Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-04-2015, 00:44
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Milletçe Alkışlıyoruz: AP'de Ermeni Soykırımı tasarısı kabul edildi!


15.04.2015 20:37.

Avrupa Parlamentosu'nda "Ermeni soykırımı" tasarısının kabul edilmesinden sonra Dışişleri Bakanlığı'ndan jet yanıt geldi.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "kararı ciddiye almıyoruz" denildi.

Avrupa Parlamentosu'nun 'Ermeni Soykırımı' tasarısını kabul etmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama şöyle: "Avrupa Parlamentosu yeniden tarih yazmaya heveslendi. Bu kararı ciddiye almıyoruz. Avrupa Parlamentosu kabul ettiği kararla, zamanında uluslararası hukukla bağdaşmaz şekilde ve yetki alanını aşarak yapmış olduğu hatayı tekrarlamıştır"
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-04-2015, 01:05
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677

Onur Üyeliği 

Standart

Sorun kabul etmemek olarak dayatılıyor. Bu kabul edilemez, sorun yapılan soykırımdır -ki kabul etmeyin-edin siyasetinin bir anlamı yok. Avrupada Birinci Dünya savaşında Türkler katledildi! Bu işlenen insanlık suçlarına nasıl katliam, soykırımlara soykırım diyorsak, aynı dönemlerde Osmanlı'da faal olan faşist(Hitler, Mussolini gibilerinde taktik babaları) İttihat Terakki vb yapılaşmanın siyasi önderliğiyle ve sarayın tutum, uygulama ve katliamların mahiyeti de soykırımdır. Hele darağaçlarında önce tecavüz edilip sonra da diri, diri çivilenen o kadınlar...

1915 Soykırımı adına, geçmişte yaşanmış vahim bir olay olarak değerlendirip, gelecekte yaşanmaması yolunda adım atması gerekirken, insanların insana değil bazı bezirganların siyasal, ekonomik çıkarları uğruna kamplaştırılıp, renk, din, mezhep, ırk vb ayrımlara dayalı sürülmelerini veyahut mümkün olduğunca yok edilmelerini savunabilen yapısıyla kökten sağ parti CHP'yide, ben alkışlıyorum(protesto alkışı). Birde kamplaştırmaların, o alevi, şu sünni, bu çerkes, bu Ermeni, şu Rum, bu Süryani, şu Kürt vb diye ayırıp, sonrada hepsine birden aleviler, sünnisiniz, diğer millet ya da kültürler sizlerde türksünüz diye dayatıp, yok emperyalistlerin oyunu vb. diyede perdeleyen akıl tutulmasına -sözümona sosyalist etiketli nasyonalistler de var ki, Hitler'e rahmet okutur cinslerden- akıl, sır erdirmek güç...


Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-04-2015, 01:10
jumanji jumanji isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Mar 2015
Mesajlar: 198
Standart

Soykırım veya katliam veya her ne adsa elbette oldu fakat devletin bunu kabul etmesinin çok ağır maddi ve manevi getirisi var, özellikle maddi getirisi. Dolayısıyla öteleyip duruyorlar. O kdr insan buhar olup uçmadıysa ortada bir yok etme olduğu açık. Devletimiz dayanak olarak bunu biz değil sağda solda terör estiren çeteler yaptı diyor, tek dayanak bu. yani onların üzerinden bir aklanmaya gitmeye çalışıyorlar fakat o kdr insanı devlet desteği olmadan yoketmek kolay değil.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-04-2015, 01:24
Natürelist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Natürelist Natürelist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Oct 2010
Bulunduğu yer: Stuttgart
Mesajlar: 1.289
Standart

Ermeni soykirimi olmamistir demekle Türkiye'nin ne kadar bir ciddiyetlik sergiledigini görüyoruz, tarih gecmisi ile birlikte Ermeni soykirimi gercegi ortadir.

Israrci bir tutum sergileyerek yüzsüzlük ve arsizlik sinirlarini zorlayan Türkiye, üstüne ne kadar örtü cekerse ceksin, Alman kaynaklarinda tutanaklarin su götürmez bir gercek oldugunu bilmeyen yoktur, üstelik Almanlar kendi payina düsen bu suclamalarin bilincinde oldugu halde, Türkiye'nin hala tüm bu söylenenlere "yalan" demesine aklim almiyor...

Zamaninda Alman imparatorlugu, Osmanli imparatorlugu ile en yakin askeri müttefiki olarak ayni zamanda kismen suc ortagi da olmustur.

