbirlikçileri bir dayatma içerisindeler. Irak ve
ortadoğu halklarına kendi doğrularını , yaşam anlayışlarını zorla dayatıyorlar.
Peki islam ordularının gücü ve dayatması ile “Ülkesini, canını, malını, ailesini, kültürünü, hayat tarzını” savunmaya çalışanlarla ilgili aynı şeyi söyleyebiliyor muyuz ?
Evet bu dayatma da yanlış ve haksızdır *diyebiliyor muyuz ?
Bu sorunun cevabı “insan” olmanın *turnusolüdür. Gerisi laf-u güzaftır.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

28-02-2007, 17:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Peygamberin ölüm haberi üzerine, Müseyleme ve Tuleyha, peygamberlik iddiasiyla
ortaya çıkmıştı. Tay ve Esed kabileleri Tuleyha'ya tabi olarak dinden dönmüş,
Gatafan ise, Uyeyne b. Hisn'in başkanlığı altında isyan etmişti.
Uyeyne: "Esed ve Gatafandan bir peygamber, bize Kureyşten olan bir peygamberden
daha sevimlidir. Muhammed öldü. Tuleyha ise hayattadır" diyerek, Tuleyha'ya tabi oldu.
(Ibnül-Esir, II, 342)
Yolda kendisine katılan komutanlarından Mukarrinoğlu Numan, Abdullah ve Suveyd
kardeşlerle birlikte Rebezelilerin toplandığı Ebrak denilen yere kadar ilerledi ve burada
yapılan savaşta mağlup olan ve komutanlarını kaybeden Abslar ve Benu Bekr'ler
dağılarak süratli bir şekilde bölgeden uzaklaştılar. Günlerce Ebrak'da kalan Ebu Bekir,
Benu Zübyan'ları mağlup etti ve topraklarını ganimet olarak değerlendirerek bu
arazileri Benu Zübyan'lar için yasak bölge ilan etti. Onun bu galibiyeti üzerine
mürtedlerin çoğunluğu tekrar Islâm'a döndü.
Öte taraftan, dağılan Abs ve Zübyan kuvvetleri peygamberlik iddiasında bulunan
Tuleyha'nın yanına gittiler. Tuleyha, Sumeyra'dan hareket ederek Buzaha'ya yöneldi
ve burada karargâh kurdu. Medine'ye dönen Ebu Bekir  savaş hazırlıklarına girişti ve
orduyu on bir kısma ayırarak her birine bir bayrak verip görev sahalarını belirledi.
Buna göre, Halid b. Velid, Buzaha'da bulunan yalancı peygamber Tuleyha ile savaşacak, peşinden Butah'da bulunan Malik b. Nuveyre üzerine yürüyecekti.
Ikrime b. Ebi Cehl ise Müseyleme ile mücadele edecek, Muhâcir b. Ebi Ümeyye,
Esved el-Ansi'nin bağlılarına karşı harekete geçecek, peşinden de Kays b. Maksuh ve
onu destekleyen diğer Yemenliler'e karşı, Ebnalar'a yardım edecek ve sonra Kindelileri
te'dip için Hadramut'a yönelecek.
Halid b. Said, Suriye taraflarına; Amr b. el-As, Kuzâ'aya karşı yürüyecek; Huzeyfe b.
Mihsan, Deba halkıyla savaşacak; Arfece b. Herseme, Mehre kabilesiyle; Tureyfe b.
Haciz, Beni Süleym'i ve onlarla birlikte hareket eden Havazinliler'i itaat altına alacak;
Süveyd b. Mukarrin, Yemen'in Tihame bölgesine; Alâ b. el-Hadrami, Bahreyn'e
gidecekti. Halife Ebubekir, Surahbil b. Hasane'yi de, Ikrime b. Ebi Cehl'in arkasından göndererek, Ikrime'nin Yemen'den ayrılıp Kuzâ'alilar üzerine yöneldiği zaman ona
iltihak etmekle görevlendirdi. (Taberi, III, 248-249)
|

28-02-2007, 18:33
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Bir şey soracağım.
Anladığım kadarıyla Kur'an'ı Kerim yazılı hale gelmeden, derlenmeden önce olmuş bu Peygamberlik iddiaları.
Acaba o kabileler "Muhammed'in son peygamber" olduğunu bildiren ayeti bilmiyor olabilir mi ki diğer peygamberlerden birini kabul etmişler.
Yoksa o ayet bu tür iddialar sebebiyle mi Kur'an'a girdi? Bunları engellemek için? Mümkün mü?
Konuyu dağıtmıyorumdur umarım.
|

