Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-08-2015, 19:51
Boolean Boolean isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2015
Mesajlar: 1.556
Standart Ayın Karanlık Yüzü

Ayın karanlık yüzünün fotoğrafı paylaşılmış Nasa tarafından...

Hani nerede uzaylı üsleri? Nerede melekler?

Diyorlar ya; ayın arkasında uzaylıların merkezleri var veya melekler ayın arkasında saklanıyor falan...

Hani yok işte...

Bir şey gözle gözükmedi mi, illa oraya gizemli varlıklar uyduruyorlar.

Aynı yatağın altında saklanan canavarlar gibi.

"Aslında varlar fakat, Nasa sansürledi" diye düşünüyorlardır muhtemelen şimdi.


http://edition.cnn.com/2015/08/06/us...eat/index.html

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-08-2015, 20:01
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
Standart

Harika foto.


Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath

Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett

Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel

Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot

İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan

Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe

ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-08-2015, 20:27
Boolean Boolean isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2015
Mesajlar: 1.556
Standart

Dünya ve evren insan olmadan da güzel diyeceğim fakat, insan olmazsa da güzelliği kim yakıştırcak?

Böyle estetik değerlerin insanla birlikte var olabiliyor olması, belki insandan bağımsız estetik diye bir şey olmadığı sonucunu çıkarıyordur.

Bir bok parçasıyla, dünya aynı özelliklere sahip belki de.

Hani müminler tavus kuşu resimleri paylaşarak diyorlar ya;

"Bu güzelliği Allah'tan başka kimse yaratamaz" diye.

Sen olmasan güzellik de olmucak.

Aşık Veysel'in "Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa" dediği gibi.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-08-2015, 22:06
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Özneden bağımsız (nesnel) gerçeklik var mı yok mu? Filozofları çok uğraştırmış bu soru. Bugün hem filozofları hem de fizikçileri uğraştırmaya devam ediyor. Berkeley'in öznel idealizmi yanlışlanabilmiş değil bugüne kadar. Ancak hiçbir fizikçi böyle bir şeyi kabul etmeye de yanaşmıyor doğal olarak. Rabindranat Tagor ve Einstein bir araya gelip bu konuları konuşmuşlar. Tagor özneci, suje olmadan obje olmaz diyor, Aşık Veysel gibi düşünüyor yani Bertrand Russel ve Einstein bu düşünceye şiddetle karşı çıkmışlar. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen Tagor ve Einstein'ın iyi arkadaş oldukları söylenir.

http://www.brainpickings.org/2012/04...in-met-tagore/
Bu arada uzaylıyı falan geçtim ayın karanlık yüzünde bi nane yokmuş. Krater bile yok lan. İyi ki bize kıçını dönmüş ay..

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06-08-2015, 22:28
Boolean Boolean isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2015
Mesajlar: 1.556
Standart

Düşündüm de, özne olmadan obje olur bence. Fakat estetik olur mu? Estetik duygulara ve ölçüye (ölçene) ihtiyaç duyuyor çünkü.

Estetiği düşünürsek Tagor, objenin özneye varoluşsal bağımlılığı konusunda ise Einstein haklı gibi geldi bana.

Çünkü biz doğmadan önce de bu dünya vardı, biz öldükten sonra da var olacak.

Bunu tüm insanlığa uyarlarsak, demek ki; tüm insanlık yok olsa dahi dünya var olacak fakat güzellik yok olacak.

Çünkü estetik de bireysel bir şey sonuçta.

Dünyanın tüm insanlara estetik açıdan güzel gelmesi, bunun bireyselliğini ortadan kaldırmaz bence.

Şu resim dünyanın en pahalı resmi diye yazıyor mesela (parayla ölçülebilenler içinde);

Pablo Picasso'nun Nude resmi.. Fiyatı 106.5 milyon dolara satılmış.



Ben mesela buna en fazla 40 lira veririm.

Fakat birisine o kadar güzel gelmiş ki;

106 milyon dolar vermiş adam. Bunu satın alan adam öldükten sonra resme 106 milyon dolar biçen estetik anlayışı da yok olup gidecek.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-08-2015, 23:09
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Demek ki karanlık değilmiş...

