Endonezya, Malezya o tabloya hiç olmamış, oralar zaten şeriat ya da yarı-şeriat ülkeleri
Diğer ülkelerle de Türkiye kıyaslanacaksa, bu her yönüyle olmalı, zira bizim yaşadığımız ülke, ciddi bir faşizmin egemen olduğu, nerde çokluk orda bokluk esasına dayalı, deve bile değil, devekuşu misali... Uzatmaya gerek yok, yazık... vee aynı ülkede örneğin, aleviler benim kutsal yerim Cemevidir derken, faşist iktidar çıkıp, hayır olamaz demekte ve zorla camiye sürmektedir, bu nedir? hani şu kurumalrda mescit olayıda vardı, epey parsa topladı oysa bu ülkede her sokakta bir cami var, çalışanlar seferi değil ki, yol üstü mescidi gereksin, yani mesele dini, mesele inanç istismarı, inançlı kişi kendisini böyle kullandırtıyor ve haksızlık, ayrıcalıklılığa da ses çıkartmıyorsa, O'nunda vebali boynuna... En azından inancımızda derler ki "ne olursa olsun ama kul hakkıyla" gelme, ödeyemezsin, siyasete alet olmayı bir yana bıraksa, ülkede kaç müslüman kalır?(inancıyla bakıyoruz, tarafgir siyasetiyle değil)...
Bu arada o ülkelerde o uygulama, TOPLUMUN BİR KESİMİNİ DIŞLAMAK hissiyatına karşı yapıldı, bunun anlam ve önemini Türkiye'de göreniniz var mı? Toplumun bir kesimi bir yana, yarısı -heleki son 6 yılda resmen faşizme evrilen biçimde- dışlanmış durumda... yani dışlıyorsun bari baskı kurma...
Başlanacaksa böyle başlanmalı, savunacaksak-elbette olumlu şeylerde vardır, olumsuzlar kadar, olumsuzlar aya çıktı!- böyle savunabiliriz.
Örneğin son günlerde KHK adı altında, darbe yasalarıyla bir çok insan alıkondu veya meslekten atıldı, oysa o insanların çoğunluğu, dün AKP tarafından kırmızı kurdaleleri kesilerek açılan okullarda, yurtlarda resmen AKP TEŞVİĞİYLE okumuş, kalmış veya hizmet vermiş kişiler... Bir toplumu, ölesiye kılıyık diyen bir siyasi gurabayı(tarihte eşine az rastlanır), kendi ellerinle teşvik edip, sonrada teşvik ettiğini yaptı diye cezalandırmak, nasıl bir hukuk anlayışıdır bilemem, ama bildiğim şu ki, bu coğrafya insanı bilinçlenip, gözünü açmadıkça ve musibetin başını(kendisini, kendim ettim kendim buldum demeyi) görmedikçe daha çok acı çekecek, FAŞİZMİN sürdüğü veya yaşandığı ülkelerde nasıl yaşandığı tarihsel malumunuz...
Bu arada faşizm keyfiyeti o kadar bariz ki, yıllarca FETÖ zihniyetine karşı olan insanlar da alıkonuyor ve atılıyor, hatta içlerinde FETÖ'ye karşı olmakla suçlanıp zamanında hakkında soruşturma açılanalrda var, yani FETÖ'yü eleştirirsin suç, FETÖYÜ örgütleyip, besleyen AKP PARAYIPARSAYI paylaşmak konusunda anlaşamaz, bu sefer de FETÖCÜ ilan edilirsin suç...
Bu arada parsel, parsel devlet arazilerini FETÖYE peşkeş çekenler yine AKP, ne istedinizde vermedik diyen cumhurbaşkanı, yine AKP, ama ne hikmettir, cezalandırılan halktan insanlar, suç ortada, suçluda ortada, siyaset bitti kabul, hukuk bitti kabul, ama milyonalrın idrakı, aklı, mantığı bu düzeyde nasıl bitirildi hayret...
Bu arada, toplumsal kapmlaştırma ve biz çokuz, o halde bokluk bizde diyen anlayış, güngeçtikçe toplumsal çatışmayı ve içten, içe süreğen dışlamak, hor görmek, yok saymak ve faşizm inkarcılığı ile demleyip duruyor, ne olacak böyle? Ekrana çıkıp, yarın milyonlarca insan artık yeter dediğinde, çapulcular demek kurtaracak mı? Faşizm dedik de, bu kadar körüne de denk gelinmemiştir, kendi eliyle sonunu hazırlıyor ve toplumun yarısını hain ilan etmişken, düşman siaseti üreten faşizm sonunda kendisini de yiyecek gibi(farklı düşünen, insanca düşünen herkesi yaşama hakkı olmayan düşman ilan eden hakim diktatörlük, düşman edecek kimsesi kalmayınca, kendisini de düşman edip kendisini bitirecek gibi)...
Şu son KHK hukuksuzluğu da eklendi ya;
Gelecek 10 yılı tahmin etmek zor, zira karanlık ve tünelin ucu görünmüyor, hırsızlığın en büyüğünü baştakiler yaptı, en büyük hukuksuzluğu iktidar işliyor, her türlü farklı inanç, görüş, düşünceyi düşman ilan eden yine bu, toplumu birbirine neredeyse satırla saldıracak düzeyde kamplaştırıp, ucuz-basit siyasetle düşman eden, bundan da çoğunluğu çantada keklik etmek namına parsa toplayan yine bu..... Bir siyaset hazır çoğunluk kitlesine sesleniyorsa, ona siyaset denmiyor ki, o başka bir şey, ama buna kananlarda ne yazık ki o çoğunluk içinde cehaleti temsile diyor, kendisini temsil etmeyeceği açık olana kendisini teslim etmiş oluyor, sözde onalrı temsile denlerin bir eli yağda, ötekisi balda, teslim olanlar ise ayın ortasını zor getiriyor ve seçtikleri iktidar ha bire alınteri-emek düşmanlığı üzerine adımlar atıyor...
Kısaca
Hoca osurdu, cemaat bekleniyor...
Düşünsenize FETÖ okulu, yurdu diye parsel peşkeşleri, hatta açılışları bizzat yapan(AKP) sorgulanmıyor, hakim karşısında değil,
ne istedinizde vermedik diyen, yani siz ne istediyseniz verdik diyen hakim karşısında değil, hiç suçlanmıyorlar bile, yani ne demiştik,
filler tepişir, çimenler ezilir.
Ezile, ezile ezilmemeyi öğrenir, yani müstahakıyla...
BİR SORU, altı kuru, keyfi yerinde, uzaktan nutuk atan YURTDIŞINDAKİLERE (elbette uzaktan nutuk atmayanlar bağrımızın başı)
Yaşadıkları ülkelerde AŞIRI SAĞveya dinci bir İKTİDAR OLSUN İSTERLER Mİ? Mesela Almanya, Hollanda, Kanada..
Bu soruya dürüst cevap verebilecek var mı bilmem, ama iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmayı öğrenmeliyiz...