Sevgili Yfln
Başlık başka içerik başka söylüyor gibi... Ama olsun madem bu söz Moses Hess'e ait dedin, bende buradan O'nun hakkında bilgi veriyorum diyorsun, mantıklı bir gidiş olacağa benziyor..
Yalnız bu söz eksiktir, "Din Halkın Afyonudur" sözü eksik bir sözdür. Çünkü Din 2 biçimde Rol oynar;
1. Çoban Sopası(Yönetenler açısından)
2. Çoban Kavalı(
Afyon, Yönetilenler Açısından)
Bu söz sadece 2 Nolu maddeye göre analizlenmiş gibi, oysa 1 nolu madde asıl önemde olan maddedir.
O halde Din "Halkın Afyonu, hakim kesimlerin ellerindeki sopasıdır"
Bu bahisle ne diyoruz, "sadece Afyon değil, iyi bir silahtır"
"Kendisi hem Komünizm'in, hem de Siyonizm'in peygamberi olup Engels'in komünist olmasında en önemli rolü üstlenmiştir. Marks ve Engels'i ellerinden tutup Illuminati'ye üye kaydeden de bizzat kendisidir."
Aslen bu dediklerinin olurmu, olmaz mı, öylemi olmuş olmamış mı noktasında durmayacağım,
İnsanlar dünyaya geldiklerinde, henüz boş, bomboş olarak gelirler. Gözlerini açtıktan sonra çevre unsuru başlar, diğer canlılara nazaran çok uzun süre ile bakıma muhtaçtırlar. Bu muhtaçlık insanın bir yerde "hazır" sabit fikirler, hazır ilişkiler edinmesine yol açar, Bir Hindu Bakıcının ellerinde büyüyen çocuk Hindu, bir Müslüman Ailede büyüyen ise Müslüman olur.... İnsan 16-18 li yaşlarda kendi dar çevresini aşmaya başlar, bilhassa 16 yaşlarda kendi çevresi olan, aile, sokak ve okul dışından caddelerede açılır olur, bu dönemde genişleyen çevreye kendisini kabul ettirme, kanıtlama yada ifade etme, yer edinme sorunları yaşanır... O'na aşılanan sabit fikirlerin ilk pratik deneylerini, ilk çelişki ve çatışmaları yaşar. Kullanıma en müsait yaşlardır, her neyse;
İnsan hazır çevresinde edinemediği ilişkilerine genişleyen çevre dahilinde yeni ilişkiler edinir. yeni bir ilişki, yeni düşünce biçimleri, yeni çatışmalar, olumlamalar yada olumsuzlamalar.... O halde her çevre genişlemesinde, belkide ilk defa kjarşılaşılan ilişkiler edinilir, Marx yada Engels, gençliklerinde muhakkakki, çevre genişlemesi yaşadılar, hepimiz yaşıyoruz yaşamak zorundayız...
Ancak bu olağan ilişkiye, işte O'nun elinden tutan bu kişiydi deyip, sanki kişinin bu genişleme dahilindeki eserleri, düşünceleri,
kattığı yeni şeylerin sahibi ilk
elinden tutan kişiye mal edilir ise, ben bunu kitabı tersten okumak olarak algılarım...
"Madem başladık, devam edeilim. Bernhard Staempfle isimli cizvit papaz le ilgili araştırma yapmanızı da öneririm. Bu arkadaş da Hitler'in Kavgam kitabını yazmış diyorlar."
Sanki buradan Kapital'i de Moses Hess yazdı der gibiyiz, Doğanın Diyalektiğini'de Engels değil Moses Hess yazdı der gibiyiz...
Bazı kongre, konferans yada seminer öncesi hazırlanan taslaklar vs de, aslen danışmanların yazdıkları fakat altına başkanların imza attığı metinler vardır. Mesala bu gün
"Seçim dönemleri" Siyasi Parti başkanları papağan gibi Danışmanların hazırladıkarı metin yada taslakları öterler. Biraz araştırma ile kimin, hangi danışmanlıkla, kimlerin hazırladığı taslakların bülbülleri olduğunu bulmak mümkündür... Bu tür politik anlarda, konferans, kongre vs gibi durumlarda altına onay imzası atılan metinler, broşürler ile, kişinin kendi öz fikirlerini yada sunumlarını sunduğu, edebi eser-yazınları ayırt etmek gerekir, yoksa götürüden kim vurduya gidebilir