Sevgili Aleph, Berkeley ne yanlışlnabilir ne de doğrulanabilir. Sıkıntımız doğrulayıp, yanlışlayamamış olmak değilde, öne sürülen iddiaların subjektif olması yani objektif geçerlilik içermemesi, yöntemininde bilimsel olmaması...

Halbuki gerçek denilen şey iradelerden bağımsız olandır, aslında gerçek budur, nesnel gerçek ise iradelerden bağımsız ortada olan şeye denir.

Materyalizm açısından gerçeklik diye bir sorun yoktur, bilim açısından da. idealizme göre ise zaten nesneler dünyası gerçek değildir, sanaldır. Gerçek olan, nesneleri, nesnel gerçekliği(sanal dünyayı) yaratan idea, mutlak fikir, düşünce kısaca zihindir. İşte asıl gerçeklik sorunu orada başlar, o halde gerçek olan kim ya da gerçekliğin ölçütü ne? Berkeley, nesnelliği, ortada olanı(gerçeği) fikirlerin tertibi(idealizm) olarak yansıtıp, işlemekle bu işin içinden zaten çıkamaz. Gerçek olan kim, Berkeley mi, o halde şimdi biz neyiz? Gerçek mi? İşte paradoks başladı....

Gerçek kavramı, felsefi bir kavram olarak, genel anlamda, düşüncede varolan ya da düşünülmüş şeylere karşıt anlamda varolan, düşünülmüş olanın dışında mevcut olan anlamındadır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ger%C3%A7ek
Aslı budur, iradeden bağımsız ortadalık, bir iradeye muhtaç olmayan.

Berkeley'e gelirsek, Berkeley ciddi bir yanlışa da imza atmış. hadi idealizm anlaşılabilir lakin Nesnel gerçekliği ya da nesne boyutunu(objektifi), öznenin(insanın) zevkleri veya renkleri dediğimiz çerçevede ele aldığı için baştan zaten falso vermiştir, belki bir yanıltmaca olarak başvurdu, ama tüm düşüncelerini neredeyse bu yanılsama üzerine kurmuş gibi.

Kısaca nedir bunlar;
İyi, kötü, güzel, çirkin..... vb... Tüm bunlar şeylerin algılanan nitelikleri üzerine, öznenin kendisini de dahil ettiği, tanımladığı-yakıştırdığı kavramlardır, gerçeklik sorununa konu edilemezler, çünkü özneye bağlı anlam kazanırlar, nesnel değil özneldir, öznel olan ise gerçek değildir....

Örneğin Dünyanın kendi etrafında dönmesi bir nesnel gerçekliktir, iradelerden bağımsızdır, elmayı seviyorum da, armutu tercih etmem der gibi, dünya hareket eder, canım istemiyorsa etmez denmesi, bu gerçeği değiştirmez. Olaylarda da böyledir, bir olaya kırmızıyı severim ama laciverti sevmem der gibi bakılamaz, olay hoşumuza gitsin veya gitmesin yaşanmış-gerçekleşmiştir, sonucu bizim açımızdan neye mal olursa olsun, beğenmiyorum demekle yok sayma şansımız yoktur... Kimsenin keyfiyetine göre(idealizm) kılık değiştirmez(Berkeley bile olsa)

Aşık Veysel'in ifadesi ise nesnel gerçeklik üzre değil, işte öznel seçicilik üzerinedir yani gönül işi, zevkler ve renkler tartışılmaz(gerçi Berkeley zevkler ve renkler üzerinden bir dolu kafa ütülemişsede, topu, kökünden yanlış)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-08-2015, 23:19
Boolean Boolean isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2015
Mesajlar: 1.556
Standart

Obi-Wan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ozne-nesne ayrimi illuzyondur, filozoflari ugrastirmasi bir illuzyonun ('benlik') dayanak noktasi alinmasindan dolayi.

