
23-03-2007, 16:46
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Kendisi bir ateist olan ancak kendisiyle barışık,düşünce ve inançlara saygılı olmasından dolayı sevdiğim ve takdir ettiğim bir yazar olan Gülay Göktürk'ün yazısı,..buyrun okuyalım..
Tunus'ta başörtüsü mutabakatı sağlanmış. Tunuslu Müslümanlar ve laikler arasında yapılan görüşmeler sonunda başörtüsü takmak da dahil, laik devlette kadın haklarının ana hatlarını düzenleyen bir belge üzerinde anlaşmışlar.
Müslümanların, laiklerin ve komünistlerin oluşturduğu "Tunus Haklar ve Özgürlükler için 18 Ekim Forumu" adlı platformun üzerinde uzlaştığı belge 9 Mart'ta, yani Dünya Kadınlar Günü'nden bir gün sonra kabul edilmiş. Belgede, "Başörtü bireysel özgürlük meselesidir ve Tunuslu kadınlar başörtülerini çıkarmaları için zorlanmamalıdır veya bu yüzden cezalandırılmamalıdır" deniyor.
Başörtüsü takan kadınları baskı altına alan ve haklarından mahrum eden 108 no'lu "keyfi" kanunun kaldırılması için çağrı yapılıyor. Uzlaşmanın sağlanması üzerine Forum'un ileri gelenlerinden birçok kişi çeşitli açıklamalar yapmışlar. Örneğin, Ekim 18 Forumu'nun kurucusu olan Ahmed Najeb Al-Shabi, belgenin hayatın her kesiminden Tunuslu'yu birleştiren gerçek bir demokratik toplum için "ilk adım" olduğunu belirtmiş. Ama bana, Laik İş ve Özgürlük Birliği Partisi lideri Mustafa Bin Cafer 'in sözleri özellikle önemli geldi. Bu uzlaşmanın Tunus için bir kilometre taşı olduğunu ifade eden Cafer şöyle diyor: "Laik-İslamcı konsensusu yirmi yıl boyunca her iki kesimi birbirine düşüren devletin planlarını bozacaktır"
***
Tunus'ta başörtüsü yasağı Burgiba döneminden beri var. Cumhurbaşkanı Burgiba 1981 yılında kadınların devlet dairelerinde başını örtmesini yasaklamıştı. Daha sonra gelen Fransa etkisindeki "laikçi" hükümetler döneminde yasak daha da ağırlaştırıldı. Ve son yıllarda o kadar azgınlaştı ki, sokakları da kapsadı. Sokakta başı örtülü kadınlar karakola götürülüyor, ancak "bir daha başımı bağlamayacağım" diye imza alındıktan sonra serbest bırakılıyordu. Eminim, bizim kimi 28 Şubatçılar'ın da gönlünde yatıyordu bu uygulama, ama bu kadarına kalkışmaya cesaret edemediler.
Bir zamanlar Financial Times gazetesi, Tunus'ta sokaklardaki başörtüsü yasağı haberini "Tunus'ta Türk usulü" başlığıyla vermişti. Aslına bakarsanız, bizim yasakçılar sokakta yasağa kadar gidemediler hiç. Tek parti dönemindeki bazı uygulamalar hariç.. O zamanlar jandarmanın sokaktaki çarşaflı kadınların çarşaflarını yırttığı, şalvarlarını kestiği olmuştu ama 50'den sonra rastlanmadı böyle şeylere. Ama yine de dünya basını, Tunus'taki başörtüsü yasağını verirken, yasağın "anası" olarak Türkiye'yi gördü. Kim bilir, belki bizdeki yasak uluslararası planda daha çok tartışıldığı, daha çok konuşulduğu içindir... Her neyse...
Gördüğünüz gibi Tunus şu anda öne geçmiş durumda. Biz ise ne yazık ki, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini "first lady'mizin başörtülü olup olamayacağı" bağlamında tartışmaya devam ediyoruz. En uzlaşmacılar bile, işin özü olan yasağın kaldırılmasını bir yana bırakmış, Ak Parti'li olup da karısının başı örtülü olmayan aday isimleri üzerinde beyin jimnastiği yapıyor. Aylar var ki, Türkiye başörtülüleri unuttu, bu yasağın Türkiye'nin görüp göreceği en yaygın, en acımasız yasak olduğu hiç konuşulmuyor bile. Kısacası, daha uzun bir demokrasi geçmişine, daha köklü birçok kültürlülük deneyimine rağmen, Tunus kadar olamadık.
Çünkü Tunus'ta söz konusu olan laik kesim- İslami kesim ittifakına hâlâ çok uzak noktadayız. Tam tersine bizde parlamentodaki "laik muhalefet", kraldan daha kralcı. Varlığını sürdürebilmek için her iki kesimi birbirine düşüren derin devlet planlarından medet umuyor. Çünkü başkaca dayanabileceği bir şey yok...
BUGÜN
|

