Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 08-05-2015, 08:20
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart Demokrasi'ye alternatif bir sistem var mı?

Forumda daha önce "demokrasi"nin nasıl belli sınıfların çıkarlarına hizmet edecek şekilde bir araç gibi kullanıldığından veyahut da tabiri caiz ise "insanları köleleştirmenin en iyi yolu onlara özgürmüş hissi vermektir" felsefesinin icraatına hizmet ettiğinden bahsettik.

Ancak çoğunlukla, bu tip tartışmalarda veya medyadaki "demokrasi" konulu söylemlerde hep bir "gerçek demokrasi" ibaresinden bahsediliyor. Gerçek demokrasilerde şu şöyle olmaz, böyle olur, bakınız İngiltereye, anayasaları yok ama özgürlüklerin beşiği vb. gibi söylemleri çok duyuyoruz.

Ben açıkçası "demokrasi"yi tümüyle ortadan kaldırılarak yerine başka bir sistemin getirilmesi kanaatindeyim. Bu başlıkta tartışmak istediğim de nasıl "gerçek demokrasi"ye ulaşılır değil, "demokrasi" yerine ülkenin yönetimi; hükümetlerin seçimi; insanların hakları ve eşitlikleri ne gibi başka bir sistem ile sağlanabiliri tartışmak...

Wikipedia'dan alıntılar isek:
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.
Ben bu tanımdaki tüm üye ve batandaşların, başka hiçbir kritere bakmaksızın, salt vatandaşlık sıfatıyla herkesin devlet politikasını şekillendirmede aynı eşit paya sahip olmasına karşıyım.

Yani Aysun Kayacı'nın zamanında dediği "benim oyum bir çobanınki ile eşit olmamalı" mantığından hareket ediyorum.

Bu demokrasi tanımında bahsi geçen "her vatandaşın eşit hakka sahip olması" ibaresinin bir kandırmaca, sistemi kör bir kuyuya hapseden, ülkenin ya da devletin ya da toplumun gelişimini engelleyen bir ibare olarak niteliyorum.

Sizce de herkesin 1 oy hakkı mı olmalıdır? Ülkeyi kimin, hangi politikalar ile yöneteceğini belirlemede belli bir uzmanlık alanında doktorasını tamamlamış, gündemi takip eden, iyi kötü kitap okumuş, sorgulayan ve soran bir zihne sahip bir kişiyle; evinde tv'si bile olmayan, olsa da hiç bir bakanın adını sayamayacak kadar ülke gündeminden bi haber, hurafelerle yatıp kalkan, bilgisiz ve cahil bir kişi eşit mi olmalıdır?

Ülkenin kaderi hakkında, kimler tarafından nasıl yönetileceği hakkında daha bilgili, daha akıllı, daha gelişmiş beyinlerin daha fazla söz hakkına sahip olduğu bir sistem daha iyi olmaz mıydı?

Veya önereceğiniz alternatif başka bir sistem var mı?

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.

Konu Dialectics tarafından (08-05-2015 Saat 08:26 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-05-2015, 09:53
blackwater - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
blackwater blackwater isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2014
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 67
Standart

Demokrasi'den daha işlevsel bir sistem göremiyorum ama seçilme ve seçmenin kuralları değiştirilmeli.

Seçilme şartlarından birisi Üniversite Mezunu olmak ve en az 1 yabancı dil bilmek olmalı.
Aday olan kişilerden astronomik rakamlar alınması engellenmeli. Harcayayım nasıl olsa seçilirsem devletten çalarım anlayışı var insanlarda.

Oy verecek insanların minimum lise mezunu olması gerekmeli.

Dokunulmazlık denen garabet kaldırılmalı ve sadece kürsü dokunulmazlığı getirilmeli. Ülkemizde uygulanan demokrasi hırsızları koruyan bir zırh görevi görüyor.

Seçimlerde %1'in altında oy alan partiler kapatılmalı veya hazine yardımından muaf tutulmalı. 1 masa 2 sandalyeyi bir araya getirenler parti kuruyor.

Yukarıda yazdıklarım Türkiyede hiçbir zaman olmayacağına göre kendi bokumuzda debelenmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-05-2015, 09:54
postalmarx postalmarx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Nov 2013
Mesajlar: 957
Standart

Olayın temel olayının para olduğunu önce anlarsan demokrasinin olayını da anlamış olacaksın.