Mental kurgular (dusunsel dayanaklarin olusumu) doganin bir niteligi, fakat mental kurgularin dahili nicelikleri doganin kendisini yansitmaz. Doga sadece oldugu sey, tanimsiz/tanimlanamaz. Nevertheless, gercek dunyada butun olmadan parcalardan yahut parcalar olmadan butunden soz edemeyiz. Sozu edilebilir olan hareket, degisim, dinamik kosullara bagli tureme/cozulme.
Ondan sonra Budist Rahipler uçuyor diye söylentiler çıkıyor işte.

Bunları yazan/düşünen Budist'in uçma özelliği de vardır.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 07-08-2015, 00:08
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Boolean´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Düşündüm de, özne olmadan obje olur bence.
Simülasyon teorisini duymuşsundur. Ya da en azından matrix filmini izlemişsindir. Fizik, matematik ve evrim beynimize yüklenmiş masallar olabilir mi sence? Ya da gerçekte olduğundan çok daha farklı gösteriliyor olabilirler mi bize?


spactacus, felsefede idealizm ve materyalizm ikilemini nasıl açıklarsınız peki? Neden bir kısım insanlar idealist olurken diğer bir kısım insanlar materyalist oluyor? Ya da "neden bir kısım insanlar materyalist olmak yerine idealist oluyor" diye sormak daha mı mantıklı sizce?

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-08-2015, 00:43
Boolean Boolean isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2015
Mesajlar: 1.556
Standart

Simülasyon teorisini duymuşsundur. Ya da en azından matrix filmini izlemişsindir. Fizik, matematik ve evrim beynimize yüklenmiş masallar olabilir mi sence? Ya da gerçekte olduğundan çok daha farklı gösteriliyor olabilirler mi bize?
Bunu ben şöyle düşünüyorum. Eğer evrim önceden yüklenmiş masal olsaydı, bunu çağımızdaki herkesin bilmesi lazımdı. Ayrıca evrimi gözlemle de görebiliyoruz.

Evrimi gözlemlediğimiz duyu organlarımız, mantıksal karşılaştırmalar, doğrusal ihtimal hesapları yaptığımız beynimiz de evrimle oluştuğu, ve işitme, görme, koklama gibi eylemler sonucunda bizden farklı hayvanların da benzer veriler elde ettiği düşünülürse.....

Madde vardır.

Çünkü madde bize göre değil, biz maddeyi algılayacak şekilde evrimleşmişiz.

Fakat maddenin bütün özellikleri %100 bizim algıladığımız şekilde olmayabilir.

Mesela;

Köpekler siyah beyaz görüyorlar çevrelerini. (İnsan'a kıyasla %20 kadar renkleri algılayabildiklerini okumuştum)

O halde bir insan için altın elementinin rengi sarı, bir köpek için ise gridir.

Peki altının gerçekten rengi var mı?

Olması lazım çünkü atomlar ışık fotonlarını yansıtıyorlar.

Altının gerçek rengi nedir?

İşte burada canlıya göre öznel bir durum var.

Fizik için bilmiyorum fakat matematik için belki şu çıkarımı yapabilirim.

Maddenin niteliklerinden değil de kendisinden yola çıkılarak türetildiği için matematik.

1 taş + 1 taş = 2 taş.

Taşın rengi, şekli, kokusu önemli değil, taşın kendisinden yola çıkıldığı için bir ilüzyon olduğunu sanmıyorum.

İnsan olarak bir benlik olmasa da (Boolean olmasa bile), maddeyi algılayıp hesap yapan bir organizma var sonuçta.

Felsefe konusunda cahil bir insan olduğum için, ancak sohbet şeklinde yazıyorum bunları da. Forumda karşılıklı sohbet ediyormuşuz gibi.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-08-2015, 00:57
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

Aleph´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
spactacus, felsefede idealizm ve materyalizm ikilemini nasıl açıklarsınız peki? Neden bir kısım insanlar idealist olurken diğer bir kısım insanlar materyalist oluyor? Ya da "neden bir kısım insanlar materyalist olmak yerine idealist oluyor" diye sormak daha mı mantıklı sizce?
Sevgili Aleph, kabaca temeli bilgiye ulaştıracak yol ayrımından kaynaklı. Felsefe insanın öğrenme isteği-soran-sorgulayan, bilim ise cevaplayan-arayandır. Yani soran bilim değil felsefedir, cevabı bulmakla mükellef olan ise bilimdir(yani bu ikisi birlikte hayat kazanır ya da anlamlı hale gelir).

