İpek Koza Grubu'na ilişkin kayyum kararını değerlendiren DSP Lideri Masum Türker Doğan Grubu için de bir çalışmanın olduğunu savundu. FOTO:Cihan
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker aralarında; Bugün TV, Kanaltürk ve Bugün gazetesinin de bulunuğu Koza İpek Grubu'na kayyum atanmasına yönelik karara tepki gösterdi. Yapılan işlemin hukuki olmadığını, siyasi olduğunu savunan Masum Türker, yakın bir zamanda Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Doğan Holding'e de aynı yöntemi uygulamak için çalışma yapıldığını savundu. Türker "Üzülerek söylemeliyim, benim öteden beri edindiğim bilgileri ve bu konuda yapılan çalışmaları da bilerek söylüyorum, benzer bir durumu yakın bir tarihte Aydın Doğan Grubu'na, Doğan Holding'e de uygulamak üzere çalışma yapılmaktadır." dedi.
İzmir'de seçim çalışmaları kapsamında bir otelde basın toplantısı düzenleyen Türker, Koza İpek Grubu'nun başına gelenlerin, Türkiye'de her an herkesin başına gelebileceğini söyledi. FOTO:Cihan Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Koza İpek Holding ve bünyesindeki şirketlere kayyum atanmasına karar verdi.
Koza İpek Grubu'nun aynı zamanda bir medya grubu olduğunu hatırlatan Masum Türker, "Medya grubunu da içeren ve Türkiye'de girişim hürriyetini etkileyen bir durumla karşı karşıyayız. Kayyum tayin edilerek, yönetime el koyulması. Bu olgu, görünüşte medya özgürlüğüyle ilgilidir ama bence bu olgu, Türkiye'de girişim özgürlüğüyle ilgildir. Türk Ceza Yasası'nın 133. maddesine bir delil olmaksızın, nasıl yazıldığı belli olmayan ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı kesinlik kazanmamış bilirkişi raporuna dayanarak yapılan bu işlemler, Türkiye'de bugün faaliyette bulunan bütün iş gruplarının her an başına gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin en büyük holdingleri Koç, Sabancı, Eczacıbaşı başta olmak üzere, bugünkü iktidara yakın olan holdingler olmak üzere herkesin başına gelir ve üzülerek söylemeliyim, benim öteden beri edindiğim bilgileri ve bu konuda yapılan çamlışmaları da bilerek söylüyorum, benzer bir durumu yakın bir tarihte Aydın Doğan grubuna, Doğan Holding'e de uygulamak üzere çalışma yapılmaktadır. Bunu yaparken de hiç umulmadık yerde, özelikle Aydın Doğan'ın kızlarından birisini bu işin içine katarak, bugün Akın İpek ve onun grubu olan Koza İpek grubuna yapılanın benzeri planlanmaktadır. Bunu geri bırakmalarının nedeni, şimdilik Koza Grubu'yla uğraştıkları içindir. Bu nedenle bugün bu Akın İpek şirketlerine, yani Koza İpek grubuna yapılanın, yalnız yakında başına gelmesi ihtimali olan Doğan Grubu değil, bütün medya gruplarının bir gün tekrar onlar da bu duruma düşebilir düşüncesiyle karşı koymaları, tepki koymaları gerekir." dedi. "HUKUKUN SİYASALLAŞTIĞI AÇIKÇA GÖSTERİYOR"
Koza İpek Grubu'na kayyum atanmasının, Türkiye'de hukukun nasıl siyasileştiğini ortaya koyduğunu söyleyen Masum Türker, "Ankara'da 100′ü aşkın vatandaşımızın ölmesine neden olan faaliyette bulunan kişiler için, ‘Biliyoruz ama tutuklayamıyoruz.' diyen zihniyet, daha bir eylem yok, ‘delilleri denetim yoluyla bulamıyoruz, biz yönetirsek ortaya çıkarırız' mantığıyla bir yayın grubunu kapsayan gruba el koyabiliyor. Bu, Türkiye'de hukukun nasıl siyasallaştığını ve siyaset yapan mevcut şimdiki iktidarın, hukukun yanısıra. güvenlik güçlerinin yanısıra terör örgütlerini de taşeron olarak kullanma noktasına kadar gidebileceğini açıkça gösteriyor." dedi.
Başımıza AKP 'yi musallat eden gurup...AKP, Doğan Medya Gurubu ile " AYNI KAYIĞA BİNEREK " birlikte bu noktalara getirdi bu ülkeyi...
