
08-03-2016, 21:31
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Mar 2014
Mesajlar: 411
|
|
Cemaat darbe ile mi tehdit etti?

Cemaat'in Zaman gazetesi yazarı Abdullah Aymaz'ın köşesinde, Fethullah Gülen'in 12 Eylül darbesinin arefesinde, yazdığı yazıyı paylaşması tartışma konusu oldu.
Cemaat'in Zaman gazetesi yazarı Abdullah Aymaz'ın köşesinde, Fethullah Gülen'in 12 Eylül darbesinin arefesinde, Haziran 1980'de Sızıntı dergisinde yazdığı yazıyı paylaşıp, sonuna "Şimdi de 36 sene sonra, diyorum ki: Yusuflara müjdeler olsun!.." yazması tartışma konusu oldu. Zira yazının birçok yerinde askeri darbe imasında bulunuluyor.
KIŞLADA UYKUDAN UYANANLAR
Aymaz, 2 gün önce Fethullah Gülen'in Haziran 1980'de yazdığı "Nevbahar mesajı" başlıklı yazısını aynen köşesine taşıdı. Yazıda "Mabed, mekteb ve kışlada letaif, derinliğince bir uykudan uyananlar gibi gerine gerine, esneye esneye de olsa silkinip kendine gelmektedir. Sanki tozu dumana katarak gelen biri var, müjdesini sağa sola mesajlar halinde tebliğ edip geçiyor; bahar müjdesi kulağına üflenmiş bülbüllerin, cırcır böceklerinin mukaddes vazifelerini durup dinlenme bilinmez bir şevkle eda etmeleri gibi... " ifadeleri dikkat çekerken, "Kapısında duramadığımız kalelerin içinde nutukhanlarımızın sadasını işitiyoruz. Andeliblerimiz sanki maristanda şakıyor. Ayak basamadığımız dikenlikte güllerimiz gülümsemeye başladı" satırları yer alıyor.
KIŞLADAKi DEFNEDEN HABER ALIYORUZ
"Siz hiç kış uykusundan kalkanları gördünüz mü?" sorusunu soran Gülen'in "Haberini kâh kırdaki bir çiçekten, kâh dehlizdeki bir çiğdemden, kâh kışladaki bir defneden, kâh mektebteki bir gülden bir nergizden kâh hastanedeki bir papatyadan alıyoruz" yanıtını vermesi dikkat çekiyor. Aymaz, Gülen'in yazısını yayınladıktan sonra "Şimdi de 36 sene sonra, diyorum ki: Yusuflara müjdeler olsun!.." mesajını yazdı.
36 YIL SONRA MESAJ MI
Söz konusu yazının yayınlanmasının ardından sosyal medyada bir tartışma başladı. Zira 12 Eylül arefesinde yazılan ve darbeyi adeta haber veren yazının bugün paylaşılması Erdoğan'a bir mesaj olarak algılandı.
|

09-03-2016, 00:59
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
TÜRKİYE: Güvenilmez, kindar, asabi!
Güzel, hemen cevap veriyorum. ABD başkanlığında Batı (AB-D) destek vermezse içimizdeki beyinsizler istedikleri kadar yırtsınlar, bu ülkede darbe marbe olmaz. Bunu kafalarının bir yerine yazsınlar!
Şimdi, 80 darbesine bakarsak; ülkede siyasi bir kaos ve bunun sonuncunda da iç karışıklık olduğunu biliyoruz. Fakat Batı iç savaşa dönüşmek üzere olan bu iç karışıklığı kendisine yontmaya kalktı ve TSK'daki adamlarını harekete geçirdiler. Örneğin, Kenan Evren Kara Kuvvetleri Komutanı iken tam emekli olacakken Batı TSK'ya elini soktu ve komutanların arka arkaya emekli edilmeleri sayesinde Genelkurmay Başkanlığı'na yükseltildi. Ondan sonra Kenan Evren, kendi ifadesine göre, son 1.5 yıldır darbe şartların oluşması yani meşruiyeti için beklediler ve 12 Eylül 1980'de de hoş geldin darbe!
Kimse kimseyi cin olmadan çarpmasın. Dün TSK'nın mevcut durumu bu iken bugün de aynıdır. Ama Batı olmadan kimse kendi kafasına göre salakça bir darbe yapamaz!
