Bu topic,Sayın Halis Aydemir'in "Simetrik Kitap,Kur'an'ı Kerim" adlı eserinden derlenmiştir.Halis bey bu eserinde Kur'anın sayısal analizini yaparak,Onun eşsiz ve mucize eseri bir kitap olduğunu tüm akl-ı selim gözleri önüne sermektedir. Hiramusta
Kur’ân Kerîm, 23 yıl süren peygamberlik dönemi içinde Hz. Muhammed’e (s.a.v.) vahiy yoluyla âlemlerin Rabbi olan Allâh katından indirilen bir kitaptır.[1] Fâtiha sûresiyle başlar Nâs sûresiyle biter. İndirildiği günden beri kuşaktan kuşağa hem yazılı olarak hem de belleklerde korunmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de konuşan hep Allâh’tır. Sözün içerdiği anlam da kelime dizgisi de O’na aittir.
Kur’ân Kerîm âyet âyet indirilmiştir. Gelen âyetlerin sağlıklı bir şekilde korunması, böylece Kur'ân-ı Kerim'den tek bir âyetin dahi eksik kalmaması endişesi, herkesten önce bu vahye muhatap olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'i sarmıştır. Söz konusu düşünce Hz. Peygamber'de ilk inen âyetlerle birlikte kendisini gösterir.
Bu kaygı Hz. Peygamber'i, vahyi telakki ettiği anlarda, bir taraftan melek kendisine âyetleri okurken diğer taraftan mırıldanmak suretiyle inen âyetleri çabucak ezberlemeye sevk etmiştir. Meleğin kendisine âyetleri okumasından sonraki sürecin tümüyle kendisine kaldığı düşüncesi onda büyük bir sorumluluk duygusu uyandırır.
Çok geçmeden inen ilk âyetlerden birinde Rabbi kendisini bu konuda şöyle rahatlatır:
لا تحرك به لسانك لتعجل به إن علينا جمعه وقرءانه
“(Resûlüm!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma! Onu toplamak (cem etmek, bir araya getirmek) ve onun Kur'ân'ı (onu okutmak) şüphesiz bize aittir.”[2]
Böylece Yüce Allâh, Kur’ân-ı Kerîm’in bir araya getirilerek toplanmasını ve Kur’ân olarak insanlara ulaştırılmasını üzerine aldığını ilk elden haber vermiş olmaktadır.[3]
Bundan önce gönderdiği lokal dinlerin hiçbirinin kitabı için sağlamadığı bir korumayı Allâhü Teâlâ Kur’ân için sağlamıştır. Çünkü Kur’ân, Kıyâmete kadar sürecek evrensel bir dinin hidâyet kaynağıdır.
إنا نحن نزلنا الذكر وإنا له لحافظون.
“Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”[4]
Şu halde, elimizde bulunan Kur’ân her bakımdan Allâh’ın koruması altındadır. Bize ulaştırdığı gibi bizden sonraki kuşaklara da yine O'nun tarafından ulaştırılacaktır.
Kur'ân-ı Kerîm'in her türlü âyıp ve kusurdan uzak tutulacağı yaratıcı tarafından şöyle bildirilir:
لا يأتيه الباطل من بين يديه ولا من خلفه تنزيل من حكيم حميد.
“Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez! O, hikmet sahibi, çok övülen Allâh'tan indirilmiştir.”[5]
Buraya kadar ortaya koyduğumuz izahlar gösteriyor ki, târihi süreç ne şekilde cereyân etmiş olursa olsun, Kur'ân-ı Kerîm her zaman Yüce Yaratıcının gözetimi altında kalmıştır.
Göz ardı edilmemesi gereken bir başka konu da, Kur'ân-ı Kerim'in kendisini bir ''kitap'' olarak ortaya koyduğu gerçeğidir. Bu da onun, sahifeler halinde dağınık bir malzeme olarak kalmayacağını, bir araya getirilip kitap halini alacağına dair önemli bir karinedir.