Materyalizm bilginin, nesnel zemin kaynaklı olduğunu ve nesnel gözlemlerle elde edilebileceğini ifade ederken, idealizmde bilginin fikri zeminde elde edilebilir olduğunu, gözlem nesnesi içermediği, ancak fikirlerin-düşünceler düzleminde(öznel alem) elde edilebileceğini ifade eder. materyalizme göre veri nesneden-özneye doğrudur, idealizmde ise özneden-nesneye doğru. yani masanızın üzerinde bir bardak varsa, materyalizme göre bunun bilgisi, bardağı algılamanıza bağlı, idealizmde ise masanızın üzerinde aslında bir bardak yok ama siz düşüncenizle, fikirle onu var kılmaktasını, bardak ise gerçekte yoktur, masada, tümüde sanaldır(zihne bağlıdır ve verileride fikirler yaratır) Kısaca materyalizme göre evren bizim bilincimizden bağımsızdır ve gözleme açıktır, idealizme göre ise evren fikirlerimizin tertibidir, tezahürüdür, gerçekte yoktur, ancak zihindedir...

İkincisi ise gerçeklik konusu. Materyalizme göre nesnel olan gerçektir, idealizme göre ise fikri olan gerçektir. yani idealizm nesnel gerçeklik diye bir gerçekliği kabul etmez, tek gerçek olanın düşünce, fikir olduğunu, düşünce dışında hiç bir maddi-fiziki gerçeğin olmadığını öne sürer. Kısaca gördüğünüz, algıladığınız, duyualdığınız NESNEL-FİZİK ne varsa, tümününde fikirlerin(fizik ötesi->metafizik!?) TERTİBİ, bir tezahürü olduğunu öne sürer, gerçek olan düşüncedir der gerisi ise düşüncenin senaryo-kurgu kahramanları... Bir rüya gibi, gerçek olan rüyayı görendir gibi ifade edersem anlaşılması daha kolay olur sanırım.

Üçüncüsü ise "Olaylar" düzlemidir. Örneğin materyalizm olaylar için NEDEN-NASIL sorusunu sorarken, idealizm ise KİM sorusunu sorar. Çünkü idealizme göre nesnel gerçek olmadığı gibi olaylarda nesnel ve gerçek değillerdir, o halde gerçek olan düşünce ise, bizim olay gibi gerçekleri sanal olarak yarattığımız düşünceyi hedef almamız gerekir, haliyle olayların ardında hangi düşünce, kimin düşüncesi-eylemi yatar diye yönelir, yani FAİLİ(ÖZNE'yi) arar, idealizm ÖZNELDİR, materyalizm ise Evren ve Dünyayı NESNEL çerçevede yorumlamayı tercih eder. İdealizm metafizik, fizik dışı, düşünce dahili sebepler-gaye arar, bu nedenle de idealizmde neden sorusu bir olayın nasılını öğrenmek için değil, olayı gerçekleştiren AKLIN-FİKRİN sahibinin kim(eylemin faili) olduğunu ve hangi AMAÇ-GAYE ile bu eylemi gerçekleştirdiğini öğrenmeye çalışır. idealizmde bu knuyla ilgili bilgi bu eylemi gerçekleştirenin KİM olduğu ve maksadının ne olduğunu öğrenmektir.

Materyalizmde ise olaylar nesneldir, gözlemlenebilir ve yorumlanabilirler. Gözlemleri yapılarak bir olayın kaynağına(faktörlerine) inilebilir ve izahı yapılabilir ve bilginin düzeyin de gözlem ve elde edilen verinin düzeyi önem arzeder.

