
17-08-2017, 11:27
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Türkçe, Kâşgarlı Mahmud bile gelse artık iflâh olmaz!
Murat Bardakçı yazmış...
BAŞBAKAN Binali Yıldırım, dün sosyal medya dilinin perişan hâlinden bahsetti, bozulmanın "çürüme" hâline geldiğini, bu yeni dilin Türkçe'den ziyade "nevzuhur bir kuş dilini andırdığını" ve buna "dur deme zamanının geldiğini" söyledi.
Binali Bey kusura bakmasın ama artık her yaş grubu arasında dal-budak salmış olan bu yeni dilin "kuş dili" ile pek bir alâkası yoktur. Kuş dili sadece bülbülden, kanaryadan yahut muhabbet kuşundan değil, ağaçkakandan yahut kargadan bile işitilse, yine de müzikaliteye sahiptir.
Ama şikâyet ettiğimiz ve ismine "Türkçe" dediğimiz lisana bakın! Kuş dili falan değil sadece takırtı, hırıltı, gürültü ve yazıya geçirildiğinde de nefes nefese bir kekeleme!
Abartmıyorum: Türkçe hâl-i hayatında, yani sağlığında, güzel ve düzgün konuşanlardan işitildiğinde son derece âhenkli bir lisan idi; hele İstanbullu, özellikle de Boğaziçili hanımların dudaklarından döküldüğünde!
Bu güzel lisanın başına sonradan nelerin musallat edildiği mâlûm: 30'lu senelerde başlayan "dil devrimi"nin tahribatı 70'lerde arttıkça arttı, vazifesi dili muhafaza etmek olan Dil Kurumu'nun tahribatta öncülüğe kalkışıp lisanın üzerine çökmesi ve kültürün de can çekişmeye başlaması üzerine Türkçe yerlerde sürünür oldu, internet bilgisi ile sosyal medya da dilin üzerine beraberce tüy diktiler!
TORBA DOLUSU ÇAKILTAŞI!
Ben "Öztürkçe" dedikleri uydurma dile daha ilk gençlik senelerimden itibaren karşı çıktım ama sebep dilde sadeleşmesinin aleyhinde olmam değil, Türkçe'nin uydurulan yeni kelimeler yüzünden âhengini kaybetmesi idi. Her dilin zamanla değişmesi, zenginleşmesi yahut fakirleşmesi, kültürün yoğun ve yaygın olduğu toplumlarda kelime sayısının artması ama nisbeten cahil kesimlerde azalması asırlar boyunca gözlenen ve kaçınılmaz sosyal bir kaide idi. "Öztürkçe" akımının Türkçe için hiç de iyi olmayacağı işin daha başından belli idi. Benim bu akımın karşısında olmamın asıl sebebi söylediğim gibi dilin fukaralaşması değil, âhenginin gitmesi, çakıltaşı dolu bir torba yere vurulduğunda çıkan seslere benzer hâl alması idi ve maalesef öyle oldu.
Bugün gençlerin konuşup yazdıkları Türkçe işte bu vaziyettedir! Sadece ifade gücünü değil, âhengini de kaybetmiştir ve kakofonik bir hırıltıyı andırmaktadır!
Ama kabahati sadece gençlere yüklemek doğru olmaz; bozuk, karmakarışık şekilde yazanlar yalnızca gençler değildir, Türkçe'yi berbad ederek kullananların başında aziz, muazzez ve muhterem basınımız gelir!
HAZRETİ İSA MİSÂLİ...
Bozulmaya örnek teşkil etmesi için yüksek tirajlı bir gazetede iki-üç gün önce okuduğum bir haberin muhteşem Türkçesini nakledeyim:
Dünyanın 113 yaşında olan en yaşlı erkeği ölmüş. Haberde "15 Eylül 1915 tarihinde Varşova'da, annesiz dünyaya gelen ve babasını I. Dünya Savaş'ında kaybeden Yisrael Kristal, 1930'lu yıllarda Naziler tarafından ailesiyle birlikte tutuklanarak Auschwitz toplama kampına götürüldü" deniyor.
