
25-02-2017, 11:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Evrimi evirmek!
Bilim, Evrim'i sadece Keşfetmiştir, henüz onu anlayamamıştır!
Bu keşfettiği şeyin boyutlarını anlamadığı içindir ki neredeyse yaptığı tüm işleri Evrim'in aleyhine olmuştur.
Thomas Malthus'un An Essay on the Principle of the Population (Nüfus Prensibi Üzerine Deneme) adlı yazısı Darwin için önemli bir esin kaynağı oldu. Malthus bu yazısında insan nüfusunun aslında çok büyük bir hızla (her 25 yılda ikiye katlanarak) çoğalma potansiyeli olduğunu, ama hastalık, savaşlar ve açlık sayesinde nüfusun kontrol altında tutulduğunu anlatıyordu.
Darwin, aynı prensibin tüm organizmalara uygulanabileceğini farketti.
Tüm canlı türleri, mevcut kaynakların izin verdiğinden çok daha fazla yavru üretiyor, yavrular arasında "zayıf" olanlar çok geçmeden ölüyor, "güçlü" olanlar ise hayatta kalarak yeni yavrular meydana getiriyor ve kendilerini "güçlü" yapan özellikleri yavrularına aktarıyorlardı. Böylece türler nesilden nesile değişerek çevrelerine daha iyi uyum sağlıyorlardı.
Bu teorisini ilk defa 28 Eylül 1838'de günlüğüne yazdı.
Charles Darwin - Wiki Evrim güçlü olanın hayatta kalmayı hak ettiği bir sistemdir, bu sistemi bozmaya çalışmak, herkese, özelikle de zayıf olana bile hayat hakkı tanımak, Evrim'i anlamamak demektir.
Evrimi anlayan insan, Evrim'i yok etmeye çalışmaz. Doğal seçilime müdahale etmez!Her canlı türü, yaşaması mümkün olandan daha fazla birey doğurduğundan, ve bunun sonucu olarak sık sık tekerrür eden bir hayatta kalma savaşı mevcut olduğundan, yaşamın karmaşık ve zaman zaman değişen koşullarında kendisine fayda sağlayacak herhangi bir değişikliğe sahip olan her canlı, hayatta kalmada daha yüksek şansa sahip olacak ve doğal olarak seçilecektir. Kuvvetli kalıtım prensibi sayesinde, seçilen her cins kendi yeni ve değişik formunu yayma eğiliminde olacaktır.
Charles Darwin - Wiki Artık ortada doğal bir seçilimde kalmamıştır, doğal bir şey kalmamıştır, doğal olarak seçilmeyen zayıf insanlarda, geleceğe bu zayıf genlerini taşımaktadırlar, bunun adı doğal seçilim zaten olamaz, olsa olsa suni seçilim olur. Bilim artık doğmayacak olanı doğurtuyor, ölecek olanı öldürtmüyor, zayıfı yaşatıyor, daha olmadı bu zayıf genleri geleceğe taşıtarak, nüfusları katlata katlata ilerliyor, ki dahada katlanacağı geridedir, ve tüm bu müdahaleleri de AŞK ile yapıyor.
Ne AŞK ama!
Modern bilim Evrime inanmıyor, onu tanımıyor, onu bilmiyor, eğer bilse idi Evrimle bu denli bir savaşa girmezdi.
Evet, Evrim yavaş ilerler, acımasızdır, herkese yaşam hakkı vermez, sadece güçlü olanın yaşama ve üreme hakkı verir ki, Evrim binlerce, milyonlarca yıldır bu şekilde bu günlere gelmiştir. Bu onun aslında ne kadar mükemmel olduğunu da gösterir.
Yeryüzünde başka hiç bir denenmişlik, hiç bir teori, hiç bir labaratuvar testi, onun bu mükemmelliğine karşı kullanılamaz, onu yanlışlayamaz.
Evrim, kararlılığını yaşayarak ispat etmiştir, bu mükemmeli veren bir sonuçtur.
Fakat insan bu mükemmelliği yanlışlamak için var gücü ile çalışıyor. Bunu da bizzat bilim ile yapıyor!
Darwin bu teorinin böyle yanlış kullanılacağını, ya da içinin boşaltılıp tamamen aleyhinde çalışılacağını bilseydi, acaba ömürünü gözlemlerle geçirir miydi?
Dr. olmuş içi rahat etmemiş, Teoloji okumuş içi rahat etmemiş ve kalbinin sesini dinleyerek, kendini doğaya vakfetmiş, doğayı gözlemlemiş.
Darwin yanlış bir şey yapmamış, dikkat çekmiş! " Güçlü olan hayatta kalır!" demiş, bu doğada böyle çünkü, Darwin görmüş bunu, gözlemiş bunu.
Fakat sonradan gelenler, hayır ne münasebet zayıf olan da hayatta kalır dercesine, önce İnsan demiş!
Thomas Robert Malthus 'ta yanlış bir şey dememiş, o da bu tehlikeli potansiyele dikkat çekmiş! Uygun şartlarda herhangi bir kısıtlayıcı faktör (salgın vb.) yoksa, popülasyon geometrik dizi biçiminde artar (2, 4, 8, 16, 32, 64, ...),
Oysa besin maddeleri aritmetik dizi biçiminde artar (1, 2, 3, 4, 5, 6, ...).
Doğada aradaki bu fark, popülasyonda bazı bireylerin ölümlerine neden olur ve bir denge sağlanır.
Thomas Robert Malthus - Wiki Nerede denge?
Doğanın kaynakları kısıtlı, bu yüzden istese de herkese yaşam hakkı YOK demektir bu, kaynaklar sınırsız olsa bile, yaşam sadece GÜÇLÜ olanların hakkıdır. Bu güçte yanlış anlaşılmasın, genetik olarak size gelen mirasın verdiği güçtür bu, yoksa Bilimin müdahale ettiği kontrolsüz gücü kast etmiyorum.
Fakat insan ne yapmış, nüfusları katladığı gibi, bitkilerin ve hayvanların genleriyle de oynamış, onlara da ayar çekmiş. Çekmeye de devam ediyor.
Yiyecek yoksa yaşam yok!
Bunu çok iyi biliyorlar ama bile bile bununla da oynamışlar.
Her şey İNSANI çoğaltmak için, anlamsız bir şekilde çoğalmak, kontrol yok, ideal yok, amaç yok, çoğal da çoğal, kör bir istilâ bu.
Artık ortada bir denge kalmamış, Bilim adeta bu dengesizliği, nasıl daha dengesiz yaparım diye, doğa ile anlamsız bir yarışa girişmiştir.
Evrim yanlış yaptı, biz en doğrusunu yapacağız!
