Zaman -> uzay değildir, şahsına münhasır bir varlığı, biçimi yok, soyutlanmış bir kavramdır(hareket-değişim) yolculuk edilemez, içi, dışı, hacmi filan yoktur...
Boyut ise koordinat sisteminde herhangi bir noktayı belirlemek için, gerekli olan minumum koordinat sayısıdır. Yani tipik ölçme işidir ve gözlemcinin referanslarına, kıyasına bağlıdır... İnsanların %99'u boyut dendimi, içi-dışı-hacmi olan UZAY sanıyor, kavramlar nedense inatla yapılıyor gibi, hep yanlış anlaşılıyor.(zamanında içi, dışı, hacmi, kendi şahsına münhasır bir uzaylığı yoktur)
Elma çürür, zaman kavramı bu değişimle soyutlanır, neden çürür? Zaman geçtiği için değil(zaman şahsına münhasır bir varlık değil), aksine etki/tepki, iletişim, etkileşim, formun, yapının durumu, özelliği, nitelikleri... Elma çürüdüğü için zaman kavramı hayat bulur(gerçek, yanlış bilinen zaman kavramının tam tersidir) ve çürüme görece etki/tepki, iletişim, yapı derken haliyle ortama bağlı görecelik arzedeceği için, böylece elmanın değişiminin hayat verdiği zaman da göreceli olur, buzdolabındaki elma başka, ağaç dibine düşen başka bir zaman -
ölçüsü- açığa çıkartır.
Zaman sanaldır ama nesnel olan hareket-değişimdir. Bir hareketi, değişimi eskiye çevirek dahi zamanda yolculuk olamaz, yeni bir zaman açığa çıkar, eski zaman, gelecek zaman diye bir nesnellik yoktur, zamanda yolculuk mefhumu metafiziktir,
fiziğin dışındadır, zihinsel kurgudur.
En fazla video kameraya çekilebilir(çekilende yine verili maddenin o anki hali-durumudur), sonra izlenebilir, izlenen video kameranın sanal olarak eşleyip, kodladığı kod öbekleridir, bir PC oyunu gibi, aynı malzemeden mamul. uzak yıldızların ışığının görece katettiği uzaklığa bağlı olarak ışık kaynağının ışığın yola çıktığı andaki(mevcut hali-durumunu yansıtan) görüntüsü elde edilebilir(aynen video kamera mantığı gibi), bir özne, bir nesnenin verili hal-durumunu kayıt edebilir, kayıtda yine kod parçacığıdır, sonra hatırlayabilir, hatırlamak ise o kod parçacığının tekrar okunmasıdır, buda sanaldır, görüntü veya
sembolik kopyadır.. Gerçek de sie uzay-varlık zamansızdır, zaman bünyelerinde, üzerinde, hareket-değişimleriyle anlam kazanır. uzay-varlık, zaman kavramıyla düşünürsek, 0(sıfır) noktasındadır ne geçmişi vardır ne geleceği, geçmiş, gelecek bünyesindeki değişimlere bakılarak yapılan kıyasın adıdır.
Paradokslar genelde yetersiz mantık, kavramları yanlış kurgulamak veya indirgemek, safsatadan kaynaklanır.
Geçmişde enerji girişi, gelecekte çıkan enerji gibi deyimler de metafizik, çünkü geçmiş, gelecek fiziğin dışında, fizik mevcutun kendisi, elimizde olan zamansal mantıklı izah sadece şimdi'den ibarettir. zamanı uzaylaştıran(içine de uzayı, varlığı koyan yanılgıyla) bir tren yolunda gidilecek bir yer yok, metafizikde nereye gidilirse gidilsin gidilen şimdiden başkası olmayacak. uzay-varlık zamanın içinde değil, zaman bünyevi değişimlerde üzerinde hayat kazanıyor.
"Zamanda yolculuk ileride bir gün mümkün olabilirmiş de, işte şimdiki teknolojimiz yetersiz"miş, peki, 3.000 yılından, 50.000 yılından, 1.000.000 yılından, 1.000.000.000 yılından kim geliyor? mantıken bizim o teknolojiye, kavuşmamız şartını nasıl koyabildiler? Efendim biz daha geleceği yaşamadık, o nedenle filan mı denecek, o zaman metafizik kurgu kendisini çürütür, yaşanmamış-gerçek dışı, fizik dışı-->metafizik- geleceğe madem gidilemiyor, yaşanmışda geçmiş oluyor eee, geçmişe gidemiyor, geleceğede gidemiyorsunuz(çünkü sanal)... metafizik kurgu dahi yeterli olmuyor. hayır geçmişe gidilebilirse, gelecektekiler gelir, gelecektekiler gelemiyorsa demek ki geçmişede gidilemiyor, yaşamadığınız gelecek gerçeklik olamıyorsa, yaşadığınızda da geçmiş oluyorsa, sorun nerede?.