Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 18-03-2007, 03:23
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Çanakkale'ye ve Çanakkale Savaşları'na uzun yıllar öncesinden çok ilgi duydum. Bu ilgim, üniversiteden mezun oldur olmaz çalışmaya başladığım ilk şehir olması dolayısı ile başladı. Bir yıla yakın süreyle Çanakkale'nin pek çok yerini bisikletimle gezdim, yüzlerce kilometre kattettim özellikle de Gelibolu yarımadasında, savaş alanlarında, şehitliklerde. Conk bayırı nerededir, Arıburnu nerededir, Kanlı Sırtta neler yaşanmıştır bilirim. Seddülbahirde ilk nereye çıkıldı, Ezineli Yahya çavuş nerede mevzilenmişti bilirim. Çünkü defalarca uzun uzun gezdim. Çok sonraları 20 kişilik bir grubun rehberi olarak da insanları gezdirdim Gelibolu yarımadasında ve savaş alanlarında. Konuyla ilgili her iki taraftan kitapları sıkça karıştırdım.

Öncelikle, Çanakkale savaşlarında ölen tüm askerleri, milliyetleri ne olursa olsun saygıyla anıyorum. Gerek bizim taraftan gerekse de karşı taraftan yaşları ortalama 20 olan 100.000'e yakın insan hayata gözlerini yumdu. Analarını göz yaşlarına boğdu, çoğu evlilik göremeden, sevdiği kadına kavuşamadan, bebeklerini kucaklarına almanın hazzını yaşayamadan son nefeslerini verdi. Türkü, Arabı, İngilizi veya Avustralyalısı, bir zamanlar nefes alıyordu, yürüyordu, koşuyordu.

Konuyla ilgili bazı tahlillerim şunlardır:

1- Çanakkale savaşlarında saldırıya uğrayan, "mazlum" taraf biz miydik?

Gelenekçi yanıt kesinlikle "evet" dir. Oysa işin aslı kanımca öyle değil. Çünkü 1. dünya savaşına saldırı yaparak katılan taraf bizler idik. Daha doğrusu Osmanlı idi. Yavuz ve Midilli zırhlıları Karadenizdeki Rus limanlarını bombaladı. Daha sonra Süveyşi ele geçirme amaçlı bir saldırı başlattı Osmanlı. Doğu cephesinde de Ruslara karadan saldırıldı. Güneyde ise Süveyş kanalı'na saldırıldı.

Osmanlıya saldırıldığı için Osmanlı savaşa girmedi. Tam tersine ittihat ve terakki yönetimindeki Osmanlı saldırgan şekilde savaş girmiştir. Buna yanıt olarak da Müttefikler Çanakkale'ye saldırmıştır. Bu bütünlük içinde algılanınca Çanakkale'de mazlumları oynamak inandırıcı değildir.

2- Çanakkale ve ardından İstanbul'un ele geçirilmesi hedefi, esas hedef biz olduğumuz için midir?

Muhafazakarlar da aslında bilirler esas hedefin biz olmadığımızı ancak dile getirmeye pek gönülsüzdürler, birazcık da çarpıtırlar bakın nasıl:

"İngiliz ve Fransızların amacı Çanakkale'yi ve sonrasında İstanbul'u alarak Osmanlıyı safdışı etmek bu arada da Rus limanlarına yardım götürebilmek idi."

Çanakkale ve İstanbul, Rus limanlarına ulaşım yolundaki geçiş noktaları olduğu için değerli idi. Yoksa kendileri için değil. İngiliz ve Franszıların amacı Alman doğu cephesini zayıflatabilmek için Rusların ayakta kalmasını sağlamak idi. Fransa cephesinde savaş siperlere çakılı kalmış idi. Bunu çözmek için Rus cephesini güçlendirmek gerekiyordu. Baltık denizinden sevkiyatı Almanlar engellediği için Karadeniz üzerinden lojistik destek vermek gerekiyordu. Bunun içinde çanakkale ve İstanbul'un alınması gerekiyordu.

Oysa muhafazakarlarımız kendimiz asıl hedefmişiz izlenimini dolaylı yoldan vermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla milli kibir söz konusudur.

3- Çanakkale Geçilmez!

1915'de geçemediler ama 1918'de geçtiler.