Beter olsunlar demek ne kadar doğru bilemiyorum, ancak RTE ve Aydın DOĞAN'ın ne zaman ÇIKARLARI çatışmış ise o noktadan sonra birbirlerine düşman olmuşlardır...
Türkiye'den " BİR CACIK OLMAZ " bu kadar geri kafalı, biat kültürü iliklerine kadar işlemiş bir toplum varken diye düşünüyorum...
Sağlıcakla kalınız...
" Kötülüğün galip gelmesi için iyi insanların hiç bir şey yapmaması kafi " Edmund Burke
27.10.2015 18:58 Karakter boyutu : Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski danışmanı ve metin yazarı AKP Milletvekili Aydın Ünal, 1 Kasım seçimlerinden sonra Saray'ı ve AKP'yi eleştiren Cumhuriyet, Hürriyet, Sözcü ve Zaman gibi gazetelerden de "hesap soracaklarını" söyledi. Hükümet yandaşı A Haber'de canlı yayına katılan AKP Milletvekili Aydın Ünal, 1 Kasım seçimlerini beklediklerini, aralarında Sözcü, Zaman, Cumhuriyet ve Hürriyet gibi gazetelere de seçimlerden sonra hesap soracaklarını söyledi. 'ŞİMDİ ÇOK BASKI VAR' Aydın Ünal "1 Kasım'dan sonra bunlardan mutlaka ve mutlaka hesap soracağız. Sözcü gazetesi her gün hakaret ediyor" dedi. “Peki şimdi niye bir şey yapılmıyor?” şeklindeki soruya Ünal, “Türkiye'nin üzerinde çok baskı var. Siz bir şey söyleseniz basına müdahale ediliyor deniliyor, dünyaya bu söyleniyor. Şu anda çok rahat bir ortamda değiliz ama 1 Kasım'dan sonra bunların tamamından hesap sorulacak" yanıtını verdi.
Öyle olacak, sonra sıra KOÇ, SABANCI, BOYNER vb burjuva kesimlere gelecek(1 KASIM'da bu fırsatı yakalarlarsa). Çünkü AKP gerici sermayenin temsilcisi, diğerlerini yutmak için çalışacak, zira kapitalizmde yöneten sermayedir, tüm diğer sermaye grubu ve siyasi temsili, gerici sermayenin rakibidir, hatta gerici sermayeye göre düşmanı. Sistem belli kapitalizm ve bunu bir kaç yıl önceden söylemiştim, bir kaç ay öncede...
Tarih bize gösteriyor ki, kapitalizm çağında gerici sermayenin siyasileşip, yönetime, iktidara varması, işgalcilik(ırk, millet ya da dinsel motiflerle -> örneğin Halife, Osmanlıcılık söylemi altında yatan, iştahtan ağzı salyalı hale gelmiş gerici sermayenin etrafı sömürmek, gerekirse yıkmak arzusunun dışa vurumudur özünde, bu noktaya varılmışsa toplumr için artık tehlike çanı çalıyor demektir!), vahşi sömürü, despotizm, keleptokrasi, oligarşiyi, yönetim biçimi olarak faşizmi tercihle sonuçlanıyor. Süreç işliyor, saat vuruyor, tik, tak, tik, tak..
Cumhurbaşkanı 4.5G için toplantı yaptı, bir kaç otobüs dolusu kafası sarıklı, ayağı çarıklı adam doldurmuş(Kanaat önderiymiş!! gayrımeşru hükümet, senin ülkende sendikalar yok mu, üniversiteler yok mu, dernekler yok mu, bilişim sektörü temsilcileri yok mu, öğretmenler(!) yok mu, kanaat önderi dediği soyguncu şeyhler, meczuplar), 4.5G için ellerde tespih, kafada sarık ayakta çarık adamların orada işi ne? Değil mi? Oysa bilişim sektöründen temsilcilerin orada olması gerekirken nedir bu sarık, çarıklar ordusu? Neyse analizlerim bana kalsın, ben yazdım mı anında bilmem neler ilan ediliyorum, bir şeyi eleştirdim mi teörist, bilmem neci, bu forum bilmem neci, forumun ağası vb oluyorum, manipüle eden şekillerde gelindi miydi de yapmayın, etmeyin, ırkçılık, mi,lliyetçilik, sembol propagandası siyaseti ile bunalrdan kurtulamaz, aksine bu tür iktidarların avucuna düşersiniz, objektif veri ve analize yönelin diyorum, yine suçlu oluyorum, artık kısa kesiyorum, bize düşünmek, objektif ve bilimsel yaklaşmak, bilimsel çözümleme vs bilgi yan etki ediyor
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Başımıza AKP 'yi musallat eden gurup...AKP, Doğan Medya Gurubu ile " AYNI KAYIĞA BİNEREK " birlikte bu noktalara getirdi bu ülkeyi...