Adamın dünyanın hem en yaşlı erkeği hem de bir hilkat harikası olduğunu herhalde farketmişsinizdir. Zira, Yisrael Kristal her nasıl olmuşsa olmuş ve habere göre "annesiz" dünyaya gelmiş! Sanki leylek getirmiş yahut tarladaki koskoca bir lâhananın içinde bulunmuş gibi!
Mesele işte budur; Türkçe'yi sadece gençlerimizin değil, basınımızın da böyle kullanmasıdır!
Peki, bu iş nasıl düzelir dersiniz? Boş yere ümid etmeyelim, tam olarak asla düzelmez! Zira senelerdir yaşanan tahribat öylesine büyüktür ki, Türkçe'nin eski şâşaasına tekrar kavuşması maalesef boş bir hayaldir ve değil devlet, Kâşgarlı Mahmud bile mezarından çıkıp gelse bu derdi halledemez!
Meramlarını iki-üçyüz kelime ile anlatan nesle dilden de önce "kimliklerinin" ve "âidiyetlerinin" hatırlatılması az da olsa bir işe yarar ve Türkçe'nin farkına varabilirler diyeceğim ama bunları anlatıp öğretebilmek bile artık o kadar zor ki!
Habertürk gazetesi
|

29-09-2017, 17:03
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Murat Bardakçı yine döktürmüş...
Türkçe’ye bak, süngüye davran!
TÜRK Dil Kurumu yine çalışmış, çabalamış, yabancı dillerden alıp kullandığımız bazı kelimelere Türkçe karşılıklar bulmuş, meselâ “petrol”ü “yer yağı”, “doğal gaz”ı “yer gazı” yapmış. “Store”a “sarma perde”, “SMS”e “kısa bilgi”; bir mutfak terimi yani bir çeşit doğrama biçimi olan “jülyen”e de “şerit doğrama” denmesini istiyorlar.
Hayırlı olsun, canı isteyen bunları kullansın, “Dur şu sarma perdeyi indireyim de istediğin şerit doğrama yöntemi hakkında sana kısa bilgi yollayayım” yahut “Zeytinyağı deyince aklıma geldi; yer yağının varil fiyatı yükselmiş, acaba yer gazı da etkilenir mi? Kaloriferleri fazla açmayalım” deyip anlaşılmaz ve tuhaf olsunlar!
Senelerdir kullanılan ve dile yerleşmiş olan kelimelere, meselâ “petrol”e Türkçe karşılık bulmaya çalışmak hangi akla hizmettir bilmiyorum, Türkçe karşılıklarının bulunması şart olan bazı sözler dururken “jülyen doğrama”, “stor” yahut “hyperloop” gibi az bir kesimin kullandığı ibârelere karşılık aramak herhalde vakit bolluğundandır!
Yabancı dildeki kelimeleri benimsememizin iki öncelikli sebebi vardır. O kelimenin ya Türkçe’de henüz bir karşılığı yoktur, yahut ibâre bugünkü sür’at çağına uygun şekilde kısadır. Sadece kelimelerin değil, kurulan cümlelerin bile kısaldığı bir devirde hiç kimseye tek heceli “stor” yerine dört heceli “sarma perde” dedirtemezsiniz.
BEN VAR ÇOK KUTLAMAK!
Türk Dil Kurumu’nun Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin uydurdukları, yahut kendi ifadeleri ile “önerdiği” kelimeleri Anadolu Ajansı’na anlatırken kim olduklarını söylemediği “kötü niyetlilere” veryansın eden, “üstüne yatmalı”, “yarmalı” ve de “sarmalı” bir demeç vermiş...
