Tanrının var olmasının imkansız olduğuyla ilgili bir yazı yazmak gerekiyor. Bazı zamanlar ateistlerce de; Tanrının belki de var olabileceği, yani kesinlikle yok diyemeyeceğimiz söyleniyor. Bu yazımda tanrının var olmasının neden imkansız olduğunu yazacağım.
İlk önce tanrı dediğimiz şeyin ne olduğunu tanımlamamız gerekiyor. Herkes tarafından aynı şekilde anlaşılan bir varlıktan mı söz ediyoruz? Hayır, herkesin tanrı anlayışı farklı. Aslında herkesden ziyade, herbir inancın, düşüncenin… kendine özgü tanrı anlayışı var.
Bazı inançlar için tanrı sonsuz güce sahip olan şey, bazıları için sonlu, bazıları için de tanımlı, bazıları için ne olduğu belli olmayan şey. Dikkat ettiyseniz ‘şey' diyorum, varlık demiyorum çünkü ‘varlık' kavramı var olanlar için kullanılır, var olmayan bir şey için ‘varlık' kavramını kullanamam.
Panteizmin ya da pan-enteizmin tanrı anlayışıyla değil de deizmin, agnostizmin ve teizmin tanrı anlayışlarının neden imkansız olduğunu yazacağım. Yani kısaca, herşeye gücü yeten, sonsuz güce sahip, herşeyi yaratmış olan veya evreni yaratıp kendi haline bırakmış olan…. bir tanrının var olmasının neden imkansız olduğunu yazacağım.
Öncelikle bu yazımda bahsettiğim tanrının özelliklerini söyledim ve hangi tanrılardan bahsettiğimi. Anlaşılması için tekrardan yazıyorum hangilerinden bahsettiğimi ( aslında hepsi ‘tek' sayılır) ;
1-Dinlerin tanrısının imkansızlığı ( Teizm )
2-Evreni yaratıp, kendi haline bırakan tanrının imkansızlığı ( Deizm )
3-Sonsuz güce ve sonsuz, üstün özelliklere sahip tanrının imkansızlığı
( Deizm, teizm ve diğerleri.. )
1- Dinlerin tanrısının imkansızlığı(Teizm)
Yeryüzünde insanlar tarafından ortaya konulmuş o kadar çok din vardır ki sayıları binleri bulabilir. Ve bu dinlerin çoğunun tanrısı vardır, ayrıca kutsal metinleri.
Peki her bir dini incelemeden de her dinin tanrısının var olması neden imkansızdır diyebiliyoruz? Çünkü tüm dinlerin temelde aynı olmasından faydalanarak, hepsinin tanrısının olmayacağını ortaya koyabiliriz. Şöyle ki:
Ben neden yaratıldım sorusuna tüm dinlerin cevapları vardır. Bilhassa ortadoğudan çıkmış olan dinlerin cevapları aynıdır. ‘Tanrı insanları kendisine kulluk etmek amaçlı ya da kendi varlığının bilinmesi amaçlı yaratılmıştır' denir.
Yukarıdaki tırnak işaretleri arasında yer alan cümleyi inceliyecek olursak, tanrının bir ‘haz' aldığını yani tanrının ‘ben'i olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Yani, insansı bir özelliğin, yine insan tarafından tanrıya yerleştirilmiş olduğunu görüyoruz. Buradan çıkartılabilecek sonuç, tanrının insanları değil, insanların tanrıları yaratmış olduğudur.
-İnsanların kendisine kulluk etmesini istediği için
– Varlığının bilinmesini arzuladığı için
-Evreni yaratmaya gerek duyduğu için
…
Yine inceliyecek olursak, tanrının bir egosu olduğunu ortaya çıkartırız. Yüce ve herşeyi yaratan bir tanrının egosunun olması gerçekten tutarsız ve saçmadır, kendi mükemmelliğiyle çelişen bir tanrının olması da tutarsızdır. O halde diyebiliriz ki, dinlerin tanrısının var olması imkansızdır. Yani, kesin olarak yoktur.
2-Evreni yaratıp, kendi haline bırakan tanrının imkansızlığı
( Deizm )
Herbir deisttin tanrısı farklı olabilir, ama temelde aynıdır. O temel de deizmin tanrısının tüm evreni yaratıp, evrenin işleyişine artık karışmamasıdır. Ama deizmin tanrısının da, aslında teizmden pek bir farklı olmadığını söyleyebilirim. Çünkü:
-Tanrı evreni neden yaratıyor?
Bunun mantıklı bir cevabını kimse veremez. Teizm, bu konuda tanrının insanları denemek amaçlı ya da kendi varlığının bilinmesini istemesi sonucu yarattığını söyleyediği halde, deizm bu konuda birşey söylemez. Çünkü tanrıyla iletişime geçen bir peygamber ya da aracı bir melek v.s. yoktur. Ama mantıksal olarak deizmin tanrı anlayışı incelendiğinde, teizmden farkı olmadığını anlayabiliriz.
Tanrı evreni neden yaratma gereği duyuyor, diye sorduğumuzda; Alacağımız yanıt:
‘Ya kendi varlığının bilinmesi amaçlı ya da canı sıkıldığından, eğlenmek için…. gibi yanıtlar olacaktır.'