Beter olsunlar demek ne kadar doğru bilemiyorum, ancak RTE ve Aydın DOĞAN'ın ne zaman ÇIKARLARI çatışmış ise o noktadan sonra birbirlerine düşman olmuşlardır...
Türkiye'den " BİR CACIK OLMAZ " bu kadar geri kafalı, biat kültürü iliklerine kadar işlemiş bir toplum varken diye düşünüyorum...
Sağlıcakla kalınız...
Sevgili Bursalı 68
Çok değer verdiğim bir aydın olduğun için,benzer dürüst insanlar için detaylı yazmak durumundayım.
Hatırlıyacak olursanız Ergenekon davası sürerken ,Orada hukuksuz yargılanan herkez için yazılar yazdım ,adeta çırpındım.
Orada hakları ihlal ediliyor göründüğü için Doğu perinçeğe dahi sahip çıktım.
Şimdi ikiyol ağzında olsam ve yollardan birini seçmek durumunda kalsam.
Yollardan birinde kudurmuş köpekler olsa,ölümler,işkenceler olsa ,diğer yolda Doğu Perinçek olsa ,hiç şüphen olmasın ölümü seçerim.
Perinçek,oradaki yurtseverlerin arasına görevli olarak monte edildiğini düşünmüş olsamda savunulmalıydı .
İnancım odurki Ülkemde En Abd yanlısı kişidir,ihbarcılık yapmıştır ve birçok devrimcinin,yurt severin yok olmasında en büyük pay sahibidir.
Buna rağmen omuz verdim ,hatta birçok kardeşimin tepkisini aldım.
Şimdi Fethullahçılar acımaızca yargılansın diyorm.Ama,
Vampir kapımıza dayanacak ,sıradayız.
Faşizme karşı birleşik cephe zamanı.
Bu alçakların hukuğunuda biz savunmalıyız.
Saygılarımla
Umutsuz olmaya hakkın ve hakkımız yok.
İpek koza medya gurubunun iktidarın polislerince hukuksuz yağmalanması Akpli kayyum haydutlarına teslim edilmesi
Faşizmdir hukuksuzluktur alçaklıktır basın özgürlüğüne şerefsiz bir saldırıdır.
Şeriatçı faşizme dur demek tüm komunistlerin,sosyalistlerin,demokratların namus borcudur.
Yıllarca bizlerin özgürlüklerimize vahşice saldırıldı bu ülkede.
Şimdi kendi çocuklarını yiyorlar diye bizler yamyamların yanında olamayız.
Hepsi yargılanmalı ve en şiddetli cezalandırılmalı evet fakat bu işlemi Berkinin katilleri ve annesini meydanlarda yuhalatan alçaklar tarafından değil.
Tüm demokrasi dostları,tüm devrimciler,yurtseverler ,tüm aydınlar ve benim canım tüm geziciler,tüm insanım diyenler
Diktatörün alçaklığına birlikte karşı çıkmak zamanı.
Susma ,sustukça sıra sana gelecek.
Faşizme dur demenin şimdi tam zamanı.
No pasaran... No pasaran
Hitler’in Propaganda Bakanı Göbbels’i bilmeyen yok.
Hitler’i Hitler yapan adamdır.
Medyanın gücüne inanmış ve bu gücü en ideal ve güçlü bir şekilde kullanmıştı.
Almanlar’ı hipnotize etmiş Hitler’e tapar hale getirerek sürüye dönüştürmüştü.
AKP’de böyle bir adam yok ama parti lideri olarak Erdoğan medyanın gücünü biliyor.
AKP iktidar olur olmaz bir bahane ile Uzan Grubu’nun medyasına el konuldu ve AKP’lilere satıldı.
Medya kendi özgürlüğüne sahip çıkmadı.
Peşinden Sabah Grubu’na el konuldu ve grubun tüm gazete, dergi, radyo ve televizyonları AKP’lilere satıldı.
