Benim Fazıl Say'ın açıklamasında anlamadığım nokta şudur (ki daha doğrusu anladığım ama tezat gördüğüm nokta): Madem ki "Laiklik" ilkesini Atatürk'e ve kurduğu Cumhuriyet'e dayandırıyorsunuz, o zaman neden Atatürk'ün diğer ilkelerini görmezden, örneğin, "Milliyetçilik" ilkesi ve Atatürk'te ifadesini bulan "Türk Milleti" tanımı görmezden geliniyor?
Yani Fazıl Say'ın,
“Laiklik”, benim memleketim Türkiye’de, cesur lider Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ile özdeşleşmiş bir kavramdır. Bizler için laiklik bilimde, sanatta, sporda, her şeyde dünya yarışında varolmak isteyen Türkiye insanlarının, farklı inançlara ve farklı etnik kökenlere dağılmış halkına, eşit insan hakları veren, tüm inanışlara ve inançsızlara adil hak tanıyan, her tür felsefi düşünceyi özgür kılan bir üst adalet idi. Hepiniz biliyorsunuz ki, bu durum son yıllarda vahim bir şekilde değişime sürüklenmektedir.”
açıklamasında kırmızıyla gösterdiğim ifade Atatürk tarafından "Türk Milleti" tanımında kullanılmış idi; ama Atatürk bunu basamak olarak kabul edip, bu millete "Türk Milleti" demiştir.
Bilirsiniz, Aziz NESİN'in Soyadı Kanunu sırasında bu soyadını nasıl aldığını... Peki biz neciyiz? Atatürk, buna "Türk Milleti" diyerek yanıt vermemiş miydi?
Aynı şekilde, şimdi GOOGLE'a girin ve orada adres satırında "İngiliz Gazeteleri" ya da başka bir ülkenin gazeteleri yazınız, karşınıza "İngiltere Gazeteleri" gibi abuk sabuk sonuçlar çıkacaktır.
Oysa
https://www.google.co.uk sitesinin arama çubuğunda "England Newspapers" yazdığınızda, karşınıza yine ya "British Newspapers" çıkar ya da "English Newspapers".
Atatürk, "Türk Milleti" derken işte bu salaklığı düzeltmişti. Ama biz, hala aynı salaklığı yapmaya devam ediyoruz!