Bunlar zaten ne zaman keşfedildi, keşfedildiği gibide yok edilmeye başlandı, umarım bu "onlarında canlı olabileceği" bilinci işe yarar ve onları bu kadar yok etme sevdasından birilerini uzaklaştırır.
Doğanın elinde ki yegâne güçlerden biriydi, nüfuslar kontrol ediliyordu adeta ama artık, hijyendir, sağlıktır gibi takıntılarla o defter kapandı.
İnsan sadece kendini ve kendi türünü düşünen, bencil bir varlık olarak kalacaktır. Umarım bu gibi şeyler iyi şeylere vesile olur.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Bunlar zaten ne zaman keşfedildi, keşfedildiği gibide yok edilmeye başlandı, umarım bu "onlarında canlı olabileceği" bilinci işe yarar ve onları bu kadar yok etme sevdasından birilerini uzaklaştırır.
Doğanın elinde ki yegâne güçlerden biriydi, nüfuslar kontrol ediliyordu adeta ama artık, hijyendir, sağlıktır gibi takıntılarla o defter kapandı.
İnsan sadece kendini ve kendi türünü düşünen, bencil bir varlık olarak kalacaktır. Umarım bu gibi şeyler iyi şeylere vesile olur.
Çok şaşırıyorum. Önce "Virüsler aslında canlı olabilir mi?" sorusuna şaşırdım, şimdi de bu mesaja.
Tabii ki virüsler canlı. Ama ilkel seviyede canlılar. Bitkilerin, bakterilerin, mikroorganizmaların seviyesinde.
Bu mesaja niye şaşırdım? Çünkü karşıma ilk defa bir virüs hakları savunucusu çıktı!
Hayvan haklarını elbette ben de savunuyorum ama virüs hakları diye bir kavram beni çok aşıyor!
Üstelik HİV virüsü, Ebola virüsü gibi virüsler son derece tehlikeliyken...
Ayrıca bu virüsler bizlerin hatası yüzünden giderek daha tehlikeli bir hâl alıyor. Hatalı antibiyotik kullanımı sonucu bunlar hızla evrim geçirip, ilaçlara karşı bağışıklık kazanıyor.
İnsan bencildir, doğru, ama bırakalım da virüsleri yok etmeyi isteyecek kadar bencil olsun.
Çok şaşırıyorum. Önce "Virüsler aslında canlı olabilir mi?" sorusuna şaşırdım, şimdi de bu mesaja.
Tabii ki virüsler canlı. Ama ilkel seviyede canlılar. Bitkilerin, bakterilerin, mikroorganizmaların seviyesinde.
Bu mesaja niye şaşırdım? Çünkü karşıma ilk defa bir virüs hakları savunucusu çıktı!
Güzel, şaşırmak iyidir.
İnsanda ki en özel duygulardan biridir, ne sevinmek ne de üzülmektir, tamamen nötr bir duygudur.
Ayrıca ben bu konuda çok yazdım, yazıyorum şiirsellerimde de işliyorum.
Nero´isimli üyeden Alıntı
Hayvan haklarını elbette ben de savunuyorum ama virüs hakları diye bir kavram beni çok aşıyor!
İnsan kendinin de bir virüs olduğuna erince, empati yapmak hiç zor değil.
Nero´isimli üyeden Alıntı
Üstelik HİV virüsü, Ebola virüsü gibi virüsler son derece tehlikeliyken...
Bu duruma göre değişir, kim tehlikeli kim değil. Belki de insan çok daha tehlikelidir !?
İnsanın kabahati üstüne aldığı nerede görülmüştür. Biz masumuz!
Nero´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca bu virüsler bizlerin hatası yüzünden giderek daha tehlikeli bir hâl alıyor. Hatalı antibiyotik kullanımı sonucu bunlar hızla evrim geçirip, ilaçlara karşı bağışıklık kazanıyor.