İncelediğimizde o mükemmel tanrının tanımına uymayan nedenlerden ötürü evreni yarattığını anlıyoruz. Yani yine ‘tanrının egosu' sebebiyle evrenin yaratıldığını anlıyoruz.
Sonuç itibariyle, mükemmel bir tanrının ‘egosunun' olması da saçma ve mantıksal olarak tutarsız olacağından deizmin tanrısınında varolamayacağını söyleyebiliriz.
3-Sonsuz güce ve sonsuz, üstün özelliklere sahip tanrının imkansızlığı
( Deizm, teizm ve diğerleri.. )
Pek fazla birşey yok aslında yazacak. Deizm ve teizm için yazdıklarım 3. kısım içinde geçerli. Mükemmel ve sonsuz güce sahip bir tanrının, evreni yaratması kendisiyle çelişmesi ve tutarsız olacağından, tanrının olması imkansızdır diyebiliriz.
Sonuç olarak, tanrının insanları, evreni yaratma amacı insansı bir arzuya, insansı bir ego ya benzediği için ve tanrının kendi mükemmeliyetiyle, yaratmada bulunduğu eylem arasında tutarsızlıklar olduğu için ‘tanrının var olması imkansızdır.'
Ortada bir varoluş (yaratılış) var. Öyleyse var eden (yaratan) da vardır. Varoluşun nedeni her neyse var eden de odur. Mesela doğal seçilim var edendir, yaratandır, tanrıdır. Kütleçekimi var edendir, yaratandır, tanrıdır.
Var edenlerdeki bilinmeyen boşlukları insanlar kendi hayal ürünleriyle tamamlayarak farklı tanrı tanımlarıyla kendi tanrılarını yaratabilirler. Belki bu yüzden dinlere de teori gibi bir şey diyebiliriz. Çürütülmüş teoriler.
Yazının altındaki imza sözün de yazının devamı niteliğinde olmuş.
Darwinistlerin mükemmel yaratılış fikrine karşı öne sürdükleri, insan bedeninde Allah'ın yanlış yerde yarattığı veya eksik veya fazladan yarattığı organlar allah yoktur diyorlar. Top 5 People With Extra Body Parts
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
İnsan bedenindeki kusurlara bazı şeyler söylenebilir. Birçok hastalık ve genetik kusur var ama bunlar imtihan olarak görülebiliyor bazıları tarafından. Veyahut ayrı bir hikmeti vardır, Allah'ın kurduğu sistem ve düzende onlara da yer var deniyor. Yani iyi olacak kötü de olacakki iyinin değeri anlaşılacak ve zıtların savaşımı olacak gibi cevap veriliyor. Yani hep iyi hep güzel olmaz, kötüsü de olacak ki birbirini dengeleyip anlam kazanacaklar deniyor. Ama tamam bu sefer de salt kusursuzlar var demek olmaz. Hem kusurlu hem de kusursuzlar var demeleri lazım.
Mesela ustayım diyen bir şahısın , ortaya koyduğu eserde hata görülürse ona beceriksiz denilebilir.
Hatta öyledir ki , bu usta ya beceriksiz , salak muamelesi dahi yapılır. Aynı hatayı devam ettirilirse eline tazminatı verilir ve kıçına tekme basılır.
Bu ustanın yaptığı eser sebebi ile bir başka insana zarar gelmiş ise , bu usta kulağından tutulup cezaevine atılır.
Dolmakalemi örnek veren özürlülüler bu durumları , SINAV olarak dile getirirler. Hata olarak görmezler.
İnsan bedenindeki kusurlara bazı şeyler söylenebilir. Birçok hastalık ve genetik kusur var ama bunlar imtihan olarak görülebiliyor bazıları tarafından. Veyahut ayrı bir hikmeti vardır, Allah'ın kurduğu sistem ve düzende onlara da yer var deniyor. Yani iyi olacak kötü de olacakki iyinin değeri anlaşılacak ve zıtların savaşımı olacak gibi cevap veriliyor. Yani hep iyi hep güzel olmaz, kötüsü de olacak ki birbirini dengeleyip anlam kazanacaklar deniyor. Ama tamam bu sefer de salt kusursuzlar var demek olmaz. Hem kusurlu hem de kusursuzlar var demeleri lazım.
Kotu ve yanlis oldugunu dusundugumuz hersey'e "Allah'in bir hikmeti vardir" diyerek isin icinden çikmis olmuyoruz. Cariyelere, evli olsalar bile tecavuz etmenin hangi hikmeti olabilir? Ya da senin inancindan olmayanlari cizye'ye (haraca) baglamak? Örnekleri çogaltabiliriz.
İnançlı bir insan için insandaki bedensel özürler sınav olarak görülüyorda , alttaki canlının sınavı nedir ?
Bu zavalli canlinin sinavi aci çekmek, Allah aci çeken canlilari görünce bence orgazm oluyordur, "bak ben ne kadar güçlüyüm, size neler yapabiliyorum!" diyordur muhtemelen....