23-03-2007, 17:14
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Oncelikle sunu soyleyeyim ki 28 Subat'a yada darbelere karsi oldum hep. Askerin isinin ulke politikasinin orasini burasini duzeltmek olmadigini da dusunuyorum. Hatta bu ulkenin geriye gitmesinin, ilerleyememesinin arkasindaki ana nedenin de istedigini zorla digerlerine yaptirtmak isteyen mantikta aranmasi gerektigini dusunuyoum.
Basortusu konusunda da simdiye kadar bunun da bir ozgurluk oldugunu dusunuyordum. Basini baglayanlara uzulerek baksam da, istiyorlarsa baslarini baglama haklarini kimsenin insanlarin elinden almamasi gerektigini dusunuyordum. Aslinda biraz da bir tereddut yasiyordum. Dusuncem "Mein Schicksal heisst Afganisthan" (Kaderimin adi Afganistan) adli romani okuyunca degisti. Buna netlesme de diyebiliriz. Artik basortusunu bir "kadin hakki" olarak gormuyorum. Tersine kadin haklarina yapilmis bir saldiridir basortusu. Aksam size Afganistan'da Taliban ile birlikte gelen yasaklari yazacagim. Elbette Turkiye'yi Afganistan yapmak istiyorlar diye cigliklar atmiyorum ama eger bir sey hak degil de haklara saldiriysa kim uzlasirsa uzlassin ben bu uzlasmayi barisa dogru atilmis bir adim sayamam.
Bu konu bence oldukca tartismalidir. Gecenlerde bir film seyretmistim. 11 yasinda tecavuze ugrayan bir kiz cocugu var. Tecavuz eden kisi konusamamasi icin de kiyin dilini kesiyor. Bunun uzerine bazi kadinlar bir tur tarikat olusturup dillerini kesiyorlar. Bu bir fantazi, ama dusunelim, bu bir hak midir sizce? Insanlarin istedigi hersey, yada dinlerinin onlara emrettigi hersey cagdas dunyada bir hak olarak kabul edilemez. Insanin gelismesinin onunu kesiyorsa, toplumsal durumunu gucsuzlestiriyorsa, genel olarak haklarini kisitliyorsa bu bir hak degildir. Tersine insan ve kadin haklarina saldiridir.
Tunus'taki durum nedir bilmem, olasi politik itifaklar falandir. Politika dunyasinda hersey olur. ABD, Ermeni soykirim tasarisini gecirmezsem sen de Iran'dan petrol almayi kes der mesela. Turkiye, ABD'ye askeri burdan geciririm ama ben de senle birlikte Kuzey Irak'a girerim der. Ortada ilke milke yoktur yani. Ben politik acilardan degil, ilkesel acidan bakiyorum ve burda herhangi bir "hak" goremiyorum.
|