Şimdi olayı basitleştirmek için bir benzetme yaparak diyelim ki bir apartmanda oturan insanlar diyor ki: "Bu apartmana bir kapıcı tutmak lazım, bu katların hergün silinmesi lazım, birisinin bu asansörü bakımını düzenli yaptırması lazım, apartmanın deposunun yıllık temizliği var, şu var, bu var, ama hepimizinin de kendi işimiz gücümüz var, kimimiz doktor, kimimiz avukat, hepimiz işe gidiyoruz akşam yorgun geliyoruz bunları nasıl yapacağız?"

Sonra toplanıyorlar ve diyorlar ki "emekli Avni efendi yönetici olsun ve bu işlerle ilgilensin. Kapıcı tutmak için, asansör bakımı için ve bütün diğer masraflar için de herkes aidat ödesin. Ve apartmanın bir bütçesi olsun."

İşte bir ülkede hükümet aynı bu yönetici gibidir, tek görevi toplanan bu aidatları insanların istediği şekilde kullanmaktır. Devlet de tüm bu ortak kurumların ve sözleşmelerin toplamıdır.

Şimdi farzedelim bu apartmanda bu insanlar ayda bir gene toplanıyorlar ve apartman işlerini konuşuyorlar. Yöneticnin toplanan aidatları nasıl harcadığına bakıyorlar, çünkü bunu cebe de atabilir. "Kapıcıya bu kadar verdim, asansör bakımı yapıldı, top oynayan çocukların kırdığı kağpının camı yeniden takıldı, hepsine bu kladar bu kadar verdim, bu da benim tabii zamanımın karşığı olarak kendi ücretimdir" bakıyoruz hepsi makul.

Ama bir tanesi diyor ki "bizim asansör çok sık arıza yapıyor, buna bu kadar bakım parası ödeyene kadar bir seferde çok para ödeyip bunu yeni bir sistem asansörle değiştirelim, bu en az bir kaç hafta asansörsüz kalacağız demektir çünkü bunun inşası çok sürer, ama bunu yaptırdıktan sonra hem daha hızlı ve güvenli bir asansör olacak hem de arızası çok daha az olacağı için bakım masrafı ödemeyiz, verdiğimiz parayı da bu şekilde 3 senede amorti eder."

Şimdi bu tarz bir öneri oya sunulur değil mi? Niye? Buna cevap verdiğin zaman da yukarda yazdığı yazının ne kadar aptalca olduğunu anlıyacaksın.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-05-2015, 10:08
turin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turin turin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2015
Mesajlar: 845
Standart

Ben teknokrasinin çok daha iyi bir alternatif olabileceğini düşünüyorum.
Heleki bilim/teknolojide geldiğimiz son nokta ve bu alanlardaki gelişim ivmesi şimdi olmasa bile yakın zamanda pek çok şeyin otomatize edilebileceği, büyük sistemler tarafından düzenlenebileceği izlenimi uyandırıyor bende..
Biraz ütopik olabilir ama dünya bu yönde evriliyor..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08-05-2015, 10:18
bursali68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bursali68 bursali68 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2010
Bulunduğu yer: Bursa
Mesajlar: 1.376
Standart

Merhaba,

Sonuçta en mükemmel sistem diye adlandırılacak bir sistem dahi konsa, yine bu sistemin de sulandırılacağını düşünüyorum ki özellikle bizim toplumumuzda zaten çok zor...

Sağlıcakla kalınız...

" Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların hiç bir şey yapmaması kafi " Edmund Burke
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-05-2015, 10:41
postalmarx postalmarx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Nov 2013
Mesajlar: 957
Standart

turin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben teknokrasinin çok daha iyi bir alternatif olabileceğini düşünüyorum.
Heleki bilim/teknolojide geldiğimiz son nokta ve bu alanlardaki gelişim ivmesi şimdi olmasa bile yakın zamanda pek çok şeyin otomatize edilebileceği, büyük sistemler tarafından düzenlenebileceği izlenimi uyandırıyor bende..
Biraz ütopik olabilir ama dünya bu yönde evriliyor..
Hangi ideolojinin teknotratlarının diktatörlüğü olacğına nasıl karar verilecek?

Her partinin kendi ekonomistleri var, kendi entelleri var eğitim hakkında olsun, ekonomi olsun, dış politika hakkında olsun kendince fikirleri olan.

Git sosyologların arasına kimi marxisttir, kimi muhafazakardır, kimi atatürkçüdür.