İnsanlık onuru her şeyden üstündür

Konu Natürelist tarafından (16-04-2015 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-04-2015, 01:54
Natürelist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Natürelist Natürelist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 19 Oct 2010
Bulunduğu yer: Stuttgart
Mesajlar: 1.289
Standart

http://www.armenocide.net/armenocide...r?OpenFrameset

http://www.armenocide.net/

İnsanlık onuru her şeyden üstündür
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-04-2015, 03:10
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Çanakkale'den Ermeni Meselesi'ne bir bakış!

Baylar, gerçekleri bilmeden sallamak kolaydır ve çamur at izi kalsın mantığı ancak yapana bulaşır.

Atatürk, Çanakkale'den Ermeni Meselesi'ni nasıl görüyordu?

Şu tarihi bilgiye dikkat ediniz lütfen: Çanakkale'de 25 Nisan 1915'te denizden başarılı olamayan İngilizler'in Anzaklar ile birlikte karadan başladıkları bu ikinci deneme gününde Ermeniler de Doğu'da Ruslar'ın yardımıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nu arkadan vurmak için harekete geçer. O sırada Atatürk "Mustafa Kemal Paşa" olarak Çanakkale'dedir ama Doğu'daki Ermeni Kalkışması'ndan da haberdardır. Atatürk, Doğu'daki bu ayaklanmanın bir soykırım değil, bir kalkışma olduğunu farkındadır (ki bunun ne olduğunu tarihler ele veriyor) ve daha sonra yaptığı açıklamalarda bu sözde soykırımın emperyalist bir yalan olduğunu söyler.

Burada tarihlere dikkat ediniz, lütfen: 24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımı'nın ilan edildiği tarih iken, 25 Nisan 1915 de, Çanakkale'de Kara Harekatı'nın başladığı tarihtir.

Şimdi size çok ilginç bir hikayeden bahsetmek istiyorum.

Arıburnu Çıkarmasında Bir Anzak Kahramanı: Charles Naulty.

25 Nisan sabahı Yarbay Şefik saat 2.30 sularında tatbikattan dönerken bir hareket olabileceğini sezinlemiş ve 2. bölük komutanını hazırlıklı olması için uyarmıştı ancak daha fazla bir önleme ihtiyaç duymamıştı. Sabah ilk haberlerle birlikte, Yarbay Şefik durumu 9. Tümen komutanı Albay Halil Sami'ye bildirmiş ancak hareket emrini 5.45'te alabilmişti. Bu kaçınılmaz bürokrasi bir saatlik bir gecikmeye malolmuştu. Yarbay Şefik 1 ve 3. Taburu'nu derhal Kanlı sırt yönüne hareketlendirmiş ve kendisi de saat 8.00'de Kemal yerinde (Bu isim bu noktaya daha sonra verilmiştir)olmuştu. Karşılıklı top atışı ve hücumlar başlamış, düşmanla Kanlısırt merkez tepe ekseninde çarpışma başlamıştı. Yarbay Şefik'i rahatsız eden Kuzey kanadıydı. Conkbayırı çevresi onun kontrolünde değildi, bu yüzden 19. Tümen komutanına bu yöreyi kontrol altına alması için hareket önerisinde bulunmuştu. Ancak 19. tümene bağlı 57. Alay çoktan harekete geçmiş ve duruma hakim olmak üzere çarpışmaktaydı.

Mustafa Kemal ve Esat Paşa diğer subaylar ile.