Yüce Allâh'ın Kur'ân-ı Kerîm hakkında pek çok âyette yaptığı ''kitap'' vurgusunu iyi değerlendirmek gerekir. Bunu anlamak için beşerin kültür birikiminde kitap kavramının nasıl bir yer tuttuğuna dikkat edilmelidir. Kitap yazmış her müellif şunu çok iyi bilir ki, gerek sahip olduğu deneyimlerin sonucunda gerekse öğrendikleri dolayısıyla her kişi pek çok yararlı bilgiye sahip olabilir. Ancak bunları bir araya getirip tanzim etmek ve belli bir düzen içerisinde yazıya dökmek zor bir iştir. Bu nedenledir ki pek çok kişi bilgi sahibi olduğu halde telif sahibi değildir.
İnsanların telifatında itina gösterdikleri ''tertip ve düzen'' olgusunun Cenabı Hak'ın ''kitab''ında bulunmadığını düşünmek yersiz bir düşünce olur. Bu açıdan bakılığında Yüce Yaratıcının Kur'ân hakkında yaptığı ''kitap'' vurgusunu, onun sahip olduğu düzen ve tertibe işÃ¢ret saymaya engel bir durum görünmemektedir.
Nitekim Hûd sûresinin ilk âyeti aynen şöyledir:
الر كتاب أحكمت آياته ثم فصلت من لدن حكيم خبير.
“Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allâh) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitap'tır.”[6]
Kur'ân-ı Kerîm'in yapısının müretteb olduğunu gösteren bu yaklaşımları daha fazla âyetle ve hadisi şerifle tartışmak mümkündür. Ancak elinizdeki çalışmanın amacı bu değildir.
İkili Simetrik kitap 1 adını verdiğimiz bu çalışma Kur'ân-ı Kerîm'in gerek sûre tertibi gerekse âyet sayıları bakımından sayısal bir düzen içerip içermediğini araştıran bir dizi matematiksel analizlerden meydana gelmektedir. Amacı, elimizde bulunan Kur'ân-ı Kerîm'in yapısını ortaya koymaktır; yani vakıayı tespitten ibarettir. Unutulmamalıdır ki bu araştırma sondan yapılan bir incelemedir; dolayısıyla, ortaya koyduğu sonuçlar, bir bakıma geri besleme niteliğine haiz verilerden oluşmaktadır.
Bu çalışma neden matematiksel bir yaklaşımı esas almaktadır, sorusunu şöyle yanıtlamak mümkündür: Bunun nedeni Kur'ân-ı Kerîm'in kendi yapısıdır. Bir kitap olarak Kur'ân-ı Kerîm sayısal bir temel üzerine oturmuştur. Herhangi bir sayfasını açtığınızda sizi hemen sayılar karşılar. Dolayısıyla nümerik zemin, bizim bir tercihimiz değil ''Kitab''ı indirenin bir tecellisidir. Aşağıdaki cümleye dikkat ediniz:
Kur'ân-ı Kerim 114 sûreden meydana gelmektedir.
Bu ifâde Kur'ân-ı Kerîm'in yapısını anlatmaya elverişli çok kısa bir cümledir. Görüldüğü gibi bu tanım bile matematiksel bir izahtır. Zira içinde bir ''sayı'' barındırmaktadır.
Neticede, sayılardan tamamen müstağni kalarak, Kur'ân-ı Kerîm'in yapısını tahlil etmenin muhal olduğu ortadadır. Dolayısıyla, başka açılardan incelemek ne denli meşru ise, Kur'ân-ı Kerîm'in yapısını sayısal bakımından irdelemek de bir o kadar meşrudur. Hatta böylesi bir araştırma tedebbür-i Kur'ân kapsamında görülmeli, bundan önce ihmal edildiği için ayrıca yüreklendirilmedir.
Kur'ân-ı Kerîm incelendiğinde Yüce Yaratıcının matematik konusuna önem verdiği, hatta bu konuda zâtını pek çok yerde övdüğü görülür.
