bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Başlıktan anlaşılacağı gibi Abd, Tayyip ve Feto halen birlikte olduklarını düşünüyorum.
Gerçi sevgili spartacus bu görüşüme katılmıyor ama gelişmeler beni hep bu yönde düşündürüyor.
|
Sevgili bilgivehis
Detaylara girmeye gerek var mı, sanmıyorum, zira basit bir gösterge var elimizde...
Ufukta darbe var...
Darbeler ittifakların dağıldığı veya karşı karşıya geldiği veya bir yapının sendelediği veya işlevsizleştiği, saptığı vb anlamına gelir.
Erdoğan, Rusya'ya ne kadar fazla
olağanüstü biçimde yaklaşıyorsa(sığınıyorsa - diplomatik ilişki değil artık), bu ittifakın(ABD-Erdoğan, BOP) ne düzeyde sarsıldığını ama ilgili ittifakın güçlü diğer ayağının hedef alacağını gösterir...
FETÖ İttifakın asli bileşeni değil, FETÖ CIA'nın Komünizmle Mücadele lafzı altında-ki bu sözde stratejsi sahtekarca kapitalizmi koruma ve ülkelere demokrasi götürme namına yakıp, yıkması, atom bombası atması gibidir- Erdoğan'dan da, BOP projesinden de önce bir yerlerde konum ve stotüko sağlamış aslında daha üst bir stratejk konumda idi, o ara bir yerlerde Erdoğan'a ilgili ittifakta yatağı-yorganı hazırlayan-seren konumundaydı, Erdoğan, ittifakla ters düştüğünde hele, hele bölgede sözde model ülke olmaktansa, gittikçe sözde öngürülen ülkelere benzedikçe(ortadoğululaştıkça), Erdoğan'a ve AKP'ye verilen-biçilen misyonu da kaybetmiş oldu(Kısaca Ortadoğu ABD ve İngiltere'nin dikensiz gül, arka bahçesi olacaktı)...
Geçmiş darbe bir oyun değil, olmuşsa elbette iktidarda devrilememiş ise, böyle bir süreçten ikidar daha güçlü çıkar ve o yenik darbeyi sonuna kadar kullanarak kendi
mutlak iktidarının darbesine yönelir ve en büyük hasım başarısız olmuştur...
Yani bir darbenin kimler tarafından organize edildiğini, o darbeye muhatap olanların siyasetine bakarak analiz etmek zordur, zira bu salt siyaset de değil gündelik hayat açısından da böyledir, sizi saf dışı edemeyen rakip, sizi güçlendirir ve sizin propagandalarınız rakibe dayalı hale gelebilir-durumdan muazzam yarar sağlamak adına-...
Bu darbe girişimi ile menderes'e yapılan girişim arasında sebepler bakımından hiç fark görülmüyor, zira Menderes'de, Erdoğan gibi diktatör, istismarcı ve ülkeyi birilerine satarken hırsızlığı, yolsuzluğu, talanı belirli bir elit grubun eline işbirliğinden paylarına düşen olarak veriyordu ve O'da tamamen Amerikancı idi, taaa ki, Amerika'nın bazı isteklerine ya da ABD Menderes'in bazı beklentilerine yanıt vermediğinde, bir ceza olarak SSCB'ye yönelmesi gibi...
Menderes iktidarında aynen bugünler gibi, düşünmek yasak, muhalefet yasak, söz, ifade etmek yasak, menderes'i övmek veya Menders'in temsil ettiği politikalarla doğru orantılı biçimde dillendirmek dışında her türlü siyaset yasak...
Toplum içmeye çay, koymaya şeker, hatta bazı yerlerde insanlar ekmek etmeye un bulamıyorlar(yastıklarını açıp içindeki kepekle kepek ekmeği yapıyorlar), o koşullarda ABD gayet memnun iken, ne zaman ki ABD söz verdiği yardımları yapmadı, Menderes SSCB ile diplomatik ilişkilere girmeye başladı, darbe o zaman geldi...
Kısaca işbirlikçi siyaseti temsil eden Menderes idi, o siyaset işbirlikçilik siyaseti idi, o Türkiye'yi uluslararası tekellere satmıştı, ama işbirlikçi yan çizerse, azmedici affetmez, geçmişte ne yaptığına(ABD'ye altın tepside Türkiye'yi sunması) bakılmaz, o an ne yaptığına bakılır...
