Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-07-2017, 15:13
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart Zaman üzerine denemeler

Materyalist bakışımla eskiden zamanı, maddenin varlığıyla ilişkilendirip, maddedeki hareketin, maddedeki değişimin kaçınılmaz sonucu olarak görürdüm.

Madde olmasa zaman da olmazdı. Madde değişmese ve hareket etmese zaman da olmazdı. Ama maddenin en temel özelliği de değişimdi, hareketti. Dolayısıyla zaman da kaçınılmazdı.

Bu basit ve kişisel materyalist zaman anlayışımım doğal bir sonucu da, zamanı doğrusal, lineer olarak algılamamdı. Yani zaman geçmişden geleceğe, düz bir çizgi olarak ilerliyordu.

Zaman yolculuğu diye bir şey ancak Uzay Yolu, Uzay1999 gibi dizi filmlerin fantezileriydi.

Sonra kuantum fiziğinin zamana ilişkin zihin zorlayan önermeleri geldi. Zamanın doğrusal olmadığı, dairesel olduğu, geçmişin, geleceğin ve şimdinin birlikte var olabileceği yorumları yapıldı.

Bu tabii beni aşıyordu. Aslında zamanı basit materyalist yaklaşımıma göre doğrusal olarak ele alırken de kendi içimde çelişkideydim. Madde öncesi zaman yoktu. Bunu açıklayamıyordum, tıpkı madde öncesini açıklayamadığım gibi.

Şimdi günümüzde bu konuyu nasıl ele aldığıma geleyim.

Einstein zamanın izafiyetine örnek olarak biraz da espriyle sıcak sobaya dokunan adamın zamanı algılayışıyla, güzel bir kadının yanındaki adamın zamanı algılayışı arasındaki farkı verir. Tabii ki sobaya dokunan adam zamanı çok daha uzun algılayacaktır ve güzel kadının yanında hoş vakit geçiren adama zaman çok kısa gelecektir.

Tabii güzel kadın çok sıkıcı ve bön bir kişi değilse...

Mutlu olduğumuzda zamanı düşünmeyiz, ânı yaşarız. Mutluyken zaman bizler için yoktur, ân vardır. Mutsuzsak zaman vardır, zamanı bol bol düşünürüz. Geçmişi düşünürüz, geleceğe dâir planlar yaparız, şimdiyi düşünürüz. Ama ânı yaşamayız.

Demek ki zaman, mutluyken ve ânı yaşıyorken yok gibi, ama mutlu değilken zamanı algılamak ve hissetmek söz konusu oluyor.

Demek ki o güzel kadının yanındayken kendimizi iyi hissediyoruz ve zaman çabucak geçiyor; daha da ilerletip işi mutluluk derecesine vardırabilirsek, zaman hepten kalkıyor!

Bizlere zaman fizikselliğe sahip olduğumuzda geldi. Yani "cennet"den kovulup, dünyevî varlıklar olduğumuzda. Düşüşle birlikte zamanı algılamaya başladık. Ondan önce "cennet"de, cennet gibi bir âlemde, mutlu yaşıyorduk ve mutluluktan zamanı algılamıyorduk.

Mutlu olup da ânı yaşayanların zamanı hissetmemesi, algılamaması ile ilgili olarak şunu da ekleyeyim: bulmacalarda ân, zamanın en kısa birimi olarak sorulur. Oysa ân, zamanın tümünü içine alan bir sonsuzluk mu oluyor bu durumda acaba?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-07-2017, 16:07
hutame hutame isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 06 Jul 2017
Mesajlar: 2
Standart

ALLAH dilerse bu kainatta herşeyi bir ölçüyle yarattığı gibi o ölçüyü değiştirmeye yada tamamen kaldırmayada kadirdir, Cennet'de mutluluk zamanı diye birşey yoktur çünkü Cennet'ın bir başlangıcı vardır ama sonu yoktur, ALLAH O'nu ebedi olarak yaratmıştır ve orada zaman kavramını (adı üstünde ebedi diyoruz) kaldırmıştır. kendi kendinize felsefe yaparak boğuluyorsunuz, sizin kompozisyon gibi hazırladığınız metinlere 10 yaşındaki çocuk bir iki cümleyle daha kolay cevap verir.