Evet iyi dayandık ama sonuçta yenildik. 1918'de Çanakkale'nin heryeri İngiliz çizmeleriyle arşınlandı.

Eskiden milli futbol takımımız hep savunma oyunu oynardı ve tek farklı yenilgiler alırdı (mesela 70 li yıllarda) ertesi günü gazetelerde "iyi dayandık" başlıkları atılırdı.

4- Geçtiğimiz yıl hemen her yerde gördüğümüz, üstü başı yırtık-pırtık iki Türk erinin olduğu resim meselesi.

Evet, ne zorluklarla kazandık bu savaşı ama ordu o haldeyken bu orduyu bu savaşa sokana hesap sormak yok mu? Erine çeket giydiremeyen ey Enver Paşa neye güvenerek girdin bu savaşa?

5- İstanbul'un fethini Fatih ile anarız, Çaldıran zaferini Yavuzla anarız, Malazgirt'i Alpaslan ile anarız da Çanakkale galibiyetini neden Liman Von Sanders ile anmayız?

Yanıtı: İşimize gelmez de ondan.

Çanakkale savaşlarını baştan sona idare eden *komutan (5. ordu komutanı) namı diğer Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı General Liman Von Sanders'dir. 8 nisanda yarımadaya gelmiş, 25 nisanda çıkartma başlayana dek mevzileri hazırlamış, stratejisini belirlemiştir. Savaşın stratejisini hep o belirlemiştir. Yaklaşık 100 Alman subayı da bu savaşta daha çeşitli birliklerde komuta görevleri almıştır.

Hiç şüphesiz bir başkomutanın taktik becerileri olmaz ise bir ordunun savaş kazanması zordur. Bu açıdan Liman Von Sanders'in galibiyetteki payı çok büyüktür. Onu atlayarak veya önemsiz göstererek yapılan Çanakkale yorumları Milliyetçi kibirden öteye gitmeyen duygusal yorumlar olarak kalır.

6- Çanakkale Savaşından daha dört yıl öncesine kadar bırakın İngilizi-Fransızı yenmeyi, kendisinin yarı gücündeki Balkan orduları karşısında tel tel dağılan, çil yavrusu gibi kaçışan Osmanlı ordusu nasıl oldu da birkaç yıl sonrasında İngilizi-Fransızı yenebildi? Birden iman gücü veya kahramanlığı mı tuttu?

Hayır, Çanakkale'nin düşmemesi Almanlar açısından çok önemli idi. Rus limanlarının müttefik desteği almaması Almanlar açısından kritik derecede önem taşıyordu. Bu nedenle Almanlar Çanakkale'ye neler gönderdi, Osmanlı ordusu hangi silahları kullandı orada:

-Alman tüfeği (Mavzer)
-Alman makinali tüfeği
-Alman topu

Bunların yanında 100 civarında subayını ve başkomutanı.

7- Müttefikler bu savaşı hangi aşamada stratejik olarak kaybetmişlerdi?

18 martta deniz bozgunu olduğunda stratejik kayıp olmuştur. Çünkü Osmanlı devleti o zaman uyanmış ve çıkartma ihtimaline karşı Çanakkale'deki kara birliklerini güçlendirmiştir. 8 nisan da Von Sanders paşa Gelibolu'da göreve başlıyor ve diyor ki "Savunma düzeneğini hazırlamak için bir hafta yeterli bana". Yani 15 nisana kadar savunma hazır olacak. Oysa daha uzun zamana bile sahip olacaktır Von Sanders, çıkartma 25 nisanda başlayabilmiştir. Çıkartma başladığında 60.000 kişi civarında 3 tümenlik Osmanlı ordusu hazır onları bekliyordu.

Müttefikler 18 martta denizden zorlamak yerine nisanda kara çıkartması yapsa idi Osmanlı açısından durum çok zor olacak idi.

8- 18 mart deniz zaferi taktik başarı mı stratejik başarı mıdır?