Dil profesörü olan Kaçalin’in söylediklerinin bazılarını kelimesine ve telâffuzuna dokunmadan aynen naklediyorum:
“...Bizim karşılıklarımızı bekliyolar nası çatarız diye, bi de bi de bekliyolar ihtiyacımızı Dil Kurumu’nun karşılığını kullanalım, vakit geçiyo, yerleşmeden yani bu iyi niyetle de bekleyenleri biliyoruz. Biz halkı da işin içine dahil ediyoruz bunu tabii şöyle de anlayabilirler yani kötü niyetliler, işte Dil Kurumu bir şey çalıştığı yok, bilmiyo da aslında konuyu, ona buna soruyo, işte onun da üstüne yatıyo. Öyle değil. Dil, yani sanat ve zekâ olarak kimin güzel kullandığını bilemezsiniz. Biz hizmet ediyoruz, teknik olarak işte ameliyat ediyoruz, yarıyoruz, sarıyoruz. Sanatkârlık ayrı bişey, dil ustalığı, zekâ kıvraklığı ayrı bişey. Onun kimde olduğunu bilemezsiniz. Çok güzel bir karşılığı ummadığınız bir kişi verebilir. Bunu bunun için yapıyoruz”.
Ne muazzam bir Türkçe ve nasıl muhteşem bir üslûp değil mi? Ben şimdi var okumak yeniden bu sözleri, sonra gitmek Kurum’a ve takdir edeceğim onları. Kahrol o kötü niyetliler! Amaç zaten değil mi hizmet? Eeee kıvrak zekâlı başka bişeydir güzel Türkçe. Ah benim çamurlara düşmüş ses şeyim, aaaaa, yani ses bayrağım!
YAYIN YAPIN, YAYIN!
Prof. Kaçalin Kurum hakkında kötü niyet taşıyanların mevcut bulunduğunu düşünmekle, yanılıyor. Bugün Kurum’a karşı peşin fikirlerle kötü niyet besleyen tek bir kişi bile herhalde yoktur, zira Türk Dil Kurumu artık ilmî bir merkez değil, mizahî bir teşekküldür! “Zapping”i “geçgeç”, “raket”i “vuraç”, “sürpriz”i “şaşırtı”, “eküri”yi “ahırdaş”, “efervesan”ı “fışırdayan” yapan; “elmek”, “yelleç”, “tutu”, “emmeç”, “tüytop”, “burgaç” ve “ası” gibisinden takırtıları ortaya atan, “izlem tasarımı paydaş çözümlemesi” gibisinden muammalar telâffuz eden bir müesseseye kızılmaz, sadece gülünür ama sonrasında esef edilir!
Senelerdir söylüyorum ve yazıyorum: Bir zamanlar gayet müzikal ve âhenkli olan, düzgün konuşulduğunda ruhlara sükûn veren Türkçe, mâlûm Kurum’un sayesinde bugün bir kakofoni yığını hâlindedir!
Dolayısı ile Türk Dil Kurumu’nun yapması gereken iş bu kelime uydurma tuhaflığından vazgeçip bir zamanlar her nasılsa neşrettikleri “Tarama” ve “Derleme” sözlükleri âyarında eserler vermek ve en önemlisi de, kuruluşlarının üzerinden geçen 85 seneden buyana yayınlamayı bir türlü beceremedikleri Etimoloji Lügati’ni artık çıkartmaktır!
http://www.haberturk.com/yazarlar/mu...sunguye-davran
|

29-09-2017, 22:12
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
Murat Bardakçı dilbilim konusunda hayli bilgisiz biridir, ayrıca kendi kişisel görüşlerini de mutlak doğrularmış gibi söylemesi doğru değil. Türkçe kökenli sözlere " takır tukur" demesi de gülünç bir " kişisel görüş"tür, bana göre de Arapça kökenli sözler " şakır şukur"  ne olacak şimdi? Murat Bey'in kulak zevkine boyun eğmek zorunda mıyız? Murat Bey, öncelikle kendi " takır tukur" soyadını değiştirebilir > Bardakçı ov! bayağı takır tukur bir öz Türkçe! Kendisine Arapça Zeccâc ( camcı, bardakçı) soyadını öneriyorum  bülbül şakıması gibi oldu bak > Murâd Zeccâc...