zaman şüphesiz ALLAH'ın kudretindedir ve bu kainatta yarattığı ölçüyledir. Ahiret hayatı zamanın kaldırıldığı sonsuzluk kelimesiyle belirtilip hakkındaki ihtilaflı düşüncelerin son bulduğu yerdir sonsuzun ifadesini açıklamasını ALLAH'dan başka hiçkimse yapamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-07-2017, 16:18
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

hutame´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ALLAH dilerse bu kainatta herşeyi bir ölçüyle yarattığı gibi o ölçüyü değiştirmeye yada tamamen kaldırmayada kadirdir, Cennet'de mutluluk zamanı diye birşey yoktur çünkü Cennet'ın bir başlangıcı vardır ama sonu yoktur, ALLAH O'nu ebedi olarak yaratmıştır ve orada zaman kavramını (adı üstünde ebedi diyoruz) kaldırmıştır. kendi kendinize felsefe yaparak boğuluyorsunuz, sizin kompozisyon gibi hazırladığınız metinlere 10 yaşındaki çocuk bir iki cümleyle daha kolay cevap verir.

zaman şüphesiz ALLAH'ın kudretindedir ve bu kainatta yarattığı ölçüyledir. Ahiret hayatı zamanın kaldırıldığı sonsuzluk kelimesiyle belirtilip hakkındaki ihtilaflı düşüncelerin son bulduğu yerdir sonsuzun ifadesini açıklamasını ALLAH'dan başka hiçkimse yapamaz.
"10 yaşındaki çocuk iki cümleyle cevap verebilir" dediğinizde kendinize haksızlık etmiş oluyorsunuz. Siz derdinizi anlatabilmek için 10 yaşındaki çocuktan daha çok cümle kurmak zorunda kalmışsınız demek ki...

Kuran'daki ve diğer kitaplardaki cennet kavramı sembolik bir kavramdır ve dünyadaki düşüş öncesi hayatımızı anlatmaktadır. Adem ve Havva da semboliktir. Kuran'ı ve diğer dinî kitapları böyle anlamamız gerekmektedir.

Aksi halde Kuran'ın, onca derinliği ve yüksek vasıfları yanında, bütün insanlığı sadece 2 kişiden türetmek ve ensest ilişkiyi imâ etmek gibi bir hata yaptığı yanlış anlayışına sürüklenmek kaçınılmaz oluyor.

Oysa bu doğru değil. Evrene dâir önemli bilgilerin ve derin yaklaşımların yer aldığı Kuran gibi bir kaynak, herhalde bütün insanlığın iki kişiden türediğini ileri sürecek bir basitliğe gitmiş olamaz.

"Cennetten kovulma" biz insanlığın fizik aleme düşüşünün anlatımıdır. Ondan öncesi insanlık gerçekten cennetsi bir durumda yaşıyordu.

Bugün ilkel komünal toplumların bâzılarının dillerinde hâlâ geçmiş-gelecek zaman fiilleri ve fiil çekimleri yoktur.

Zaman algısı ve zamanın doğrusal olarak algılanması bu fizik dünyaya düşürülmüş insanlığın yanılgısıdır.

Daha önce sadece an vardı. Şimdi sadece mutlu insanların ânı var.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-07-2017, 16:21
Amon yarebbi Amon yarebbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Materyalist bakışımla eskiden zamanı, maddenin varlığıyla ilişkilendirip, maddedeki hareketin, maddedeki değişimin kaçınılmaz sonucu olarak görürdüm.

Madde olmasa zaman da olmazdı. Madde değişmese ve hareket etmese zaman da olmazdı. Ama maddenin en temel özelliği de değişimdi, hareketti. Dolayısıyla zaman da kaçınılmazdı.