Burada şuna dikkat etmek gerekiyor: TSK'nın bilinen bu durumu ülkenin güneydoğusundaki bir kalkışmaya cesaret vermektedir. Yani bir yanlışı bir diğer yanlış izliyor ve bu, kartopu gibi yanlışlar silsilesine neden oluyor.
İşte memleketin mevcut durumu bundan ibarettir.
Bence, bugünkü İngiliz The Guardian gazetesindeki bir makalede yapılan şu tespit eksiktir:
Çünkü bu tespit bir kişiyi değil, herkesi kapsar!
|

09-03-2016, 09:38
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Mar 2014
Mesajlar: 411
|
|
Cemaat'in tek kurtuluşu: Darbe
Cemaat çok sıkışmış bir durumda, kendisini ve aynı zamanda ABD derin devletinin en önemli maşasını kurtarabilecek tek çare darbe gibi gözüküyor.
Türkiye'de siyaset 2013 yılına kadar Cemaat eliyle ABD tarafından şekillendirilebiliyordu. 2011 yılına kadar iktidardaki AKP Hükümeti ile Washington arasındaki ilişkiler çok iyiydi; iki tarafın da Türkiye açısından iç ve dış politikadaki hedefleri paralellik arz ediyordu. Bu yüzden AKP Hükümeti, Cemaat eliyle yapılan operasyonlara tam destek verdi. Bu dönemde Cemaat, AKP'yi iktidarda tutma adına muhalefeti dizayn etmeye çalışıyordu. Amaç;aslında birer Amerikan politikası olan Kürt açılımı ve ülkenin "ılımlı İslam" Cumhuriyetine dönüşmesi önünde engel teşkil eden, Atatürkçü, ulusalcı ve milliyetçi güç odaklarının tasfiye edilmesiydi.
2011 yılında Erdoğan Şangay İşbirliği Örgütüne üye olmaktan bahsetmeye başladığında, AKP ile Washington'un yolları da ayrılmaya başlamıştı. Doğal olarak bu ayrışmada Cemaat sahibinin yanında yer aldı. ABD derin devleti, Türkiye'nin Avrasya'ya kayan eksenini düzeltmek maksadıyla yine Cemaat vasıtasıyla bu sefer Erdoğan'aoperasyon yaptı. 17-25 Arılık operasyonu, çok gerçekçi ve gerçek verilerle tasarlanmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde başarısız olunca, Erdoğan ile Paralel Devlet Yapılanması arasında ölümüne bir kavga başladı.
Bu kavgada ABD, Türkiye'yi şekillendirmek için kullandığı, devletin her hücresine sızmayı başarmış en önemli aletini kaybetmek üzere. Çünkü hapse girme, hatta ölüm korkusu yaşayan Erdoğan,var gücüyle Cemaatin bütün kadrolarını devletten tasfiye etmeye çalışıyor. Dokunamadığı tek kurum, TSK. Size garip gelecek ama son aylarda tırmanan terör olayları ile TSK'daki Cemaatçiler arasında dolaylı bir bağ var.
KIŞLALARINDA UYANMAYI BEKLEYEN DEFNE YAPRAKLARI
25 bin civarında vatansever asker, kumpas davalarla ve daha çok emekliliğe teşvik edilip veya zorlanarak ordudan tasfiye edilirken, onların yerlerini Cemaat kadroları aldı. TSK'nın içerisinde tahminlerin çok çoküzerinde bir Cemaat yapılanması var. Cemaatin tek güvencesi işte TSK içindeki bu uyuyan kadrolar.
Cemaat çok sıkışmış bir durumda, kendisini ve aynı zamanda ABD derin devletinin en önemli maşasını kurtarabilecek tek çare darbe gibi gözüküyor. Darbe ile yönetime el konulmadığı takdirde zamanla Cemaat devlet içindeki etkinliğini tamamen yitirecektir. Türkiye'yi darbe ortamına sürükleyebilecek tek unsur ise PKK. Son aylarda yaşananları kısaca hatırlayalım:
7 Haziran seçimlerinden sonra PKK şehir ve hendek savaşlarını başlattı. Kandil, sürekli halkı ayaklanmaya çağırıyor. Başkanlık Konseyi Üyesi Duran Kalkan; "savaşı boyutlandıracaklarını, her tarafı savaş alanına çevireceklerini, bu savaşla 2016 baharının Kürdün baharı olacağını" söyledi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise;"Yaza kadar PKK ve hükümet arasındaki gerginlik artabilir. Birçok Kürt ve Türk ölebilir ve bu etnik bir iç savaşı tetikleyebilir" diye açıklama yapıyor.