Sonuç;
Bir sonuç yok ortada, " Evrim evrilmiş, içi boşaltılmış" olan bu.
Bir zamanlar klasik bilim yapılıyormuş, güzelmiş ama sonradan modern bilim bunu, adeta elinin tersiyle itmiş. Evrim'i savunuyor görünmesi de bir kılıf, kamuflajdan başka bir şey değilmiş.
Böyle Evrimcilik olur mu?
Keşfettiğiniz, inandığınız, bildiğiniz şeyin aksine çalışma yapamazsınız! onu yanlışlayamazsınız! onu yıkmaya çalışmazsınız! bu kendinizi de inkar olur.
Sözün özü, Bilim, Evrimi keşfetmiş ama boyutlarını anlamadığı içindir ki doğala zarar vermiştir, eğer anlamış olsaydı aleyhte böyle çalışmalar yapmaz/yapamaz nüfusları da böyle katlamazdı.
Dini taraf meseleyi zaten hiç anlamamış, onlara göre Evrim zaten saçma bir şey ama Bilim, bunu sözde kabul ettiği halde, özünde asla kabullenememiştir.
Çok tuhaf gerçekten.
Bu konuya Tasavvufu katmak istemezdim ama mecuburen katacağım, Tasavvuf der ki; " Tecelli sonradan anlaşılır!"
Burada tecelliden kasıt Tanrı da değildir, Keşftir, zira Tasavvufun da kendine hâs Keşfî durumları vardır, ve ne keşfedersen keşfet, bunu sonradan anlayacaksın! der Tasavvuf.
Önce Keşf, sonra İspat gelir.
Bu Tasavvufî altın bir ölçüdür, Keşf ve İspat olmazsa olmazdır.
Bu bir insanda 3 günden 40 yıla kadar süren bir zamandır , bazı meseleler, keşfedilse bile geç anlaşılır. Çokları bu meselenin ne olduğunu bilmez bile, tasavvufçuyum deyi eser gürlerler.
İnsanlık Evrimi keşfetti, doğrudur ama henüz anlamadı ( bunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim) neticede yapılanlar ortadadır.
----- 0 -----
Bir insan keşfettiğini ON yıllarla anlar! Bu hiç kolay değildir.
İnsanlık ise keşflerini YÜZ yıllarla anlar! Bu ise en zorlusudur.
Bir şeyi keşfetmekle, onu anlamak arasında ki fark, bu meselenin cevabıdır.
Keşfonulan bir şeyin boyutları ilk başta anlaşılmayabilir, normaldir ama anlaşılmış bir şey zaten keşfolmuş, hakkı da verilmiş demektir.
Umarım modern bilim bu KEŞFİ anlar, DOĞAL olanın, DOĞRU olduğunu kavrar, GÖZLEMİN hakkını verir.
----- 0 -----
C.R Darwin, T.R Malthus
Böyle kâşif, gözlemci bilim insanların önünde, ruhum anca saygı ile eğilir.
Yaşama müdahale etme !...
Kendinle çelişme !...
Evrimi evirme !...
...
..
.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

25-02-2017, 19:46
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
İnsan denilen varoluş biçiminin faâliyetleri evrimsel değiller mi ,sevgili Felâsife? Yani insanın, bedeninden ayrı bir öznesi mi var ki, evrimsel dinamiklerden kendini yalıtıp, ona zıt gidebilsin?
Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe
ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
|

25-02-2017, 20:12
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
|
|
Güçlü olan değil,uyumlu olan hayatta kalır..Dinozorlar çok güçlüydü ama yok oldular..Demek ki güçlü olan hayatta kalamıyormuş
Bilim bağımsız değildir..Keşke bağımsız olsalar..
Bilim adamları bürokratlar gibidirler..Ne deniyorsa onu yaparlar..Bomba isteyen siyasetçiye bomba,uzaya turistik geziye çıkmak isteyene uzay gemisi yaparlar..Hem de yanı başlarında milyonlarca insan açlıktan ölürken..!
|

25-02-2017, 21:01
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Güçlü olan değil,uyumlu olan hayatta kalır..Dinozorlar çok güçlüydü ama yok oldular..Demek ki güçlü olan hayatta kalamıyormuş 
|
Bu durumda; egemenlere, kodamanlara, sermayeye, diktatörlere uşaklık edenler, sergiledikleri "uyum" nedeniyle evrim mantığına uygun davranmış mı oluyorlar ?
Misâl; Yavuz Sultan Selim Mısır seferine çıkınca memlûklerin Halep ve Şam valileri hayatta kalmaları karşılığında kendilerine emanet edilen şehirlerin anahtarlarını Yavuz'a teslim ettiler. Direnen Tomanbay ise, Kahirede yakalanıp asıldı.
Gerçi, evrimin siyasetle işi olmaz ama; bu "uyum" meselesi mide bulandırıcı.
|

25-02-2017, 21:54
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
İnsan denilen varoluş biçiminin faâliyetleri evrimsel değiller mi ,sevgili Felâsife? Yani insanın, bedeninden ayrı bir öznesi mi var ki, evrimsel dinamiklerden kendini yalıtıp, ona zıt gidebilsin?
|
Aslında oldukça ilginç bir bakış açısı olmuş, bunun için öncelikle teşekkürler sevgili Pyrrhon
Tabi bu zıt gidebilmesini evrimin içinden de çıkartabiliriz, bazı devasa hayvan sürüleri, devasa bir talan işine de girebiliyor, İnsan da bu açıdan dev bir sürüden faklı değil. Bencillik ve İhtiraslarını da katarsak, bunun da evrimsel bir cevabı olabilir. Lakin kitapların medeniyetlerin bahsettiği insan profili de bu değil.
Ama nedir, İnsan dediğimiz şey AKLI ile övündüğü için, kendi açısından bu meziyeti onu diğer canlılardan ayırdığı için, bu yaptıklarına ne denilebilir ki?
Evrim beni böyle etmiş, onun için bende böyle talan ediyorum, mantığını hiç kimse kabulde etmez, neticede irade de var.
Yani diyelim ki dediğin gibi oldu, meselenin gerçeği bu idi, ama bunu kim kabul edecek?
En fazla Darwin meselesinde olduğu gibi, kabul etmiş görünüp, genede bildiğini okur olsa gerektir, İnsan bu ne denilebilir ki.
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Güçlü olan değil,uyumlu olan hayatta kalır..Dinozorlar çok güçlüydü ama yok oldular..Demek ki güçlü olan hayatta kalamıyormuş 
|
İllaki kalamıyor, gücünde belli kısıtlamaları var. Neticede türleri tükenen nice soylar var, dinazorlar bile milyonlarca yıl hüküm sürüyorlar, gittikçede büyüyorlar filan ama devirleri bitiyor, bitmiş.