Taktik başarıdır. Nusret mayın gemisiyle yapılan taktik, lokalize bir başarıdır. Stratejik olarak ise tam bir başarısızlıktır. Çünkü temel savunma sistemi olan sahil savunma bataryaları 18 mart saat 15.00 sıralarında, yani savaş başladıktan 7-8 saat sonra imha olmuş durumda idi. Uzun menzilli müttefik deniz topçusu, sahil savunma topçularımızı saatler süren bombardıman sonucunda, yaklaşık saat 15.00 sıralarında susturmuş idi. Müttefik gemilerine İstanbul artık açık iken Nusret gemisinin döktüğü mayınlar imdada yetişmiştir. Burada şansın yaver gitmesi de söz konu idi. İngiliz mayın tarama gemilerinin bir gün evvel bazı bölgeleri iyi taramamasına tarihin cilvesi mi demeli?

SONUÇ: Çanakkale galibiyeti halkımıza moral motivasyon, milli gurur verilmek amacıyla kullanılmaya çalışılıyor. Ancak gerçekler çarpıtılarak, abartılarak, bazı gerçekler gizlenerek yapılan bu sunni moral pompasının halka gerçek morali vermesi mümkün değildir. Gerçek moral geçmişle değil günümüze ve geleceğimize yönelik eylemlerle, projelerle mümkün olabilir. Geleceğinden umudu olmayan halkların sarıldığı silah geçmişleridir. Günümüzde işsizliği, gelir düşüklüğünü, adaletsizliği, mal ve can güvenliğini, demokrasi ve özgürlükleri sağlayamayan hakimlerin halka vermek istediği moral pompası Çanakkale oluyor. Çanakkale savaşları, özellikle son on yıldır histerik bir abartma söylemiyle ele alınıyor. Milli savaş psikolojisi pompalanan halkımızda yabancı düşmanlığı artıyor. Türkiye içine kapanıyor. Barış ve demokrasi değerleri yerine Çanakkale ile simgelenen savaşa özgü değerler öne çıkartılmaya çalışılıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18-03-2007, 07:51
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Sevgili Cem,

Bir de savaşın kazanılmasını sağlayan "melekler ordusu"nu yazsaymışın ekip tamam olacakmış. Bu nereden çıktı dersen, aşağıya alıntıladığım sözün aklıma getirdi:
Cem";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çanakkale savaşları, özellikle son on yıldır histerik bir abartma söylemiyle ele alınıyor.
Ben 49 yaşındayım, benim çocukluğumda da Çanakkale savaşı aynı gururla anılırdı. Sevgili pante'nin topiğine bakarsan 1915'te Mustafa Kemal ve Mehmetçiğin Çanakkale'deki kahramanlığı ile ilgili yazılmış şiir görebilirsin, demek ki yaşandığı dönemde de gurula algılanmış. Son 10 yılda yapılan ise başka birşey, Mustafa Kemal'in ismini silip Çanakkale'yi Bedir savaşı ile özdeşleştirmek. Senin böyle bir niyetinin olmadığını elbette biliyorum ama konuya bu açıdan da bakmanı naçizane öneririm.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18-03-2007, 12:50
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Sn. Cem,

Alternatif tarih konusundaki bilgileriniz gerçekten ilginç ve kayda değer. Benim gözlüklerimle baktığımda ise gördüklerim şunlar;

1. İttihat ve Terakki partisinin, Osmanlıyı; 93 harbi, Kuzey Afrika savaşı, Trablusgarp savaşı ve Balkan Harbiyle en değerli topraklarını kaybeden devleti, son yüzyılda kaybettiği toprakları geri almak için Almanya yanında savaşa soktuğu doğrudur.
Ancak savaşa ne isteği vardır ne de hazırlığı. Esasen Payitahtın isteği; Çıkacağı kesinleşen böyle bir cihan savaşında en azından kazanabilecek tarafta olmaktır.
Goben(Yavuz) ve Breslav(Midilli) gemileri Amiral Sovchen komutasında 28-29 Ekim 1914 gecesi Rusya'nın Odessa ve Sivastopol Limanlarını topa tutması fiilen Osmanlı Devletini savaşa sokmuş oldu. Bu iki zırhlılarda bulunan tüm asker ve subaylar, osmanlı donanma askerlerinin kıyafetini giymiş Alman'lardır. Yapmış oldukları bombardımanın emrini Osmanlı Genelkurmayından almadıkları da bilinmektedir.
Bu olay üzerine Rusya Osmanlı Devleti'ne savaş açmıştır. Rusya'nın savaş ilanından birkaç saat sonra Enver Paşa, Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya savaş ilan ederek Birinci Dünya Savaşına İttifak Bloğunda girdiğini duyurmuştur. Bu duyurudan sonra İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmiştir.
Görüldüğü üzere
Birinci dünya savaşının isteklisi ve saldırganı Osmanlı olmamıştır.