Yüce Allâh matematik bakımından kendisinin üstüne olmadığını bir âyette şöyle beyân eder:
وكفى بنا حاسبين
“Hesap yapan olarak biz yeteriz”[7]
Başka bir âyette ise, hesabının şaşmaz olduğunu bildirir:
إن الله كان على كل شيء حسيبا
“Şüphesiz Allâh, her şeyin hesabını keskin yapandır”[8]
Bir başka âyette ise hesap konusunda ‘en’ hızlı olduğunu haber verir:
وهو أسرع الحاسبين
“…ve O hesap yapanların en hızlısıdır!”[9]
Hesap konusunda bu denli iddialı olan bir zâtın, her zaman kendi adıyla anılacak bir kitabı, matematikten anlayanların dikkatini celp edecek tarzda tanzim etmiş olmasında şaşılacak bir durum yoktur.
Bazı insanlar matematiği sevmez. Rakamlarla ünsiyetleri bulunmadığı için onlara göre her sayı aynı olabilir. Böyleleri ''tek'' sayı ile ''çift'' sayı arasındaki ayırımı dahi önemsemeyebilir. Oysaki Allâh bu iki sayı türünün üzerine Kur'ân-ı Kerîm'de yemin etmiştir:
والشفع والوتر
“Çifte de teke de andolsun”[10]
Bilinmelidir ki Allâh, sadece ''çok önemli'' şeyler üzerine yemin eder.[11]
Kur’ân-ı Kerîm’i gönderen yüce Allâh, pek çok yerde kendisinden ‘el-Alîm’ diye söz eder. ‘el-Alîm’ demek bilmediği bir şey olmayan bilgili demektir. Bu noktadan hareketle, kulların bugüne kadar bildiği ve yarınlarda öğreneceği her türlü bilgiyi Allâh’ın zaten bildiği anlaşılmaktadır.
Matematik beşerin ortak dilidir. Zâtını takdir edebilmeleri için Allâh tarafından insanlara öğretilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de matematikten anlayanlar ‘bilen bir topluluk’ tanımlamasıyla onurlandırılır:
هو الذي جعل الشمس ضياء والقمر نورا وقدره منازل لتعلموا عدد السنين والحساب ما خلق الله ذلك إلا بالحق يفصل الآيات لقوم يعلمون.
“Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım konumlar takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir topluluğa âyetlerini açıklamaktadır.”[12]
Allâh’ın, kavrayışımızın üstündeki matematik bilgisini evrenin her noktasında gözlemekteyiz. İnsanoğlu maddeyi incelerken matematikten yararlanmaktadır. Allâh’ın, yarattığı her şey üzerine kazıdığı sanatını matematik diliyle çözdükçe insanın, yaratıcısı karşısında hayranlığı artmaktadır. Yarattıkları üzerinde gerçekleştirdiğimiz bu araştırmaların neden bir benzerini aynı zâtın gönderdiği kitap üzerinde yapmayalım? Elinizdeki çalışma bu hareket noktasından yola çıkılarak hazırlanmıştır.
Ancak bu noktada içinde sayı bulunan her türlü yaklaşımın matematiksel bir analiz sayılamayacağını hatırlatmakta yarar vardır. Zira bugüne kadar yapılmış çalışmaların pek çoğunda görülen en önemli eksiklik bilimsel anlamda bir nesnellikten yoksun olmalarıdır. Bunun bir inanç işi olduğundan hareketle öznel yaklaşımda bulunmayı sakıncasız addetmişlerdir. Kısa vadede müminler üzerinde belli bir heyecan uyandırmış olsa bile, bu çalışmaların, uzun vadede yıpratıcı sonuçları olmuştur. Daha da kötüsü bu alanda bilimsel araştırma yapmak isteyen araştırmacılara her bakımdan negatif bir zemini miras bırakmışlardır.