Güçlü derken de tabi doğadan daha güçlü olmak değil kast edilen, gerçi insan bunun hayaliyle yanıp tutuşuyor da bir yandan ama güçte kısıtlı neticede.
Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Bilim bağımsız değildir..Keşke bağımsız olsalar..
Bilim adamları bürokratlar gibidirler..Ne deniyorsa onu yaparlar..Bomba isteyen siyasetçiye bomba,uzaya turistik geziye çıkmak isteyene uzay gemisi yaparlar..Hem de yanı başlarında milyonlarca insan açlıktan ölürken..!
|
Bu dediklerinize göre bu bilim olmadığı gibi, bunları yapanlarda bilim insanı olmazlar, anca meslek sahibi olurlar ki adamlar mesleğini icra etmiş olur, hepsi o.
İnsan yaşamını uzatacağına, habire doğurtup duracağına, hayatta kalanlara daha iyi eğitim, öğretim gibi şeyler sunsalar, bence de çok iyi olur ama bugün bilim denilen şey, geçmişe bakınca o da istilâdan nasibini almış gibi duruyor.
Malthus'un dikkat çektiği şey ile bu yapılanlar tamamen zıt mesela, bunuda gözlemlemiş ki bu hesabı kitabını yapmış adam, fakat kimsede umursamamış, güme gitmiş mesele resmen.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

25-02-2017, 23:10
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Aslında oldukça ilginç bir bakış açısı olmuş, bunun için öncelikle teşekkürler sevgili Pyrrhon
Tabi bu zıt gidebilmesini evrimin içinden de çıkartabiliriz, bazı devasa hayvan sürüleri, devasa bir talan işine de girebiliyor, İnsan da bu açıdan dev bir sürüden faklı değil. Bencillik ve İhtiraslarını da katarsak, bunun da evrimsel bir cevabı olabilir. Lakin kitapların medeniyetlerin bahsettiği insan profili de bu değil.
Ama nedir, İnsan dediğimiz şey AKLI ile övündüğü için, kendi açısından bu meziyeti onu diğer canlılardan ayırdığı için, bu yaptıklarına ne denilebilir ki?
Evrim beni böyle etmiş, onun için bende böyle talan ediyorum, mantığını hiç kimse kabulde etmez, neticede irade de var.
Yani diyelim ki dediğin gibi oldu, meselenin gerçeği bu idi, ama bunu kim kabul edecek?
En fazla Darwin meselesinde olduğu gibi, kabul etmiş görünüp, genede bildiğini okur olsa gerektir, İnsan bu ne denilebilir ki.
|
Bu konu üzerine baya bir düşünüyorum sevgili Felâsife, fakat Kartezyen duâlizm devreden çıkınca diyecek bir şey bulamıyorum, "irade" sorusu yanıtlanamıyor, seçimi kimin yaptığı bilinemiyor, ortada bir "kim" kalmıyor.. Şu konuştuğumuz "dil" denen şeyin tek işlevi metafizik üretmek.
Sorun şu, eğer modern biyolojinin kabûlündeysem (aklımdaki kavramı bir söz-dizimiyle açıklamak gerekirse) "oluş, kendi meşruiyetinden ibarettir" demekten başka çarem kalmıyor, yani "doğanın rayından çıkması" kavramı da hatalı bu yüzden, öyle bir ray hiç yoktu ki, ya da bizim "raydan çıkış" sandığımız şey de tamamen "doğa-ldı", dolayısıyla doğanın bir doğası yok demek durumunda kalıyorum. Bu noktadan itibaren evrimi de teleolojik bir şey olarak görmediğimi ,ekleyebilirim..
Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe
ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
|

26-02-2017, 00:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Bu konu üzerine baya bir düşünüyorum sevgili Felâsife, fakat Kartezyen duâlizm devreden çıkınca diyecek bir şey bulamıyorum, "irade" sorusu yanıtlanamıyor, seçimi kimin yaptığı bilinemiyor, ortada bir "kim" kalmıyor..
|
Eyvallah.
Aslında olay suç/suçlu ayırımından ziyade insan dediğimiz bu şeyin, yarısı kötülük yarısı iyilik şeklinde, mesele kötülüğünü kabullenemesinde.
Yani yaptığı işlerde hep iyiyi göstermek gibi bir zaafiyeti var, ben iyyim, ben bilgiliyim vs. takıntıları var, oysa bir insan istesede hep iyilik edemez, hep bilgili olamaz, bu mümkün değil.
Bunu fark edemediği için "iyi" diye anılan bir işinde bile, "kötü" yü de fark etmeden ediveriyor.
İşte o fark edemediği şeyi konuşuyoruz aslında, irade de bunda ısrar etmesiyle alakalı.
Farkında değil.
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Şu konuştuğumuz "dil" denen şeyin tek işlevi metafizik üretmek.
|
Güzel.
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Sorun şu, eğer modern biyolojinin kabûlündeysem (aklımdaki kavramı bir söz-dizimiyle açıklamak gerekirse) "oluş, kendi meşruiyetinden ibarettir" demekten başka çarem kalmıyor, yani "doğanın rayından çıkması" kavramı da hatalı bu yüzden, öyle bir ray hiç yoktu ki, ya da bizim "raydan çıkış" sandığımız şey de tamamen "doğa-ldı", dolayısıyla doğanın bir doğası yok demek durumunda kalıyorum.
|
Kötüyüz !...
Bu da bizim doğamız ama bunu kabullenemediğimiz içinde, helede başkalarını kötüleyerek kendimizi es geçtiğimiz sürecede, raydan çıktığımızı da fark edemeyeceğiz, zaten de edememişiz, bu kadar nüfusun bir anlamı yok, ölçülerde koyulmuş ama aksi gibi hep tersi yönde de çalışma yapılmış, elan da yapılıyor zaten.
Ne yardan ne serden geçer hesabı olay birazda, insan doğruyu bilsede, eğriden de geri kalmıyor.
Yapısı bu.
İyi yapıyorum derken, kötüyü yapmak, tam da insana göre bir şey.
İnsan faktörü, başka bir şey değil.
Zayıf olana yaşam hakkı verildiği sürece, kadim düzen gittikçe çatırdayacak, zaten, enerjiden, yerleşime, yiyeceklerden içeceklere olay iyice raydan çıktı.
Tabi burada doğa zayıfa şans tanımazken, bu şansı elde eden insan, bunu nasıl elde etti? güzel soru.