2. Muhafazakarların ağzından vermiş olduğunuz bilgilere katılmam mümkün değil. O görüşün kaynakları ile yazan biri olarak sizin vermiş olduğunuz gerçek nedenlerin aynısı verilmektedir.
Yani esas neden Osmanlı ve İstanbul'dan öte, sizin verdiğiniz sebeplerdir.

3. Hemfikirim.
Evet Çanakkale geçilmiştir. Ve bence de Çanakkale savaşı, övünülecek, kazanılmış bir kahramanlık öyküsü değildir. İtilaf devletleri amaçlarına geç de olsa ulaşmışlardır. Ve sadece 3 yıllık bir geciktirme için bizim kayıplarımız hesaplanırsa yenilgi ve hezimetimiz ortaya çıkar.

4. Hemfikirim.
Ve sadece Çanakkale için değil, doğuda Sarıkamış başta olmak üzere tüm cepheler için sormak lazımdır o soruyu.

5. Bu şıkta vermiş olduğunuz Baş komutan başarısı bence yoktur. Çanakkale savaşı; beyinle, stratejiyle, taktikle yapılmamıştır.
Verilen kayıplar ve içeriğe bakarsak, vahşice, orantısız ve dengesiz bir saldırı ile ve kan gücüyle yapılan bir savunma dikkat çeker.

6. Savaşlar; topla, tüfekle, teçhizatla yapılır ancak bunlarla kazanılmaz. Doğrudur, Almanlar Çanakkaleye pek çok teçhizatını getirmiştir. Resimlerde ve yaptığımız gezilerde gördüğümüz devasa toplar Alman işçiliği ile yapılmış ve getirilmiştir. Ama karşısında olan ordunun teçhizatı ve
modernizasyonu karşısında birkaç gömlek geride kalır.
Bilenler bilirler; Menzil olarak kara topu deniz topundan daha uzun mesafelidir. Karanın denize üstünlüğünün en başında gelen kuralı bu olmasına rağmen Çanakkale'de böyle olmamış, tam tersi bir durum söz konusu olmuştur.

7. Hemfikirim.

8. Hemfiririm.

Yorumlarınıza katılıyorum.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-03-2007, 13:20
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Resmi tarihler, Â*bizim uydurma hadislerimiz olmuş.
Â* Â* İLBER ORTAYLI'nın bir sözü var.
Â* Â* Â*-Resmi tarihlerden TARİHİ öğrenemezsiniz.
Â* Â* Â*Cem, yazdıkların için teşekkürler.
Â* Â* Â*Ben Â*Engin Ardıç'ı çok beğenirim, sağlam bir kültür birikimi var. bu konularda epey yazısı var. Fanatik
Atatürk'çüler Â*ona çok kızarlar. O'na kızanlar gerçeklerle yüz yüze gelmek istemeyen tipler.
Â* Â* Dünkü yazısından bir bölümbu günkününde tamamını aktaracağım. Bunları söylerken , kimse ATATÜRK'ü kötülemek istediğimi, Â*veya artniyet taşıdığımı düşünmesin
Â* Â* Â* Â*
Â* Â* Â* Â*Örneğin Atatürk’ün İstanbul’da o altı buçuk ay içinde... Bir gazete çıkarmayı... Yeni hükümette Harbiye Nazırı olmayı... Olamayınca o hükümetin güvenoyu almaması için çaba gösterdiğini biliyor muydunuz?

Bilmiyordunuz. Ama bize küfür etmeyi biliyorsunuz, değil mi

Â*

Â* Â* Gelelim Çanakkale’ye Â*




Eh, madem beni “kötü kişi” ilan ettiler, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın, azıcık daha münafıklık edelim...

Dedim ama korkuyorum da, “espri yaptığımı” kendi has okurum anlar da budalalar anlamazlar. Bir tarihte bana “televizyona çıkmadan önce ne iş yapıyordunuz ağabey” diye sormuşlardı, ben de gırgır olsun diye “Cağaloğlu’nda köftecilik yapıyordum” demiştim, mektuplar yağdı: Köfteciden köşe yazarı olursa böyle olur!

