Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi > Etimoloji

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 03-11-2017, 11:53
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart Türkçe karşıtlarının savlarına yanıtlar

Bu başlık altında, genellikle İslamcı, kimileyin Batıcı, Kürtçü ve Solcuların, özetle Türkçe/Türklük karşıtı kesimlerin türlü asılsız iddialarına, çarpıtmalarına yanıtlar vereceğim.

Geçenlerde facebook'da düşgeldiğim, büyük olasılıkla bir İslamcı tarafından hazırlanmış şu paylaşımla başlamak isterim



Bu paylaşımda, bilinçli olarak, ikincil, üçüncül anlamları arasında "neden"in de olduğu sözler seçilmiş, arka arkaya dizilmiş ki sözüm ona Türkçesi "neden neden neden" olsun diye Hayret, başlıkta Lisân-u Köhne, Lisân-u Cedîd dememişler, Eski Dil, Yeni Dil demişler, Konfüçyüs'ün dediği gibi "Lisân-u Köhne"yi bozmuşlar...

Öncelikle bu Arapça sözlerin anlamlarına bakalım, hangi köklerden nasıl türetilmişler.

sâik "güden, güdücü 2. süren, sürücü" < sâka "gütmek" (sevk "gütme 2. sürme")

âmil "eden, işleyen 2. işçi" < amala "etmek 2. işlemek" (amele "işçiler, âmil'in çoğulu", amel "iş, ediş, eylem")

illet "bozulma, sapma 2. hastalık" < 'alla "sapmak 2. bozulmak"

müessir "iz bırakan" < asara "iz bırakmak" (eser "iz" > "lekeden eser kalmadı" = "lekeden iz kalmadı")

sebep "ip 2. urgan 3. yol, rota"

Görüldüğü gibi bu Arapça sözlerin hiçbiri aslında "neden" anlamına gelmeyip, farklı köklerden türetilmişler, "neden" anlamı hep ikincil ya da üçüncül...

Ayrıca bu Arapça sözler için Türkçede yalnızca neden kullanılmaz, sâik için felsefe ile toplumbilimde güdü kullanılır, âmil için etmen kullanılır, illet için bozukluk, bu sözün 1900'lerin sonunda türetilen illiyet biçimi içinse bağ yerine göre nedensellik kullanılır, müessir için etkili yerine göre etken, sebep içinse neden kullanılabileceği gibi yerine göre gerekçe de kullanılmaktadır.

Şimdi gelin, akıllarınca arka arkaya "neden neden neden" sözlerini dizebilmek için bilinçlice oluşturulmuş bu gülünç cümlenin Türkçesine bakalım: "Bu işin güdüsünü, etmenini, bağını, bir etkene bağlayamamamın gerekçesi nedir?". Tuhaf bir cümle değil mi? Tuhaf çünkü bilerek bu biçimde oluşturulmuş, Arapça lakırdıları nasıl olsa anlayan yok diye arka arkaya diz gitsin, aynı cümleyi İngilizceye çevirip de bakabilirsiniz, nasıl bir saçmalık olduğunu daha iyi anlarsınız...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-11-2017, 12:05
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Örnek biraz karikatürize bir kurgu olmuş. Ama daha düzgün örnekler de verilebilir. Mesela bizim biraz önceki link ve bağlantı muhabbetimizi ele alalım.

"Ahmet ile Mehmet arasındaki bağlantıyı, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak görebilirsiniz."

Bu hiç de karikatürize bir örnek değil. Böyle bir cümle kurmak gerekebilir. Sen link yerine bağlantıyı yeğliyorsun. O zaman yukarıdaki gibi bir cümleye râzısın demektir.

Kısacası "neden, neden, neden" örneği karikatürize bir örnek ama, özünde haklı.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-11-2017, 12:27
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart

İslamcılar ile Batıcılar, Türkçede bir sözün birden çok anlamı olduğunda bu durumu "Türkçenin kıt bir dil" oluşuna bağlarlarken, aynı durum Arapça ya da bir başka dilde olduğunda ise aynı durumu ilgili dilin "zenginliğine" bağlarlar.