Bu basit ve kişisel materyalist zaman anlayışımım doğal bir sonucu da, zamanı doğrusal, lineer olarak algılamamdı. Yani zaman geçmişden geleceğe, düz bir çizgi olarak ilerliyordu.

Zaman yolculuğu diye bir şey ancak Uzay Yolu, Uzay1999 gibi dizi filmlerin fantezileriydi.

Sonra kuantum fiziğinin zamana ilişkin zihin zorlayan önermeleri geldi. Zamanın doğrusal olmadığı, dairesel olduğu, geçmişin, geleceğin ve şimdinin birlikte var olabileceği yorumları yapıldı.

Bu tabii beni aşıyordu. Aslında zamanı basit materyalist yaklaşımıma göre doğrusal olarak ele alırken de kendi içimde çelişkideydim. Madde öncesi zaman yoktu. Bunu açıklayamıyordum, tıpkı madde öncesini açıklayamadığım gibi.

Şimdi günümüzde bu konuyu nasıl ele aldığıma geleyim.

Einstein zamanın izafiyetine örnek olarak biraz da espriyle sıcak sobaya dokunan adamın zamanı algılayışıyla, güzel bir kadının yanındaki adamın zamanı algılayışı arasındaki farkı verir. Tabii ki sobaya dokunan adam zamanı çok daha uzun algılayacaktır ve güzel kadının yanında hoş vakit geçiren adama zaman çok kısa gelecektir.

Tabii güzel kadın çok sıkıcı ve bön bir kişi değilse...

Mutlu olduğumuzda zamanı düşünmeyiz, ânı yaşarız. Mutluyken zaman bizler için yoktur, ân vardır. Mutsuzsak zaman vardır, zamanı bol bol düşünürüz. Geçmişi düşünürüz, geleceğe dâir planlar yaparız, şimdiyi düşünürüz. Ama ânı yaşamayız.

Demek ki zaman, mutluyken ve ânı yaşıyorken yok gibi, ama mutlu değilken zamanı algılamak ve hissetmek söz konusu oluyor.

Demek ki o güzel kadının yanındayken kendimizi iyi hissediyoruz ve zaman çabucak geçiyor; daha da ilerletip işi mutluluk derecesine vardırabilirsek, zaman hepten kalkıyor!

Bizlere zaman fizikselliğe sahip olduğumuzda geldi. Yani "cennet"den kovulup, dünyevî varlıklar olduğumuzda. Düşüşle birlikte zamanı algılamaya başladık. Ondan önce "cennet"de, cennet gibi bir âlemde, mutlu yaşıyorduk ve mutluluktan zamanı algılamıyorduk.

Mutlu olup da ânı yaşayanların zamanı hissetmemesi, algılamaması ile ilgili olarak şunu da ekleyeyim: bulmacalarda ân, zamanın en kısa birimi olarak sorulur. Oysa ân, zamanın tümünü içine alan bir sonsuzluk mu oluyor bu durumda acaba?
Anlattıklarının hepsi insan için , ya diğerleri!, bu kainatta bir tek biz mi varız ? Canlı , cansız.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06-07-2017, 16:25
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Postalabd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Anlattıklarının hepsi insan için , ya diğerleri!, bu kainatta bir tek biz mi varız ? Canlı , cansız.
Aslında demin yazacaktım ama sonra, fazla dağıtmamak için sildim. Hayvanların zaman algısı olmadığını varsayıyorum. Onlar sadece ânı yaşıyor olmalılar. Bitkiler de öyle.

Cansız varlıklar için ise zaten herhangi bir algı söz konusu değil.

Bu arada evrende farklı yoğunluklarda yaşayan başka akıllı canlıların zamanı bizim zamanımıza göre daha yavaş olabiliyor. Bizim atıyorum, 1000 yılımız onların mesela 50 yılına denk gelebiliyor.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-07-2017, 16:37
Amon yarebbi Amon yarebbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aslında demin yazacaktım ama sonra, fazla dağıtmamak için sildim. Hayvanların zaman algısı olmadığını varsayıyorum. Onlar sadece ânı yaşıyor olmalılar. Bitkiler de öyle.