Bu ülkede tevazu göstermeyeceksin, bir, “ironi” yapmayacaksın, iki. Sonra vuruyorlar.

Örneğin hükümeti eleştirmek için “bravo vallahi, pes doğrusu, memleketi ne güzel idare ediyorsunuz” şeklinde dalganı geçmeyeceksin, yağ çektiğini sanırlar! “Bir şeyi, tam tersini söyleyerek anlatma sanatı” olan ironi, bizim topraklarda tanınmaz.

Efendim, bugün 18 Mart ya, konumuz Çanakkale.

Çanakkale gerçeğini anlatmak isteyen de, söze “ben vatan haini değilim, beni yanlış anlamayın” diye başlamak zorundadır. Çünkü burası Türkiye.

Bu adını andığım ülkede, Çanakkale muharebeleri, kurtuluş savaşımızın “bir parçası” gibi algılanıyor. Oysa ikisinin arasında beş yıl vardır.

Eh, ikisinde de düşman saldırmış, ikisinde de Atatürk var ya...

Atatürk, Çanakkale’de albaydı. Orada gösterdiği “yararlıklar” dolayısıyla general oldu. (Bu “yararlıklar” kelimesini de hiç sevmem, ilkokul kıraat kitabı lafıdır.)

Çanakkale, bizim de katıldığımız emperyalist dünya savaşının bölümlerinden biriydi. En önemlisi de değildi, belirleyici (decisive) olan cephe elbette batı cephesiydi.

Biz de bir imparatorluk olarak Alman İmparatorluğu’nun hem müttefiki, hem ortağı, hem de gırtlağımızdan “bağımlısıydık” bu savaşta.

Enver Paşa önce bu savaşı kazanıp sonra “işi büyütme”, bir Turan İmparatorluğu’na yönelme hayalleri kuruyordu ama, savaş kazanılsaydı Alman sömürgesi olacaktık! Ben de bu yazıyı yarı Osmanlıca yarı Almanca yazacaktım, çünkü Türkçe bilgim zayıf kalacaktı, evde, kendi aramızda konuştuğumuz önemsiz bir dil! (Fransız yönetimi altında Cezayir’de bütün derslerin Fransızca okutulduğunu, Arapça’nın da haftada iki saat “seçmeli” ders olduğunu biliyor muydunuz? Anadilin ya da İngilizce, ikisi de aynı, tercih senin!)

Çanakkale’de verdiğimiz şehit sayısı sonradan “arttırılmıştır”, daha etkili görünsün diye...

Birçok kişi, hatta basın mensubu bile sanır ki, dünya savaşının başında Çanakkale’de boğuşma başlamış, sonuna kadar da öylece sürmüştür.

Müttefikler Çanakkale’ye dünya savaşı patlak verdikten sekiz, biz savaşa katıldıktan beş ay sonra saldırdılar.

Ve de altı ay kadar sonra defolup gittiler. Ondan öteye Çanakkale’de tek mermi bile atılmadı, 1916, 1917 ve 1918 yıllarında Çanakkale’de tık yoktu.

Bu saldırıyı hepimiz, yakın tarih boyunca, “son derece alçakça ve haksız bir saldırı” şeklinde algıladık.

Oysa bunların bize saldırmalarından daha doğal hiçbir şey olamazdı, çünkü savaşa Alman baskısıyla ve bunlara karşı biz kendimiz katılmış, ilk kurşunu da, Sivastopol’u topa tutarak biz atmıştık. Herhalde elleri armut toplayacak değildi. Çanakkale, bir saldırı değil, bir karşı saldırıydı!

Tıpkı bunun gibi, gene Alman “gazıyla” gittik Süveyş Kanalı’na saldırdık, hem de iki kere; sonra da herifler karşı saldırıya geçip bizi taa Halep’e kadar kovalayınca çok şaşırdık. Ne hakları vardı yahu?

Hani çok kişi dünya savaşında biz mazlumların yalnızca kendimizi savunduğumuzu sanır da...

Teşkilat-ı Mahsusa’nın “İran ve Afganistan içlerinde ihtilal çıkarma” gibi enayice girişimlerini pek görmezler yani...

Enver’in Almanya’ya yaranmak için 14. Kolordu’yu Galiçya cephesine gönderdiğini de...