Her gün Güneydoğu'dan şehit cenazeleri gelmeye devam ederken,batı illerinde de kıpırdanmalar başladı. İstanbul'da bazı kahvehanelerin taranması, Akit ve Yeni Şafak gazetelerine yapılan saldırılar, Mersinde yaşanan kundaklama olayları, Ankara'da 28 vatandaşımızın şehit edildiği bombalı saldırı bu kötü gidişatın habercisi, ülkedeki tablo 12 Eylül 1980 öncesini hatırlatıyor.
DARBENİN AYAK SESLERİ
Bütün bu yaşananlara paralel olarak medyada bir darbe tartışması başladı. Cemaat'in Zaman gazetesi yazarı Abdullah Aymaz "Nevbahar mesajı" başlıklı yazısında Fethullah Gülen'in 12 Eylül darbesi öncesi, Sızıntı dergisinde yazdığı ve darbeyi çağıran yazısını paylaşıp, sonuna "Şimdi de 36 sene sonra, diyorum ki: Yusuflara müjdeler olsun!.." yazması TSK içindeki uyuyan hücrelere talimat olarak algılandı.
Yandaş medyada da darbe tartışmaları devam ediyor. Bazıları TSK içindeki uyuyan hücrelerinin çok acil ve her türlü risk alınarak, en sert ve en uç tedbirlerle çökertilmediği takdirde darbenin göstere göstere geleceğini iddia ediyor. Bazıları ise, şu anda çok sayıda kurmay albayın bu yapıdan olduğunu, alt ve orta düzey generaller içinde de hatırı sayılır sayıya ulaştıklarını, hatta bunların darbe için dış destek aradıklarını ama bulamadıklarını, ancak hepsinin teker teker kayıt altına alınmış olması sebebiyle organize hareket edemeyecekleri için darbe olmayacağı düşüncesinde.
Darbe mesajından sonra Zaman Gazetesine kayyum atandı. Bunun üzerine konuşan Fethullah Gülen,"Onlar bunu yıkmaya çalışsınlar. İki senedir yıkmaya çalıştılar, yıkamadılar. Bir tek taş düşüremediler Allah'ın izniyle. Burkuntu yaşıyorlar, paranoya yaşıyorlar. Korkuyla tir tir titriyorlar" dedi.
Bu arada hakkında Cemaatçi olduğu iddiaları bulunan Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse görevden alındı. Başbakan Davutoğlu, görevden almaya ilişkin,"Bürokraside paralel yapı ile mücadele her kurum gereğini yapıyor. Rasyonel hiyerarşide herkes hesap verme durumundadır" dedi.
HSYK Teftiş Kurulu'nun 680 hâkim ve savcı için "Terör örgütüne üye olmak ve örgütsel eylemde bulunmak" suçlarından soruşturma başlattığı medyaya yansıdı.
TSK'DA CEMAAT TASFİYESİ MECBUR HALE GELDİ
Anlaşılan o ki Cemaatin fazla zamanı kalmadı. Ne yapacaksa YAŞ kararları öncesi, Ağustos ayına kadar yapacak. Diğer yandan ülkede şehit cenazeleri ile birlikte her türlü terör olayının tırmanması ile birlikte AKP Hükümetinin de Ağustos ayını bekleyecek zamanı kalmadı. Önümüzdeki dönemde TSK içinde ciddi bir Cemaat tasfiyesi beklenmeli. Çünkü tırmanan terörü dizginlemenin yolu buradan geçiyor.
PKK'nın PYD adı altında ABD'den destek aldığı bir gerçek. Bir başka deyişle PKK terörü, sokak hareketliğini tırmandırması maksadıyla daha çok dışarıdan kışkırtılıyor. Senaryoya göre; "Güneydoğu'dan gelen şehit cenazelerine batıda yapılacak saldırılar, bombalamalar eklendiğinde, iç savaşın fitili ateşlenecek. Kürt-Türk sokaklarda birbirini kırmaya başlayacak. Zaten halkın bir kısmı Erdoğan'dan nefret ediyor. Onlar da Erdoğan devrilsin diye sokağa çıktığında bu sefer Erdoğan taraftarları da işe karışacak. Böylece sokaklar kan gölüne dönecek. Toplumda, "asker gelsin bizi kurtarsın" beklentisi yükselmeye başladığında, TSK içindeki uyuyan hücreler beklenen darbeyi yapacak."