23-03-2007, 17:41
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Belgede, Â*"Başörtü Â*bireysel Â*özgürlük Â*meselesidir Â*ve Â*Tunuslu Â*kadınlar Â*başörtülerini Â*çıkarmaları Â*için Â*zorlanmamalıdır Â*veya Â*bu Â*yüzden Â*cezalandırılmamalıdır" Â*deniyor.
Şimdi şunu öncelikle söylemek isterim ki, Türkiye'de uygulanan "başörtüsü yasağı"na hiçbir şekilde katılmıyorum. Bence türbanlı kızlar da üniversitelere girebilmeli ve okuyabilmelidir.
Amaaaa, baş örtüsünün "bireysel özgürük" konusu olması diye bir şey OLAMAZ.
Baş örtüsü takan kızlar hiç bir şekilde bireysel özgürlük gereği bunu takmazlar. Özgürlük kelimesinin bu şekilde istismar edilmesine karşı çıkarım arkadaş. Olur mu öyle şey ? Ne demek bireysel özgürlük ? Ya aile baskısı ya yetiştiği islami-kültürel iklim ya da bizzat Kuran'i hükümlere boyun eğme sonucu oluşan bir durumu bana hiç kimse "bireyselk özgürlük" olarak satmaz.. Bireysel özgürlük ancak özgür ve baskı altında kalmamış zihnlere ait bir durumdur.
Kızların çoğu aile ve çevre baskısı ile türban takıyor o da yetmiyor aldığı tarikat eğitimi sonucu türban takıyor o da yetmiyor kendisini bir kadın olarak insan yerine bile koymayan Â*Kuran'ın emirlerini cehenneme gitme korkusu ile uygulamak zorunda kaldığı için takıyor o da yetmiyor bu emirleri uygulamak zorunda kaldığı Kuran'ı ve onun peygamberi hakkında tam bir cehalet içinde olduğu için bu emirleri uyguluyor.
a-cehalet
b-korku
c-aile baskısı
d-çevre baskısı
e-aldığı tarikat eğitim veya imam hatip, kuran kursu vb.eğitimler
f-içselleştirilmiş bir feodal Arap kültürü
Şimdi soruyorum: Bütün bunlardan sonra o kişi "özgür" olabilir mi ?
Türbanlı kızlar özgür değillerdir ve bunu da kendileri istemiştir. Bu bir nevi itaat kültürünün içselleştirilip kabul edilmesi ve onun meşrulaştırılması biçimidir. Onlar "biz dinimizin gereğini yapıyoruz" derken aslında ne dinlerini biliyorlar ne de kendi özgür düşüncelerini açıkça ortaya koyabilecek cesarete ve samimiyete sahipler.
Kadınlar süslenmeyi, makyaj yapmayı, takı takmayı ve daha çok kadın gibi yaşamayı severler. Bu onların doğalarında var. İsterseniz bakın onbinlerce yıl önce yaşamış kadınların süs eşyaları bile bulunmaktadır kazılarda. Bu tarih boyunca değişmemiştir. İşte Muhammed'in yaptığı da kadınları kendi öz doğasından kopartmak ve kıskançlığı nedeniyle kapatma isteğidir. Bakın aşağıdaki ayetler bunu apaçık bir biçimde ortaya koyar :
Ahzap 30.Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.
Ahzap 32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin
Ahzap 33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
İşte apaçık kanıtıdır bu birbirinin peşi sıra gelen ayetler. Hala akıllanmaz mısınız ?
Muhammed kendi karılarını kıskandığı için onların örtünmesini emretmiş ve süslenip püslenmesini yasaklamış ve bugün bütün karısı kapalı müslümanlar kendi karılarını kıskandıkları için onların örtünmesini istemekte (Muhammed ile aynı kafada oldukları için) ve süslenip püslenmesini yasaklamaktadır.
İslamcılar Muhammed'i daha çok kendi Â*feodal kafalarına uygun bir kişilik olduğu için severler. Tam onların kafasına göre bir adamdır Muhamemed. Böylelikle altta yatan kıskançlık güdüsünün üstünü örttükleri gibi kadınlara da "Allah'ın emridir" diyerek üstü örtülü bir baskı uygularlar.
Daha da ötesi "Saçının bir teli bile görünse 70 bin sene cehennemde yanarsın" diyerek korkutulmuştur bu kızlar.
Şimdi soralım:
Korku ve dehşet duygularına göre verilen kararlar özgür kararlar olabilir mi?
Aile, çevre, toplum, kültür, din vb. baskılara göre verilen kararlar özgür kararlar olabilir mi ?
(Bu kızlar için)
Bırakın bu dini bahaneleri de karılarınızı ne kadar çok kıskandığınızı itiraf edin (Bu da erkeklere)
Sizi uyanıklar sizi. Kadını itaat altına almanın ne de kestirme bir yolunu bulmuşsunuz...
Gülay Göktürk'e gelince, o daha "özgürlük" nedir onu öğrenememiş. Özgürlük baskının içselleştirilmesi değildir. Olaylara bu kadar yüzeysel bakılmaz. Şeriatçılara şirin görünecem diye de bariz gerçekler bu kadar çarpıtılmaz.
|