Bu ne biçim kurtuluş savaşı parçası ki, bir yandan da Güney Polonya’da cereyan ediyor?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18-03-2007, 13:29
antimuhammed antimuhammed isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 408
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Sizlerin bütün bunları ince ince düşünen beyinleri, Osmanlının Hırvat, Sırp, Rum devşirmelerle savaşa girdiğini bilmiyor mu? Döktürdükleri topları Venediklilere yaptırdığını bilmiyor mu? Atatürk Allah Allah demedi diye bu kadar art düşünen beyinler, Osmanlı Allah Allah dedi diye şanlı, şerefli oluyor değil mi? Osmanlı donanmasını Venedikten gelen ustalar inşa ediyor, donanmayı gavur kürek mahkumları yürütüyor ama zafer Osmanlının oluyor değil mi?
Fatihe o övündüğünüz topları döken Macar Urban değilmiydi?

Çanakkale de askerlere moral veren, onlara söylevçeken de Almanlardı değil mi? Eline tüfek alıp siperlerde yatanlar da Alman askerleriydi.

Osmanlının çöküşünün sonucudur Alman tüfekleri, topları Â*...v.s.. Bu Osmanlının ayıbıdır. Türk milletinin değil. Ama bakıyorum hala işin özünü anlamamışsınız. Kuran da bir vuruşta dağılır çürük denen örümcek ağıyla bir zamanlar Osmanlıya top dökenler, donanmasını inşa edenler kurşun geçirmez elbise yapmaya çalışıyorlar. Çelikten güçlü tel yapmaya çalışıyorlar.

Kurtuluş savaşını da Ruslar konuta etti değil mi? Çanakkale de Atatütrk ü yok sayan bir zihniyet elbette kurtuluş savaşında da bahaneler üretmekten geri kalmayacaktı.

Siz daha Allah arayın.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18-03-2007, 14:12
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

"Bir destandır Çanakkale" başlığını sadece 18 Mart'ın anısına yazdım.
Bu tarihlerin unutulmaması gerektiği düşüncesini belirttim. Kaldı ki benim
savunmadığım, düşüncelerine katılmadığım halde *Mustafa Suphi'ler için,
Ulaş Bardakçı'lar için açılmış başlıklarım da vardır. Anılmaları ve yaşananlardan
ders alınması için. Kimileri geçmişin olaylarından ders çıkarır, gelecek için, benzer
olayları objektif değerlendirmek için bir deneyim olarak kullanır, kimileri ise hala
aynı kafada, aynı anlayışta devam eder, ayrı konu..

"Bir Destandır Çanakkale" başlığında Cem'in belirttiği şekilde kesinlikle geleneksel
çizgide yazmadım. Yazdıklarımı tekrar okursanız, sadece emperyalist güçlerin
başarısızlığından söz ettiğimi göreceksiniz. Ne Osmanlı ordusunun başarısından,
ne askerlerimizin kahramanlığından, ne Mustafa Kemal'in muhteşem zaferinden
tek satır kaleme almadım.
Savaşın sebeplerine, ayrıntılarına, sonuçlarına değinmedim.
Sadece Mehmet Akif'in savaşı yansıtan mısralarına, Gelibolu topraklarının savaşın
izlerini taşıdığını vurgulayan "Dur Yolcu" şiirine, Atatürk'ün ilk defa adının geçtiği
bir şiirin dörtlüğüne ve Nazım Hikmet'in bir prezantasyonuna yer verdim.

Türk tarihinde karalanamayacak, çamur atılamayacak iki savaştan biridir Çanakkale.
Kurtuluş savaşı ve Çanakkale savaşları tamamen vatan savunmasına dayalı ve haklı
mücadelelerdir. Savaşın oluşmasında devlet yöneticilerinin hatalarının olması, savaşın
kaybedilmemesinde Alman silahlarının ve komutanlarının rolünün büyük olması
kesinlikle bu mücadelelere gölge düşüremez. Ayrıntılara daha sonra gireceğim.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 18-03-2007, 15:09
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

Çanakkale Savaşlarında saldırıya uğrayan taraf bizdik. Bizim denizimize yabancı
orduların gemileri girdi, bizim topraklarımızı yabancı orduların askerleri silah
zoruyla istila etmek istedi. Bu gün gibi ortadadır. Savaşın yapıldığı yer Çanakkale'dir,
Gelibolu'dur. Saldıranlar ise İngiltere'den, Fransa'dan, Kanada'dan, Avustralya'dan,
Yeni Zelanda'dan, Hindistan'dan vs. ülkelerden bu topraklarla uzaktan yakından ilgisi
olmayan empertalist güçlerin askerleridir.