Ayrıca muhterem-ûl ihtirâm Zaccâc'a sormak isterim, şu Arabî kelâmât-ûl muhteşemler de " takır tukur" değiller mi?: hukuk, tahakkuk, taaşşuk, muessese, muteselsil vb.  Arab'ın yâlellisi gibi sözler...
Diğer saçma yorumlarına pek girmeyeceğim kendisinin, yalnızca birkaç bilgi verip kısa keseceğim. Öncelikle petrol sözü zaten Latince petroleum " taş yağı" türetiminden gelir < petra " taş" + oleum " yağ".
Ayrıca eski Türkçe kaynaklarda da taş yağı ya da yer yağı sözü geçer, neft " yakıt 2. pertol" ile birlikte. Yani Latince taşyağı denebilir ancak Türkçe yeryağı denemez görüşü en basit tabirle ırkçılıktır.
Türkçe sözler için " takır tukur" demek de ırkçılıktır, bu tıpkı bir siyahî için, " bu ne biçim insan böyle kapkara" demek gibidir. Her dilin kendine özgü bir tınısı vardır, bir dili tınısı üzerinden eleştirmek cehalettir. Yukarıda değindiğim gibi bu iş kulak zevkidir ayrıca, bana göre de Arapça, Farsça gibi uzun sesliler, hırıtılı h'ler içeren dillerin tınısı güzel değil, ancak bu benim "kişisel" görüşüm, kendi kişisel görüşüm üzerinden yola çıkıp, yok " Arapça sözler şakır şukur", yok " Farsça sözler dangır dundur" demem, çünkü ırkçı bir cahil değilim
|

29-09-2017, 22:19
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Ang, bu konuda Bardakçı haklı. Keşke dil kurumunun başında sen olsaydın da daha güzel kelimeler bulsaydın, ama dil kurumunun bulduğu kelimelerin çoğu berbat.
Halkımızın buldukları bile daha iyi. Dolmuş, gecekondu, indi bindi...
Ama dil kurumunun dilden anladığı da yok, dil sevgisi de. Bardakçı'ya katılıyorum..
|

29-09-2017, 22:24
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2017
Mesajlar: 135
|
|
Sevgili ang,
Ne yazık ki Kemalizmin en büyük hatalarından birisi, Osmanlıcanın o üstün Fars ve Arabi kültürünün etkilerini taşıyan zengin dil ve edebiyatının; harf devrimi, Türkçeleştirme ve sadeleştirme politikaları adı altında tahrifidir. O üstün Arap ve Fars kültüründen kopuş, dilin entelektüel hayattaki kullanımını ve değerinide düşürmüştür.
Abdülhamid zamanında Arapça'nın resmi dil yapılması kendisi tarafından düşünülmüştür ki bu yapılsaydı Arap kardeşlerimizle rabıtanın daha kuvvetlenmesi hasebiyle belkide 1. Dünya Savaşında ki Arap isyanı yaşanmayacak, imparatorluk parçalanmayacaktır. Fakat ne yazık ki bu yapılmadığı gibi Enver'in Türkçü-şoven politikaları sebebi ile yiğit Arap halkının Osmanlı'ya olan güveni azalmış ve 1.Dünya Savaşı sırasında o meşhur Arap isyanları patlak vermiştir.
Bu sebeple bu tarihsel hatalardan ders alarak, kullandığımız dili öz-Türkçeleştirme faaliyetleri türü beyhude çabaların içine girmemeliyiz.
|

29-09-2017, 22:32
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
Nero´isimli üyeden Alıntı
Ang, bu konuda Bardakçı haklı. Keşke dil kurumunun başında sen olsaydın da daha güzel kelimeler bulsaydın, ama dil kurumunun bulduğu kelimelerin çoğu berbat.