Eğer TSK içindeki uyuyan kadrolar temizlenebilirse, her hangi bir ayaklanma sonucu veya darbe ile Hükümet devrilse bile, ABD maşasını kaybetmiş olacağından, devrilen hükümetin yerine kimin geleceğini belirleyemez. Bu durumda, birçok Güney Amerika ülkesinde ve komşumuz Irak'ta olduğu gibi kendisine düşman yeni bir hükümet ve toplumla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla boş yere Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak istemeyeceği için PKK'yı desteklemekten vaz geçebilir. Yani; Cemaatin darbe potansiyeli kalmadığında ABD, PKK'yı dürtmekten vaz geçecektir. Mevcut durumda TSK içindeki Cemaatçi kadrolar terörle mücadeleye katkıdan çok zarar vermektedir. İşte bu gerçeğin farkına varan Hükümetin, PKK terörünü bitirmek ve darbe tehlikesini önlemek amacıyla Ağustos ayı öncesi TSK'da paralel tasfiyesine başlayacağı gözüküyor. Tüm işaretler bu yönde. Sürpriz olmasın.
Osman Başıbüyük
Odatv.com
|

16-03-2016, 09:49
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Mar 2014
Mesajlar: 411
|
|
Ünlü yazardan iddia: Ankara saldırısı darbenin işaret fişeği.
Aydınlık gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar, bugünkü “Daha ne bekliyorsunuz” başlıklı yazısında “Ankara'da art arda yaşanan katliamlar darbenin işaret fişeğidir” dedi.
Aydınlık gazetesi yazarı Sabahattin Önkibar, bugünkü “Daha ne bekliyorsunuz” başlıklı yazısında “Ankara'da art arda yaşanan katliamlar darbenin işaret fişeğidir” dedi.
“Darbeye davetiye!” diyen Önkibar köşesinde, “Tarih tekerrürden ibaret yani biz bu filmi daha önce gördük. Ankara'da art arda yaşanan katliamlar darbenin işaret fişeğidir. Mevcut yönetime karşı siyasi alternatif bulunamadığından Türkiye bir yerlere sürükleniyor ki ABD eski Ankara Büyükelçileri Edelman ile Abramowitz buna dair işaretleri üç gün vermişti” diye yazdı.
AKP’yi ABD’nin de Rusya’nın da istemediğini ifade eden Aydınlık yazarı Önkibar, “Endişem darbenin Kenan Evren misali Amerikancılar tarafından yapılması ve FETÖ'nün darbe sonrası gizli hükümranlık kurmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
odatv.com
|

16-03-2016, 09:50
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Mar 2014
Mesajlar: 411
|
|
Hüseyin Vodinalı yazdı: 12 Eylül Kızılay'da bombalar patladıktan sonra oldu
Ne zamanki Kızılay’da bombalar patlamaya başladı, 12 Eylül oldu. Maraş, Çorum, Sivas, Bahçelievler katliamları sonrası değil, Kızılay’da patlayan bombalar sonrası dikkat edin.
Bir yakınımız 90’lı yıllarda kendisine 12 Eylül darbesini soran oğluna, “Oğlum çok kötüydü, Kızılay’da her gün bombalar patlıyordu, evimize gidemiyorduk” diye anlatmıştı.
İşin özü oydu…
Ne zamanki Kızılay’da bombalar patlamaya başladı, 12 Eylül oldu.
Maraş, Çorum, Sivas, Bahçelievler katliamları sonrası değil, Kızılay’da patlayan bombalar sonrası dikkat edin.
Buradan da kimse askeri suçluyorum filan diye bir sonuç çıkarmasın.
Ben olayın nedenlerini değil, sonucunu tahlil ediyorum.
Çünkü şu aşamada elimde sadece sonuç var.
5 ayda üçüncü patlama ve yüzlerce ölü.
3 patlamada Ankara’nın kalbinde meydana geldi.