İnsan bence bu doğanın bir parçası değil, uyumlu da değil, işgal ve istilâ köklerin de bulunan bir canlı türü gibiyiz, artık bunun cevabı nasıl verilir bilmiyorum ama görünen o.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

26-02-2017, 02:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Bilim, Evrim'i sadece Keşfetmiştir, henüz onu anlayamamıştır!
Bu keşfettiği şeyin boyutlarını anlamadığı içindir ki neredeyse yaptığı tüm işleri Evrim'in aleyhine olmuştur. --/---
Evrim güçlü olanın hayatta kalmayı hak ettiği bir sistemdir, bu sistemi bozmaya çalışmak, herkese, özelikle de zayıf olana bile hayat hakkı tanımak, Evrim'i anlamamak demektir.
Evrimi anlayan insan, Evrim'i yok etmeye çalışmaz. Doğal seçilime müdahale etmez!---/---
Artık ortada doğal bir seçilimde kalmamıştır, doğal bir şey kalmamıştır, doğal olarak seçilmeyen zayıf insanlarda, geleceğe bu zayıf genlerini taşımaktadırlar, bunun adı doğal seçilim zaten olamaz, olsa olsa suni seçilim olur. Bilim artık doğmayacak olanı doğurtuyor, ölecek olanı öldürtmüyor, zayıfı yaşatıyor, daha olmadı bu zayıf genleri geleceğe taşıtarak, nüfusları katlata katlata ilerliyor, ki dahada katlanacağı geridedir, ve tüm bu müdahaleleri de AŞK ile yapıyor.
Ne AŞK ama!
Modern bilim Evrime inanmıyor, onu tanımıyor, onu bilmiyor, eğer bilse idi Evrimle bu denli bir savaşa girmezdi.
Evet, Evrim yavaş ilerler, acımasızdır, herkese yaşam hakkı vermez, sadece güçlü olanın yaşama ve üreme hakkı verir ki, Evrim binlerce, milyonlarca yıldır bu şekilde bu günlere gelmiştir. Bu onun aslında ne kadar mükemmel olduğunu da gösterir.
---/---
Fakat insan bu mükemmelliği yanlışlamak için var gücü ile çalışıyor. Bunu da bizzat bilim ile yapıyor!
Darwin bu teorinin böyle yanlış kullanılacağını, ya da içinin boşaltılıp tamamen aleyhinde çalışılacağını bilseydi, acaba ömürünü gözlemlerle geçirir miydi?
--/---
Nerede denge?
Doğanın kaynakları kısıtlı, bu yüzden istese de herkese yaşam hakkı YOK demektir bu, kaynaklar sınırsız olsa bile, yaşam sadece GÜÇLÜ olanların hakkıdır. Bu güçte yanlış anlaşılmasın, genetik olarak size gelen mirasın verdiği güçtür bu, yoksa Bilimin müdahale ettiği kontrolsüz gücü kast etmiyorum.
Fakat insan ne yapmış, nüfusları katladığı gibi, bitkilerin ve hayvanların genleriyle de oynamış, onlara da ayar çekmiş. Çekmeye de devam ediyor.
Yiyecek yoksa yaşam yok!
Bunu çok iyi biliyorlar ama bile bile bununla da oynamışlar.
Her şey İNSANI çoğaltmak için, anlamsız bir şekilde çoğalmak, kontrol yok, ideal yok, amaç yok, çoğal da çoğal, kör bir istilâ bu.
Artık ortada bir denge kalmamış, Bilim adeta bu dengesizliği, nasıl daha dengesiz yaparım diye, doğa ile anlamsız bir yarışa girişmiştir.
Evrim yanlış yaptı, biz en doğrusunu yapacağız!
Sonuç;
Bir sonuç yok ortada, " Evrim evrilmiş, içi boşaltılmış" olan bu.
Bir zamanlar klasik bilim yapılıyormuş, güzelmiş ama sonradan modern bilim bunu, adeta elinin tersiyle itmiş. Evrim'i savunuyor görünmesi de bir kılıf, kamuflajdan başka bir şey değilmiş.
Böyle Evrimcilik olur mu?
Keşfettiğiniz, inandığınız, bildiğiniz şeyin aksine çalışma yapamazsınız! onu yanlışlayamazsınız! onu yıkmaya çalışmazsınız! bu kendinizi de inkar olur.
|
Sevgili Felasife,
Guzel bir ic dokme olmus, ancak atladigin yerler var.
Bilim(bilmek) dogrulamaktir , dogrulayabildigin surece mevcuttur. Mesela gezegenimize iliskin yercekimi bir olgu, gayet nesnel, tartismasiz ortada. Iste bilim bunu bahsettigin acidanortada olan bir olguyu dogrular sadece. Bunu da anlatim babinda dil ile ifade etmek zorundadir. Bilmek veya inanmak veya anlamak bu sinirda ayrisir. Oyle boyutu filan falan yok pek.
Ornegin, sen simdi bilim yercekimini anlamamistir, lehine isler yapmaktadir deyip, bakin, ben hicbir arac gerec kullanmadan havada dusmeden durabiliyorum diyebilir misin? Bilim haliyle sana, bize sergile, gozlemleyelim diyecektir kendi acisindan.
Gayet sade ve basit oysa. Diyorum ya, basit dusuneceksin, evrime(olgu) iliskin lehine veya aleyhine gibi durum soz konusu degildir. Dolasiyla sen simdi burada bir olguyu tartismaktasin, lehine ve aleyhine babinda. Olgu'larin lehi veya aleyhi tartisilmaz, tartistikca dogrulamak zorunda kalirsin.
Ikinci bir sorun, guclu ve zayif deyince ne anliyorsun? Ornegin, aslan mi gucludur, karinca mi? -e gore cevap vereceksin mecburen.
Ucuncu bir sorun, ters koseden ele alarak, evrimi anlayan insan, evrimi yok etmez demissin, olgulari yok edemezsin sevgili felasife. Bu cikarim hatalidir. Gunes de isi, isik vs. bakimindan bir olgu ornegin, kalkip simdi gunesteki patlamalari yok ederim ben diyebilir misin? O zaman bilim sana der ki; buyur yok et bize goster, gozlem yapabilelim.
Dorduncu bir sorun, zayif genler veya guclu genler demissin farketmez, kalitsal gecisle aktarilir potansiyel sekilde. Yine konu doner dolasir, zayif ve guclu'den senin ne anladigina geliriz. Simdi soyle bana o halde, gunes mi guclu'dur, ay(moon) mi, hangisi zayif?
Besinci bir sorun, denge demissin, denge hep ikili dualist anlayisa gore ortaya konur. Peki nedensizlik bahsini cokca vurgulayan sen, nasil oluyor da, denge'de takilip kaliyorsun? Bu ikisi cakisir, celisir dusun babinda ki normal bir durum.