Her olayın, her savaşın bir sebebi vardır tabi. Sebepler sonuca etki etseydi, haklılığa
ya da haksızlığa karar vermede rolü olsaydı, bugün Ermeni soykırımı tartışılmaz,
"Ermeniler de ihanet edip savaşta Rusya'ya yardımcı olmasaydı, köyleri basıp katliam
yapmasaydı, Osmanlı'yı içten vurmaya kalkışmasalardı" denerek haksız olanların
Ermeniler olduğu kararına varılabilir, Osmanlı'nın çaresiz kaldığı, techirden başka bir
çözüm bulunamaması haklı görülebilirdi. Demek ki sebepler saldırganı haklı çıkarmıyor.

Kaldı ki bir ulusa egemen olanların ve devlet yönetimini ellerinde bulunduranların aldıkları
kararlar ulusun kararları değildir. Hele o yöneticiler bilinçli bir halk tarafından seçilip
gelmediği ve savaş gibi hayati kararlarda halkın görüşüne başvurmadığı sürece.
Dolayısıyla savaşın sebepleri ne olursa olsun, topraklarına saldırılan halklar bundan
sorumlu tutulamazlar. O günlerde Almanya yörüngesinde olan Osmanlı'nın siyaseti de, bugünlerde ABD yörüngesinde olan Türkiye siyaseti de, bu siyasetlerin dışında olan halkları bağlamaz. Halklar yaşadıkları toprakları korumak ister, kendi *topraklarında
yabancı asker postalı altında ezilmek istemez. O nedenle Anadolu halkı açısından
bakıldığında, o halk ne Sivastopol'un bombalanmasını, ne Süveyş kanalına saldırılmasını
hesaplamaz. Şu anda kendi vatanına saldırılmaktadır ve vatanın savunulması gerekmektedir.
Bu bir köylü genç için de, bir işçi için de, bir Üniversite de doktor çıkacak öğrenci için de,
ordudaki herhangi bir subay ve asker için de böyledir.
"Hata bizim hükümetin. Düşman bize saldırmakta haklı." diye düşünülemez.
Böyle düşünülmediği gibi bir mazlum rolü de oynamamıştır hiçbiri. Resmi tarihçilerden
bu savaşta tarafımıza mazlum yakıştırması yapanlar varsa bu da o tarihçilerin sorunudur.
Yabancı tarihçi ve devlet adamlarının Çanakkale savaşları konusunda yazdıklarından dahi
yola çıksak bir destandır Çanakkale. Savaşla geçilememiştir. Siyasetle 3 yıl sonra geçenler
ise yine 3 yıl sonra geldikleri gibi gitmek zorunda kalmışlardır.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18-03-2007, 15:22
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

"2. *Muhafazakarların *ağzından *vermiş *olduğunuz *bilgilere *katılmam *mümkün *değil. *O *görüşün *kaynakları *ile *yazan *biri *olarak *sizin *vermiş *olduğunuz *gerçek *nedenlerin *aynısı *verilmektedir. *
Yani *esas *neden *Osmanlı *ve *İstanbul'dan *öte, *sizin *verdiğiniz *sebeplerdir. "
Çok büyük yanılgı. Savaşların asıl nedeni topraktır, genişlemektir, varlık elde etmektir.
Tarihte sadece karşı tarafa bir ders vermek amacıyla savaşıp sonrasında hiçbir çıkar
elde edilmeden dönülen bir savaşa çok nadir rastlanır. Hele dünya savaşları,
emperyalistlerarası paylaşım savaşıdır. "Hasta adam" Osmanlı toprakları emperyalistlerin
iştahını kabartmakta ve üzerinde türlü oyunlar oynanmakta, planlar yapılmaktadır.
Haçlı savaşlarının kutsallığının ardında nasıl ekonomik çıkarlar varsa, Çanakkale
savaşlarının ardında da paylaşım amaçları vardır. Nitekim 3 yıl sonra gerçekleşen işgal ve paylaşım bunun en büyük kanıtıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 18-03-2007, 15:38
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