Halkımızın buldukları bile daha iyi. Dolmuş, gecekondu, indi bindi...
Ama dil kurumunun dilden anladığı da yok, dil sevgisi de. Bardakçı'ya katılıyorum..
|
Türk Dil Kurumu'nu savunuyor değilim, bence de Türkçenin ilk kurtulması gereken şeydir Türk Dil Kurumu  TDK bir yabancı söze karşılı önerdi ve önerilen karşılık kötü diye iş orada bitecek demek değil ki, bunu demek istiyorum. Ayrıca eski Türkçe kaynaklarda yeryağı sözü geçmektedir, yeni bir kelime değil. Yeni olsa da sorun değil ayrıca, Latince taşyağı denebiliyorsa Türkçe yeryağı da denebilir, bence sorun yok.
Bardakçı'dan alıntı
|
...Türk Dil Kurumu artık ilmî bir merkez değil, mizahî bir teşekküldür! "Zapping"i "geçgeç", "raket"i "vuraç", "sürpriz"i "şaşırtı", "eküri"yi "ahırdaş", "efervesan"ı "fışırdayan" yapan; "elmek", "yelleç", "tutu", "emmeç", "tüytop", "burgaç" ve "ası" gibisinden takırtıları ortaya atan, "izlem tasarımı paydaş çözümlemesi" gibisinden muammalar telâffuz eden bir müesseseye kızılmaz, sadece gülünür...
|
Zaping için " geçgeç" demek elbette gülünç, ben de beğenmedim bu öneriyi, ancak burada şunu bilmek gerek ki zap sözü İngilizce bir argodur, zaten matah bir sözcük değil. Raket, İtalyanca rachetta'dan geliyor, kökeni Arapça râkha " aya" demek, İtalyanlar sonuna küçültme eki takmış nedense ki raket el ayasından daha büyük  saçma sapan bir türetim bence raket. Ha, raket için Türkçe bir karşılık bulunmalı mı, bulunursa ne demeli orası ayrı bir konu, ancak TDK çıktı buna vuraç dedi ve bizler de bunu beğenmedik diye Türkçeye adeta düşmanlık eder gibi yüklenmek yanlıştır, onu diyorum. Diğer örneklere tek tek değinmeyeceğim, hepsi kötü öneriler, adeta insanlar kullanmasınlar, hatta Türkçe ile alay edilsin diye türetilmiş gibiler, doğru. Ancak tüm bunlar şahsen ben ve benim gibi düşünen Türkçe yanlılarını yıldıramaz  ayrıca tutu " ipotek" sözü de eski Anadolu Türkçesinde kaynaklarda geçer, Bardakçı'nın haberi olmasa da.
|

29-09-2017, 22:39
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
ang´isimli üyeden Alıntı
Türk Dil Kurumu'nu savunuyor değilim, bence de Türkçenin ilk kurtulması gereken şeydir Türk Dil Kurumu  TDK bir yabancı söze karşılı önerdi ve önerilen karşılık kötü diye iş orada bitecek demek değil ki, bunu demek istiyorum. Ayrıca eski Türkçe kaynaklarda yeryağı sözü geçmektedir, yeni bir kelime değil. Yeni olsa da sorun değil ayrıca, Latince taşyağı denebiliyorsa Türkçe yeryağı da denebilir, bence sorun yok.
Bardakçı'dan alıntı
Zaping için " geçgeç" demek elbette gülünç, ben de beğenmedim bu öneriyi, ancak burada şunu bilmek gerek ki zap sözü İngilizce bir argodur, zaten matah bir sözcük değil. Raket, İtalyanca rachetta'dan geliyor, kökeni Arapça râkha " aya" demek, İtalyanlar sonuna küçültme eki takmış nedense ki raket el ayasından daha büyük  saçma sapan bir türetim bence raket. Ha, raket için Türkçe bir karşılık bulunmalı mı, bulunursa ne demeli orası ayrı bir konu, ancak TDK çıktı buna vuraç dedi ve bizler de bunu beğenmedik diye Türkçeye adeta düşmanlık eder gibi yüklenmek yanlıştır, onu diyorum. Diğer örneklere tek tek değinmeyeceğim, hepsi kötü öneriler, adeta insanlar kullanmasınlar, hatta Türkçe ile alay edilsin diye türetilmiş gibiler, doğru. Ancak tüm bunlar şahsen ben ve benim gibi düşünen Türkçe yanlılarını yıldıramaz  ayrıca tutu " ipotek" sözü de eski Anadolu Türkçesinde kaynaklarda geçer, Bardakçı'nın haberi olmasa da.