Siz diyorsunuz ki "herkes parasını versin, sonra da bıraksınlar bana veya benim fikrimi en iyi ifade edebilen bir okumuş adamın eline herşeyi o da kendince yoğursun memleketi geleceğimizi. SEn tıpış tıpış sistemi verginle finanse et, evladını da ver benim eğitim sistemime ben onu da şekillendireyim kendime göre, ama için de rahat olsun biz uzmanız, teknotratız, veya işte biz senin için olsun toplum için olsun neyin en iyi olduğunu senden daha iyi biliyoruz merak etme, bize vahiy geliyor, Atatürk öte taraftan bana vahiy atıyor."

Bunun gibi birşey heralde.

Anlamıyorsunuz ki bu taşkafalı zihniyet birtek "ilericilerin" tekelinde dğeil ki. Diktatörlüğü islamcı da kurar, milliyetçi de kurar, kommunist de kurar, hatta tek bir aile bile bir ülkeye diktatörlük kurar.

Ben şunu anlamıyorum. Siz nasıl uyanıksınız ki temelde dediğiniz şudur: "Şimdi arkadaşlar, ey ahali, 70 milyon insasınız, biz Atatürkçülerin oyu iktidar olmaya yetmiyor valla %30 u görsek bayram edeceğiz o haldeyiz. Bizim yanlız güzel bir fikrimiz var. Gelin demokrasiden vazgeçelim, niye biliyor musunuz? Çünkü bak, sizin aklınız ermez ama biz siz için ne daha iyidir biliyoruz. Siz en iyisi paranızı verin gerisine karışmayın, evladınızı da gönderin ben müfredatı burada yazıyorum, bak bana güvenin, herkesin oyunun eşit olmasına gerek yok, demokrasi zaten bir nevi dalaveredir kandırmacadır, iki koyun kurt kuzu falan, biliyorsun işte, hem de marx da demişti sanırım biryerlerde değil mi? Anlaştık mı bak? Bana bırakıyorsunuz değil mi tüm kontrolü? İçiniz ferah olsun."

Yani şark kurnazlığında son nokta. Lafım daha çok Dialectics'e tabi siz alınmayın turin arkadaşım.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-05-2015, 11:20
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

postalmarx´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Olayın temel olayının para olduğunu önce anlarsan demokrasinin olayını da anlamış olacaksın.

Şimdi olayı basitleştirmek için bir benzetme yaparak diyelim ki bir apartmanda oturan insanlar diyor ki: "Bu apartmana bir kapıcı tutmak lazım, bu katların hergün silinmesi lazım, birisinin bu asansörü bakımını düzenli yaptırması lazım, apartmanın deposunun yıllık temizliği var, şu var, bu var, ama hepimizinin de kendi işimiz gücümüz var, kimimiz doktor, kimimiz avukat, hepimiz işe gidiyoruz akşam yorgun geliyoruz bunları nasıl yapacağız?"

Sonra toplanıyorlar ve diyorlar ki "emekli Avni efendi yönetici olsun ve bu işlerle ilgilensin. Kapıcı tutmak için, asansör bakımı için ve bütün diğer masraflar için de herkes aidat ödesin. Ve apartmanın bir bütçesi olsun."

İşte bir ülkede hükümet aynı bu yönetici gibidir, tek görevi toplanan bu aidatları insanların istediği şekilde kullanmaktır. Devlet de tüm bu ortak kurumların ve sözleşmelerin toplamıdır.

Şimdi farzedelim bu apartmanda bu insanlar ayda bir gene toplanıyorlar ve apartman işlerini konuşuyorlar. Yöneticnin toplanan aidatları nasıl harcadığına bakıyorlar, çünkü bunu cebe de atabilir. "Kapıcıya bu kadar verdim, asansör bakımı yapıldı, top oynayan çocukların kırdığı kağpının camı yeniden takıldı, hepsine bu kladar bu kadar verdim, bu da benim tabii zamanımın karşığı olarak kendi ücretimdir" bakıyoruz hepsi makul.

Ama bir tanesi diyor ki "bizim asansör çok sık arıza yapıyor, buna bu kadar bakım parası ödeyene kadar bir seferde çok para ödeyip bunu yeni bir sistem asansörle değiştirelim, bu en az bir kaç hafta asansörsüz kalacağız demektir çünkü bunun inşası çok sürer, ama bunu yaptırdıktan sonra hem daha hızlı ve güvenli bir asansör olacak hem de arızası çok daha az olacağı için bakım masrafı ödemeyiz, verdiğimiz parayı da bu şekilde 3 senede amorti eder."