Cansız varlıklar için ise zaten herhangi bir algı söz konusu değil.

Bu arada evrende farklı yoğunluklarda yaşayan başka akıllı canlıların zamanı bizim zamanımıza göre daha yavaş olabiliyor. Bizim atıyorum, 1000 yılımız onların mesela 50 yılına denk gelebiliyor.
Diğerleri için ,Yine kendiniz merkeze alarak yazmışsınız.

Neden sürekli merkezde kendinizi görüyorsunuz ki ?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-07-2017, 16:39
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Postalabd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Diğerleri için ,Yine kendiniz merkeze alarak yazmışsınız.

Neden sürekli merkezde kendinizi görüyorsunuz ki ?
Hayır, kendimizi merkezde görerek yazmadım. Merkez diye bir şey olsa bile en azından biz merkezde değiliz.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-07-2017, 16:43
Amon yarebbi Amon yarebbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayır, kendimizi merkezde görerek yazmadım. Merkez diye bir şey olsa bile en azından biz merkezde değiliz.
Madem öyle , diğerlerinin olduğu taraftan bak.

Zaman ve tanrın onlar için neden birşey ifade etmiyor , bunun cevabını ver.

Zaman ve tanrı diye insandan başka kıvranan yok.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-07-2017, 16:52
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Postalabd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Madem öyle , diğerlerinin olduğu taraftan bak.

Zaman ve tanrın onlar için neden birşey ifade etmiyor , bunun cevabını ver.

Zaman ve tanrı diye insandan başka kıvranan yok.
Başka akıllı canlılar için de zaman var, ama onların zamanı bizden farklı. Bize göre daha yavaş. Bizim birkaç yılımız, onların birkaç ayı... gibi.

Kuran ve diğer kitaplarda geçen 900 küsur yaşındaki Nuh vb kişilerin durumu bununla ilgili olabilir.

Kuran'da bir de mağarada uyuyan ve bir gün uyandığıklarında çok uzun bir zamanın geçtiğini anlayan gençlerle ilgili Kehf suresi vardır.

Buradaki gençler belirsiz bir süre uyuyup uyandıklarında ceplerindeki paranın artık geçmediğini görüp, çok uzun bir süre sonra uyanmış olduklarını anlarlar.

Tanrı olgusuna başka varlıkların yaklaşımıyla ilgili bilgi sahibi değiliz. Ancak bizden ayrı bir varlık olarak monoteist tanrı yanılgısı sanırım biz insanlara dışarıdan empoze edilmiş bir algı.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-07-2017, 16:58
Amon yarebbi Amon yarebbi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Başka akıllı canlılar için de zaman var, ama onların zamanı bizden farklı. Bize göre daha yavaş. Bizim birkaç yılımız, onların birkaç ayı... gibi.

Kuran ve diğer kitaplarda geçen 900 küsur yaşındaki Nuh vb kişilerin durumu bununla ilgili olabilir.

Kuran'da bir de mağarada uyuyan ve bir gün uyandığıklarında çok uzun bir zamanın geçtiğini anlayan gençlerle ilgili Kehf suresi vardır.

Buradaki gençler belirsiz bir süre uyuyup uyandıklarında ceplerindeki paranın artık geçmediğini görüp, çok uzun bir süre sonra uyanmış olduklarını anlarlar.

Tanrı olgusuna başka varlıkların yaklaşımıyla ilgili bilgi sahibi değiliz. Ancak bizden ayrı bir varlık olarak monoteist tanrı yanılgısı sanırım biz insanlara dışarıdan empoze edilmiş bir algı.

Bak yine aynı hatayı yapıyorsun. İnsanın ürettiği kavramları , digerlerine yükleyip BEN merkezli CEVAP üretiyorsun.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:05 .