Demek ki canlılar, YAŞAMA MÜCADELESİ VERİYORLAR ki böyle oluyor, insan da aslında böyle idi, elanda böyle ama tabi kantarın topuzuda kaçtı.
İnsan artık yaşama mücadelesini aştı, hükmetme mücadelesine girişti.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Virüslere canlı veya cansız demek tamamen keyfe bağlı. İstersen canlı kategorisine alırsın istersen almazsın. Çünkü canlılığın tanımı keyfidir. Ama literatürde ''kabul edilen'' canlı tanımına göre virüsler yarı canlı yarı cansızdır.
Doğada canlı-cansız diye bir ayırım yok. İnsan bunu kafasından uydurarak sınıflandırmış. Bazı maddelere canlı demişiz bazı maddelere cansız demişiz. Yani uydurmuşuz.
Öyle bir canlılık tanımı yaparsın ki moleküller bile canlı sayılır. Yine öyle bir canlılık tanımı yaparsın ki sadece insan maddesi canlı türü olarak sayılır.
Demek ki canlılar, YAŞAMA MÜCADELESİ VERİYORLAR ki böyle oluyor, insan da aslında böyle idi, elanda böyle ama tabi kantarın topuzuda kaçtı.
İnsan artık yaşama mücadelesini aştı, hükmetme mücadelesine girişti.
Son cümleniz doğru. Sondan bir önceki cümleniz de öyle. İyi ama bütün yaşam türleri eşit midir? Aralarında fark yok mudur? Böyle mi yaklaşmalıyız? Bir virüsün yaşamıyla, bir insanın veya bir hayvanın yaşamına aynı değeri mi vermeliyiz?
Tabii ki bu değer özneldir. Bize göre öyledir. Virüse göre başka olsa gerek. Ama bir virüs değer verme yetisine sahip değildir herhalde.
Değerlendirme öznel ama biz yine de bu öznelliğimizden kaçmamalıyız. Bizi biz yapan unsurlardan biri de bu değerlendirme yetimiz. Bunu yok etmek değil, iyileştirmek için çalışmalıyız.
Son cümleniz doğru. Sondan bir önceki cümleniz de öyle. İyi ama bütün yaşam türleri eşit midir? Aralarında fark yok mudur? Böyle mi yaklaşmalıyız? Bir virüsün yaşamıyla, bir insanın veya bir hayvanın yaşamına aynı değeri mi vermeliyiz?
Değer vermek, eşitlik vs.lerden çok daha ötede farkındalık denen şey lazımdır, farkında olmayan değerde veremez, eşitleyemezde.
Virüsler, bakteriler, mikroplar keşfedildiği gün yok edilmeyede başlandı, oysa KEŞFLER ilk başta hiç bir zaman tam olarak anlaşılmazlar, aradan zaman geçtikçe anlaşılırlar.
Bu olay da aynen buna benziyor.
Bu meyanda Sufiler "Tecelli sonradan anlaşılır!" derler, öyleki 40 yıl bile zaman geçtiği olur, hiç kolay değildir bir şeyleri anlamak. Tabi mesele insanlık olunca bir kaç asır geçecektir, sonra anlaşılacaktır, normaldir.
Dağların taşların, ormanların suların da canlı olabileceği gerçeği varken, sadece insanı canlı görmek, onu haklı çıkartmak hatadır.
Neyse yapacak bir şey yok, olacak olan oluyor ve her gün yeni bir şey duyuyoruz. Devamının da gelmesi dileğiyle.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Gallium'un yanında canlı bile sayılmayız, o nedir öyle fıkır fıkır, kımıl kımıl
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Burayı okudum ; http://blog.milliyet.com.tr/virusler...?BlogNo=217570
Böylece virus kendi başına üreyemeyen bir varlık olduğu için canlı değil diyor. Katılıyorum gibi.
O zaman bir canlı olmak demek kendi başına üreyebilen demek olmuş oluyor. Galyum da ilginç, oynak birşey, olsaydı oynardık. Ama belkide zehirlide olabilir o yüzden kalsın.