Bu durumu bizzat yaşayan biri olarak var olan olumsuz tabloya bir yenisi eklememek için büyük bir özen gösterdik. Bu nedenle bu çalışmada, anlamlara dayalı yahut bütünü kuşatmayan parçacı, dolayısıyla öznel sayılabilecek herhangi bir tespite yer vermemeye dikkat edilmiştir. Pek çok çalışmada olduğu gibi, baştan öngörülen bir rakamı, bir takım noktasal tespitlerle elde etme gayretine asla girişilmemiştir. Zira bu türden çalışmalar, belli bir kesim tarafından kabul görse de, kişiden kişiye değişkenlik arz etmeleri dolayısıyla tutarlı bulunmamaktadır.
Bu çalışmada ortaya konulan tespitler, Kur'ân-ı Kerîm'in tümünü gözeten, öznel herhangi bir referansa dayanmayan, inançlı inançsız her hangi bir araştırmacının da ele aldığında aynen varacağı sonuçlardan ibarettir. Bizim açımızdan elde edilen sonuçların beğenilip beğenilmemesi değil doğru ve nesnel olması önemlidir. Yukarıda verdiğimiz örneğe dönecek olursak, Kur'ân 114 sûreden oluşmaktadır, cümlesi ne denli tartışılmaz bir gerçek ise bu çalışmada okuyucuya sunulan tablolar da bir o kadar hakikattir.
Bu araştırma Kur'ân-ı Kerim'de, tesâdüflerle izâh edilmesi mümkün olmayan bir sayısal yapı bulunduğunu insanların dikkatine sunmaktadır. Amacı, bu son derece hassas düzenli yapının varlığını ortaya koymaktır. Bundan ötesi bu kitabın ilgi alanının dışındadır. Kitapta ortaya konan tablolar son derece somut gerçeklerdir. Dolayısıyla, Kur'ân-ı Kerîm'in tertibinin tevkifî olması ya da olmaması önümüzde duran bu sayısal nizamın varlığını etkilemez; sadece yorum farkı doğurur. Tertibin tevkifî olduğunu düşünenler, Kur'ân-ı Kerîm'in bu müstesna düzenini Cenâbı Hak'ka doğrudan hamlederken, diğerleri bunu dolaylı olarak yine Allâh'a izâfe etmek durumundadırlar; zira bu sayısal nizâmın beşer yapısı olamayacağı gerçeği tüm çıplaklığıyla ortadadır.
İkili Simetrik kitap 1, bu alanda gerçekleştirdiğimiz çalışmalardan oluşan 4 kitaptan ilkidir. Elinizdeki birinci kitapta aşağıdaki konu başlıklarına yer verilmiştir:
• * * * *Tek ve Çift Sayılar
• * * * *Âyet Sayısı Sıra Numarasından Büyük Olan Sûreler
• * * * *Âyet Sayısı Sıra Numarasından Küçük Olan Sûreler
• * * * *Asal Sayılar
• * * * *Sıra Numaraları Kümesi ve Âyet Sayıları Kümesi
• * * * *İkiye bölünen ancak üçe bölünmeyen sayılar
• * * * *Üçe bölünen ancak ikiye bölünmeyen sayılar
• * * * *İkiye de üçe de bölünmeyen sayılar
• * * * *İkiye de üçe de bölünen sayılar
• * * * *İkiye bölünen sayılar
• * * * *Üçe bölünen sayılar
• * * * *Asal Çarpanlar Toplamı
• * * * *Mükemmel Sayılar (Perfect Numbers)
• * * * *Zengin Sayılar (Abundant Numbers)
• * * * *Kıt Sayılar (Deficient Numbers)
Her incelemenin sonunda ortaya çıkan sonuçlar, Kur'ân-ı Kerim'in tümünü içine alan tablolar halinde okuyucunun dikkatine sunulmuştur.