Şimdi, AKP'nin yeni bir darbe konusundaki endişesi yersiz değildir, Türkiye'yi her şeyiyle sattı, ancak kendisi ve temsil ettiği işbirlikçi burjuvazi(dinci-istismarcı sermaye grubu), işbirlikçi yani kendisine verilen payla yetinmek konusunda kol çıakrtmaya, el altından işler çevirmeye, kendilerine Ortadoğu petrol, silah ticaretinde ayrılan pay neydi bilemem ama onlar meşru olmayan yollarla pastayı paylaşılmadan ya da kendilerine verilen kemiktense budun tümünü isteyen beklentilerinden dolayı, siyasi ve politik çehreyi, gündemi işbirliği ittifakına ters biçimde değiştirdiler...
Bunu yaptıkları an FETÖ devreye sokuldu-girdi ve bunların usülsüzlükleri ortaya saçılmaya başlandı -TÜMÜ DEĞİL BİRAZI zira tek seferde tüm cephaneyi boşaltırsa, yarın, öbür gün için elinde hiç koz kalmayacak-, bir denemeydi ancak o'da toplumun cehaleti-koyunluk gösterisi ve etkili din, propagandalarla başarısız oldu....
FETÖ'nün elinde daha nice kaynak var ama şimdi kullanmıyor... IŞİD'e silah ve mühimmat taşıyan TIR'lar meselesi oldu sadece ancak görüldü ki, şimdilik o kanallardan gitmenin topluma hiç bir etkisi olmuyor...
O kaynaklardan bazıları ise Rusya ve İran'ın elinde, yani Erdoğan 3 yılı aşkın bir süre IŞİD'i finanse etmiş bir elitler grubu olarak-gerici sermaye-, 3 yıl boyunca Irak ve Suriye petrolüne
kene olarak yapışmış, günlük 3 milyon dolarlık nakliyattan söz ediyoruz, böyle bir pastayı Türkiye'de
kaç kişi paylaşmış olabilir ki? IŞİD'in alıcıları Türkiye'de kimler olabilir? Kim böylesine varilller dolusu petrolü alabilir ve pazarlayabilir ki? veya kim cesaret edebilir? Kimler olabilir? Kime satacak?
Nasıl yapacak?
İşte kime sattığı, nasıl yaptığına dair Rusya ve İran'ın elinde istihbaratından, uydu görüntüsüne kadar BELGE-KAYNAK MEVCUT ve daha geçen aylarda Rusya ve İran Erdoğan'ın ve oğlunun adının karıştığı bu fahiş hırsızlığı kamuoyuna paylaşacaklarını açıkladılar ve Erdoğan bir anda
Rusya, İran konusunda çark etti ve boyun büktü... Oysa ABD bu şantajı henüz yapmamıştı ve belkide ucu kendisine de dokunacaktır ki saklı tutabilir lakin Rusya'ya yanaşan bir Türkiye, öteden beri ABD'nin karakolu olmuş, 3-5 kodoman işbirlikçiyi de parayla satın almış ve kukla hükümetlerle yönetmiş bir pozisyonda iken duruma sessiz kalmayacak ve kukla hükümetini geri isteyecektir...
Konular basit değil ve yelpazede böyle bir kaç konudan ibaret değil, lakin tümüne burada giremeyiz...
Tam da yeri iken, bir iki yıl önce zombi, ahmak, kör cahil(ki öyleler işte bir örneği bu), AKP taraftarları ABD'yi övüryordu, öyle böyle değildi, milyonlarcası, hatta sitemizde AKP'li ender sayıda iken bile bulabilirsiniz("Dine mine ne", Yandaş medya'nın sahte propagandasından kopyala/yapıştır yazılarından -ki tümüde öyledir yandaş medyanın kullandığı istismar kelimeleri etrafında döner- yola çıktığı yazılarında görülebilir), ama şimdi sorun bakalım ABD'yi, ne diyorlar? Kısaca bu kadar omurgasızlaşmış bir siyasete köle olmuşluk dahi, tepedekilerin hiçte iç açıcı olmayan işler çevirdiğini, yılan gibi bir o yana, bir bu yana kıvrıldığını gösterir..
