Kaldığı yerden devam ediyorum Samhazai'nin gözyaşı dökmesinden itibaren:
''O gece Samhazai'nin oğullarından biri olan Hiva gökyüzünde,üzerinde bir efsane yazılı olan tepesi düz devasa bir kaya gördü. Kayanın üzerinde yazılı olan efsanenin yalnızca 4 harfi kalacak şekilde bir melek tarafından kazındığına tanık oldu. Aynı gece Samhazai'nin diğer oğlu Hiya da düşünde meyvelerle dolu bir bahçe gördü ancak birkaç melek gelip 3 dallı tek bir ağaç kalana kadar bütün ağaçları kesip yerle bir etti. Oğulları gördükleri düşleri gelip tek tek Samhazai'ye anlattılar. Samhazai ilk olarak Hiya'ya döndü ve şunları söyledi : ''Senin rüyanın anlamı şudur:Tanrı'nın göndereceği tufan,Nuh ve 3 oğlu dışından bütün insanlığı yok edecek ancak sizin için şu bir teselli olacak ki Hiva'nın gördüğü en azından sizin ürününüzün (soyunuzun) hiçbir zaman ölmeyeceği anlamına geliyor. Ne zaman ki Nuh'un soyundan gelenler taşları oyup onlara şekil verdiklerinde ya da teknelerini sürüklediklerinde sizin onurunuza ''Hiva,Hiya'' diye haykıracaklar.''
(Not: Gerçekten de bir Talmud metninde Babilli gemicilerin kıyıya yük taşıyan tekneleri çekerken attıkları naralar ''Hilni,hiya,hola,hilok holya'' şeklindedir.Yani Samhazai'nin oğullarına verilen bu isimler aslında ahenk içerisinde yapılması gereken işlerde çalışanların attıkları naralardan ibarettir.
Samhazai'nin bu rüya tabirlerinin hemen ardından, Samhazai tövbe edip güneye, Cennet'in ve yeryüzünün arasında bir bölgeye gitti.-ayakları yukarıda, başı aşağıda olmak üzere günümüze dek kalan bu melek, Yunanlılar'ın Orion adını verdikleri kuyruklu yıldızı oluşturdu.
Samhazai'nin aksine onunla aynı anda yeryüzüne inen Azael tövbe etmek yerine,kadınlara erkekleri baştan çıkartan süsler ve çok renkli kaftanlar vermeye devam etti,Kefaret Günü'nde İsrailliler'in günahlarının geleneksel günah keçisinin üzerine konup sonra da Azazel ya da bazılarının dediği gibi Azael uçurumuna fırlatılması bu yüzdendir.
Bazı yazarlar birkaç meleğin Tanrı'nın huzuruna çıkarak, insan eşsizliğini destekleyen ve dolayısıyla da cezalandırılıp cezalandırılmayacağından emin olunmasını sağlayacak kesin kanıtlar toplamak amacıyla yeryüzüne inmek için O'ndan izin aldıklarını ileri sürerler. Tanrı bu isteği kabul edince melekler hemen kendilerini ergüvan renginde taşlara,altın ve değerli mücevherlere çevirdiler ve çok geçmeden de açgözlü insanlar tarafından çalındılar. İnsanlığa doğruluğu öğretmeyi umarak insan suretine girdiklerinde ise İnsanların Kızları tarafından baştan çıkartılıp kendilerini yeryüzüne bağlanmış buldular ve bir daha da ruhani suretlerine geri dönemediler.
''Düşenlerin''(Nefilimler) iştahı o kadar kuvvetliydi ki Tanrı onlara, yasaklanmış yiyecek olan et yememelerini buyurdu -World'ün Notu:Nuh Tufanı'ndan önce et yemek yasaktı tufandan sonra serbest bırakılıyor leş olmamak kaydıyla-aynı zamanda etten başka yeterince yiyecek olmadığı şeklindeki mazeretin de önüne geçmek için farklı tatlarda kudret helvası yağdırdı. Ne var ki Düşenler, Tanrı'nın üzerlerine yağdırdığı kudret helvasını kabul etmeyip etleri için hayvanları kesmeye devam ettiler. Hatta insan etiyle akşam yemeklerini süsleyip gökyüzünü marazi buharla kapladılar. Bu olayla beraber Tanrı, yeryüzünü temizlemeye karar verdi.
Diğer yazalar, Samhazai ile Azael'in Mahlat'ın kızı olan Naama(Tuval Kayin'in-Kabil'in torunlarındandı sanırım- kız kardeşi) ve bir zamanlar Adem'in eşi olan Lilith adlarındaki iki iblis tarafından baştan çıkarıldıklarını iddia etmektedirler.
Tüm bu olayların yaşandığı günlerde sadece Istahar(World'ün Notu: Evet tahmin edeceğiniz gibi namıdiğer İştar ya da Venüs/ya da Afrodit ,İslami mitolojide Zühre Yıldızı bkz:
http://gizemmibu.blogspot.com.tr/201...ikayesi_6.html) adındaki bir bakire iffetli kalmayı seçti. Tanrı'nın Oğulları şehvetli isteklerini onunla yaşamak için istekte bulunduklarında Istahar , onlara haykırarak, ''ilk olarak bana kanatlarınızı verin'' dedi. Bu isteği kabul edilir edilmez de kanatları kullanarak Cennet'e, Tanrı'nın Tahtı'ndaki Tapınak'a uçtu. Tanrı onu burada onu Başak burcu (Virgo) takımyıldızına, ya da bazılarının dediği gibi Pleiadelere(yıldız kümesi) çevirdi. Kanatlarını kaybedip düşen melekler yeryüzüne bağlanıp kaldılar. ta ki birçok nesil sonra Yakup'un merdivenine tırmanarak (World'ün Notu: Bkz: Yaratılış Kitabı 28:10-17 ) evlerine dönmeyi başarana dek. (Bunlara tufanda veya sonrasında ne olduğu hakkında fikrim yok aklımda kalmadı okursam tekrar yazarım.) ''
DEVAM EDİCEM BİR BU KADAR DAHA KALDI
Kaynaklar: İbrani Mitleri-Robert Graves&Raphel Patai
Kitap içi referans verilen ve bu yazdıklarımın yer aldığı kaynaklar: Yine önceki mesajdaki ''Yalqut Genesis'' ve ''Bereshit Rabbati'' Midraşlar'ı ayrıca ''Liqqute Midrashim'', ''Zohar Kitabı'', ''Hanok Kitabı'' ve ''The Celementin ,Homilies'' adlı MS 3. yüzyılda yazılmış bir Hristiyan risalesi.