23-03-2007, 18:15
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Sn. Hiramusta,
Bir ara siz başlatmıştınız; kelimelerin beyinlerimizdeki karşılıklarına yönelik bir topic i. O dönem, çalışmanızın başarılı olabileceğini düşünmemiştim. Hala daha düşünmemekle birlikte; şayet bir noktadan başlanılacak ise başarısız dahi olunsa, bunun o nokta olduğunu düşünmekteyim.
Geçmişimiz, okuduklarımız, gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz ile bazı kavramlar beyinlerimizde yer ederler. Bunların devamlı bir hale getirilmesi ile düşüncelerimiz sertleşir(maddenin hallerinden biri olarak kullanıyorum).
Beynimizin bu özelliği çok güzel bir malzeme de olur kimilerine. Dezenformasyon denir, yanıltıcı haber denir, pisliği at lekesi kalsın denir, her bir deyiş de insanları Matrixin bir yerlerine bağlar.
Ak olan bir şeyi, devamlı negatif yüklü haberlerle kullanırsanız gün gelir gördüğünüz beyaz ata binmek içinizden gelmez. Kara olan nesneyi aynı şekilde devamlı pozitiflik verirseniz gün gelir beyinlerimiz siyah kedilere el açıp yalvarmaya başlar. Gerçi ak ile karanın ne taraf olduğu da meçhuldür ya neyse.
Düşüncelerinizi bire bir anlamak ve katılmakla birlikte, uzun bir zamandır ki bazı simgelerin bazı odaklarca, çıkarları doğrultusunda kullanıldığını yakınen görmekteyim. Bu kötü.
Artık bazılarınca, giyim şekli ile iman arasındaki korelasyon bağlantıları zayıfladı. Bu iyi
Ama genelde yapılmakta olan bir şey var ki bu devam etmekte. Özgürlük ve hak kavramları kişilere göre değerlendirilmekte. Bu enteresan.
Avrupanın içinde, kendi giyiminin bir tokasına bile karışmayı özgürlüğüne vurulan bir darbe görenler, doğuda inancı gereği bunu yerine getirdiğini dillendiren birine karışmayı özgürlük hareketi görmekte. Bu düşündürücü.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|

23-03-2007, 18:28
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
İlave olarak Türkiye'de laiklik uygulaması iki yüzlücedir onu da vurgulamak isterim. Bizde devlet kendine laiktir. Sen milli eğitime ayırdığın kayaktan daha fazlasını diyanete ayır, sonra kuran kursları, imam hatipler, ilahiyat fakülteleri aç veya açılmasına göz yum ve sonra da her mahalleye bir tarikat düşecek şekilde şeriatçı örgütlenmelere göz yum ve hatta alttan alta destekle 12 Eylül'ün gerici Türk-İslam sentezi ideolojisi ile ve bütün bunlar birer şeriatçı üretim fabrikasına dönüşsün ve tehlike senin kapına gelince de bu sefer, "Laiklik laiklik" diye tuttur.
Bu kadar iki yüzlüce bir laiklik de başka bir yerde zor bulunur. Türkiye'de devlet kendisine laiktir. Â*Devlet kurumları devletin kurtarılmış bölgesi sanki...Sokaklara ver şeriatı ver şeriatı sonra kendi kurımlarına gelince de "almam içeri" de....
Daha da beteri şeriatçıları "mazlum" durumuna düşürerek onların eline büyük bir koz verilmiştir. Onlar bu mazlum edebiyatını çok iyi kullanırlar ve kullanmışlardır ve kullanarak büyük sempati toplamışlardır.
Ne demiş atalarımız: "Ne ekersen onu biçersin"
Şimdi uğraşsın bu laikçiler bana ne...
Yakın gelecekte Türkiye Arabistan'ın arka bahçesi haline gelince kına yakar bu laikçiler. Â*
Tecrübe yenilen kazıkların toplamıdır netekim.
Türbanlı kızlar üniversiteye girmelidir. Eğitim hakkı en önemli hakların başında gelir.
|