|
Bu kelimelere türkçe karşılık bulmaya, türetmeye gerek yok. Bunlar zaten dilimize girmiş, dilimizle uyumlanmış kelimeler. Türkçeleşmiş yani.
Öte yandan dilimize sürekli dışardan yeni kelime giriyor. Bu da doğal. Ama kötü olan, bu kelimeler artık kendi sesleriyle, kendi kurallarıyla, yazılış ve okunuşlariyla giriyor. Bu kotü.
Zapping dilimize yerleşti. Zamanında kullanıma sunulsaydı gecgec de tutardi ve sorun olmazdı. Ama zapping tuttuktan sonra piyasaya sürülmesi komik oluyor.
|

29-09-2017, 22:46
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
Karaiskakis´isimli üyeden Alıntı
Sevgili ang,
Ne yazık ki Kemalizmin en büyük hatalarından birisi, Osmanlıcanın o üstün Fars ve Arabi kültürünün etkilerini taşıyan zengin dil ve edebiyatının; harf devrimi, Türkçeleştirme ve sadeleştirme politikaları adı altında tahrifidir. O üstün Arap ve Fars kültüründen kopuş, dilin entelektüel hayattaki kullanımını ve değerinide düşürmüştür.
Abdülhamid zamanında Arapça'nın resmi dil yapılması kendisi tarafından düşünülmüştür ki bu yapılsaydı Arap kardeşlerimizle rabıtanın daha kuvvetlenmesi hasebiyle belkide 1. Dünya Savaşında ki Arap isyanı yaşanmayacak, imparatorluk parçalanmayacaktır. Fakat ne yazık ki bu yapılmadığı gibi Enver'in Türkçü-şoven politikaları sebebi ile yiğit Arap halkının Osmanlı'ya olan güveni azalmış ve 1.Dünya Savaşı sırasında o meşhur Arap isyanları patlak vermiştir.
Bu sebeple bu tarihsel hatalardan ders alarak, kullandığımız dili öz-Türkçeleştirme faaliyetleri türü beyhude çabaların içine girmemeliyiz.
|
Türkçeyi savunmanın Kemalizm'le bir ilgisi yok. Türkçeyi ve Türk kimliğini savunmayı Kemalizm'le eş tutmaya çalışmak yanılgıdır, saptırmadır. Türk olmak = Araplaşmak demek değildir, hiçbir Türk ne Müslüman olmak zorundadır ne de Araplaşmak.
Arap alfabesi Türkçenin yazımı için yetersiz ve eksik bir alfabedir, Türk adı dahi trk biçiminde yazılırdı. Arap alfabesinde 3 sesli varken ve yazım sırasında sesliler kullanılmazken Türkçede 8 ( aslında kapalı-açık e ile 9) sesli vardır ayrıca yazım sırasında tüm seslilerin belirtilmesi gerekir.
Arap alfabesi kullanmakla birlik beraberlik olmuyor, bugün bütün Arap dünyası doğal olarak Arap alfabesi kullanıyor da ne oluyor? Birlik hâlindeler mi? Dost olan 2 Arap devlet bile yok. Ayrıca Şii İran da Arap alfabesi kullanıyor, Araplarla araları çok mu iyi?