Örneğin materyalizm yağmur için neden-nasıl sorusunu sorar, idealizm ise kim sorusunu. Çünkü materyalizme göre yağmur bir doğa olayıdır, nesneldir ve iradelerden bağımsız, herhangi bir metafizk gücün müdahalesi olmadan gelişen(bu nedenle doğal denir) olaydır, idealizm ise yağmuru YAĞMAK çerçevesinde değil YAĞDIRMAK çerçevesinde ele alır. Yani yağmaz, yağdırılır(fiil-fail) çünkü yağmur gerçek değildir. O halde "bu düşünce, fikir kime ait?, amacı ne?" gibi soruların yanıtı aranır, o halde arkasında KİM var ya da hangi düşüncenin(idea-fikrin) tertibi-yansıması(yansı) diye arar-sorar.

HAREKET-DEĞİŞİM, çerçevesinde materyalizm hareket ve değişimin gözlemlenebilir ve iradelerden bağımsız gerçek olduğunu ifade eder. İdealizm ise hareket ve değişimin bir yanılsama, aslında gerçekte olmadıkalrını, değişenin evren, dünya, doğa veya şeyler(nesneler) değil, aksine değişenin fikir(idea) olduğunu, aslında hareketin var olmadığı fakat yaratan fikrin böyle tezahür(!) ettiği için öyle görüldüğü(duyumlama yanılgısı) iddia eder. Bu konuda materyalizm Diyalektiği(materyalist diyalektik, nesnel hareket-değişim), idealizm ise metafiziği(fikre bağlılığı, fizik dışılığı) esas alır. İdealizm zaten fiziği kabule tmez, çünkü fizik şeylerin doğasını anlamak iken, idealizm şeylerin varlığını da, doğasının olduğunu da ret eder. İdealizme göre fizik yoktur, metafizik vardır...

örneğin gördüğümüz hiç bir şey aslında gerçek değil ve aslında yoklar, tümüde elektrik sinyali vb diye başlayan tüm ifadeler özünde idealizmdir, yani kişi kendi BEN'İ dışında hiç bir şeyin varlığını kabul etmiyor demektir, çünkü tümü de kişiye göre düşüncesinin yansımasından başka bir şey değildir. "Düşünüyorum o halde varım" idealizmle ilgili, materyalistler ise biraz değiştirdi, "Düşünüyorum o halde vurun"

Aslında çok kısa ele alınamaz ama bazı önemli başlık ve kıstaslarda karşılaştırmış olduk.

Yağmur neden yağar diye soruyorsanız ve neden sorunuz FAKTÖREL ise, materyalist bir sorudur, yağmuru yağdıran ne, kim gibi sorulara yönelmiş iseniz ve yağmurun ardında metafizik bir gücün ya da amaçlı, gayeli bir öznenin ya da düşüncenin, fikrin yattığını düşünüyorsanız idealizmdir, zeminde idealizmdir... Kısaca idealizme göre yağmur gerçekte yağmaz, siz bunu düşüncelerinizle yaratırsınız, aslında yağmur düşüncede bir şeydir(sanaldır), o halde kendiliğinden-doğal bir yağmurdan söz edilemez, ancak bir öznenin ya da bir düşüncenin ürünü olarak gerçekleşebilir ve gerçekleşme zeminide nesnel değil fikridir...

Bu gibi durumlarda felsefe bize yanlış sorulara cevap aramamayı da öğretir, disipline eder. Örneğin materyalizmde kaynak, veri, done, gözlem kısaca nesnel veri(aktı) olmadan bilgi elde edilemez... Hiç bir varsayım dayanksız ve objektif kaynaktan mahrum olamaz, illa nesnel(objektif) bir dayanağı olmalıdır. Hiç bir teori masabaşında üretilemez, mutlaka GERÇEK-FİİLİ-PRATİK nesnel koşullardan süzülmüş ve sınanmış olmalıdır. Gerçek ise kişilerin keyfiyeti ve iradesinden bağımsız olmalıdır ki sınama-sağlama ve irade dışı imkanı versin. keyfiyete bağlı gerçeklik olabilir mi? Olamaz, çünkü bu sadece matfizikte, metafizik ise sadece insanın hayal gücünde(masal alemleri) mümkün...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ayın Makalesi Yarışması Cem Servis Şartları & Site Duyuruları 0 14-10-2009 22:00
Bilimin karanlık yüzü ( Bilime adeta tapan arkadaşlar dikkat) kenny Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim 36 28-01-2009 04:34

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:38 .