Söz gelimi, dilimizdeki Arapça kökenli sözlerden biri olan dâire hem "değirme, çember, halka", hem de "apartman katı, İng. flat" anlamında kullanılır, ancak hiçbir İslamcı ve Batıcı bu durumu dilde bir "kıtlık" olarak görmez nedense. Bir diğer örnek Fransızcadan aldığımız döviz sözcüğü hem "yabancı para", hem de "üzerine yazı yazılmış bez veya karton" anlamında kullanılır, ancak bu durum da dilde bir "kıtlık" olarak görülmez ilgili kesimlerce. "Yeni bir dâire aldım" diyen birine, "Hayırlı olsun, demek ki yeni bir halka aldın" denmez , ya da "Göstericiler ellerinde döviz ve pankartlarla yürüdüler" dendiğinde, "Vay göstericiler vay, demek ellerinde Avrolarla, Dolarlarla yürüdüler" denmez İslamcılar ve Batıcılar nedense bu gibi örneklere hiç değinmezler. Sinema deyince örneğin, hem gidilen yer'in adıdır, hem izlenen şey'in adıdır, hem de ilgili sanat dalının adı'dır, ancak tüm bunlar da dilde bir "kıtlık" olarak görülmez. Oysa biz Türkçe savunucuları tüm bunlara ayrı ayrı Türkçe karşılıklar öneririz, örnek olsun diye yazıyorum *gösterimevi "sinema", görüldüğü gibi bu gidilen yer'in adı olur, sanat dalına da söz gelimi *izleti denebilir....

Bir de şöyle bir sorun var, bu tür kişiler, Türkçeyi kendi bildiklerinden ibâret sanıyorlar, bu tıpkı bir denizden gidip bir kova su alıp, "İşte denizdeki su bu kadardır" demek gibidir. Ayrıca algıda seçicilik örnekleri de yapıyorlar, örneğin "Falanca dilde x kavramı için 3 sözcük varken Türkçede hepsi için 1 sözcük var" demek gibi. Oysa onların 1 sözcük sandığının dışında da bir sürü sözcük olabiliyor, eski Tükçede ya da halk dilinde. Ya da diğer dillerde tersi bir durum olduğunda ise o konuya hiç girmiyorlar bile, en basiti Türkçede sen ile siz iki ayrı zamirken İngilizcede ikisi de you'dur ancak hiçbir Batıcı buna değinmez. Türkçede masa eski'dir, adam yaşlı'dır, İngilizcede ikisi de old'dur, Batıcılar bu konuya da hiç girmezler mesela

Türkçede günlük, güncül > güncel, gündelik üç ayrı sözcük iken, Arapçada hepsi yewmî'dir örneğin, ancak hiçbir Arapçı bu konuya değinmez, değinemez. Söz gelimi Türkçede un konan yere un-luk, un içeren şeye un-lu, una ilişkin şeye de un-cul, denir, tümü için üç ayrı ek kullanılır, Arapçada hepsi için bir tek ek vardır > /-î/ eki, tümüne tahinî denir...

Yani, bu gibi cımbızla seçilmiş örnekleri yalnızca Türkçenin aleyhine kullanmak ve algıda seçicilik yapmak bilinçli bir saptırmadır, istenen her dili "kıtmış gibi" gösterebilecek örnekler aranırsa bulunabilir.

Bu konudan sürdüreceğim, iletiyi fazla uzatmayalım.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-11-2017, 12:36
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Örnek biraz karikatürize bir kurgu olmuş. Ama daha düzgün örnekler de verilebilir. Mesela bizim biraz önceki link ve bağlantı muhabbetimizi ele alalım.

"Ahmet ile Mehmet arasındaki bağlantıyı, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak görebilirsiniz."

Bu hiç de karikatürize bir örnek değil. Böyle bir cümle kurmak gerekebilir. Sen link yerine bağlantıyı yeğliyorsun. O zaman yukarıdaki gibi bir cümleye râzısın demektir.