Bunlar boş İslamcı palavralar.
|

29-09-2017, 22:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
Bir de şu konuya değinmek isterim. Kullanımdan düşmüş ve artık pek bilinmeyen eski Arapça, Farsça kökenli sözler için ah vah edenler, nedense aynı durumdaki Türkçe sözler için aynı ah vah'ı etmemekteler, neden? Çünkü bu konuda açık bir Türkçe karşıtlığı yapılıyor.
Kullanımdan düşen sözler, dilin zaman içinde değişmesinden dolayı kullanımdan düşüyorlar, kasıtlı bir kullanmamazlık durumu yok yani. Tam aksine, asıl Osmanlılar kasıtlı olarak pek Türkçe söz kullanmazlardı. Çoğu sözcüğü sırf Türkçe olduğu için kullanmazlardı. Söz gelimi ilk olarak, gemi yapılan yerlere gemilik dendi, bugünkü Gemlik adı oradan gelir. Peki ne oldu da gemilik tershâne ile değiştirildi? Değiştirdin de ne oldu? Bu yeni söz dile ne kattı? Hiçbir şey, sırf Türkçe diye kasıtlı olarak değiştirildi.
Türk adını dahi trk diye yazan adamların yapmalarına şaşırılmayacak bir şey.
|

29-09-2017, 23:03
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2017
Mesajlar: 135
|
|
ang´isimli üyeden Alıntı
Türkçeyi savunmanın Kemalizm'le bir ilgisi yok. Türkçeyi ve Türk kimliğini savunmayı Kemalizm'le eş tutmaya çalışmak yanılgıdır, saptırmadır. Türk olmak = Araplaşmak demek değildir, hiçbir Türk ne Müslüman olmak zorundadır ne de Araplaşmak.
|
Türklerin, Selçuklu ve Osmanlı gibi yerleşik ve uygar medeniyetler kurmaları, İslam ve onun vasıtası ile aldıkları Arap kültürü vasıtası ile mümkün olmuştur. Dolayısıyla bu keskin Arap ve İslam düşmanı söylemlerini anlamakta zorluk çekiyorum doğrusu. Halbuki bu sebeple Araplara minnettar olman gerekirdi.
|
Arap alfabesi Türkçenin yazımı için yetersiz ve eksik bir alfabedir, Türk adı dahi trk biçiminde yazılırdı. Arap alfabesinde 3 sesli varken ve yazım sırasında sesliler kullanılmazken Türkçede 8 (aslında kapalı-açık e ile 9) sesli vardır ayrıca yazım sırasında tüm seslilerin belirtilmesi gerekir.
|
Benzer sorunlar İngilizce' de de vardır. Latin harfleri bütün yönü ile İngiliz dilini karşılayamıyor. Fakat bu İngilizlerin gelişimi yönünde bir engel teşkil etmemiştir. Dolayısıyla bu argümanın bir inandırıcılığı bulunmamaktadır. Ayrıca Arap kültürü, tarih boyunca ortaya koyduğu edebi eserler ile oldukça gelişkin bir medeniyete tekabül eder. Arap harflerinin kullanımı vasıtası Arapça'yı daha kolay bir şekilde öğrenerek bunlara daha kolay bir şekilde ulaşabilirdik. Bu da entelektüel yaşamımızı büyük ölçüde geliştirebilirdi. Fakat ne yazık ki Kemalist harf devrimi, bizi bu olanaklardan yoksun kılmıştır.
|
Arap alfabesi kullanmakla birlik beraberlik olmuyor, bugün bütün Arap dünyası doğal olarak Arap alfabesi kullanıyor da ne oluyor? Birlik hâlindeler mi? Dost olan 2 Arap devlet bile yok. Ayrıca Şii İran da Arap alfabesi kullanıyor, Araplarla araları çok mu iyi?
|
Olsun. Eğer Arap dünyası iki kampa bölündüyse bizde o iki kamptan birinde yer alırdık. Hangisi olduğu fark etmez. Önemli olan üstün Arap uygarlığının bir parçası olabilmektir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:42 .
|