(Bu arada ‘gerçekleşti’ kalıbını kullanan spiker ve muhabirlerden gına geldi. Gerçekleşmek, yapmak, olmak anlamında kullanılıyor, midem kalkıyor artık. Bir cümlede 3 kez gerçekleşti fiilini kullanan muhabirler var. Gerçekleşme fiili büyük ve olumlu bir olay için kullanılır. Tuvalete gidip işeme eylemi gerçekleştirdim demek komik ve acıklıdır)
5 aydır Ankara’nın Emniyet Müdürü yok.
ABD Elçiliği bile uyarıyor, bizim istihbaratçılar, polisler bu elim olayı engelleyemiyor.
Kesinlikle devasa bir güvenlik zafiyeti var.
Ve kesinlikle PKK ve IŞİD ötesinde bir irade var bu terör eylemlerinin arkasında.
Ama bunu bilmek sorunu çözmüyor.
Efgan Ala, Hakan Fidan ve bilumum güvenlikten sorumlu isimler de biliyor bu bombaların arkasında kimin, kimlerin olduğunu.
Ve fakat bir işe yaramıyor.
Çünkü ellerinde devlet kalmadı.
Devletin bir an önce fabrika ayarlarına dönmesi gerek.
13 yılda yapılan kadrolaşma, önce F tipi örgütü devlete ve de yargıya hakim kıldı.
MİT, devlet olma ağırlığını siyasete, siyasi hesaplara yitirdi.
Ardından askerin beli kumpaslarla, tertiplerle kırıldı.
Askeri istihbarat diye bir şey kalmadı.
Şimdi F tipine karşı büyük bir harekat var ama, onların yerine konan isimler de yetersiz, parti referansıyla gelen kurum hafızası olmayan isimler.
Yandaş sendikaya üye olanlar yönetici yapıldı, sendika müdür ataması yapmaya başladı.
Diplomasi de benzer hasarı aldı.
Atatürk’ün bölge merkezli, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini benimseyen dış politikası, yerini mezhepçi saldırgan siyasetlere bıraktı.
Liyakat denen şey unutuldu.
Devlete güven kalmadı, dolayısıyla güvenlik de.
Bu son olayın arkasında IŞİD mi, PKK mı?, Yoksa Rusya mı var? Ya daİsrail mi? Olağan şüpheli ABD mi? Yahut Suriye mi? Mısır mı? Suudi Arabistan mı? İran mı? Almanya mı? Yunanistan mı? Fransa olabilir mi?
Say sayabildiğin kadar.
Dostumuz yok, düşmanımız çok.
Bana göre bu (beklenen) terör dalgasının en büyük sebebi, Açılım süreci, Irak’ın işgaline verilen destek, Libya’ya operasyon, İran’a alınan tavır, Mısır’ın iç siyasetine karışma ve de tabii ki en önemlisi Suriye’de rejim ve toprak değişikliği için yapılan girişimdir.
Kısaca Büyük Ortadoğu Planı’dır.
Yani “Büyük Kürdistan”dır.
Bunların tamamı, ABD ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda yapılan işlerdir.
Dolayısıyla kabaca bakarsak, terör eylemlerinin arka planında ABD ve İsrail politikaları yatıyor.
Bunu artık sokakta simit satan çocuklar bile biliyor.
Hal böyleyken, “Yeni Anayasa ve Başkanlık” hesapları, tartışmaları son derece anlamsız kalıyor.
Anlamsız kalmanın da ötesinde Devlet ve Millet güvenliği tehlikedeyken, terörle mücadele iradesini zayıflatıyor.
Şimdi yapılması gereken şey, önce çarpık Suriye politikasından başlayarak, BOP eşbaşkanlığından kesin istifa, IŞİD ve PKK’nın kökünün tamamen kazınması ve başta Rusya olmak üzere, bölgedeki tüm ülkelerle, dostluk ve işbirliği siyasetine geçiştir.
Laiklik ve yurttaşlık temelinde;ırk, mezhep ayrımı gütmeyen anayasanın güçlendirilmesi, devlette liyakata öncelik tanıyan, hukukun üstünlüğü zemininde suiistimale izin vermeyen bir yapının yeniden tesisidir.
Lider sultasını bitiren yeni Siyasi partiler yasası ve AYM ile HSYK’dan siyasetçiyi çıkarmak da esastır.
Türkiye; İran ve Rusya ile birlikte, bölgenin üç köklü devletinden biridir.
Devlet geleneği güçlüdür.
Hükümetler, kişiler gelip geçicidir ama devlette devamlılık esastır.