Yarbay Şefik'in merak ettiği Kuzey cephesi aslında çok emin ellerdeydi. Bigalı'da 19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal Kabatepe kıyı bölgesinden gelen top seslerini duymuş ve düşmanın kendisinin daha önce tahmin ettiği gibi Kabatepe civarına çıkarma yaptığını anlamış ve komutanı Esat Paşa'ya saat 7.00 sularında bir not göndererek 57. Alay ve bir dağ bataryasını yanına düşmanın kuvvet ve durumunu anlamak üzere Kabatepe-Arıburnu yönüne acilen hareket etmekte olduğunu Tümen Kurmay başkanının karargahta bıraktığını bildirmiştir. Saat 8.00'de Bigalı deresini takiben (Bkz; Harita 2) Kocaçimen tepesine hareket etmiş. Saat 9.40'da Kocaçimentepesi'ne varmıştır. Asker yorulmuş olduğundan, varılan yerde 10 dakika mola vermiştir. Asker moladayken Mustafa Kemal durumu daha iyi değerlendirebileceğini düşündüğü Conkbayırı'na doğru birkaç subayıyla beraber hareket etmiş, Düz tepe yönünden (daha önce adı geçen 8. Bölük 1. Takım'dan geri kalan) 2 manga erin kaçmakta olduklarını ve hemen birkaç yüz metre arkalarından da Anzak askerlerinin kovalamakta olduğunu görmüş ve onları durdurmuştur. Erler cephaneleri bittiği için kaçmakta olduklarını söylemişler. Mustafa Kemal o an tarihi bir karar vererek erlere süngü takıp yere yatmalarını emretmiştir. Bunu gören Anzaklar da durup siper almışlar. Bu sırada Mustafa Kemal haber göndermiş ve 57. Alay yardıma yetişmişti. Askerlerimizi kovalayan Anzaklar 11. Tabur'dan idi ve komutanları Yüzbaşı Tulloch'du. Yüzbaşı Tulloch kendi günlüğünde o sabah Türk askerlerini kovalarken Conkbayırı tepesinde kurşun yağmuru altında dahi dimdik duran ve sağa sola emirler veren bir Türk subayı gördüğünü yazmıştır. Anlaşılacağı gibi, bu subay Mustafa Kemal'dir.

Gün içinde, Cesarettepe ve Kılıçbayır çevresinde cereyan eden çarpışmalarda Kılıçbayır (Baby 700) bir kaç kez el değiştirmişti. Mustafa Kemal 77. Arap Alayı'nı da yardıma çağırmış ve bu Alay Kavaktepe'ye yanaşmış muharebeye girmişti. Saat 13.30 civarında Mustafa Kemal Esat Paşa'dan izin alarak 27. Alayı da komutasına katmış ve tam koordinasyonu sağlamıştı.

25 Nisan akşamına kadar çok kanlı çarpışmalar oldu. 57. Alay saat 18 civarı Tüz tepeyi, 27. Alay Kanlısırtı, 77. Alay da Albayrak sırtını ele geçirdi. Bu çizgi Ağustos ayına kadar Müttefik kuvvetlerle Osmanlı kuvvetleri arasında sınır olarak kaldı.

Bilindiği üzere, her yıl 25 Nisan "Anzak Günü (Anzac Day)" olarak anılırken, 24 Nisan da "Ermeni Soykırımı Günü" olarak anılır.

Çok ilginçtir; 11. Tabur Batı Avustralya'dan gelen Anzaklar'dan oluşur ve muhtemelen 57. Alayımızı kovalayan bu taburdan birinin adı, Charles Naulty idi. Onun askeri kariyeri hakkında "ANZAC Heroes: Naulty, Charles" sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Bir gün (‎21 ‎Eylül ‎2014 ‎Pazar, ‏‎03:06:02) Büyük Piramit'te çalışırken, Büyük Galeri'nin sonundaki Büyük Basamak üzerindeki Doğu duvarında onun adına rastladım (Not: Tam formatta görebilmek için resmin üzerine tıklayınız):


Tabii ki ben, bu ismi ilk gördüğümde hemen bu kişi olduğuna hükmetmedim; ancak uzun araştırmalar sonunda bulabildim. Yani ilk bakışta bu yazıttaki kişinin bir asker olduğu anlaşılıyordu ve Büyük Piramit'in tarihçesini bilenler için bu kişinin 11. Anzak Taburu'ndan olduğunu da hiç şüphe yoktu. Çünkü İngilizler, denizde başarılı olamamıştı ama kara savaşları için hani Mehmet Akif Ersoy'un "Çanakkale Şehitlerine" şiirindeki,

Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1)
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2)
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!


pasajında dediği gibi, Gelibolu'ya dünyanın her tarafından asker taşıyordu. Şiirde geçen Ostralya (Avustralya) da bunlardan biri idi. Anlaşılan o ki, 11. Anzak Taburu hemen Gelibolu'ya sevkedilmemiş; Büyük Piramit (Kahire/Mısır) civarındaki bir kampta toplanma çalışması yapılmış ve oradan Gelibolu'ya sevk edilmişlerdir.