Tablolara bakıldığında ''ikili simetrik yapı'' hemen dikkati çeker. Çalışmaya adını verdiğimiz bu kavram Kur’ân-ı Kerîm üzerindeki matematiksel araştırmalarımızın bir sonucu olduğu kadar, bizatihi Kur’ân-ı gönderen Allâh’ın, kitabı için kullandığı bir tanımlamadır:
الله نزل أحسن الحديث كتابا متشابها مثاني تقشعر منه جلود الذين يخشون ربهم ثم تلين جلودهم وقلوبهم إلى ذكر الله ذلك هدى الله يهدي به من يشاء ومن يضلل الله فما له من هاد.
“Allâh sözün en güzelini, ikili simetrik kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, onun etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”[13]
Bu âyet, ikili simetrik kitap 1'de ortaya konulan tabloları, ilâhi iradenin bir sonucu olarak değerlendirenler açısından son derece anlamlıdır. Zira Kur'ân-ı Kerîm'in tertibinin üzerine oturduğu matematiksel yapı, yine Kur'ân-ı Kerîm'de bundan 14 asır önce açık bir dille haber verilmektedir.
Bu âyet için meâl'lere bakıldığında çoğunlukla simetrik ifâdesinin yerine ''birbirine benzeyen''; ikili ifadesinin yerine ise ''tekrarlanan'' kavramlarının kullanıldığı görülür. Bu durum yadırganmamalıdır. Zira bunlar adı üstünde meâl'dir. Meâl'ler birebir (kelimesi kelimesine) tercümeler ihtiva etmez.
Simetrik kitap 1, sayılarla arası iyi olan-olmayan herkesin istifâde edebileceği düzeyde primer yaklaşımlardan meydana gelmektedir. Analizler, tamamen dört işlem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu kitapta, ileri matematik ürünü herhangi bir yaklaşıma bilinçli olarak yer verilmemiştir.
Kur’ân-ı Kerîm kendisini ‘‘içinde rayb (kuşkulu şey, kesin olmayan bilgi) asla bulunmayan kitap’’[14] olarak tanıtır. Bu, Allâh’ın kitabına özgü bir husustur. Biz kulların yazdıkları ya da söyledikleri şeylerin kusursuz olması düşünülemez. Dolayısıyla, hatalarımızı bizimle paylaşacak okurlarımıza şimdiden teşekkür ederiz.
Hadis dalında yaptığım çalışmalarda olduğu kadar bu alanda yaptığım çalışmaları da öneri ve tavsiyeleriyle yüreklendiren muhterem hocam Prof. Dr. M. Ali SÖNMEZ beyefendiye; her zaman yanımda olan, bu kitabın geçirdiği tüm evrelerde sayısız katkıları bulunan değerli kardeşim Elek. Müh. Haydar SOYSAL’a ve çalışmalarımı büyük bir sabır ve tahammülle karşılayan aile efradıma burada teşekkür etmeyi ifâsı zarûri bir borç bilirim.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Dr. Müh. Halis AYDEMİR
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Bursa-2005
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
halisaydemir@gmail.com
[1] * * Bkz. Vâkıa/80.
[2] * * Kıyâmet/16-17
[3] * * Kur’ân-ı Kerîm’in cem’i hususunda bazı rivayetlerde, kimi sûrelerin tertibinin ictihâdî olduğuna dair bilgiler vardır. Gerek yukarıdaki âyet, gerekse önümüzde duran muazzam sayısal yapı Kur’ân-ı Kerîm’in her hâlükârda Allâh’ın riayeti altında olduğunu göstermektedir.
[4] * * Hicr/9
[5] * * Fussilet/42
[6] * * Fussilet/42
[7] * * Enbiyâ/47
[8] * * Nisâ/86
[9] * * Nisâ/86
[10] * *Fecr/3
[11] * *Bu yeminlere örnek olarak, Cenâbı Hak'ın zâtı (Nisa/63), Kıyâmet günü (Kıyâmet/1) ve yıldızların konumu (Vâkıa/75) sayılabilir.
[12] * *Yûnus/5
[13] * *Zümer/23
[14] * *Bakara/2.