Devlet olmazsa güvenlik de olmaz, barış da, gelişme de.
Düşmanını ürküten, vatandaşını kucaklayan bir devletten söz ediyorum.
Sanki son dönemde bunun tersi yaşanıyor!
Bu yanlıştan acilen dönülmesi lazım.
Aksi takdirde, 2026’da, yine anneler çocuklarına durumu izah ederken, “Kızılay’da bombalar patlıyordu” diyecek.
Hüseyin Vodinalı
Odatv.com
|

02-08-2016, 23:28
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
Deep öyle bir başlık açmışsınki 4 ay önce ,hani darbe olmasa ,komplo teorisi gibi durucakdı . Ama darbe oldu.
Oda tv bu konularda çok hassas. Tabiki Sende.
Upuaut hoca ise abd olmadan olmaz demiş .
|

03-08-2016, 08:59
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Deep´isimli üyeden Alıntı
Anlaşılan o ki Cemaatin fazla zamanı kalmadı. Ne yapacaksa YAŞ kararları öncesi, Ağustos ayına kadar yapacak. Önümüzdeki dönemde TSK içinde ciddi bir Cemaat tasfiyesi beklenmeli.
|
Vay be, adam peygamber gibi öngörü yapmış
|

03-08-2016, 14:27
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.928
|
|
Arkadaşlar darbe Tayyib'e karşı yapılmadı, tam tersi Tayyib'in daha çok yetki kazanmasını sağlamak ve BOP projesi hedefini daha kolaylaştırmak için ABD-Feto ve BOP eşbaşkanlığı ortaklığıyla danışıklı-dövüş şeklinde yapıldı.
Darbenin hemen ertesinde verilen kararlar ve uygulamaları toparlarsanız bunun bir öngörü veya tahmini sıradan bir iddia olmadığı anlaşılır.
Bundan sonra ayakta kalmayı bir şekilde başaran her türlü muhalif yapılanma ki, Turan Dursun siteleri de dahil, demokrasi-Feto avı ve terörist önlem adı altında çeşitli saldırılara uğraması büyük bir olasılık taşıyor...
|

03-08-2016, 18:06
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Arkadaşlar darbe Tayyib'e karşı yapılmadı, tam tersi Tayyib'in daha çok yetki kazanmasını sağlamak ve BOP projesi hedefini daha kolaylaştırmak için ABD-Feto ve BOP eşbaşkanlığı ortaklığıyla danışıklı-dövüş şeklinde yapıldı.
Darbenin hemen ertesinde verilen kararlar ve uygulamaları toparlarsanız bunun bir öngörü veya tahmini sıradan bir iddia olmadığı anlaşılır.
Bundan sonra ayakta kalmayı bir şekilde başaran her türlü muhalif yapılanma ki, Turan Dursun siteleri de dahil, demokrasi-Feto avı ve terörist önlem adı altında çeşitli saldırılara uğraması büyük bir olasılık taşıyor...
|
Kaç gündür bu konuyu düşünüyordum, demekki böyle düşünen başkalarıda varmış, görünen köy klavuz istemez diyesim var. Kırk katır mı? Kırk satır mı? İşte bize kendi isteğimizle kasabın bıçağı altına yatma projesi.BOP diyorum dahada hiç bir şey demiyorum.
Ortalıkta sadece suriyeli mülteciler yok, bakıyorum her tarafta, afgan, kırgız, özbek vesaire tipler geziyor. Oralara doğru yayılıyor bob ve biz ileri karakol olduk muhalifler için(ABD destekli) gibi bir his var içimde.
Bu arada Arnavutluk tamamen fetonun(ABD nin) kontrolüne geçmiş haberleri geliyor, oradaki kimi gazeteciler feryat ediyor, bizimkiler Sudan Kenya Somalidekilere değilde buralardaki yapılanmaya dikkat ekseler daha inandırıcı olurlardı.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

03-08-2016, 21:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Şuna katılmıyorum;
"Darbeyi Erdoğan-Feto-ABD bir strateji namına birlikte yaptı"...
Kapitalizm koşullarında çıkar, klik vb çatışmaları, "su gibi" doğaldır.