İşte 11. Anzak Taburu'ndan Charles Naulty de bu dinlenme esnasında adını yukarıda gördüğünüz şekilde adını ve orada bulunduğu yılı Büyük Piramit'in duvarına kazımış. Bu, tarihi bilmeyen ya da oyun sanan salaklara okkalı bir tokat niteliğinde bir cevaptır!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-04-2015, 04:14
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart 11. Anzak Taburu Hazırlık Kampı'nda ne yapıyordu?

Baylar, bu iş biraz Çanakkale Savaşları'na kayacak gibi ama, 11. Anzak Taburu'nun, dolayısıyla Charles Naulty'nin Mısır'daki Hazırlık Kampı'ndayken ne yaptıklarını Charles Bean'in şu röportajında görebiliriz.

Bu askerler Avustralyalı’dır.
Çıkarma, Anzak Koyu, 25 Nisan 1915

Anzak Koyu’daki çıkarmanın temsili versiyonu ilk defa Sydney Mail gazetesinde, 12 Mayıs 1915 günü yayımlandı. Bu, olayların Avustralya basınınında nasıl ele alındığını ortaya koyuyor. Ayrıca elde fotoğraf olmayışı sebebiyle, Avustralya basınının Gelibolu’nun arazisi hakkında arkadaşları ve aile fertleri orada savaşan okuyuculara nasıl fikir vermeye çalıştığını da gösteriyor. Bu çizim, tan vakti karaya çıkan Örtü Kuvvetleri’ni değil, gün boyu çoğunlukla Anzak Koyu’nda sahile çıkan takviye birliklerini temsil eder. Bunun beraberindeki başlıkta şunlar yazılıydı: “Gün boyu takviye birlikleri karaya çıktı (resimde gösterdiğimiz gibi) fakat koruyucu kuvvetlerin görevlerini mükemmel bir şekilde başarıya ulaşması, çıkarmanın iyi kamufle olmuş Türk keskin nişancılarının aralıksız ateşi dışında kesintiye uğramadan devam etmesine yol açtı.”, Çıkarma – Sydney Mail Gazetesi, 12 Mayıs 1915.

“Saat 07:17 – Birisi ufuk çizgisinde askerlerin olduğunu söylüyor ve ben teleskopumla onları görebiliyorum – bu noktada bir kaç ve biraz ileride ufuk çizgisi boyunca daha fazla asker var – vay canına, orada yığınla asker var. Bazıları ayakta duruyor, diğerleri tepenin üzerinde yürüyor, bazıları da oturuyor ve görünüşe göre konuşuyorlar. Bunlar Türk mü yoksa Avustralyalı mı? Türkler haki üniforma giyiyorlar, fakat bunların davranışları inanılmaz şekilde Avustralyalılara benziyor – sığır çobanları gibi rahat hareket ediyorlar. Onların ilerilerinde, sanırım daha yakında olan sırtta, uzun bir sıra halindeki askerler sessizce yakındaki tepede kazı yapıyorlar. Bir çok kere istihkamcıların Mena’daki çölde böyle bir sıra halinde kazdıklarını görmüştüm. Bunlar kesinlikle bizim askerlerin şapkalarının disk şeklindeki tepeleri. Hiç şüphem yok. Şimdi herkes biliyor. O askerler Avustralyalı, ve biz onları yakın sırtlarda, özellikle sağdaki plajdan yükselen dağ kolunda ararken, onlar ilerideki tepelerde ortaya çıktı. Omuzlarımızdan ne kadar yük kalktığını anlatamam. Bravo çocuklar, harika bir iş başardınız. Biz bu ferahlık ve coşkuyu daha önce de tattık, – Avustralya’nın, Sydney Kriket Saha’sındaki çok çekişmeli geçen bir maçı kazandığını gördüğümü hatırlamaktan kendimi alamıyorum. Sadece kesin olan şey – bu sefer zaferin sonuçlarının önemi çok daha büyük. Onlar, akşam gazetelerindeki tek bir yazıyla yenilgiye uğratılamayacaklar.