Kısacası "neden, neden, neden" örneği karikatürize bir örnek ama, özünde haklı.
Verdiğin örnek, Türkçe söz dağarcığını iyi kullanmama olarak da değerlendirilebilir, aynı cümle: "Ahmet ile Mehmet arasındaki ilintiyi, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak görebilirsiniz" biçiminde de kurulabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-11-2017, 12:41
manas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
manas manas isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2017
Mesajlar: 461
Standart

Türk dilini küçümseyenler başkası değil yine türkler.. nedeni çok belli : dini mesele! islamın dili arapça diye türkçeye saldırırlar. özellikle de hiç sevmedikleri cumhuriyetle birlikte dil devrimi tuz biber ekti. sanki önceden türkçe diye bir dil yoktu da cumhuriyetle icat edilmiş gibi karşı çıktılar. elbette ki dilimize girmiş ve yerleşmiş ister arapça ister farsça ister latince kelimeleri yok sayamayız, ne varsa söküp atalım diyemez ama zamanla unutulmuş ve sonradan dilimize sokulmuş öz türkçe kelimelere de ve öz türkçenin kendisine de düşman olmak ta neyin nesidir anlamak güç.

***Tanrı mineral de uyudu, bitki de düş kurdu, hayvanda uyandı, insan da kendini buldu ***
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03-11-2017, 12:54
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Sn Ang

Konfüçyüs devletten değil miletten bahis etmiş ! Eklenti resim devlet diyor.

Şayet bir milleti yok etmek istiyorsan dilini yok edersin demen gerekirdi.Yapılmayan işlerde değil.

Birtek Türk için değil , her millet için geçerlidir bu durum. Türk için Örnek verdiğin durum Kürt içinde geçerli oluyor.

Zaten mesajda ki , "ülkeyi "diyerek başlanmasının nedeni , kürtlerin ülkesi mi var savunmasına açık kapı bırakmak için Konfüçyüsün millet kelimesinin yerine " ülke " olarak kasıtlı olarak değişiklik yapılmış.

Solcular , batıcılar , araplar filan diyerekde ayıp etmişsiniz.

Bende bir Türküm ancak bu durum bana artı bir değer katmıyor. Artı değerim olmasını istiyorsam ? Başka milletlerin yok olmaması için dillerini bir Türk olarak korumam gerekir.

Örneğin , Kürt, Çerkez, Ermeni , Gürcü,Zaza v.b gibi .
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-11-2017, 13:08
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

ang´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Verdiğin örnek, Türkçe söz dağarcığını iyi kullanmama olarak da değerlendirilebilir, aynı cümle: "Ahmet ile Mehmet arasındaki ilintiyi, aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak görebilirsiniz" biçiminde de kurulabilir.

İlinti bağlantıyı pek karşılamiyor. Üstelik böyle bir kelime yaygın degil.

Link var işte. Herkes anlıyor. Neden ilinti olsun? Neden ileride yine anlam değişimine uğrayacak bir kelime daha sürelim ki piyasaya? Iletişim gibi... haberleşme karşıliğı önerildi, ama çoğu zaman irtibat anlamını aldı.

Diğer mesajında daire sadece bizde, türkçede apartman dairesi anlamına kullanılıyor. Sinema da öyle. İngilizcede sinema sadece binanın adı. Sinema filmi için movie denir. Sinemayı ikisi için de kullanan biz Türk'leriz.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-11-2017, 13:21
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart

Sıklıkla yakınılan bir durumda şu: "300 kelimelik bir dil kullanıyoruz". Doğrudur, ancak günlük dil dünyanın her yerinde 200-300 kelimeyi geçmez zaten, bu yalnızca Türkçeye özgü bir durum değil. Japonya'daki fırıncı Yamato da günde 200 kelimeyle yaşar, Fransa'daki taksici Jerom da ancak bizdeki fark şu, Japonya'da, Fransa'da yayımlanan gazetelerde, dergilerde, tv yayınlarında, radyo yayınlarında, kitaplarda vb. kullanılan dilde, işlenen konunun derinliğine göre kullanılan kelime sayısı 1000'lere, 2000'lere çıkar. Yamato ve Jerom, bunları okurken bilmedikleri sözcüklere mutlaka denk gelirler ve açıp "sözlüğe bakarlar", bunu birkaç kez yaptıklarında ilgili sözcükleri "öğrenmiş" olurlar. Yine günlük yaşamlarında o sözcükleri kullanmazlar ancak artık bilirler. Bizde ise bir fırıncı ya da taksici şu görüştedir: "Ben zaten Türk'üm neden sözlüğe bakayım ki?". Evet, Türkçe sözlükler zaten Çinliler ve Finliler için basılıyor

Bizdeki zihniyet işte budur ve bizde yayınlarda da halkın diliyle yayın yapılmakta, yani halkı yukarı çekecekleri yerde halkın bilgi düzeyine inen dille yayın yapılıyor ve böylece bizdeki basın-yayında da 300 kelimelik bir dil oluşuyor, yani bu durum Türkçeden değil, Türkçeyi kullananların bilgisizliğinden ve umursamazlığından kaynaklanan bir durum.