Şimdi bu tarz bir öneri oya sunulur değil mi? Niye? Buna cevap verdiğin zaman da yukarda yazdığı yazının ne kadar aptalca olduğunu anlıyacaksın.
Anlamamış ya da iyi düşünmemişsin mevzuyu. Şimdi verdiğin örnekten hareket edelim, diyelim ki bu apartmanda teknik işlerle zerre alakası olmayan ilkokul mezunu amcalar ve yaşlı teyzeler var diyelim. Ve apartmanın %60'ı da bu profilde diyelim. Geri kalanlar ise bu işten anlayan, asansör arıza maliyetlerinden haberdar, apartmanın hangi tip probleminin ne kadar daha verimli ve ekonomik çözüleceği ile ilgili altyapıya sahip kişiler olduğunu düşünelim. Bu bilinçli %40, avni efendinin gösterdiği hesaplarda bir hile hurda olduğu, masrafları abarttığı, aslında bu işin daha ucuza malolacağını idrak etmişler. Ancak Avni efendi öyle de güzel bir hatip ki, yaptığı usülsüz işleri ballandıra ballandıra anlatıyor, bu ilkokul mezunu işten anlamayan teyze ve amcaları çok iyi işler yaptığına ikna ediyor. Konu hakkında altyapısı, bilgisi olmayan ve dahası bu tip teknik konuları araştırmak gibi bir kaygısı dahi olmayan bu %60 "adam çalışıyor işte "diyerek her yıllık toplantıda bu güzel konuşan avni efendi seçilsin diye hep beraber ellerini kaldırıyorlar... Ve böylece avni efendi apartmanın parasını sömürmeye devam ediyor...

Şimdi apartman yönetici seçimi demokratik oldu değil mi? Evet.
Ama apartman açısından, apartmanda yaşayanların çıkarları açısından iyi mi oldu? Hayır. Eğer bilgisiz ama çoğunluk %60 değil de, donanımlı %40 dinlenseydi belki asansör problemi kökten çözülecek, kalan paray aapartmanın bahçesi güzelleştirilecek, ya da başka bir problem daha aynı aidata halledilebilecekti.

Anladın mı?

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08-05-2015, 11:29
postalmarx postalmarx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Nov 2013
Mesajlar: 957
Standart

Dialectics verdiğin örnek çok güzel. Bu benzetme üzerinden devam edelim. Şimdi sen Atatürkçü konumu bu örnek üzerinden açıklıyorsun.

Ben de sana hala aynı şeyi söylüyorum. Sen bu cahil amca ve teyzeleri ikna etmeden nasıl onların parasını alıp belli projeleri gerçekleştireceksin? Napacaksın insanları haraca mı bağlayacaksın?

İkna etmek için de konuşmak zorundasın. Ve onların rızasını istemek zorundasın. Avni amcanın karşısında kendin yönetici olmak istiyorsan, veya başkasını yönetici göstermek istiyorsan, gene insanları bu toplantılarda ikna etmeye çalışmak zorundasın. Yoksa mesela gidip apartmanın gece bekçisine şunu mu diyeceksin? Git herkesin kapısına vur, "açın lan!" de, sonra onlara benim projem için aidatlarını ödemelerini gerisine karışmamalarını söyle, artık toplantılarda da sadece şunlar tartışılacak: apartman balkonlarında bu yaz hangi çiçekler asılmalı, onun dışında her türlü konuyu biz karara bağlayacaz, Avni amca gene yönetici olsun istediği kadar, konuşabileceği konuları biz seçecez, de ki onlara "parayı vermezseniz ve bu duruma itiraz ederseniz dayağı yersiniz" de. Bu konuları da aranızda konuştuğunuzu sakın görmeyim fena yaparım de. Bunu mu diyeceksin?

Demokrasinin alternatifinin ne olduğunu şimdi anladın mı?

Konu postalmarx tarafından (08-05-2015 Saat 11:34 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08-05-2015, 11:31
turin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turin turin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2015
Mesajlar: 845
Standart

postalmarx´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hangi ideolojinin teknotratlarının diktatörlüğü olacğına nasıl karar verilecek?
Her partinin kendi ekonomistleri var, kendi entelleri var eğitim hakkında olsun, ekonomi olsun, dış politika hakkında olsun kendince fikirleri olan.

Git sosyologların arasına kimi marxisttir, kimi muhafazakardır, kimi atatürkçüdür.