İşte oradalar! Askerlerimizin en uzaktaki tepedeki siluetleri ve işaretçilerin bayrakları plajın yukarısındaki tepeye çıkan yolun yarısında yoğun bir şekilde sallanıyor. Şimdi kıyıda hiç ateş edilmiyor. Burundaki toplar da ateş etmiyorlar. Görünüşe göre susturulmuşlar. O en sonuncusu bile. Hayır! Şu anda römorkör, bir dizi sandalı yedekte çekip, askerlerimizi önümüzdeki gemiye götürmek için kıyıya yaklaştığında köftehor tekrar ateş etti. Dört bacalı savaş gemisi hemen ona ateş açtı. Burundaki top sadece bir kez ateş edebildi. Şimdi bir başka dizi sandal yedekte çekilirken, yarı yolda top tekrar ateş etti. Dört bacalı savaş gemisi ateşiyle bu ateşi boğdu. Sadece bir kere ateş edip, top siperine çekilip fırtınanın dinmesini bekledikleri belli. Son mermileri, karaya çıkan bir grup askerin tam üzerine düştü gibi göründü. Acaba kimseye isabet ettirdiler mi? Diğer bir savaş gemisi, aynen dört bacalı savaş gemisinin kuzeyde yaptığı gibi burnun güney köşesinden kafasını çıkardı.

Sahilde ateş tekrar başladı. Askerlerimizin sırtın doruğunda, daha önce olmadıkları kadar sol tarafa ilerledikleri gözüküyor. Harika bir sabah, deniz çarşaf gibi ve güneş ışığında parlıyor. Uzakta, Gökçeada’nın ve Semadirek’in gri ve mavi kayalıkları ufuk çizgisinde asılı duruyor. Daha yakınında büyük gemiler ve pus örtüsünün dumanı duruyor [Charles Bean’in, 6 Temmuz 1915’te gönderdiği rapor, Commonwealth of Australia Gazette, sayfa.1281].


Burada kırmızı renkle vurguladığım yerde Charles Bean, istihkamcıların Mena'daki çölde çukur kazdıklarını söylerken, "Mena" dediği yer hemen Büyük Piramit'in yanındaki "Mena House" adı verilen büyük bir Hazırlık Kampı idi! Hatta bugün bile aynı adla bir Hotel vardır orada!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-04-2015, 05:00
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart "Hani, tâ'ûna'da züldür bu rezîl istîlâ!"

Arkadaşlar, önceki bir mesajımdaki Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şiirinin bir kıtasındaki son mısrasının anlamı çok derin ve sitem doludur.

Sözkonusu bu mısraının Osmanlıcası şu şekildedir: "Hani, tâ'ûna'da züldür bu rezîl istîlâ!"

Sadeleştirilmiş şekli de şöyledir (1:41):

"Hani, veba mikrobunu bile utandırır bu rezil işgal!"

Burada "taun" veba hastalığı ve "zul" de alçalma ve alçalmaya layık olmak demektir. Açıktır ki, şair burada kinaye kullanmış. Yani bu sözü düşmana mı yoksa o anki Osmanlı yönetimine mi söylediğini meçhul hale getirerek büyük bir ustalıkla ifade etmiştir!

Bana sorarsanız, Vatan şairimiz,


tartışmasından görüldüğü üzere, o anki Osmanlı yönetime göndermede bulunmuştur: Neden bu rezil işgale neden oldun, diye!

Aksi takdirde, Vatan şairimiz; "Hiç ibret alınsaydı Tarih tekerrür eder miydi?" sözünü boşuna söylemezdi!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-04-2015, 08:29
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

Dün AP'den bir zat çıkmış "tarih, üzerine siyaset yapılacak bir alan degildir" diyor. Madem öyle Fransa da cezayir soykırımını kabul ettigini açıklasın. Ne bileyim ABD örnegin işlediği savaş suçları için kalksın japonya dahil tüm diğer mağdurlara tazminat ödesin. Yani Avrupa parlamentosunun tek yaptığı aslında tarih üzerinden siyaset. Maadem soykırım konusunda bu kadar hassastılar 100 yıldır neredeymis akılları. Bir seyin tarihsel gerçeklik olması için 100 yıl mı gerekiyor.

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-04-2015, 08:57
blackwater - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
blackwater blackwater isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2014
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 67
Standart

Dünya kamuoyunun ve beyni olan herkesin geçmiş ile ilgilenmek yerine dünyanın güncel sorunlarıyla ilgilenmesi gerekiyor.

Tarih boyunca birileri birilerini katletmiş. Bugün bunun halen devam ediyor olmasıdır insanların sorunu.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ermeni Soykırımı Tarihsel bir Gerçekliktir Mutezile Politika 588 07-11-2022 04:03
Uludere Raporu skandal kararla kabul edildi sîya evînê Politika 15 12-06-2013 08:03
Ermeni Soykırımı Jolly Jocker Politika 0 31-12-2011 14:12
ABD Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı kabul etti! Politika 56 21-10-2007 01:12

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:12 .