23-03-2007, 18:55
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2006
Mesajlar: 187
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Kalemine saglik Sodoma kardesim.Bu yazilarin aynisi umarim birgün gazetelerde yayinlanir,televizyonlarda söylenir de, analarimizin bacilarimizin gözleri acilir.Carl Sagan ,Karanlik bir Dünyada Bilimin Mum isigi adli kitabinda ,insanlik tarihi sanrilar tarihi diye yazmis.Yani insanlarin korkularindan yararlanan gözü aciklar, milyonlarca Tanri yaratarak onlari korkutmuslar ve kölelestirmisler.Düsünün 1500 yildir bir yalan ugruna insanlar neler neler yapiyor.Islam toplumlari din icin ayirdiklari,Muhammedin yalanlari icin ayirdiklari zamanlarini,Bilim e Fen e ayirsalar Ortadogu güllük gülüstanlik olurdu.Ama müslümanlarin uyumasini ,kadinlarin kölelestirilmesini emperyalist gücler de istiyor.Baksaniza Fethullah efendi Amerikalilarin kucagina oturmus,ramazanlikta ezan sesiyle orucumu acmak isterdim diye salya sümük aglayip duruyor.Dinciler bu yalanlari bilmiyor mu.Biliyor ama,Osman Bölükbasinin dedigi gibi en iyi ticaret,en iyi para getiren is Din isi.aglayarak salya sümük trilyoner oluyorsun.Ne güzel...............
|

23-03-2007, 18:56
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Avrupanın Â*içinde, Â*kendi Â*giyiminin Â*bir Â*tokasına Â*bile Â*karışmayı Â*özgürlüğüne Â*vurulan Â*bir Â*darbe Â*görenler, Â*doğuda Â*inancı Â*gereği Â*bunu Â*yerine Â*getirdiğini Â*dillendiren Â*birine Â*karışmayı Â*özgürlük Â*hareketi Â*görmekte. Â*Bu Â*düşündürücü (Mhmmd)
Sözümona çelişki yakalamaya çalışıyorsun. Bunlar yüzeysel sığ mantığın ürünü.
Mini etek giymek özgürlüğün göstergesidir ve daha da ötesi cesaretin.
Ama sıcak havada türban ve palto giymek özgürlük değildir. Giyinme özgürlüğü hiç değildir. Din özgürlüğü hiç mi hiç değilidir.
Kadınlar süslenecek, makyaj yapacak, güzelleşecekler. Bu onların öz doğası. Kadının doğasına karşı savaş açmak da neyin nesi ? Üstelik bunu erkekler yapıyor. Â*
Biraz daha derin düşün.
|

23-03-2007, 18:58
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Hatirladigim kadariyla Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nin bu konuda bir karari var. Turban konusunu bir hak olarak kabul etmediler.
|

23-03-2007, 19:07
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Sargon, bak iyi hatırlattın. Aslında o kararın gerekçesinin Türkçesini bulup okumak lazım. Orada önemli analizler yapılmıştır. Ama islamcılar o kararı da protesto ettiler. Onlar için gerekçenin önemi yok. Kendi aleylerine bir karar çıktı mı hemen başlarlar klasik "batı düşmanlığı" edebiyatına. Ama yeri gelince de hep batıdan örnekler verirler. Ne diyorlardı?
"Biz Avrupa'daki gibi laiklik isteriz."
Sen önce Avrupalı gibi ol ondan sonra okey. Ama senin derdin başka. Sen düpedüz Türkiye'ye şeriat devleti kurmak istiyorsun ve Kuran'ı anayasa yapacaksın. Bak Hristiyanlar istiyor mu böyle bir şey? Modern çağ değerleri ile ne kadar uyumlular deği mi? Demokrasi, insan hakları falan...Ama eskiden onlar da senin gibiydiler.
Senin derdin Arap kabile dinini kakalamaktan başka bir şey değil ki. Bu yolda her adımı atmışsın bırak bu Avrupa edebiyatını senin ruhunu biliyruz sen düpedüz Arapsın kardeşim. Osmanlı bile değil bunlar, Osmanlı bu kadar Araplara ruhunu teslim etmezdi. Bunlar düpedüz Arap yahu...
|

23-03-2007, 19:13
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: TUNUS HALLETTİ, DARISI BAŞIMIZA
Zigurrat kardeşim Carl Sagan'ın "Karanlik *bir *Dünyada *Bilimin *Mum ışığı" kitabını iyi hatırlattın ben bunu herkese tavsiye ederim mutlaka herkes okumaldır bu kitabı. Gerçi bilimsel mantığın kendi içinden bazı eleştiriler getirilebilinir bu kitaba ama o kadar da bilimin kendi iç tartışmaları içinde olur zaten. Bu kitap "sakat anlayışları "boylu boyunca teşhir ediyor ve insana nasıl düşünmesi gerektiğini öğretiyor. Tavsiye ediyorum herkes alıp okusun.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:04 .
|