Ha dersen ki, soylemek istedigim baska, sayet soyle birsey mi;
http://www.academia.edu/27330268/KAR...BERIN_ANLADIGI
Veya bunun islami vs. acidan ele alinmis sekli mi?
Bunlardan hangisi savunuyorsan belirt, biz seninle o konu iceriginde de konusup, yazisabiliriz, problem yok bu konuda.Sana daha once de yazmistik, nedensizligi pekala savunabilirsin, notr olabilirsin ve dahi bu da bir tarafliliktir.
Altinci bir sorun, doganin kaynaklari kisitli degil aslinda, canlinin evrime iliskin evrilisinde ortam faktorleri acisindan yapay bir dusun babinda kisitlilik soz konusu.Mesela, bilim dogmayacak olani dogurtuyor, olecek olani oldurmuyor demektesin, ama bunu derken sadece kendi cephenden bakarak soylemektesin, halbuki o saydigin ve senden bagimsiz sekilde ortamda bulunan diger insanlar da, en az senin kadar kendi yasamlarina iliskin soz sahibidir. Yani sen bu hakki kendine reva gorurken, onlara vermiyorsan, onlar da haliyle, biz gider tedavi oluruz vs. demek hakkina sahiptir. Bu noktada onlarin zayif ve guclu olmasinin bir onemi yok, ortamda senden bagimsiz sekilde mevcut olmalaridir aslolan. Ayni sekilde onlar da yasama asilmayi guc olarak algilayabilirler. Iste evrim sana basitce. Yok yanlis anlamiyorum, iste genetik direnci potansiyel mevcut oldugu icin asilir.
Evrim bahsi acisindan kac kere yazdik oysa, evrime inanilmaz, evrimi bilinir(bilmek) sadece.
Yedinci bir sorun, evrimi sadece insan acisindan yalitik(kendi mevcut dogasindan izole ve sterilmis gibi) bir sekilde ele aliyorsun, bu hatali. Sanki insan, yemez, icmez, uyumaz, seks yapmaz, uremez, urer, uretmez(orn; sanat), gormez, duymaz, dokunmaz, koklamaz vs.vs. sekilde. Bu da bir kesimin kakaladigi, sekizinci sinif bir komplo teorisinden ote gecmez.
Insan butun unsurlariyla birlikte evriliyor. Yiyecek yok, bu yuzden genetigiyle oynamislar diyorsun mesela, oysa gidaya iliskin genetikle oynamak, yiyecek yok demek degildir, yiyecek cesitliligi demektir. Bak sana diger basliginda demistim ki dusunmen acisindan, filanca, ben bu ekmegi begenmedim, sunu isterim demis zamaninda, demistin ki; bu en dogal hakkidir.
Sekizinci sorun, halbuki tarim vb. hareketlerden de evriliyor bahsettigin genetik, yani bahcene verdigin gubreden tut, sulama'ya kadar pek cok evresi var. Diyebilirsin ki, ben hayvan gubresi koyarim ne farkeder? E sen o hayvanin dogadan veya senden aldigi gidanin ne kadari genetikle oynanmis veya oynanmamis oldugunu nasil bileceksin, yani un'dan basla en basit, veya atiyorum guvercin besliyorsun guvercinin senden uzakta ictigi su'yun ne tur oldugunu biliyor musun? Veya tarlaya, bahcene ektigin de(her ne ise agac, tohum vs.) buyuyecek ki karnini doyurasin degil mi? Yoksa gokten yiyecek yagmiyor.
Dokuzuncu sorun, kaldi ki bereket denilen yagmur dahi, cok zaman yapay asit barindirabiliyor, ornegin petrol sirketleri depoladiklari dogalgaz,petrol vs. turevlerini toprak altinda depoladiklarindan, haliyle basitce anlasilmasi bakimindan duduklu tencere misali donem donem gazini almak durumunda, e bu gaz salimi esnasinda havaya yapilan salinimla haliyle asit yagmurlari olusuyor. Veya efendim bilmem hangi firma pirlanta vs. degerli tas cikaracak diye, bu materyaller direk topraktan geliyor cunku, kac islemden geciyor biliyor musun? Kac ton asit vb. cesitli kimyasallara maruz kaliyor fikrin var mi?
Pirlantadan vergi almayip, kitaptan vergi alan bir ulkede, pirlantanin da, tipki kitap gibi, dogadan elde edildigini bilmeyen kitleler var. Buna ne diyeceksin bilim(bilmek) acisindan?
Bu acidan/acilardan bakmadan yorum yapilirsa, haliyle evrim ici bosaltilmis bir bahis olup cikar, cunku kocaman bir yagliboya tabloda, atiyorum salt birkac unsuru ele alip, digerlerini koyver gitsin seklinde bakmak olur. Taraflilik olur. O yuzden diyoruz ya, notr olmak da bir tarafliliktir. Aksini iddia etmek, kendini inkar olur.
|

26-02-2017, 04:43
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.932
|
|
Sevgili Felâsife yararlı bir konu açtıgın için teşekkür ederim.
Evrimi evirme olayına şöyle bir izahatta bulunayım.
Doğru bir tane mi birden çok mu noktası ezelden beri tartışılır.
Oysa kavramlara verilen değer sayısı insan sayısıyla aynıdır, ne kadar insan o kadar doğru vardır.
Bu yüzden kavramları genel bir tanımla tahlil etmek eksik kalacak ve kaç tane dogru sorusu sürüp gidecektir.
İnsanları yanıltan, değer-yargılarında benzerlik veya örtüşme olmasıdır.
Ne kadar örtüşme olursa olsun, her insanın farklı değer-yargısı vardır.
Örtüşmeler birliktelik için gerekli olan bir araçtır, asli unsur kişinin kendi doğrusudur...
|

26-02-2017, 07:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Guzel bir ic dokme olmus, ancak atladigin yerler var.
Evet, iç dökme oldu ama altta yazanlara göre sanırım hepsini de atlamış görünüyorum, tabi bir konu ile çözülecek bir mesele de değil, ben sadece ana hattıyla geçtim üzerinden.
Bilim(bilmek) dogrulamaktir , dogrulayabildigin surece mevcuttur. Mesela gezegenimize iliskin yercekimi bir olgu, gayet nesnel, tartismasiz ortada. Iste bilim bunu bahsettigin acidanortada olan bir olguyu dogrular sadece. Bunu da anlatim babinda dil ile ifade etmek zorundadir. Bilmek veya inanmak veya anlamak bu sinirda ayrisir. Oyle boyutu filan falan yok pek. Bilim(bilmek) meselenin ilk ayağı elbet ama onu anlamak içinde zaman geçmesi gerekiyor, önce bilinecek, sonra anlaşılacak, zaten bu açıdan KEŞF tabirini kullanmıştım, Keşf, bilmek için ilk adım ama onun boyutları için anlaşılması zamanla belli olur, ya da anlaşılır, fark etmez.