Çok basit birkaç örnek vereceğim. Söz gelimi Türkçede, yani Türkçenin mantığında, yapısında saç kesilmez. Kesmek fiili, ekmek, elma, tahta vb. katı ya da görece katı nesneler için kullanılır. Saç, kıl, tüy, yün gibi şeyler Türkçede kırkılır. Sakal ise yülünür, hatta halk ağızlarında ustura'ya yülgü denir. Saçlarını kazıtmış, ya da sakallarını iyice sinekkaydı yapmış kişilere de yülük denir. Ot, dal vb. şeyle ise biçilir. Daha bunlar gibi nice ayrıntılı fiil vardır, dilmek, ormak (orak buradan gelir), yarmak, kırpmak (kağıt vb.), yırmak, deşmek vb. Ancak Türkçeyi kendi bildiğinden ibâret sanan kalabalık kitle bunca nüansa iye fiil dururken, hepsi için kesmek diyor, ekmeği de kesiyor, saçı da, otu da, kağıdı da. Burada kıtlık Türkçede mi sizce yoksa Türkçeyi kullananların bilgisinde mi?

Ayrıca nice unuttuğumuz (bir biçimde bizlere unutturulmuş olan) fiillerimiz, sözlerimiz de var. Bir örnek de buna vereyim. Örneğin bugün yalnızca dönmek fiilini kullanıyoruz, her şey dönüyor... Söz gelimi dünya kendi ekseni etrafında dönüyor, güneşin etrafında da dönüyor oysa bu iki eylemin aynı olmadığı âşikâr...

Halbuki, Türkçenin mantığına ve yapısına göre dünya kendi ekseni etrafında evrilir/eğrilir ya da değirir, güneşin etrafında ise dolanır ya da yörenir (yöre, yörünge gibi sözler de buradan gelir). Halk ağızlarında örneğin eğrim "su döngüsü, girdâb" demektir ki Farsça gird "dönen", âb "su" demektir zaten. Yine meselâ yün eğirilir, bu işte kullanılan aygıta da eğirmeç denir. Yani, bir eksen/mil/dingil etrafında ya da kendi ekseninde yapılan eyleme eğirmek/eğrilmek denir.

Bir şeyin çevresinde yapılan eyleme: dolanmak, yörenmek, aylanmak denir, aylak meselâ ayla- "çevresinde dönmek 2. boşa dolaşmak" fiilinden kalma bir sözdür. Hatta bu fiil bizlere eski Türklerin, ay'ın dünyanın çevresinde yörendiğini/aylandığını bildiklerini de gösterir, çünkü ayla- fiilinin kökü ay'dır.

Yine bir mil/dingil etrafında, sabit olan dönüşe değirmek denir, ki değirmen buradan gelir. Teger > teker sözü de.

Örneğin, belli bir istikâmette ilerleyip, o güzergâhı bozmadan yapılan geri gelişe de kaytmak denir. Meselâ Azerbaycancada sıkça kullanılır, "Türkiye'ye géden İlham Aliyev yurdumuza qayttı". Çünkü aynı hat üzerinden gider gelir. Dönmek, daha çok "u" biçimi yaparak geri gitmek demektir, yani söz gelimi İstanbul'dan kalkan bir uçak batıya doğru gitse ve yurda dönse İstanbul'a değil Çanakkale ya da aldığı ivmeye göre Ukrayna'ya, olmadı Muğla'ya falan "döner", İstanbul'dan kalkan uçak aynı hattı izleyerek geri geliyorsa dönmez, kayıtır... Ya da ettirgen biçimiyle kaytarır (işten kaytarmak, işe gitmeden aynı yoldan geri gitmek demektir).

Bir diğer geri gelme bildiren fiil de yan- fiilidir, yankı, yansıma vb. buradan gelir.