Siz diyorsunuz ki "herkes parasını versin, sonra da bıraksınlar bana veya benim fikrimi en iyi ifade edebilen bir okumuş adamın eline herşeyi o da kendince yoğursun memleketi geleceğimizi. SEn tıpış tıpış sistemi verginle finanse et, evladını da ver benim eğitim sistemime ben onu da şekillendireyim kendime göre, ama için de rahat olsun biz uzmanız, teknotratız, veya işte biz senin için olsun toplum için olsun neyin en iyi olduğunu senden daha iyi biliyoruz merak etme, bize vahiy geliyor, Atatürk öte taraftan bana vahiy atıyor."
Sevgili postalmarx,

Aslında kendi düşünceme en yakın ifade "teknokrasi" olduğu için bunu kullanıyorum.
Dikkat ederseniz; hiç insanlardan bahsetmedim- insanlar hata yapmaya/kandırılmaya/sömürülmeye müsait canlılar... Hiç kimse kendisinin her konuya aynı nesnellikte-önyargısız/önkabulsuz olarak yaklaştığını iddia edemez, etse bile sallıyordur çünkü ufak tefek de olsa bizi bağlayan, bizi biz yapan ve diğerlerinden ayıran şeylerle kendimizi var ediyoruz.
Teknokrasi derken; insanın olmadığı(doğrudan-karar verici olarak) bir yönetim biçiminden bahsediyorum.. Dolayısıyla, ne parti kalıyor ortalıkta-ne marx-ne de atatürk..
Burada sistemi kuracak ilk dinamikler/önderler çok önemli, olabilecek en objektif-en dürüst insanlardan oluşmalı ki sistem daha sonrasında hatalarını çok kısa sürede ortadan kaldırabilsin ve düzeni daha hızlı sağlayabilsin..
Yoksa bugün Tunus içinde teknokrasi ile yönetiliyor demeye kalkanlar var.. 3-5 tane mühendisi/bilim adamını yönetime koyarak yürütülen demokrasiyi(!) bana bilimin/teknolojinin yönetim biçimi diye kimse yutturamaz!!

Yani şark kurnazlığında son nokta. Lafım daha çok Dialectics'e tabi siz alınmayın turin arkadaşım.
"kızım sana söylüyom gelinim sen anla" olmuş
yok alınmadım zaten, ne oluyor dedim, ne atatürkü

Ben Atatürkçü değilim, böyle bir şey de söylemedim hiç bir yerde vesselam..

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08-05-2015, 11:44
postalmarx postalmarx isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 28 Nov 2013
Mesajlar: 957
Standart

Sevgili Turin,

Bence teknokrasiyi ayrıca tartışmaya gerek yok çünkü zaten teknokrasi dolaylı yoldan uygulamada. Çünkü her başbakanın, her bakanın teknokrat danışmanları var. Bütün dünyada böyledir. Eskiden de böyleydi. Bir padişahın bile yanında bir dolu veziri olur. Bunun gibi.

Kimse devlet işini tek bir adamın aklına bırakmıyor ki.

Amerika'ya gidersen Obama'ya brifing veren envay çeşit devlet kurumu var. Bu kurumların çalışanları tabii ki okumuş ve işinin uzmanı adamlar. Zaten belli kurumlarda çok iyi değilsen en tepeye yükselemezsin. İlla ki kendi alanında en az bir doktoran olması gerekir, ki devletler profesörleri falan istihdam ediyor. Eskiden de en büyük alimler istihdam ederlerdi danışman olarak. Bu yeni bir fikir değil. Ve ayrıca tartışılmasına gerek yok. Yani zaten uygulamada olan bir durum demek istiyorum.

Ama eğer dersen ki sadece teknik konularda değil ama hangi yaşam tarzının veya toplumsal varoluş şeklinin daha doğru olduğunu bilen bir teknokrat olsun yönetsin. O zaman da denir ki, bu göreceli bir durumdur. Hangi yaşam tarzı daha iyidir, hangi toplumsal varoluş biçimi daha güzeldir bunun objektif doğrusu yoktur. Bunu bildiği iddia edip herkese dayatan da anca hayvanlık yapmış olur. Bu tarz bir hayvanlığın "ilericiler" tarafından yapılması onu daha az hayvanlık yapmaz. GEne lafım tabii ki buradaki "ilerici" arkadaşlara, lütfen üstüne alınma.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alternatif Kuran Ayetleri Mutezile İslam 64 30-01-2012 22:06
Alternatif Akp Reklamı TurkceRap Politika 12 28-05-2011 17:44
Alternatif İslam ateist.bakış İslam 21 21-05-2011 13:11
Alternatif Ayetler/Mutezile'den pante İslam 22 03-01-2008 00:07

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:20 .