SelGom´isimli üyeden Alıntı
Sadece Kuran diyen müminlere karşı ne yapabilir?
|
Mevlânâ'nın 'Pergel' metaforunu çok beğenirim. Sık sık da kullanırım. Münakaşa esnâsında ileri sürülen fikirlerin doğru veya yanlışlığının test edileceği bir "sabit ayak" mutlakâ olmalı. Kur'an da ilkesellik yoktur. Konjonktüre göre üretilen stratejiler kaplamıştır kitabı baştan sona. Bunları da herkes kendi aklına göre mantıklı biçimde yorumlayabilir. Herkes kendi ölçeğinde farklı yorum yapar da o yorumdan asla vaz geçmezse münakaşada ortak bir noktaya varmak mümkün olmaz.
Bu ise "sadece Kur'an" diyenlerin uyanıklığıdır; üstünlüğü değil.
Öyle bir kitaptan bahsediyoruz ki Gaşiye: 20'ye bakarak dünyanın düz olduğunu, Zâriyat: 47'ye bakarak da uzayın genişlemekte olduğunu iddia etmek mümkündür. Kur'an da "Her şey için bir şey" söylenmiştir. Cevap noktasında sıkıntı yaşamazsınız. Ama; sıra bunların uyumuna geldiğinde sıkıntı başlar.
Misâl; Kur'an firavun kısasını anlatırken aynı şeyi bir "ileri gelenler"e söyletir, bir firavuna...
Â'raf;
108 - Elini çıkardı, ne görsünler, o, bakanlara bembeyaz parlıyordu.
109 - Firavun'un kavminden ileri gelenler, "Muhakkak bu çok bilgili bir sihirbazdır." dediler.
110 - O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. (Firavun): "O halde siz ne diyorsunuz?" dedi.
Şuara;
33 - Elini çıkardığında bakanlara bembeyaz görünüverdi
34 - Firavun, çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
35 - "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"