Çatışmaların serpildiği dönem ise, eğer dikkat edilirse Suudi Arabistan, katar vb üzerinden gelen bol miktarda para, yine Zerrapla ve iranlı iş adamıyla da açığa çıkan savrulan paralar, bunların paylaşımı, bir çoğumuzun bilmediği, ama görmediği vahşi kapitalist paylaşımlar, ihalaler, ihalelere fesatlar, ileri itilen, geriye bırakılan sermayedarlar, aralarındaki çıakr çatışması, sürtüşme, savaş, şu ya da bu döneminin çalkantısında açık etti.
Erdoğan'ın şu an elinin güçlenmesi ABD'nin çıkarına değil zararınadır, bu süreçte Erdoğan'ın güçlenmesi sadece ama sadece Merkel'in(yani doğrusu Almanya'nın) yararına idi zira Suriye de Türkiye'nin koşumu, yani koşu atı durumu, Almanya'nın işine yarayacaktı(ABD-PYD, Rusya-Suriye üzerinden meşruiyet elde etti, Almanya ise işe Türkiye'nin stratejik-jeolojik vb çıkarları namına bir kanal aradı durdu)...
neyse uzun uzadıya konular.
darbe ayrı, girişmek ayrı konular.
Darbe ciddi, ciddi planlanmış ve ciddi, ciddi de Erdoğan'ın saf dışı bırakılmasına odaklanmış, lakin darbe yapmak heleki tepeden değil, yani emir-koumuta zincirinde resmi değil gayrı-resmi örgütleniyorsa çok zordur, çok, ama çok zor.
Görülmüş ki, darbe başlamadan, içerideki ajanlar vasıtasıyla boğulmuş, yani işin başında oluşacak her türlü yarıma darbeleri başarısız kılar...
Sonuç olarak öldürmeyen güçlendirir...
haliyle darbe başarısız da olsa başarılı oldu, yani ülkede darbe gerçekleşti, sadece darbeyi yapan-yürüten el ile darbeye kalkışan el farklı oldu, birisinin yenilmiş darbesi diğerinin kazanılmış darbesi haline geldi.
Şu andan itibaren Darbeyi Erdoğan planladı demek, at gözüğü takıp, Erdoğan her şeye kadir inancı-hipnozunu pekiştirmek, tabiri caizse darbeyi kutsamak ve tüm çıkış yollarını kapatmak anlamına geliyor(mevcut hegomanyanın darbe koşullarını kullanarak tam darbe yapması-polis-kolluk gücü darbesi ve orduyuda polis darbesine entegre hale getirmek- resmileştirmesi).
gerçi yıllar öncesinden bugünleri yazdık, en azından hatırlıyorum "Bazı şeyler" başlığında defalarca varılacak noktayı, bugün ve yarın üzerine tespit-tahminlerde bulundum.
BOP şu ya da bu, bu projede ABD'nin at başı şimdi Türkiye değil, zira ABD yıllar varki bunu denedi ama sonuca varamadı. Zira Erdoğan'ın etrafına çöreklenmiş o soyguncu-kaptı-kaçtı dediğimiz vahşi sermaye, Ortadoğuda ki emperyalist çıkarlara eşdeğer, kendi namlarına da çıkar dayatımında bulundular, bu ABD için pastanın daralması demekti...
Yine iyi bilinir ki bu gerici sermayenin temsil ettiği çıkar ve sahiplenme, hegomanya savaşı birebir Hitler dönemi Alman Sermayesinin şahinliği ve benzer siyasetini yansıtıyordu(hala da öyle)...
yani ortada ciddi bir cahil kapitalist sermaye var, ve her yana diklenmeye başladı, bu diklenmesini ise Osmanlıcılık(imparatorluk) ve saıh üzerinden epeyce dillendirdi... 1990'larda evlere girip, tencere-tava satıyorum ayağına yüklü miktar para toplayan, cami yaşatma derneği şu bu veya dini örgülenme namına 3-5 kuruşa insan çalıştıran, faizsiz kazanç adı altında paralar toplayıp cebe cukka eden, her tarafa bağış kutuları, yok zekat şu bu adına hırsızlık kutuları koyan, çalan, çırpan bir çarıklı-sarıklı-sümüklü sermayesi ortaya çıktı...