O darbe bizzat Erdoğan'a karşı yapıldı, ufkuda çok uzun vadeli değildi, Erdoğan'ı devirmek temelliydi... USULEN-tercihen, açığa çıkan her darbe girişimi,
YAPILMADAN ÖNLENMEZ, YAPILMASI BEKLENİR -ki tüm organizasyon açığa çıksın ve sadece o değil, bilinen darbe yenilmeye mahkumdur, yapılsın-yenilsin ki bizlerde sonuna kadar kullanalım, demir yumruklarımızı her kademede rahatça vuralım(Hakan Fidan gayet iyi bilir)... Bu taktik bir stratejidir, eğer darbe yapılacağının istihbaratıyla davranılsa ve 3-5 kişi alınsaydı, darbe organizasyonun geriye kalan %99 kitlesi açığa çıkmaz ve ikinci bir girişim için gücünü tazelerdi, ele geçirilenlerin iletişim ağı ise gizlilik gereği zaten 3-5 kişiyle sınırlıdır....
Erdoğan darbe yaptıracak olsa, bu şekilde bir açılımla yaptırmaz, yolsuzluk, hırsızlıktan söz edilmez, daha çok
oy aldığı kitleyi korkutan, yaşam biçimlerini hedef alır türden ifadeler içeren bir çıkışla yapardı. Erdoğan'ın darbeye ihtiyacı yoktu, zira O'nun elinde, azınlıklara isnat-zulüm, baskı ve üzerinden vatan, millet, sakarya politikası ve elbette IŞİD kozu vardı ve toplumsal infial yaratmak için düğmeye basması yetiyordu ve eğer Rusya, İran o belgeleri açıklasaydı, muhtemel Erdoğan'da asıl düğmeye basacak, MİT eliyle organize edilen IŞİD hücreleri,
TAK hücreleri pasiften, aktife geçecek, toplum galeyana getirilirken Erdoğan bir kurtarıcı edasıyla yüceltilecek ve böylece toplumsal bir zırh perdesi ardında yaptıklarını hasır altı edecek veya bedelini ödemek yerine toplum direnci bu bedeli ödemekten kurtaracaktı. En önemlisi de DEVRAN SÜRECEKTİ...
neyse uzamasın... Sanılmasın ki darbe olmayacak
Olacak hemde Amerikan darbesi olacak, Rusya ve İran'a sığınmak ne derecede can simidi olacak, Rusya, İran tamam suçlarımızı görmezden gelin, kamuoyuna açık etmeyin, ben zaten ülkemde açık edebilecek gazete, haberci bırakmıyorum, bizde siz ne isterseniz yapalım söylemleri ABD'nin çıkarlarına ters... 15 Temmuz darbesi başarısız oldu böylece Erdoğan darbe yaptı, artık meclisi fesh etmekten, bakanları dışarıdan atamaktan kısaca kendisinin general atadıklarının kurmay olduğu askeri yöntemli bir diktatörlükten kolayca söz edebiliyor ve desteğini de artık yol, köprüyle övünemez noktalardan, terörden, vatan, millet, din, ezan, bayrak söylemiyle nemalanmak olarak sürdürüyor ve sürmesi içinde terör faaliyetleri, topluma karşı psikolojik harp yöntemleri işletiliyor...
neyse burada bizim ağırlıklı üzerinde durmamız gereken 3-5 Yıl boyunca IŞİD'den elde edilen petrolü kimlerin aldığı-taşıdığıdır, büyük patronlar-petrol tekelleri- bu işten ne kadar zarar ettiğidir? Batı'nın tercihi bu değil, işine de yaramaz, çünkü batı petrolü yani ülkelerin doğal kaynakalrını kendi kontrollerinde ve resmi yollardan elde etmeyi seçer, bu şekilde harami yol ve yöntemle kim çalarsa O'nun olsun gibi bir bakış açısı, petrol tekellerinin anlayışına ters ve diğer yönüyle hırsızlık(onlardan çalmak oluyor!) ve tercih ederlerse kısa vadelidir, batı ise uzun erimli, istikrarlı, ne idüğü belirsizlerin olmadığı biçimde bir sömürü istemekte...
Kısaca daha dün
Milletin mına koduk diyen o sövüşleme sevinci(ki koydu, zira tüm elektrik gelirleri o kişiye peşkeş çekileli 10 yıl geçmişti), Suriye'nin mına koduk, eline sağlık IŞİD söylemine dönüştürülmüştü...
Akbabaların önüne bir leş atılmış...