Alman birinci kanalı ARD’de‚
"Tankların Harekete Geçtiği Gece, Erdoğan ve Başarısız Darbe Girişimi" başlığıyla bir belgesel yayımlandı.
11.07.2017/10:25. 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle Alman birinci kanalı ARD’de‚
"Tankların Harekete Geçtiği Gece, Erdoğan ve Başarısız Darbe Girişimi" başlığıyla bir belgesel yayımlandı.
Belgeselde son yıllarda Gülen cemaatini
"mağdur" olarak gösteren diğer Alman medyasının aksine, ARD’de Cemaat ile ilgili ilk kez uzmanların, siyasetçilerin, eleştirel yorumlarına yer verilerek, Fethullahçıların Türkiye’de devleti nasıl ele geçirmeye çalıştığı irdelendi.
Belgeselle ilgili ARD’nin internet sitesinde şöyle denildi:
"15 Temmuz 2016 Türkiye tarihi için bir dönüm noktasını oluşturmaktadır. 15 Temmuz’da orduda küçük bir grup darbe girişiminde bulundu. Öyle bir darbe girişimi ki, çok kısa süre içinde sona erdi. Ancak sonucu vahim. Şu ana kadar en az 50 bin kişi tutuklandı. Bunlar arasında yüzlerce asker var. Bununla da kalmayıp çok sayıda akademisyen, gazeteci, muhalefet partisinin politikacıları tutuklandı. Birçok asker Almanya’ya kaçtı ve Almanya’dan iltica talebinde bulundu."
GERÇEKTE NE OLDU?
ARD’de 15 Temmuz belgeselini hazırlayan
Oliver Mayer-Rüth,
Ahmet Şenyurt ve
Cemal Taşdan Türkiye’de konuyla ilgili uzmanların, siyasetçilerin görüşüne yer vererek, şu ana kadar Alman medyasında hakim olan
"Cemaat'in seküler bir eğitim yapılanması olduğu" iddialarını da çürütüyor. Belgeselde Cemaat'in eğitim kurumundan ziyade, aslında devleti ele geçirmek ve sızmak amacında olduğu uzmanlara sorgulatılıyor.
Yapımda CHP Milletvekili
Sezgin Tanrıkulu, İstanbul’da İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı
Emma Sinclair-Webb, emekli amiral
Türker Ertürk, emekli tümgeneral
Ahmet Yavuz, eski başbakanlardan
Mesut Yılmaz, AKP Milletvekili
Mustafa Yeneroğlu ve HDP Milletvekili
Mithat Sancar’ın görüşlerine yer veriliyor.
.jpg)
Eski Başbakan Mesut Yılmaz
Eski başbakanlardan ve Rizeli Hemşehri
Mesut Yılmaz’a göre de cemaat Türkiye’de ayrı bir devlet aygıtı kurdu ve AKP döneminde en önemli aygıtları ele geçirdi.
Belgeselde Gülen Cemaati'nin CIA ile bağlantısı olduğu bilgisinin Türk medyasında yer aldığı belirtilirken, emekli tümgeneral
Ahmet Yavuz'un
"Gülen cemaati aslında okullar açmakla, yurtlar inşa etmekle akıllı bir şey yaptı. Amaçları devletin içine sızmaktı. Ancak onların bir de iç maskesi vardı. Kemalist rejimi yıkmaktı" sözlerine yer verildi.
Cemaat'in amacının devletin bütün aygıtlarını ele geçirmek olduğunu ifade eden
Sinclair - Webb’e göre, bürokraside ve poliste güçlü bir cemaat ağı vardı.
Yine belgeselde, CHP Milletvekili
Sezgin Tanrıkulu 1980 askeri darbesinden sonra Gülen cemaatinin örgütlendiğini söyledi ve AKP döneminde en güçlü koalisyon oluşturduklarına dikkat çekti.
HDP Milletvekili
Mithat Sancar’a göre ise, Türkiye’de "kontrollü darbe" yapıldı ve AKP hükümeti başta muhalifleri yok ederek, bunu en iyi şekilde kendisine göre kullandı.
Türker Ertürk’e göre ise, AKP Fethullahçıların darbe yapacağını önceden biliyordu.
"Darbeye ve rejim değişikliğine ihtiyaçları vardı" iddiasında bulundu.
DER SPİEGEL: "ANTİ DEMOKRATLARA KARŞI ANTİ DEMOKRAT DARBE GİRİŞİMİ"
Öte yandan Alman Der Spiegel dergisinin internet sayfasında AKP ve Cemaat'in en iyi ittifak yaptıkları dönemde‚
"Gülen-Mafya Babası (Der Pater)" başlıklı habere imza atan gazeteci
Maximilian Popp‚ şimdi de
"Antidemokratlara karşı antidemokrat darbe girişimi (Antidemokrat gegen Antidemokrat)" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Popp, yazısında ARD belgeseliyle ilgili şu yorumu yaptı:
"Belgeselde uzmanlar Gülen cemaatinin sadece sivil bir inanç grubu oldukları savını çürütüyor. AKP ile koalisyon yapan Gülen cemaati detaylı bir biçimde tüm yapılanmasıyla ilgili ilk kez bir Alman medyasında ele alınıyor. Bu da nadir görülen bir şey. Belgeselde; Türkiye’de yaşayan liberal, laikler cemaatin İslamcı yönüne vurgu yapıyorlar ve onun bir cemaat olduğunu, antidemokratik ve hukuk dışı yönüne dikkat çekiyorlar. Gülen cemaati Türkiye’de yıllardan beri devletin içine sızmıştır, belli bir kurumun başında olanlar görevlerini kötüye kullanmışlardır. Erdoğan’ın onayı ile cemaate karşı olanları susturmaya çalışmışlardır. ARD belgeselinde de bugüne kadar Almanya’da yapılmayan bir şeye yer verildi. Erdoğan-Gülen koalisyonunun mağdurları, seküler politikacılar, gazeteciler, askerlerin görüşlerine yer verildi. Hatırlanacağı üzere birçok aydın, gazeteci sahte belgelerle cezaevlerine gönderilmişlerdi. Bu kesim bir taraftan Erdoğan’ın otoriter politikasını eleştirirken, diğer taraftan da Gülen cemaatini eleştirmektedirler."

ARD’nin belgeselinde; Alman İstihbarat Şefi
Bruno Kahl’ın darbe girişiminden sonra
"Gülen yapılanması dini ve seküler eğitim için biraraya gelmiş sivil bir oluşumdur. Türkiye'deki darbe girişiminden Gülen yapılanmasının sorumlu olduğundan şüpheliyim" tarzındaki görüşü de adeta çürütülmüş durumda.
Belgeselde Gülen okullarının yapılanması ve örgütlenmesi de mercek altına alınıyor.
Yapımda ayrıca cezaevinde tutuklu bulunan
Nuriye Gülmen ile Ankara Yüksel Caddesi’nde açlık grevi yaptığı sırada yapılan röportaja yer veriliyor.
Köprü üzerindeki askerler sabaha karşı silah bırakınca orda bulunan halk tarafından linç edilmek istendi. O sırada kameralara böyle bir görüntü yansıdı.
Belgesel şu sözlerle sona eriyor:
"Darbe girişimi sonrası geride travmatize ve kendini güvende hissetmeyen bir ülke bıraktı."