Bu sermaye tipi piranha sermayesi dediğimiz tipi yansıtır ve verili koşulda aslında kapitalizmin hakim burjuva kesimine de uzak, kültürüne yabancı ve kapitalist-burjuvaya da karşı bir güruh, yarı feodal-yarı kapitalist, kırma, kısaca soysuz bir sermaye serpilir. Korkunç cahildir, ne içinde olduğu sistemi bilir ne de diplomasiyi, tek bildiği daha çok ama daha çok et-kan isteğidir, süreğen büyük, en büyük olmak arsuzuyla yanar tutuşur, mileltin amına koyar. Ülkeleri bıırak gibi, fütursuz, hukuksuz, sınırı ve durağı olmayan bir başıbozuklukla sarar ve gözünü diğer ülkelere kuralsız-kaidesiz dikiverir ve yönetim erkine ultimatomlar, paralar verir, basın-yayın ağıyla baskı oluşturur ve geçerli siyaseti belirlemeye başlar-çalışır...
neyse bu tür dışavurumlar ise, emperyalist çıkar savaşımında da kendisini gösterir, herkes kozlarını oynar, elini açar, masaya koyar...
Bizim faşist Hitler kırması gerici sermayemiz bu oyunu kaybetti...
Gün geçtikçe daha saldırgan, daha agresif, daha bir cinnet ortamına doğru sürükleniyor, bu koşullarda, Erdoğan'ı da harcamaları an meselesi...
darbe bitmedi, bu darbe girişimi, darbeler silsilisenin yolunu açtı ki, durum çok vahim, durum çok kötüye gidebilir. İç savaş koşulları da bu sümüklü sermayenin iflah olmaz arzularıyla ateşlenip durmakta...
Neyse şimdilik bu kadarı yeterli, zira gelecek günler yoluna, yoluna çıplak kalmış bir tavuğun, orta yerde çaresiz durmasını, nereye kaçacağını şaşırmış hali andırır hale geldi.
Ciddi bir yarılma var ve görüntü hegomanyanın başındakileri ikna etmeye yetmiyor...
Çok kısa süre önce de Fettullah Gülen
"Erdoğan'ın 7 yıl eğitim almasını" vb açık etti. dediğim gibi kartlar karıldı, oynandı ve şimdi herkes kartlarını oynamıyor, artık açıyor.
Sonuç
Tencere dibin kara, senin ki benden kara.
"Anlayana, sivrsinek saz, anlamayana davul, zurna az"
Kapitalizm belası değişmedikçe toplumların da kaderi değişmeyecek.
Avrupa da kapitalizm ise görece sosyalizme tavizler vererek bir nevi erteledi, lakin sömürge ülkelerde kaynaklar tükenmekte, nüfus artmakta ve pastaya ortak sayısı her geçen gün artmakta, dilimleri daralmaktadır.
Bu bağlamda kaynak sömürüsü coğrafyaları belirli bir istikrarsızlık ama o oranda da denge durumunda tutulmak zorunda, istikarsızlık da belirli bir normda, dengede tutulmalı, aksi taktirde istikrarsızlığın taştığı, kiyamet ortamlarının hayat kazandığı durumların kalıcılığı, sömürgenlerinde, sömürü koşul, istikrarını zedeliyor, bir kere sömürü için dahi belirli bir sömürge istikrarı gerekiyor. Emperyalistler için, tam bir istikrar-bağımsızlık olmamalı ama kıyameti andıran düzeyde istikrarsızlıkta olmamalı, sömürününde istikrarı sağlanmalı...
Örneğin(sadece bir alanda binlerce örnekten birisi) Suriye, Irak derken onca kaçak petrolü hangi sermaye grupları, hangi resmi kanalların manipüle edilmesiyle elde etti, bu emperyalistlerin de çıkarına mıydı? Ne kadar kaynak kaldırdılar, ne kadar götürdüler, nerele cukka ettiler, bunlar aydınlanmadıkça Türkiye durulmaz, durulamaz, zira toplumu yöneten de, yönlendiren de bu grup ve çıkarları. kapitalizmde basın yayın, kitle yönlendirme, kilesel psikoloji ve kitle hipnozu vb kapitalist sınıfların elindedir, çünkü kaptalizm koşullarında paran kadar var olabilir ve paran kadar hükmedebilir, paranla yönetebilir, yönlendirebilirsin...
Misal, facebook, buna benzer bir dolu yazılım yapıldı, hatta ondan önce davrananlarda vardı, bir çok üstün yazılımcı var ve bunu yapabilir lakin asıl sorun, yapmakla bitmiyor, trilyonluk reklam da yapabilmesi gerekir ki, kitleyi bağlayabilsin...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:31 .
|