Ornegin, sen simdi bilim yercekimini anlamamistir, lehine isler yapmaktadir deyip, bakin, ben hicbir arac gerec kullanmadan havada dusmeden durabiliyorum diyebilir misin? Bilim haliyle sana, bize sergile, gozlemleyelim diyecektir kendi acisindan. Yo ben böyle bir şey demiyorum, sadece zaten bilinen bir şeyin alyehinde iş yapılıyor diyorum. Tabi afaki bir şey desem, illaki gözlemleyelim diyecekler, haklılar.. Lakin zaten gözlemlenmiş tarihteki yerini de almış bir bilgiye, aleyhte iş yapılması tuhaf olan.
Gayet sade ve basit oysa. Diyorum ya, basit dusuneceksin, evrime(olgu) iliskin lehine veya aleyhine gibi durum soz konusu degildir. Dolasiyla sen simdi burada bir olguyu tartismaktasin, lehine ve aleyhine babinda. Olgu'larin lehi veya aleyhi tartisilmaz, tartistikca dogrulamak zorunda kalirsin. Ben evrimi veyahutta bilimi tartışsam, zaten Darwin yanlış yapmış anlamış derim, bilakis doğru yapmış dediğim gibi, bu Modernciler işin cılkını çıkartmışlar diyorum, Darwin adeta yalan söylemiş, boş kpnuşmuş, yanlış gözlemlemiş derlercesine bir gayret içerisindeler. Buna da olgu diyeceksek, o zaman Darwinin çıkarımları da hayal olmuş olur.
Yo ben bunu demiyorum.
Ha Modernciler derse ki Darwin zaten yanlış yapmış, insan her türlü iyiliği hak ediyor, doğanın ayarları zaten bozuk biz düzeltiyoruz derler ve bunuda ispat ederseler, eyvallah... Ortada tartışma filan kalmaz.
Ikinci bir sorun, guclu ve zayif deyince ne anliyorsun? Ornegin, aslan mi gucludur, karinca mi? -e gore cevap vereceksin mecburen.
Vereyim tabi, türler arasında güç değil zaten kast edilen, bir türün kendi içinde ki gücü, yaşamı hak eden.
Bir sürü yavru doğuyor ama bir kaçı hayatta kalmayı hak ediyor, Darwin amcamız bunada "doğal seçilim" demiş, tabi bu güç derken, buna tesadüften, şansa kadar başka faktörlerde eklenir, bir yavrunun iç güdülerinden başka ne gücü olacak, neticede 1 yavru her zaman diğerlerine yemdir, ama bir şekilde hayatta kalanlar yaşamı hak edenlerdir, geleceğe nesli taşıyanlarda onlardır.
İnsanın burada yaptığı tamamen "doğal seçilim" 'e müdahale etmesidir, artık o klasik eskisi gibi doğum olayları bitmiştir, tamamen iş teknolojiye binmiştir.
Ucuncu bir sorun, ters koseden ele alarak, evrimi anlayan insan, evrimi yok etmez demissin, olgulari yok edemezsin sevgili felasife. Bu cikarim hatalidir. İnsanın bu yaptıkları Evrimin bir sonucu ise sen haklısın tabi sevgili Neva, yani insan bunları zaten yapmak için doğdu, doğaya hükmetmesi kaderiydi veya hakkıydı gibi bakılırsa, benim çıkarım baştan hatalı. Bu tabi Darwin'i filan hatalı eder ki iş çok karışır.
Ama yok tersi uyum içinde olmasıysa mesele, insan yanlış kulvarda koşuyor demektir bu, ve bunu yaprkende belli başlı ilkeleri yıkmakta da sakınca görmüyor.
Gunes de isi, isik vs. bakimindan bir olgu ornegin, kalkip simdi gunesteki patlamalari yok ederim ben diyebilir misin? O zaman bilim sana der ki; buyur yok et bize goster, gozlem yapabilelim. Güçlü olan ayakta kalır meselesi kanıtlanmış bir şey, gözlenlenmişte, basit bakabilen herkeste görür, ama buna uymayan genede uymaz, uymuyorlar netekim.
Mesele aslında bir şeylerin ispatı, doğrusu, yanlışında değil, mesele hayat ne tarafa gidiyor, insanlar neden hoşnut kalıyorlar, insanlar doğaya hükmetmek istiyor mesele bu, uzun yaşamak, ölümsüzlük gibi hayalleri olduğu sürecede, bu suyun akışı değişmeyecek, ilkeleri, prensipleri zevkle çiğneyecekler.
Olan senin, benim, bizim gibi ilkeler, prensipler deyipte başka bir şey demeyenlere olacak.
İhtiraslar, ilkeleri yutacak!
Dorduncu bir sorun, zayif genler veya guclu genler demissin farketmez, kalitsal gecisle aktarilir potansiyel sekilde. Yine konu doner dolasir, zayif ve guclu'den senin ne anladigina geliriz. Genetik açıdan zayıfsan ölürsün, bu basit, elbette güçlü olanda ölür, lakin zayıf olan önce ölür, mesele orada ve geleceğe gen aktarma işi büyük oranda biter. Ama güçlü olan dediğimiz yani uzun yaşayan, geleceğe gen aktarma görevini görür.
Aslında sistem çok güzel, böylelikle geleceğe hep güçlüler gen aktardığı için, bir noktadan sonra zayıf gende kalmaz herhalde, tek faktör kalabilir o da şans/tesadüf faktörü kalır. Yani hayatta kalmayı daha çok bunlar belirler.
İnsana bakar mısınız? hala sakat, hastalıklı genleri taşıyor ki bunca sakatı özürlüsü var, ve habire geleceğe de taşınıyorlar, Evrimsel açıdan insanlık daha elenmemiş o anlaşılıyor, ha bu arada benimde engelli raporum vardır, bunu söylerken bende kendimi buna dahil ediyorum.
Simdi soyle bana o halde, gunes mi guclu'dur, ay(moon) mi, hangisi zayif?
Bilmem
Besinci bir sorun, denge demissin, denge hep ikili dualist anlayisa gore ortaya konur. Peki nedensizlik bahsini cokca vurgulayan sen, nasil oluyor da, denge'de takilip kaliyorsun? Bu ikisi cakisir, celisir dusun babinda ki normal bir durum.