"3. *Hemfikirim.
Evet *Çanakkale *geçilmiştir. *Ve *bence *de *Çanakkale *savaşı, *övünülecek, *kazanılmış *bir *kahramanlık *öyküsü *değildir. *İtilaf *devletleri *amaçlarına *geç *de *olsa *ulaşmışlardır. *Ve *sadece *3 *yıllık *bir *geciktirme *için *bizim *kayıplarımız *hesaplanırsa *yenilgi *ve *hezimetimiz *ortaya *çıkar. "
1915'den 1918'i görerek, "Boşuna direnip de kayıp vermeyelim, insanlara kıyılmasın, teslim olalım, açalım boğazı girsinler." denilemez, kimse diyemez.

1918'deki işgal, 1915'deki Çanakkale zaferini asla hezimete dönüştürmez.
Böyle düşündüğünüzde, bu mantıkla İstanbul'un fethine kadar götürebilirsiniz konuyu.
1918-1919'un İstanbul'u ve Ali Kemal'leri de bu mantıkla düşünüyorlardı.
"Fatih, İstanbul'u fethetti de ne oldu, işte Avrupa gelip yerleşti." mantığı 3 yıl sonra
Kuvayı Milliye ruhuyla verilen vatan kurtarma mücadelesiyle yıkıldı. İstanbul'un işgaliyle
hezimet olarak nitelendirdiğiniz Çanakkale Savaşı, Kurtuluş savaşıyla yeniden zafere
dönüştü.
Olaya "3 yıllık bir geciktirme için bu kayıplar verilmemeliydi." mantığıyla baktığınızda
şu doğruyu göremezsiniz;
Çanakkale savaşları olmasaydı ve bilhassa kara savaşlarında o müthiş savunmayı, azmi
ve kararlılığı görmeselerdi eğer;
Kolay kolay İstanbul'dan çekilmezdi İngilizler.
Çanakkale zaferi olmasaydı, bir Kurtuluş savaşı da olmayabilirdi. Ya da Kurtuluş Savaşı
bu kadar kesin bir sonuca ulaşamazdı.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 18-03-2007, 15:59
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış

"4- *Geçtiğimiz *yıl *hemen *her *yerde *gördüğümüz, *üstü *başı *yırtık-pırtık *iki *Türk *erinin *olduğu *resim *meselesi.
*
Evet, *ne *zorluklarla *kazandık *bu *savaşı *ama *ordu *o *haldeyken *bu *orduyu *bu *savaşa *sokana *hesap *sormak *yok *mu? *Erine *çeket *giydiremeyen *ey *Enver *Paşa *neye *güvenerek *girdin *bu *savaşa?"
*

Tabi ki keşke savaşlar olmasa. Hele sanki bizi ilgilendirmediği sanılarak girdiğimiz savaşlar.
Bunlar için Enver Paşa'ları, Talat Paşa'ları suçlamak en kestirme yoldur.

Ama gerçeği araştırdığınızda suçun Enver paşa'lardan çok çok öncesine dayandığını görmek zor değildir. Jön Türklerin dönemi ise Osmanlı'nın içine düştüğü durumdan nasıl kurtulacağı, uçurumun kenarından nasıl dönüleceğinin konuşulduğu yıllardır. Çünkü artık Avrupa'ya sığmayan emperyalist ülkelerde Osmanlı topraklarının paylaşım planları yapılmakta, başkalarına kaptırmama mücadeleleri verilmektedir.

Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini;
Yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini?


derken Namık Kemal, yıllar öncesinden bu durumu görmüş ve bu satırları yazmıştı.

Osmanlı, bir tarafa sığınmadan, bir müttefik edinmeden ortada yalnız kalamazdı.
Son 30-40 yılın dünya politikaları bunu zorunlu kılmıştı. Osmanlı için ise en uygun
müttefik Almanya idi. Almanya yörüngesindeki hükümet de mecbur kalarak Alman
politikasına uymak ve onların talepleri doğrultusunda hareket etmek zorunda kaldı.
Bu doğru muydu yanlış mıydı tartışılır tabi ama " Neyine güvenerek girdin savaşa"
sorusunun ardında bu zorunluluk vardır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:41 .