Daha nice fiilimiz var, evirmek, çevirmek, yuvmak... Şimdi bunca fiil varken her yerde dönmek, döndürmek demek Türkçenin kıtlığı mıdır, yoksa Türkçeyi kullananların bilgi kıtlığı mıdır? İngilizce kullanırken yerine göre spin, yerine göre rotate, yerine göre turn diyen adam Türkçe kullanırken hepsi için dön diyor, neden? Çünkü Türkçelerini bilmiyor. Değirme fiilini duymamış ki adam, sadece değirmen'i biliyor onun da kökeninden haberi yok, yörenmek nedir haberi yok, "ecdâdımızın dili" deyince aklına yalnızca 1800'lerin sonu, 1900'lerin başındaki, o Türkçe demeye bin şahit gerektirecek karman çorman dil geliyor, 1400'ler, 1500'lerdeki yörenme'li, değürme'li dili beğenmiyor, çünkü fazla Türkçeli, bu nedenle "yok" sayıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-11-2017, 13:29
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

ang,

Mesele bir dilin kıt olması değil, o dili kullanan insanların üretken olmamasıdır. Anadolu insanı, yağmacı işgallerinden sonraki tarihi boyunca pek üretken olmadı. Bir şey üretmezseniz ona isim de aramanız gerekmez. Bir şey yazmazsanız, bir durumu-duyguyu-olguyu anlatacak kelime üretmeniz de gerekmez. Yazılı bir şey olmayınca okuyacak bir şey de, okuyucu da olmaz. Böylece dil de gelişmez. Gelişmediği gibi gittikçe bozulur, olan kelimelerin yerini üretenlerin dilindeki kelimeler doldurur.

Anadolu'da da, Türki Cumhuriyetlerde de durum böyle. Dil gelişsin isteniyorsa, önce bilimi-hukuku geliştireceksiniz, insanlar bedavacılığı bırakıp üretmek zorunda kalacaklar, üretmeyi öğrenecekler, üretmek için okumak-yazmak zorunda kalacaklar, işte bundan sonra dil gelişir. Halk arasında kullanılacağı için kalıcı da olur. TDK'nın veya sizin yaptığınız gibi ısmarlama kelime üretmekle olmaz, ve olmadı.

Türkçe kıt değil, Türkçe konuşan insanlar kıt.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03-11-2017, 13:39
ang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ang ang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
Standart

Sn Ang

Konfüçyüs devletten değil miletten bahis etmiş ! Eklenti resim devlet diyor.

Şayet bir milleti yok etmek istiyorsan dilini yok edersin demen gerekirdi.Yapılmayan işlerde değil.

Birtek Türk için değil , her millet için geçerlidir bu durum. Türk için Örnek verdiğin durum Kürt içinde geçerli oluyor.

Zaten mesajda ki , "ülkeyi "diyerek başlanmasının nedeni , kürtlerin ülkesi mi var savunmasına açık kapı bırakmak için Konfüçyüsün millet kelimesinin yerine " ülke " olarak kasıtlı olarak değişiklik yapılmış.

Solcular , batıcılar , araplar filan diyerekde ayıp etmişsiniz.

Bende bir Türküm ancak bu durum bana artı bir değer katmıyor. Artı değerim olmasını istiyorsam ? Başka milletlerin yok olmaması için dillerini bir Türk olarak korumam gerekir.

Örneğin , Kürt, Çerkez, Ermeni , Gürcü,Zaza v.b gibi .
Paylaşımı hazırlayan kişi muhtemelen İslamcı-Arapçı kitleden biri, çarpıtma ve saptırma bu kesimin tek sermâyesidir, bu nedenle dediğiniz gibi "halk"ı, "ülke" yapmış olabilir, doğrudur.

Solcular, Batıcılar, Araplar demedim, Arapçılar dedim, gerçek Araplarla bir derdim yok, bizdeki Arapçıları kast ediyorum.

Türk olmak bir kişiye artı bir değer katmaz, aynı görüşteyim, eksi bir değer de katmaz. Etnik kimliği ne olursa olsun tüm insanlar eşittir, yazdıklarımda buna aykırı bir görüş sunmadım. Elbette Türkiye yurttaşı olan Gürcü, Kürt, Zaza, Ermeni vb. tüm halkların dilleri korunmalıdır, ancak daha kendi dilini korumayan bir milletten böyle bir şey beklemek boştur.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:29 .