Dengeyi zaten Malthus demiş, geometik ve aritmetik açıklamış, neticede gözlemlemiş, demek ki o zamanlar gözlemlenebiliyormuş, artık istesede gözlenlenemez, doğa bunu zaten dengeliyor demiş, ama kime demiş, adam söylediğiyle kalmış.
Sonradan gelenler var güçleriyle aritmetik üzerinde oynayarak, onuda geometrik seviyesine çekmişler.
Yaz kış ayırımı da ortadan kalkmış, Kışın domates? biz çocukken kimin aklına gelirdi, veya bilmem ne avokadosu, ananası kim bilirdi, dünyada mevsim diye bir şey kalmadı, tarla dediğimiz şeylerde bir nevi labaratuar gibi, veya seralar daha doğru olur, laboratuvar gibiler.
Nedensizliğe gelince, doğrudur ona savunurum, inanırım da ama her şeyi de bağlamam, zaten öyle olsa hiç bir şeyde dememem gerekir, haklısın, ama öyle değil. Nedenler olduğu kadar nedensizlikte var, nedensizlik olduğu kadar nedenlerde var. Sadece biri var değil.
Örn. insanlık bu sevdayı yaparken, işin sonu nereye varacak, bu sevda doğayı mı bitirecek, insanı mı bitirecek, yoksa doğa mı daha kazançlı olacak, buna bir nedenim yok, meçhıul çünkü, ama son hızlada gidiyor tren.
Öncesine de çok nedenim yok, yabandan ayrılanlar neden doğa ile bu kadar uğraşsın, bu cevapsız. Neticede onlarla aynı yapıda olanlar, yabanda kalırken, doğa ile savaşmazken, diğerleri yani şehirliler niye böyle bir telaş içine düşsünler.
Yani buna cevabı olanı dinlemek isterim.
Biz bunu şunun için yapıyoruz cevabını çok merak ederim, bilim için derseler bu cevap değil, o çoğunca bir bahane, gerçek sebebi bilmek ilginç olurdu.
Ha dersen ki, soylemek istedigim baska, sayet soyle birsey mi;
http://www.academia.edu/27330268/KAR...BERIN_ANLADIGI
Veya bunun islami vs. acidan ele alinmis sekli mi? Yo yazıyı okumadım, sakin bir zamanda bakarım.
Bunlardan hangisi savunuyorsan belirt, biz seninle o konu iceriginde de konusup, yazisabiliriz, problem yok bu konuda.Sana daha once de yazmistik, nedensizligi pekala savunabilirsin, notr olabilirsin ve dahi bu da bir tarafliliktir.
İllaki taraflılıktır, nötrden artı eksi azade olmaz, hayattan bağımsızda değildir, nedir çok bilinmez mesela bir çocuk anne babasından birini seviyorum demez, ikisini de sever, çünkü ikisindendir. İstisnai durumları vardır elbet ama çocuk ebeveynlerini ayıramaz. Ha büyür eder, şartlar bir tarafa göre değişir, onlar başka, genelde atsada, inkar etsede bağı vardır.
O yüzden nötr durumuda buna benzer, bir tarafı atıp diğer tarafı tutmak gibi derdimde yok, mesele gözlemlerimde.
Hani derlerya gözüm çıksaydı da görmeseydim, ben böyle görüyorum meseleyi.
Öte yandan Evrim zaten bana hiç terste bir şey değil, gerek tasavvufî yanım, gerek yaban yanım, onu zaten inkar etmiyor, bilim tarafında bu kadar atsam da aslında teknik biride sayılırım, ailede birinin bir şeyi bozulur eder, cep, pc, ya da alacak olur, illa sorarlar, teknik işlere zaten merakımda vardır.
Dediğim gibi "hayata yapılan müdahale" bunun bir mantığı yok, savunum bu.
Altinci bir sorun, doganin kaynaklari kisitli degil aslinda, canlinin evrime iliskin evrilisinde ortam faktorleri acisindan yapay bir dusun babinda kisitlilik soz konusu.Mesela, bilim dogmayacak olani dogurtuyor, olecek olani oldurmuyor demektesin, ama bunu derken sadece kendi cephenden bakarak soylemektesin, halbuki o saydigin ve senden bagimsiz sekilde ortamda bulunan diger insanlar da, en az senin kadar kendi yasamlarina iliskin soz sahibidir. Yani sen bu hakki kendine reva gorurken, onlara vermiyorsan, onlar da haliyle, biz gider tedavi oluruz vs. demek hakkina sahiptir. Hiç doğma şansı olamayan birinin, tedavi olma hakkı gibi oldu mesele.
Mesele zaten olanlardan ziyade, nasıl olduğunda, süreç doğal değil, dolayısıyla doğal seçilim diye bir şey zaten kafadan elenmiş.
Ben mesela evde doğmuşum, kızım hastanede erken doğum ile oldu, 6 aylık, 900gr. dı, 70 gün küvez de kaldıktan sora bize verdiler, öyle tüylüydü ki adeta maymun yavrusu gibiydi, sonradan o tüyler gitti, özel mamalar filan ilede büyüdü.
Tıbba göre mucize çocuk, Evrim açısından hiç olmaması gereken bir çocuk, hangisi doğru.
Ha biri derse ki Evrim, insanın bu yaptığı ile de Evrimdir, artık "zayıf olanda hayatta kalır", şartları insan değiştirmiştir derse eyvallah derim.
O zaman Darwin teorisi diye bir şeyde kalmaz, tarihte ki yerini alır, unutulur gider. Zaten mesele ona doğruda gidiyor.
Zayıf olan, cılız olan, hiç olmayacak olan, hayata geliyor... ötesi yok.
Doğa acımasız !...
Kimsenin gözünün yaşına bakmaz, hakmış, haksızlıkmış, dinlemez, zayıfsa fişini çeker, ha bu yanlışsa Darwin de zaten doğal seçilim derken, bir adalet, haktan filan bahsetmiyor, işleyiş bu demiş, bunu gözlemlemiş.
İnsan bunu değiştirecekse, buyursun değiştirsin, zaten ona uğraşıyor.
Kısıtlı kaynakları da suni yöntemlerle çoğaltıyor, meseleyi de çözmüş bir anlamda, zaten bu şehirler dahada kalabalıklaşacak, ona göre yiyecekler, enerjilerde gelecek, çözüm bulacak, buluyor.
Yedinci bir sorun, evrimi sadece insan acisindan yalitik(kendi mevcut dogasindan izole ve sterilmis gibi) bir sekilde ele aliyorsun, bu hatali. Sanki insan, yemez, icmez, uyumaz, seks yapmaz, uremez, urer, uretmez(orn; sanat), gormez, duymaz, dokunmaz, koklamaz vs.vs. sekilde. Bu da bir kesimin kakaladigi, sekizinci sinif bir komplo teorisinden ote gecmez.