28-02-2007, 21:38
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
|
"Anladığım *kadarıyla *Kur'an'ı *Kerim *yazılı *hale *gelmeden, *derlenmeden *önce *olmuş *bu *Peygamberlik *iddiaları.
Acaba *o *kabileler *"Muhammed'in *son *peygamber" *olduğunu *bildiren *ayeti *bilmiyor *olabilir *mi *ki *diğer *peygamberlerden *birini *kabul *etmişler.
Yoksa *o *ayet *bu *tür *iddialar *sebebiyle *mi *Kur'an'a *girdi? *Bunları *engellemek *için? *Mümkün *mü?"
|
Bence o ayet, Muhammed'in son peygamber olduğunu değil, gelmiş geçmiş
peygamberler içinde sonuncusu olduğunu söyler. Eğer bu bilgi "o döneme kadar"
şeklinde algılanırsa son peygamber anlamı taşımaz. Kur'an tümüyle evrensel olarak
kabul edilir ise son peygamber anlamı taşır.
O kabileler bu ayetleri biliyorlar ama kabul etmiyorlar, Muhammed'e değil Museyleme
denilen Rahman'a inanıyorlardı. Muhammed'in zamanında da Museyleme peygamber
olduğunu iddia etmişti.
Bu konuda sanırım Sodomo geniş bilgi verecektir.
|

28-02-2007, 22:37
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: İrtidad ve Ridde Savaşları
Halid Bin Velid'in Tuleyha Meselesini Çözümlemesi
Tuleyha, Beni Esed b. Huzeyme'ye mensup olup, Muhammed'in son
zamanlarında peygamberlik iddiasında bulunmuştu. O, bağlı bulunduğu
Esedoğullarına kendisine Cebrail'in geldiğini söyleyerek bazı tuhaf şeyler
uyduruyor ve onlardan kendisine tabi olmalarını istiyordu. Kendisine tabi
olanlara namaz kılarken secde etmeyi yasaklıyor ve Allah'ın buna ihtiyacı
olmadığını ve, O'nu ayakta zikretmelerini emrediyordu.
İbnül-Esir; "Kabilecilik taassubundan dolayı çok sayıda Arap ona tabi oldu"
demektedir. (Ibnül-Esir, a.g.e., II, 344)
Bu yüzden ona bağlı olanların çoğu Esed, Gatafan ve Tay kabilelerine mensuptular.
Fezare ve Gatafanlılar Taybe'nin güneyinde toplanmış, Tay kabilesi ise kendi
topraklarının sınırda beklemekte idiler. Tuleyha'nın mensup bulunduğu Esed oğulları
ise Sumeyra'da toplanmıştı. Abs, Sa'lebe ve Mürreliler ise Rebeze dolaylarında,
Ebrek'de beklemekteydiler. Onların bir kısmı burada kalmış, diğer bir kısmı da
Zül-Kassa'ya giderek Medine'yi tehdit etmişlerdi. Bizzat halifenin başında bulunduğu
kuvvetler tarafindan, önce Zül-Kassa'da sonra da Abrek'de yenilgiye uğrayan grup
Sumeyra'dan ayrılıp, Gatafan ve diğer kabilelerle birleşerek Tay kabilesi arasında bir
su kenarı olan Buzaha'da karargah kuran Tuleyha'ya iltihak etti. Bu olay üzerine
Tuleyha Tay kabilesinin Cedile ve Gavs boylarına adam göndererek kendisine iltihak
etmelerini emretti. Onların bir bölümü acele olarak onun yanına hareket ettiler;
arkada kalanlara da gelmelerini söylediler.
Tay ve Cedilelilerden bin beşyüz kişinin iltihakiyla daha da güçlenen Halid, Buzaha'ya Tuleyha'nın üzerine yürüdü. Tuleyha'nın yanında Uyeyne b. Hisn komutasında yedi yüz
kişilik Fezareli asker bulunmaktaydı. Savaşın siddetlendiği bir sırada Uyeyne bir kaç
defa Tuleyha'nin yanına gidip kendisine Cebrail'in savaşın sonucu hakkında haber verip vermediğini sordu. Tuleyha sonunda ona; "Evet geldi ve bana; "bir gün düşmanlarınla karşılaşacaksın. Başlangıçta aleyhinde de olsa sonunda savaşı kazanacaksın. Değirmen
gibi insan öğüten kanlı bir savaş, işte unutamayacağın bir söz" diye haber getirdi" dedi.
Uyeyne ona; "unutamayacağın bir sözmüş..." dedi ve askerlerine; "Ey Fezareliler!
Bu adam bir yalancıdır. Savaşı bırakıp geri dönün" emrini verdi.
Gücü azalan Tuleyha savaşı kaybetti ve Suriye’ye kaçtı.Sonra da Kelb kabilesinin
yanına gitti. Esed oğulları ve Gatafanlıların tekrar Islâm'a döndüğünü duyduğu zaman
o da iman etti. Ebu Bekir vefat edinceye kadar, Kelblilerin arasında yaşamaya devam
eden Tuleyha ancak onun vefatından sonra Medine'ye gitmiş ve Ömer'e bey'at etmişti.
Tuleyha Ömer döneminde vukubulan Kadisiye ve daha sonraki savaşlarda akıl almaz kahramanlıklar göstermiş ve bu sefer gerçekten iman ettiği Islâm için hayatını sürekli
tehlikelere atarak hizmet etmekten geri kalmamıştır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:20 .
|