Yine ses yok.
Genel durum; “Bana dokunmayan yılan milyon yıl yaşasın”. Doğuş Grubu’nun medyası hemen teslim oldu.
Doğan, Ciner ve Doğuş gruplarında çalışan onlarca meslektaşımızın programları iptal edildi ve köşeleri kapatıldı.
Sıra Çukurova Grubu’na geldi.
Televizyon, gazete, radyo ve dergilere el konuldu ve AKP’lilere satıldı.
Bireysel tepkilerin dışında genelinde herkes sessiz kalmayı tercih etti.
Sonra da şu ‘paralel’ işi patlak verdi.
Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan, “İnlerine gireceğiz” demişti.
Paralel’n son ‘ini’ medyası o da kontrol altına alındı.
RTÜK ve devletin gücü ile muhalif medyayı korkutma, susturma ve sindirme operasyonlarını 13 yıldır sürdüren AKP, şimdi artık son hamlelere hazırlanıyor.
Herkes teslim oluncaya kadar ‘el koyma’ operasyonları devam edecek.
Gazetecileri hedef alan tehdit, korkutma, fiziki saldırı ve hukuki soruşturmalar işin eğlenceli tarafı.
Toplumun yüzde 40’ını hipnoz eden AKP, iktidarını sürdürebilmek için geri kalanları da yavaş yavaş tırtıklamanın peşinde.
Bunu da yalnız ve yalnız medya gücü ile yapabilir.
Göbbels bunu 70 yıl önce başarmıştı.
Şu rakamlara bakın:
Son 25 günde TRT Erdoğan’ı 29 ve AKP’yi 30 saat vermiş.
Buna karşın CHP 5, MHP 1 saat 10 dakika ve HDP 18 dikkat.
Peki TRT dahil 12 kanalın 25 günlük yayınında durum ne?
Erdoğan 138, AKP 238, CHP 36, MHP 21 ve HDP 6 saat.
Şimdi bu durumun ömür billah devam ettiğini düşünün.
Örneğin geri kalan zamanlarda saçma konulu din programları ile özellikle evde oturan kadınların beyinleri esir alınacak.
Evlendirme, yemek, giyim ve benzeri programlar, bu esareti pekiştirmeye yöneliktir.
Aptalca ve ucuz konuların ele alındığı diziler başka bir sorun.
Hepsinin bir tek amacı var: AKP’nin işini kolaylaştırmak.
Yani sorun yalnızca bir ifade ve basın özgürlüğü sorunu değil.
AKP insanların özgürce ve sağlıklı bir şekilde düşünüp yaşamasını istemiyor.
AKP insanlara “Bir tek benim söylediklerim doğru” diyor ve itiraz edenleri susturmaya çalışıyor.
Suudi Arabistan Vahabi Selefi sisteminde ve IŞİD anlayışında olduğu gibi.
Bu işin şakası yok.
AKP’nin medyayı ele geçirme çabası boşuna değil.
Bu çabanın hedefi toplumu çağdışı, ilkel, bağnaz ve karanlık düşüncenin esiri haline getirmektir.
Böyle bir toplumu istediğiniz biçimde şekillendirir istediğiniz yerde kullanabilirsiniz.
Üstelik elinizde Göbbels kalitesinde olmasa da yüzlerce dönek, yalaka ve kişiliksiz tip varken.
Özetle sorun yalnızca bir medya özgürlüğü sorunu değildir.
Sorun toplumu köleleştirme sorunudur.
AKP üniversite ve okullarla boşuna uğraşmıyor.
1 Kasım’da AKP tek başına iktidar olursa ülke ve toplumda onlarca sıkıntı yaşanacaktır.
AKP bildiği yoldan asla geri adım atmayacak ve tüm toplumu esir alabilmek için her türlü muhalefeti sindirip susturacaktır.
Bakalım CHP, MHP, HDP ve diğer partiler o zaman ne yapabilecektir.
Tabii o zamana kadar onların sesini topluma ulaştırabilecek medya kalırsa.
Tabii o zamana kadar onların söylemini anlayacak insan kalırsa.
Çünkü o zaman AKP Türkiye’yi kanlı bir bataklığın içine itebilir.
AKP tüm coğrafyayı kan gölüne çevirebilir.
Din, mezhep ve milliyetçilik hamaseti ile.
Nasıl olsa elinde medya gibi güçlü bir silah ve şaşkına çevrilmiş bir toplum olacak