Bunu örnekleyebilir misin, neden dolayı böyle dedin çok çıkartamadım.
Sekizinci sorun, halbuki tarim vb. hareketlerden de evriliyor bahsettigin genetik, yani bahcene verdigin gubreden tut, sulama'ya kadar pek cok evresi var.
Eskiler Tarımda da oynamalar yapmış lakin, bunlar genelde nüfusa etki etmemiş, hani tarım çok olunca nüfus artar meselesi yüzünden dikey bir artış olmamış.
Kara veba salgınını okudumda, Avrupa ve Osmanlı resmen kırılmış, bunlar çok eski zamanlarda değil, bayağı bayağı şehirleşen toplumlar ama salgın meselesi gibi meseleler de nüfusu hep alta çekmiş.
Tabi insan bunlarla mücadele ederken ederken, kötü komşu ev sahibi yapar misali, insan pek çok yöntem geliştirmiş, ve bunun son yüzyılda tavan yapmasıyla, ilginç bir noktaya gelmiş.
Öyleki geçmişin gözlemi olan bir mesele, zaten bu mantıkla gidildikçe yanlış denilecektir, bunuda modern bilim yapacaktır yani Darwin'in dediği "güçlü olan ayakta kalır" sözü, hayır zayıf olan ayakta kalır, insan bun müsade etmez noktasına gelecektir. Şimdi tam diyemiyorlar ama onu yapıyorlar. Sonrada bu dillenecektir.
Bunlar ilk kez olan şeyler değil.
Dokuzuncu sorun, kaldi ki bereket denilen yagmur dahi, cok zaman yapay asit barindirabiliyor, ornegin petrol sirketleri depoladiklari dogalgaz,petrol vs. turevlerini toprak altinda depoladiklarindan, haliyle basitce anlasilmasi bakimindan duduklu tencere misali donem donem gazini almak durumunda, e bu gaz salimi esnasinda havaya yapilan salinimla haliyle asit yagmurlari olusuyor. Veya efendim bilmem hangi firma pirlanta vs. degerli tas cikaracak diye, bu materyaller direk topraktan geliyor cunku, kac islemden geciyor biliyor musun? Kac ton asit vb. cesitli kimyasallara maruz kaliyor fikrin var mi?
Nüfus artışı sadece yiyecek içeceklerle alakalı değil ki her şeye etki ediyor, mutfaklarımzıdan banyolarımızdan giden sular bile çığ gibi büyüyor, enerji, barınma, giyim kuşam, süs vs.ler de tabi kirlilik tavan yapacak, nüfus arttıkça her türlü tüketim tavan yapması, gayet normal.
Neticede bu onların hakkı!
Pirlantadan vergi almayip, kitaptan vergi alan bir ulkede, pirlantanin da, tipki kitap gibi, dogadan elde edildigini bilmeyen kitleler var. Buna ne diyeceksin bilim(bilmek) acisindan?
Adeta bedavadan hayata gelen, hiç bir özelliği bulunmayan, genetik bir meziyeti olmayan, sadece kalabalıklarda koşturup duran, çevre bilinci sıfır, kalabalıklardan fazla ne beklenebilir ki?
Meselede orada zaten, hakkı olmayana hak verilince, getirisi budur.
Bu iyilik değil, insana da değil, doğaya da değil.
Bu acidan/acilardan bakmadan yorum yapilirsa, haliyle evrim ici bosaltilmis bir bahis olup cikar, cunku kocaman bir yagliboya tabloda, atiyorum salt birkac unsuru ele alip, digerlerini koyver gitsin seklinde bakmak olur. Taraflilik olur. O yuzden diyoruz ya, notr olmak da bir tarafliliktir. Aksini iddia etmek, kendini inkar olur.
Evrimin içini ben boşaltmıyorum, aksine ona karşı yapılan tutumu ortaya sermek için bu konuyu yazdım.
Sanırım sizde bilime atınca, neredeyse yazdıklarımın hepsi yanlış olduğunu yazdınız.
Bilime değil, bilimci geçinene, Evrime değil, evrimci geçinenedir bu sözler, bilimi bahane edip yaşama dinamit koymak, bilim olmasa gerektir.
Helede zayıfı böyle ite kaka, teknoloji ile ayakta tutmak, olmadı organ nakli, olmadı genlerle oynamak, olmadı kısıra tüp bebektir, suni döllemedir diye ortaya bebekler çıkartmak, sonrada bunu hakkıdır görüp doğal karşılamak, nasıl "doğal seçilim" olur ben anlayamadım. Hali hazırda teknoloji Evrimin önüne geçmiş durumda, Evrimi de bitirecektir emin olun, zira zayıf diye bir şey yok artık, bunu sadece ben görüyor olamam.
Dile getirmek istediğim budur.
Taraflılık konusunda din için kast ediyorsanız, bu nötr olmaz sevgili Neva, bir taraf olan bu dediklerimi de yazamaz emin olun. Hem dine atacak hem bilime atacak böyle bir şey olmaz, ben yanlış olana, yanlış gördüğüme atıyorum hepsi bu. Bilim dediysem tüm bilimciler değil elbet, böyle yapsam zaten haklısınız. Aynı şeyi din açısından da çok yaptım. Tuttuğum yönleri de oluyor, attığım yönleri de, bu da aynı şekil, sırf o olduğu için değil, doğru olduğu için tutarım. veya Ona atmam onu sildiğim anlamına da gelmez.
Tarafsızlığın güzel tarafı tabu denen şeyin olmaması, taraflarda tabu vardır, tarafsızlıkta tabu olmaz. Sanrım biraz tabulara geldi mesele ama ne yapabilirim, bannerin altında ki yazı gibi, mezara mı götüreyim bu meseleyi bilemedim.
Yaşama direk müdahaleler ediliyor, bunada kimseler ses çıkartmıyor, herkesin işinede geliyor durumdan o anlaşılıyor. Ama tabi meseleyi böyle düşünmedikleri içindir, sorun şu ki ben düşünüyorum, asla bana gösterilene değil, ben gördüğüme inanırım, onuda iyice incelerim öyle karar veririm.
Kararım da şu ki; doğal seçilim bitirilmeye çalışılıyor, güçlü olan ayakta kalır, artık başka bir şey olma yoluna girmiştir.
Geriye dönme şansı her zaman vardır, gerçi varsa bile bu yakın zamanda olacak bir şey de değildir.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:05 .
|